Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2026/394 E. 2026/422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/394
Karar No
2026/422
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2026/394

KARAR NO: 2026/422

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 17/12/2025

NUMARASI: 2025/677 Esas - 2025/929 Karar

DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)

KARAR TARİHİ: 26/02/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortacısının davalı ... A.Ş, malikinin davalı ...ve sürücüsünün davalı... olduğu ... plakalı aracın 30.10.2023 tarihinde müvekkili şirkete ait ... plakalı araca çarptığını, çarpma sonucunda ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini ve değer kaybı oluştuğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen hasar ve değer kaybından davalıların sorumlu olduğunu, öncelikle davalı sigorta şirketine 27.05.2024 tarihinde başvuru yaptıklarını ancak sonuç alamadıklarını beyanla 10,00 TL değer kaybı ve 10,00 TL hasar bedeli olmak üzere 20,00 TL tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, müvekkili şirket tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak 22.500,00 TL maddi hasar ödemesi yapıldığını ve davacı tarafından dava ikame edilmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 4.500,00 TL hasar bedelinin (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçedeki "Araç Başına Maddi Zarar" bakiye limiti olan 97.500,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 30/10/2023 tarihinden (davalı sigorta şirketi yönünden 07/06/2024 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 120.000,00 TL değer kaybı bedelinin (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçedeki "Araç Başına Maddi Zarar" bakiye limiti olan 97.500,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 30/10/2023 tarihinden (davalı sigorta şirketi yönünden 07/06/2024 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş fakat kararın (4) numaralı hükmünde "İşbu dava 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olmadığından 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Maliyeye gelir kaydına," şeklinde hüküm kurulan hükmün hukuken hatalı olduğunu, söz konusu dosyada davalılardan biri ... A.Ş., müvekkili ...A.Ş. ve davalı sigorta şirketi birer tacir olup Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, dava öncesi zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalarının kabul edilmesine rağmen arabuluculuk ücretinin müvekkile yükletilmesi hukuken hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 30.10.2023 tarihli trafik kazası sonucu araçta oluşan hasar ve değer kaybı bedeli talebine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dahilinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması bir dava şartı olarak öngörülmüştür. (HMK 114/2). KTK 97 nci madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır. Öte yandan 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, diğer taraftan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ne var ki karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası 2918 sayılı Kanun ile düzenlendiğinden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak davalar zorunlu arabulucuk dava şartına tabi değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12689 E. ve 2024/4378 K. sayılı kararı) Somut olayda; davadan önce sigorta şirketine başvuru dava şartı yerine getirildiği davalılar işleten ve sürücü yönünden mahkemelerde dava açılması için herhangi bir dava şartı öngörülmediği bu durumda mahkemece; dava 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olmadığından 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Maliyeye gelir kaydına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/02/2026

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/394, K. 2026/422, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2026-394-e-2026-422-k-f9ac1f40879d