Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3 E. 2026/318 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/3
- Karar No
- 2026/318
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/3
KARAR NO : 2026/318
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 27/02/2025
NUMARASI : 2021/28 E. - 2025/48 K.
DAVANIN KONUSU: Cezai Şart
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun süre emek verdiği ve 45.000.000TL'den fazla yatırım yaptığı çalışmaların 3. kişiler tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını ve bu yolla haksız kazanç elde edildiğini, müvekkili nezdinde çalışan 8 işçinin iş sözleşmesi sonrasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunmasına rağmen dava dışı şirkete geçiş yaptıklarını bu çalışanlar aleyhine tazminat davası açtıklarını, fikri mülkiyet hakları müvekkillerine ait olan ve adlarına tescilli patent, endüstriyel tasarım, faydalı modelleri üretmeye yarar makine ve kalıpları münhasıran müvekkiline üretimi için davalı şirket ile 11.10.2012 tarihinde genel üretim ve satış sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından üretime devam edilirken davalının aynı zamanda sözleşme ile çok sıkı biçimde yasaklanmış olmasına rağmen 3. kişilere hukuka aykırı biçimde üretim yaptıkları ve müvekkiline ait patent, endüstriyel tasarım ve faydalı modelleri üretmeye yarar kalıpları 3. kişilere pazarladıklarının öğrenildiği, söz konusu makine, bilgisayar ve diğer materyallerin sadece müvekkiline kalıp üretimi yapılması için davalıya tevdi edildiğini, sözleşmenin feshi sonrası defalarca iadesinin talep edilmesine rağmen davalının iade etmemekte ısrar ettiğini, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 136. maddesi kapsamında patent hakkında tecavüz sayılan fiillerin sayılıp KHK'nın 166. maddesinin yaptığı yollamayla faydalı modellerinde bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, davalı aleyhine Bakırköy 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırıldığını, sözleşmenin 10. maddesine göre müvekkilinin cezai şart talep hakkının bulunduğun belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 dolarlık kısmının davalıdan en yüksek ticari avans faizi ile tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu iddialarının ve dava dilekçesinde yer alan talebin fikir ve mülki haklara ilişkin olduğunu, işbu husustaki uyuşmazlıkların çözümünde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, mahkemenin görevsizliği ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasına rağmen somut dava konusu alacaklar bakımından kısmı dava açılamayacağını, işbu yargılamada davacının talep edebileceği tutarın taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesiyle dava açmadan önce belirlenebilir nitelikte olduğunu, 100.000 $ üzerinden kısmı belirsiz alacak davası açmalarında hukuki yararı bulunmadığından ve hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle de iş bu davanın usulden reddinin gerektiğini, bu sebeple mahkemenin davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuksal neden yoksunluğundan ötürü HMK .'nın 114/1 - h ve 115.maddelerine atfen, dava şartı yokluğu gerekçesiyle , davanın usulden reddine karar vermesini, başta yargılama giderleri olmak üzere avukatlık ücretinin de karşı yana ödetilmesini , müvekkilin davacı taraf ile çalışmaya başladığı tarihten önce de bu faaliyet sektöründe iştigal ettiğini ve başkaca firmalara da kalıp üretiminde bulunduğu dilekçelerin ekinde sunulduğunu, müvekkil firma ticari defter ve kayıtlarının sabit olduğunu, müvekkil firma davacı ile yapmış olduğu sözleşmeye konu üretimlerle kalıp üretim sektörüne girmediğini, bu alanda uzun yıllar faaliyette bulunduğu için başkaca firmalarla ticari ilişkilerinin oluşunun çok normal olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli bir şekilde müvekkilin faaliyet alanını kısıtlayıcı şekilde talepte bulunulduğunu, davacının müvekkil firmanın kendileri için üretimlere devam ettiği sırada üçüncü kişilere hukuka aykırı biçimde üretim yaptığı ve kendilerine ait patent, endüstriyel tasarım ve faydalı modelleri üretmeye yarar kalıpları üçüncü kişilere pazarladığı iddialarının farazi iddialar olduğunu, davacının davasına dayanak olarak gösterdiği Genel Üretim ve Satış Sözleşmesinin davacı firma tarafından müvekkilin ticari hayatta serbest hareket etmesini engelleyici mahiyette bir sözleşme olduğunu, bahse konu sözleşmenin sadece davacı lehine hükümler içerdiğini, bahse konu sözleşmenin dayanak alınarak müvekkilin ticari hayattaki ilişkilerini kısıtlanmasının mümkün olmadığını, müvekkilin davacının iddia ettiği ...A.