İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/650 E. 2019/1069 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/650
- Karar No
- 2019/1069
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR ESAS NO : 2019/650 Esas KARAR NO : 2019/1069 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - Organize Sanayi Bölgesi Sarı Cad. No: 13 Nilüfer/BURSA VEKİLİ : Av. ... - Uluyol Kıbrıs Şehitleri Cad. No:20 Orhan Plaza K:2-3-4-5 16220 Osmangazi/BURSA DAVALI : ... - Çalı Sanayi Bölgesi 9.Sk. No:1/B Nilüfer/BURSA VEKİLİ : Av. ... - Demirtaşpaşa Mah. İnönü Cd. No:125 K:4 D:8 Osmangazi/BURSA DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/04/2015 KARAR TARİHİ : 07/10/2019 Eldeki davada mahkememizde yapılan yargılama sonucunda verilen 28/03/2016 tarih ve 2015/530 - 2016/296 E/K sayılı karar temyiz edilmiş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4747 esas 2018/756 karar numarasıyla bozularak mahkememizin 2019/650 esas sırasına kaydı yapılmış ve Yargıtay kararına uyularak muhakemeye devam edilmiştir. Bu muhakeme esnasında; DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili 21/04/2015 kayıt tarihli dava dilekçesinde; Taraflar arasında 24/07/2014 tarihli 9 adet, 21/08/2014 tarihli 2 adet, 15/09/2014 tarihli 1 adet, 01/12/2014 tarihli 2 adet '' Kalıp ve aparat imalat sözleşmesi'' yapıldığını, davalıya 142.122,00 TL peşin ödeme yapıldığını, davalının kalıpları zamanında ve sözleşmeye uygun yerine getirmediğinden; sözleşme gereğince davalının cezai şart ödemesi gerektiğinden; 10.000,00 TL cezai şart ile aynı kalıpların 3.kişilere daha yüksek fiyatlarla yaptırmak zorunda kalındığından; 40.000,00 TL fiyat farkı olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin 23/03/2015 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı Vekili 21/05/2015 tarihli cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözlemelerin sona ermesine 2 ay gibi uzun bir süre olduğu halde davalının müvekkili şirkete gelerek müvekkilinin kalıplarının üretimde kullandığı üretim malzemelerini geri aldığını, davacının elinde teminat senedi olduğu için müvekkilinin kalıp üretim aparatlarını ve kalıpları iade etmek zorunda kaldığını ve davacının; sözleşmeleri fiilen sona erdirdiğini, bu nedenle davacı şirketin cezai şart ve tazminat taleplerinin yasal şartlarının bulunmadığını, davacı kendi kusuru ile menfaat elde etmeye çalıştığından; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLER ve GEREKÇE: Yukarıda özetlenen dava sebebiyle mahkememizde yapılan yargılama sonucunda 28/03/2016 tarih ve 2015/530 - 2016/296 E. K. sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karar temyiz edilmiş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4747 esas 2018/756 karar numarasıyla bozulmuştur. Bozma ilamında "Taraflar arasında 24.07.2014 tarihinde 14 adet, 21.08.2014 tarihinde 2 adet, 15.09.2014 tarihli 1 adet, 01.12.2014 tarihli 2 adet kalıp ve aparat imalât sözleşmeleri yapılmıştır. Davacı iş sahibi davalı yüklenicidir. Sözleşmelerde işin tamamlanıp teslim edilmesi gereken tarih belirlenmemiş, belirleme yetkisi iş sahibine de tanınmamıştır. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesi olduğundan yüklenicinin borcu eseri sözleşme ve eklerine göre tamamlayıp iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin borcu bedelini ödemektir. Bu haliyle de karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdendir. 6098 sayılı TBK'nın 117/I. maddesinde muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği belirtildikten sonra ikinci fıkrasında borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bu günün geçmesiyle; ...borçlu temerrüde düşmüş olur şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı Kanun'un 123. maddesinde de karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temürrede düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir hükmü konulmuştur. 124. madedde süre verilmesini gerektirmeyen durumlar, 125. maddede de temerrüt halinde alacaklıya tanınan seçimlik haklar gösterilmiştir. Somut olayda, sözleşmelerde kesin vade olmadığı gibi, davacı iş sahibine vadeyi belirleme konusunda sözleşmelerde yetki verilmemiş ve davacı tarafça TBK'nın 117/I. maddesi gereğince ihtarname gönderilerek davalı borçlu temerrüde düşürülmemiştir. Bunun dışında e-mail yazışmaları usulüne uygun ihtar niteliğinde olmamakla birlikte bu yazışmalarla davalı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğü kabul edilse dahi, davacı tarafça TBK'nın 123. maddesine uygun biçimde davalıya ifa için süre verilmemiştir. TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen haller mevcut değildir. Bu durumda temerrüt olgusunun gerçekleşmediği ve ifa için süre verilmediğinden fesihte davalının haksız olduğu kabul edilemiyeceği ve bu halde davacı TBK'nın 125/son maddesinin ikinci cümlesinde ifade edilen menfi zararını (kalıpların üçüncü şahıslara yaptırılması sonucu fiyat farkını) da istemeyemiyeceğinden mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu tazminat talebinin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur." görüşlerine yer verilmiştir. Dikkat edilirse bozma ilamı kesin bir yargı ve yeterli gerekçe içermektedir. Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Bozmaya uyulması davalı lehine usuli müktesep hak oluşturur. Bozma gerekçesinde davanın reddi gerektiği ve sebepleri yeterince açıklandığından bu gerekçelerin tekrarı ile yetinilmiştir. Gelinen aşamada davanın reddine karar verilmesinin usuli bir zorunluluk olduğu da gözetilerek karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Davanın reddine, Alınması gereken 44,40-TL maktu red harcının mahsubu ile fazla alınan 809,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı vekili lehine takdir edilen 5.850,00-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına, Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okundu, anlatıldı. 07/10/2019 İş bu kararın gerekçesi 07/10/2019 tarihinde yazılmıştır. Katip ... Hakim ...