Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/866 E. 2025/1011 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/866
Karar No
2025/1011
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... KARAR TARİHİ : 29/05/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 07/01/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar

DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av...... DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 29/05/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 29/05/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 11/07/2024 tarihli dilekçesiyle; 30/03/2022 tarihinde müvekkili ........ adına kayıtlı ........ plakalı araç ........ Caddesini takiben Ankara Caddesi köprülü kavşağında seyretmekte iken davalı şirket sigortalısı ........ kendine ait ........ plakalı araç ile müvekkilin aracına arkadan çarptığını, bu kazadan kaynaklı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında dava dışı ........'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu bulunduğu, müvekkilinin aracında iş bu kazadan kaynaklı değer kaybı oluştuğunu, aracın kaza yapmadan önceki hali, marka ve modeli birlikte değerlendirildiğinde oldukça yüksek fark ortaya çıkacağını, bu hususun bilirkişi raporu ile tespitini talep ettiğini, hesap edilecek değer kaybının şimdilik 50,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, yine müvekkilinin aracının tamiri esnasında değişen parçalarının orjinal ürünler ile değiştirilmeyip yan sanayi ürün olarak adlandırılan yedek parçalar ile değiştirildiğini, buna istinaden orjinal parça fark bedeli meydana geldiğini, bu iki alacak kaleminin de davalılarca müvekkiline ödenmediğini, meydana gelen kaza sonrası davalı sigorta şirketine taraflarınca başvuruda bulunulduğu ancak sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek hesap edilecek değer kaybının şimdilik 50,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, yine (orijinal parça farkı bedeli) 50,00 TL'sinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi 01/09/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle belirsiz alacak davası olarak davanın açılamayacağını, davacı tarafın somutlaştırma külfetini yerine getirmediğinden davanın usulden reddi gerektiği, davanın 2 yıllık zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemekle parça ve iskonto uygulamalı oranın en az %30 olduğunu, yine kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin KDV'den sorumlu tutulamayacağı, değer kaybı tazminatı hesaplamasının 04.12.2021 tarihli şartname esas alınarak yapılması gerektiği, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davacının davasının reddine karar verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda; 30/03/2022 tarihli trafik kazasında davacıya ait araçta meydana gelen hasara bağlı olarak, hasar alacağı, değer kaybı alacağı oluştuğu iddiası ile davacı vekilince tazminat davası açılmış, davalı vekili zaman aşımı nedeniyle davanın reddini istemiştir. Karayolları Trafik Kanunu 109. Maddesinde; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Davaya konu kaza 30/03/2022 tarihinde gerçekleşmiştir. Kaza tutanağında davalı sigorta şirketinin hangisi olduğu açıkça yazması nedeniyle, davacının bu tarihte sorumlu sigorta şirketini öğrendiği kabul edilmiştir. Davacının sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde davasını açması gerekmektedir. Ancak davacı tarafça 11/07/2024 tarihinde dava açılmıştır. Davacı her ne kadar arabuluculuk yoluna gitmiş ise de, Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere; "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." düzenlemesi bulunduğundan, mevcut davada davacının ihtiyari olarak arabuluculuğa gittiği kabul edilmiş, arabuluculuk sürecinin zaman aşımı süresini durdurmadığı kabul edilmekle, davanın reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile; Davacının davasının zaman aşımına uğraması nedeniyle REDDİNE, " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın ikame edilebilmesi için gereken tüm başvuruların gerçekleştirildiğini, davalı sigorta şirketine taraflarınca başvuru yapıldığını, daha sonra taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapıldığını, herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, mahkemenin sigortaya başvuru yapılması arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun kaldırdığı gerekçesine dayanılmışsa da sigortaya başvuru yapılmasının dava şartının yerine getirildiği manasına gelmediğini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile HASAR VE DEĞER KAYBINA YÖNELİK maddi tazminat istemine ilişkindir. Öncelikle dosya kapsamında ZMMS ve İMMS sigortaları kapsamında arabuluculuk başvurusunun değerlendirimi gerekecektir.Yargısal içtihatlar gereğince ve uygulama çerçevesinde bu hallerde arabuluculuk dairemizcede zorunlu arabuluculuk kabul edilmiş iken aşağıda zikrediler Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin kararı gereğince ; Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.(Yargıtay 4. Hukuk 2021/23273 E, 2022/901 K) Dolayısıyla; Eldeki başvurudan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de Arabuluculuk Kanunu'nun 16 ncı maddesindeki düzenlemenin zorunlu arabuluculuğa ilişkin olduğu, davadan önce arabuluculuk yoluna gidilmesinin zorunlu olmadığı, bu nedenle de ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulması ile zamanaşımı süresinin durmayacağı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nun 72. maddesi gereği, haksız fiil nedeniyle tazminat talebiyle açılacak davada zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıllık süreye tabidir. Eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanacaktır. Davaya esas eylem suç niteliğinde değildir. Zamanaşımı bir defidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinden olduğu gibi Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Bir borcun, alacaklısı tarafından zamanında ileri sürülmemesi yine de borçlunun borcu ifasına engel değildir. Çünkü hukuk sistemimizde zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnızca alacaklıya bir def’i hakkı verir. Bu nedenle hakim zamanaşımını, hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu durumlardaki gibi kendiliğinden göz önünde bulundurmaz (6098 sayılı TBK m. 161). Somut Olayda ; - Kaza tarihi -30/03/2022 -Dava tarihi- 11/07/2024'dir.Bu hali ile zamanaşımı süresi dolmuştur.TBK'nun 154/2 bendinde belirlenen zaman aşımını kesen sebeplerin somut olayda bulunması, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurulmasının zaman aşımını kesen sebeplerden olmaması, bu durumda kazanın meydana geldiği tarihten, davanın açıldığı tarihe kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması ve mahkemenin gerekçesine göre yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince (HMK.nın 355 maddesine göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu) esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.29/05/2025

..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ........ Katip ... e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/866, K. 2025/1011, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2025-866-e-2025-1011-k-0000da6262c8