Ş ve ...A.Ş ile uzun yıllardır süre giden bir ticari ilişkisinin olduğunu, bu ticari ilişkisi içerisinde olduğunu, bu ticaretleri davacı ile yapılan sözleşme öncesi bir tarihte başladığını, mahkemece gerek duyulması halinde ilgili firmalar ile yazışma yapılarak gerçek durumun tespit edilebileceğini, davacı tarafın ilgili firmalara müvekkil tarafından kendileri için üretilmiş olan ürünlerin satılmış olduğunu da ispatla mükellef olduğunu, davacı her ne kadar müvekkili tarafından ilgili firmalara yapılan satışlara konu ürünlerin kendileri için sipariş edilen ürünlerin olduğunu ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafından yargılamaya dayanak gösterilen sözleşmenin tek taraf lehine hükümler içerdiğini , sözleşmenin tamamının müvekkili aleyhine hükümler ve ağır yaptırımlar öngördüğünü, kaldı ki sözleşmenin ve müvekkili aleyhine getirilen kısıtlamaların bir süresinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için böyle bir sözleşmenin geçerliliği söz konusu olacak olsa bile müvekkilin tüm ticari hayatının kısıtlanacağını, bu nedenle eşitlik kuralına aykırı ve müvekkil faaliyetlerini süresiz kısıtlar mahiyetteki sözleşme içerisinde yer alan maddelere dayanarak talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından yaptırılan tespit soncunda hazırlanan rapordan da anlaşılacağı üzere müvekkil firmanın davacı tarafa ait tescilli faydalı model ve tasarım tescilleri ile ilgili üretimi yapılan herhangi bir ürüne rastlanılmadığını, mahkemenin işbu davaya bakmakla görevli olmadığının mahkemenin görevsizlik kararının verilmesini, dava değerinin belirlenebilir olmasına rağmen davacının davasını kısmi olarak açmış olması nedeniyle ,davacının işbu davada hukuki yararı bulunmadığından dava şartı eksikliğinden davasının reddini, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP:
Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki sözleşmenin ticari nitelikte bir sözleşme olduğunu, müvekkilin de davalı tacir olduğunu, davalı ile müvekkili ticari faaliyetleri kapsamında bir ticari iş yaptığını, bu kapsamda da bir sözleşme akdettiğini, bu sözleşme ile tarafların birbirlerine bir takım taahhüt verdiğini, dava konusu uyuşmazlığın da davalının sözleşme ile verilen taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle cezai şart isteminden ibaret olduğunu, bu nedenle bu davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, dava konusu ceza şart alacağı yargılamayı gerektirdiğini, taraflar arasında akdedilen Genel Üretim ve Satış Sözleşmesinde belirlenen cezai şart miktarının oldukça yüksek olduğundan, davalının bu şartın haksız olduğu ve ekonomik geleceğini sarstığını, ileri sürmesinin muhtemele olduğu gerekçesiyle işbu dava fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla dava açıldığını, davalının davaya konu sözleşmenin yalnızca müvekkili lehine hükümler ihtiva ettiğini, davalı aleyhine ağır yaptırımların öngörüldüğü ve ticari hayatının kısıtlandığını ileri sürdüğünü, dava konusu alacağın miktar ve değerinin belirlenmesinin yargılama sırasında başka bir olgunun tespitini gerektiriyor veya hakkaniyet indirimi yapılan durumlarda davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerektiğini, müvekkilin ABD ve Türkiye'de ... inşaat malzemelerinin üretimi konusunda lider ve saygın bir firma olduğunu, davalının dava konusu sözleşmenin hakkaniyete aykırı olduğu yönündeki beyanlarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkili ile akdedilen sözleşme öncesinde ... kalıbı üretiminin yapmadığı gibi davalının üretim yapabilmesi için gerekli makinelerin müvekkili tarafından satın alınarak davalıya tevdi edildiğini, müvekkil aleyhine açılan hükümsüzlük davasının yargılama konusunun uyuşmazlık ile bir ilgisinin olmadığını, dava dışı ... firmasına kalıp üretimi yapanın davalı olduğunu, davalı aleyhine yapılan delil tespiti neticesinde müvekkile ait bilgisayar programlarının davalıda bulunduğunun tespit edildiğini, davalının kalıp üretimi yaptığı ve üretilen kalıbı da bekletmeden müşterisine gönderdiği için tespit mahallinde hazır kalıbın bulunmamasının şaşırtıcı olmadığını, davalının bugüne kadar hukuka aykırı biçimde ürettiği kalıplarının müşterilerine göndermiş olduğundan tespit anında rastlanmamış olmasının hukuka aykırı üretim yapılmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının dava dilekçesinde de izah edildiği üzere müvekkile ait ürünlerin kalıplarını üretmeye yarar müvekkil tarafından hazırlatılarak yalnızca müvekkili için üretim yapılması için tevdi edilen çizimleri halen kullandığının tespit edildiğini, bu nedenler davalının cevap dilekçesinde bu hususta bir beyanda bulunmayarak zımnen bu hususu ikrar ettiğini, davalının tüm savunmalarının mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesi doğrultusunda haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP:
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu iddialarının ve dava dilekçesindeki yer alan talebinin fikir ve mülki haklara ilişkin olduğunu, bu husustaki uyuşmazlıkların çözümünde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafından sözleşmeyle kesin , tartışmasız ve açık bir şekilde belirlenmiş bir cezai şart alacağı için kısmi dava açılmasının hukuken ve kanunen mümkün olmadığını, davacı tarafın işbu davanın kısmi dava olarak açılmasının da hukuken ve kanunen mümkün olmadığını, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının henüz ne şekilde sonuçlanacağı belli olmayan davasını, mahkeme tarafından indirim yapılacağı gerekçesiyle mahkeme yerine düşünerek kısmi dava olarak açması iddiasının mesnetsiz olduğunu, müvekkilin davacı taraf ile çalışmaya başladığı tarihten önce de bu faaliyet sektöründe iştigal ettiğini ve başkaca firmalara da kalıp üretiminde bulunduğunun dilekçeler ekinde sunulduğunu, müvekkili firmanın ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli bir şekilde müvekkilin faaliyet alanını kısıtlayıcı taleplerde bulunulduğunu, sözleşme ile müvekkil aleyhine getirilen kısıtlamaların bir süresinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için böyle bir sözleşmenin geçerliliği söz konusu olacak olsa bile müvekkilin tüm ticari hayatının kısıtlanmış olacağını, davacının müvekkili firmanın kendileri için üretimlere devam ettiği sırada üçüncü kişilere hukuka aykırı biçimde üretim yaptığı ve kendilerine ait patent , endüstriyel tasarım ve faydalı modelleri üretmeye yarar kalıplarının üçüncü kişilere pazarlanılan iddialarının farazi olduğunu, mahkemenin işbu dosyaya bakmakla görevli olmadığından mahkemenin görevsizliğine karar verilmesini , dava değerinin belirlenebilir olmasına rağmen davacının davasını kısmi olarak açmış olması nedeniyle davacının işbu davada hukuki yararı bulunmadığından dava şartı eksikliğinden davasının reddini, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/28 esas, 2025/48 karar sayılı, 27/02/2025 tarihli kararı ile; "Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacının inşaat alanında kullanılmak üzere ... ürünler üretip sattığının, bu ürünlerin üretiminde kullanılacak makina ve kalıpların üretimi için davalıyla sözleşme düzenlendiğinin, bu kalıpların üretimi için davalıya makine ve teknik çizim dosya ve programlarının verildiğinin, davalının sözleşmeye ve davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı olarak davacı tarafından verilen makine ve teknik çizimler kullanılarak dava dışı şirketlere üretim ve satış yapıldığının, davalının ihtarnameyle ihtar edilmesine rağmen aykırılıklara devam edildiğinin ve sözleşme ilişkisinin sonlandırıldığının beyan edilerek sözleşmede belirlenen cezai şartın ödenmesi talepli bu davanın açıldığı, dava dilekçesinin ekinde taraflar arasında düzenlenen 11/10/2012 tarihli sözleşmenin sunulduğu, sözleşme incelendiğinde 1.maddesinde sözleşme konusunun davacının faaliyetlerinde kullanılmak üzere belirli makine ve kalıpların sadece davacı için davalı tarafından üretimine ilişkin olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 2.maddesinde davalının sözleşme kapsamında davacı için üreteceği ürünleri ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan teknik çizimleri ve tasarımları üçüncü kişiler için üretemeyeceğinin, satamayacağının, dağıtamayacağının, pazarlamayacağının, kiralayamayacağının, ödünç veremeyeceğinin, kullandıramayacağının düzenlendiği, yine sözleşmeden davalı tarafından sözleşme kapsamında üretilecek ürünlerin teknik çizim, tasarım ve programlarının davacı tarafından davalıya verildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinin ekinde sunulan faturadan üretimde kullanılması için davalıya verilen makinelerin geri alınması ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 26/06/2013 tarihi itibariyle sona erdiği, davacı tarafça dava dilekçesindeki iddiaları kapsamında Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/188 değişik iş sayılı dosyasında davalının sözleşmeye ve davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımının bulunup bulunmadığının tespiti hususunda delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti talebi kabul edilerek davalıya ait iş yerinde bilirkişilerce inceleme yapılarak raporlar alındığı, raporda davalıya ait iş yerinde tespit tarihinde sözleşmeye veya davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımın bulunmadığının, hurda bölümünde atıl ve hurda halinde benzer ürünler bulunsa da şirket yetkilisi tarafından bu ürünlerin sözleşme kapsamında üretilen ürünler olduğunun sözleşme ilişkisi sona erince hurdaya ayrıldığının belirtildiğinin tespit edildiğinin anlaşıldığı, yine davacı tarafça davalının sözleşmeye ve tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı olarak ticari faaliyette bulunduğu iddiası kapsamında davalının ticari ilişkide bulunduğunun belirtildiği dava dışı üçüncü kişi ... A.Ş.'ya ait iş yerinde tespit yapılması için Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/19 Değişik iş dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti talebi kabul edilerek dava dışı üçüncü kişi ... A.Ş.'ya ait iş yerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alındığı, alınan bu raporda davacı adına tescilli ..., ... ve ... numaralı tasarımlara iltibas oluşturacak ürünler bulunduğu tespit edilmiş ise de bu ürünlerin veya ürünlerin üretiminde kullanılan kalıpların davalı tarafından üretilip, dava dışı ... A.Ş.'ye satıldığının verildiğinin somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği, ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak davalıya ait BA-BS formlarının dosya içerisine alındığı, davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, faturaların ticari defterlerinde bulunduğu, davacı tarafın iddia ve talepleri kapsamında BA-BS formları doğrultusunda davalının ticari ilişkide bulunduğu dava dışı şirketlere müzekkere yazılarak faturaların incelenmek üzere istenildiği, müzekkere cevaplarının ve faturaların dosya içerisine alındığı, dosya içerisinde teknik yönden son olarak alınan 17/10/2024 tarihli raporda davalı tarafın ticari ilişkide bulunduğu dava dışı şirketlere kesilen faturalar ve fatura açıklamalarından davalının sözleşmeye veya tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı olarak üretim ve satış yapılıp yapılamadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bilirkişi raporu doğrultusunda faturaya konu ürün numuneleri olmadan karşılaştırma yapılmaksızın sadece faturalardan davalının sözleşmeye veya tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımının bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği, davalı bilgisayarında sözleşme kapsamında davacı tarafından verilen teknik çizimlerin bulunmasının sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra davalının sözleşmeye ve tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımı bulunduğu yönünde tek başına yeterli delil oluşturmayacağı, davacı tarafça davalının sözleşmeye aykırı veya davacının tescilli tasarım, patent ve faydalı modellerden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturan kullanımlarının bulunduğunun somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşıldığından davanın REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2014 yılından beri uyuşmazlığın çözümü için yargılama yapıldığını, aradan 8 yıl geçtikten sonra hazırlanan ve hükme gerekçe olarak kabul edilen son bilirkişi raporu ile ilk raporlardaki tespitlerin çürütülmesi mümkün olmadığını, müvekkile ait faydalı modellerin tek tek incelenmesini gerektiren bir sebep bulunmadığını, alınan bir çok bilirkişi raporu ile müvekkili haklarına tecavüz edildiği ispat edildiğini, iki tarafın tacir olduğu bir sözleşmeye dayanılarak açılan davada sözleşme ile belirlenen cezai şart bedelinin sözleşmeye aykırı davranan davalıdan tahsili talep edildiğini, sözleşmeye aykırılığın ispat edilmiş olması cezai şart bedelinin talep edilmesi için yeterli olması gerektiğini, müvekkilin üretim yaptığı tüm ürün ve faydalı modellerin incelenebilmesi için Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi kanalı ile müvekkile ait fabrika adresinde (... mah. ... cad. no. ...saruhanlı- manisa) talimat kanalı ile inceleme yapılması taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini, hükme esas alınan heyette yer alan bilirkişilerin görev alanları uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmadığını, incelemenin malzeme mühendisi - tasarım mühendisi-kimya mühendisi bilirkişilerin de yer aldığı heyet tarafından yapılması gerektiğini, bu taleplerinin de mahkemece değerlendirilmediğini, dosya kapsamında alınan raporlar arasında arasında çelişki giderilmediğini, davalı bilgisayarlarında müvekkili model ve teknik resimlerinin bulunduğunu, müvekkile ait ... Makine ve programlarının kullanıldığının sabit olduğunu, önceki raporlar ile de üretim ve satış yapıldığının tespit edildiğini, davalı tarafından düzenlenen faturalara konu malların numunelerinin müvekkili tarafından temin edilmesi imkansız olduğunu, bu durumda mahkeme söz konusu faturalara konu ürünlerin numunelerinin dosyaya sunulması için davalı tarafa süre verilmesi veya fatura konusu ürünlerin neler olduğunun ve görsellerinin bildirilmesi veya yerinde incelenmesi için adına fatura düzenlenen firmalara müzekkere yazılması gerektiğini, mahkeme eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurduğunu, mahkeme hüküm gerekçesinde sözleşme fehsedilmesine ve üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen davalı şirket bilgisayar ve üretim makinelerinde niçin model ve teknik resimlerinin kullanılmaya devam edildiğini irdelemediğini, müvekkili tarafından dava açılırken harç bedelleri eksiksiz olarak ödenmesine rağmen müvekkili aleyhine bakiye karar harcı ödenmesine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmamasına rağmen davalı lehine yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde yasa ve usule uygun olarak davanın reddine karar verildiğini, bu konuda bir itirazlarının olmadığını, lehlerine verilen ret vekalet ücretinin maktu verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, davanın konusu cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olduğunu, davacı vekili dava değerini 100.000 USD olarak belirleyerek harcını da buna göre yatırdığını, maddi tazminat davalarında davanın tümden reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, huzurdaki davanın maddi tazminat davası olmadığını, dava değerinin 100.000 USD olduğunu belirterek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırarak nispi vekalet ücreti verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davacıya ait sınai haklara tecavüz iddiasına dayalı olarak sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından davanın esasına yönelik yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı vekili tarafından ise müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davacıların inşaat alanında kullanılmak üzere ... ürünler üretip sattığı, bu ürünlerin üretiminde kullanılacak makina ve kalıpların üretimi için davalı ile 2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, işbu kalıpların üretimi için davalıya makine ve teknik çizim dosya ve programlarının verildiği, davalının sözleşmeye aykırı şekilde ve davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı model hakkına tecavüz edilmek sureti ile davacı tarafından verilen makine ve teknik çizimler kullanılarak dava dışı ... .... A.Ş'ye üretim ve satış yapıldığı, bu yönde ihtarat yapıldığı ve sözleşme ilişkisinin sonlandırıldığı iddiası ile sözleşmede belirlenen cezai şartın talep edildiği, davalının ise işbu iddiaları inkar ettiği ve Bakırköy 2.FSHHM'nin 2013/373 esas sayılı dosyasına delil olarak dayandığı görülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD'nin 2017/93 esas, 2023/601 karar sayılı kararı ile Bakırköy 2.FSHHM' nin 2013/373 esas sayılı dosyası (davacılar tarafından dava dışı ... .... A.Ş'ye karşı açılan endüstriyel tasarım, faydalı model, patent/ tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat istemli) ile birleşen Bakırköy 1.FSHHM' nin 2014/25 esas sayılı dosyası (dava dışı ... .... A.Ş tarafından davacılara karşı açılan endüstriyel tasarım, faydalı model, patent hükümsüzlüğü istemli) kapsamında istinaf incelemesinin yapıldığı, asıl davada, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, birleşen davada hükümsüzlük isteminin ilk derece mahkemesince kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. İşbu istinaf incelemesi neticesinde asıl davada tasarıma tecavüz yönünden yapılan incelemede; dosya kapsamında bulunan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/19 D.İş sayılı dosyasında iki kişilik heyetten rapor alındığı, davalı adresinde keşif yapılarak üretim aşamasında bilirkişilerce fotoğraf çekildiği ve raporda tasarım tescillerine benzer ve iltibas yaratacak nitelikte ürün çalışmaları olduğu görülmüştür şeklinde rapor düzenlenmiş ise de ilk derece mahkemesince alınan 12/05/2015 tarihli heyet raporunda, raporda bulunan fotoğraflar ile tasarım tescillerinin karşılaştırılmasında üretim aşamasında fotoğraf çekildiği, tasarım tescillerini tanımlar nitelikte ürün tasarımı görülmediği, tespit raporu 4. Sf daki fotoğraflar incelendiğinde, "... tuğlanın iki parçadan oluştuğunun" açıklandığı, ... sayılı ETTB'de ... duvar tuğlası olarak ifade edilen tasarımın ise tek parçadan oluştuğu, fotoğrafların tescilli tasarımlar ile karşılaştırma yapmayı mümkün kılmadığının, başkaca ürün bilgisi, fotoğraf ve broşür sunulmadığı, tespit dosyasındaki ürünün TR ... Y numaralı FM belgesinin 1 numaralı isteminin koruma kapsamında kalmadığı, TR ... sayılı FM belgesi ve dava konusu TR 2011/03899 B nolu patent belgesine tecavüz teşkil edecek bir ürünün tespit dosyasında yapılan incelemede davalıda mevcut olmadığının değerlendirildiği, davalıya ait facebook sayfasındaki fotoğraflardaki modüler sistemde kullanılan parça tasarımlarının endüstriyel tasarım tescil belgelerinde yer alan parça tasarımlarından farklı olarak algılandıkları, asıl davada faydalı model belgeleri ve tasarımlara tecavüz teşkil edecek ürün sunulmadığı, tespit raporunda yer alan fotoğrafların tasarım tescilleri ile karşılaştırmaya esas teşkil edecek teknik özellikleri göstermediği gibi anlaşılan teknik özelliklerden tescilli tasarımlara tecavüz teşkil eden ürün bulunmadığı, facebook içeriklerinin süresinde sunulmadığı gibi bu fotoğraflarda da tasarım tescilleri ve faydalı model belgelerine tecavüz teşkil edecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davaya yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Birleşen davaya yönelik olarak ise istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup işbu kararın Yargıtay 11. HD'nin 2023/3419 esas, 2024/6568 karar sayılı onama ilamı ile 19.09.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dolayısıyla işbu kesinleşen dava dosyasındaki tespitler taraflar aynı olmadığından kesin hüküm teşkil etmese de ortaya çıkan sonucun işbu davaya konu olgular bakımından davalı lehine kuvvetli delil teşkil ettiği sonucuna varılması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, bilgisayar yazılımı kullanımı, kalıp üretimi, satışı ve ihlal iddiaları hususunda teknik inceleme yapılarak, davalı tarafın taraflar arasındaki genel üretim ve satış sözleşmesine aykırı hareket edip etmediği, davalının iddia olunan üretiminin, davacının dayandığı tasarım, patent ve faydalı modellere ilişkin olup olmadığı, iddia olunan şekilde bir yazılım kullanımının söz konusu olup olmadığı, BA-BS formlarındaki içerikler faturalardaki panel kalıbı, panel tuğla kalıbı, zemin kalıbı, merdiven basamağı kalıbı, adaptör kalıbı, başlangıç tuğlası kalıbı, köşe kalıbı, profil ürünlerinin davacının tescilli tasarımlarına ait olup olmadığı hususlarında Bakırköy 2.FSHHM'nin 2013/19 değişik iş sayılı dosyası, Bakırköy 1.FSHHM'nin 2013/188 değişik iş sayılı dosyaları, bu dosyalardan alınan BS ve BA formları ve tüm deliller incelenerek davalı tarafın taraflar arasında imzalanan 11/10/2010 tarihli genel üretim ve satış sözleşmesine aykırı hareket edip etmediği, davalının iddia olunan şekilde sözleşmeye aykırı olarak yazılım kullanıp kullanmadığı, dava dışı şirketlere üretiminin söz konusu olup olmadığı hususlarında kök ve ek bilirkişi raporlarının alındığı görülmüştür. Dava dilekçesinin ekinde taraflar arasında düzenlenen 11/10/2012 tarihli sözleşmenin sunulduğu, sözleşme incelendiğinde 1.maddesinde sözleşme konusunun davacının faaliyetlerinde kullanılmak üzere belirli makine ve kalıpların sadece davacı için davalı tarafından üretimine ilişkin olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 2.maddesinde davalının sözleşme kapsamında davacı için üreteceği ürünleri ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan teknik çizimleri ve tasarımları üçüncü kişiler için üretemeyeceğinin, satamayacağının, dağıtamayacağının, pazarlamayacağının, kiralayamayacağının, ödünç veremeyeceğinin, kullandıramayacağının düzenlendiği, yine sözleşmeden davalı tarafından sözleşme kapsamında üretilecek ürünlerin teknik çizim, tasarım ve programlarının davacı tarafından davalıya verildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinin ekinde sunulan faturadan üretimde kullanılması için davalıya verilen makinelerin geri alınması ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 26/06/2013 tarihi itibariyle sona erdiği, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2013/188 değişik iş sayılı dosyasında davalının sözleşmeye ve davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımının bulunup bulunmadığının tespiti hususunda delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti talebi kabul edilerek davalıya ait iş yerinde bilirkişilerce inceleme yapılarak raporlar alındığı, raporda davalıya ait iş yerinde tespit tarihinde sözleşmeye veya davacılar adına tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımın bulunmadığının, hurda bölümünde atıl ve hurda halinde benzer ürünler bulunsa da şirket yetkilisi tarafından bu ürünlerin sözleşme kapsamında üretilen ürünler olduğunun sözleşme ilişkisi sona erince hurdaya ayrıldığının belirtildiğinin tespit edildiği, yine davacı tarafça davalının sözleşmeye ve tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı olarak ticari faaliyette bulunduğu iddiası kapsamında davalının ticari ilişkide bulunduğunun belirtildiği dava dışı üçüncü kişi ... A.Ş.'ya ait iş yerinde tespit yapılması için Bakırköy 2. FSHHM'nin 2013/19 değişik iş dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti talebi kabul edilerek dava dışı üçüncü kişi ... A.Ş.'ya ait iş yerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alındığı, alınan bu raporda davacı adına tescilli ..., ... ve ... numaralı tasarımlara iltibas oluşturacak ürünler bulunduğu tespit edilmiş ise de bu ürünlerin veya ürünlerin üretiminde kullanılan kalıpların davalı tarafından üretilip, dava dışı ... A.Ş.'ye satıldığını gösterir ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı, ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak davalıya ait BA-BS formlarının dosya içerisine alındığı, davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, faturaların ticari defterlerinde bulunduğu, davacı tarafın iddia ve talepleri kapsamında BA-BS formları doğrultusunda davalının ticari ilişkide bulunduğu dava dışı şirketlere müzekkere yazılarak faturaların incelenmek üzere istenildiği, müzekkere cevaplarının ve faturaların dosya içerisine alındığı, dosya içerisinde teknik yönden son olarak alınan 17/10/2024 tarihli raporda davalı tarafın ticari ilişkide bulunduğu dava dışı şirketlere kesilen faturalar ve fatura açıklamalarından davalının sözleşmeye veya tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı olarak üretim ve satış yapılıp yapılamadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bilirkişi raporu doğrultusunda faturaya konu ürün numuneleri olmadan karşılaştırma yapılmaksızın sadece faturalardan davalının sözleşmeye veya tescilli tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımının bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği, davalı bilgisayarında sözleşme kapsamında davacı tarafından verilen teknik çizimlerin bulunmasının sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra davalının sözleşmeye ve tasarım, patent ve faydalı modellere aykırı kullanımı bulunduğu yönünde tek başına yeterli delil oluşturmayacağı, kesinleşen yukarıda anılı dava dosyaları da gözetildiğinde davacı tarafça davalının sözleşmeye aykırı veya davacının tescilli tasarım, patent ve faydalı modellerden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturan kullanımlarının bulunduğunun somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT kapsamında 40.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesinde, maktu harcın mahsubu ile bakiye karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/02/2025 tarih ve 2021/28 E., 2025/48 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026