Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/755 E. 2025/1337 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/755
Karar No
2025/1337
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/755 - Karar No:2025/1337 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/755 KARAR NO : 2025/1337

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2025 NUMARASI : 2025/140 E-2025/454 K

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2025 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili; taraflar arasında 30.03.2022 tarihli Malzeme Alım Sözleşmesinin akdedildiğini, Sakarya İli Sapanca İlçesinde 34 villa ve 9 villa, Geyve ilçesinde 34 villa yapılacak olup, bu villalara ait mutfak dolabı ve iç kapıların yapımının davalı şirketçe üstenildiğini, ancak ilerleyen süreçte davalı tarafça yüklenilen işler bitmeden davalı tarafça müvekkili şirkete tarafların ödenecek olarak bedelin artırılmasını, aksi halde işe devam olunmayacağını müvekkiline bildirdiğini, oysa ki sözleşmenin 18. maddesinde "Yüklenici, ihale tarihinden sonraki Malzeme fiyatları, Resim, Sosyal Sigortalar Primleri, Taşıma ve İşçi Ücretleri, Gelir vergisi ve Kurumlar Vergisinin artması ve burada zikredilmemiş dahi olsa benzeri nedenlerle fazla bedel ve süre uzatımı isteğinde bulunamaz" düzenlemesinin bulunduğunu, yapılan ihtarların sonuçsuz kalması nedeniyle müvekkilinin büyük oranda maddi zarara uğradığı gerekçesiyle davalı şirketin teminat senedi olarak verdiği senedin usulüne uygun olarak icraya koyulduğunu başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu öne sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin sözleşme kapsamında yapılması gerekenleri yerine getirdiğini, anılan sözleşmenin imzalanması ile birlikte villaların sözleşme konusu montaj işine 3 aylık süre içerisinde hazır edileceğinin müvekkiline bildirildiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından gerekli imalatların tamamlanmaya başlandığını, ancak davacılar tarafından sözleşme gereği montaja hazır edilmesi gereken villaların uzun bir süre boyunca montaja hazır hale getirilmediğini, bu hususa ilişkin davacılar tarafından Sakarya 7. Noterliği 21/09/2023 tarih 26755 yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini, taraflarına gönserilen ihtara karşı Ankara 35. Noterliği 04/10/2023 tarih 16525 yevmiye nolu ihtarının gönderildiği, ihtarnamede belirtildiği üzere müvekkili şirketçe davacı tarafından hazır edilen villalara ilişkin üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve ilgili montajlar yapılarak şirket ve şantiye sorumlularına bizzat teslim edildiğini, davacılara gönderilen ihtarnamede sözleşmede önemli olan hususlarda boşluk bulunduğu ve kasıtlı olarak anılan boşlukların müvekkili aleyhine kullanılmak suretiyle ve edimler arasındaki orantısızlıktan faydalanmak suretiyle müvekkili şirketin istismar edilmesi ve sömürme arzusu ile hareket edildiğinin bildirildiğini, senede ilişkin sözleşmede de herhangi bir atıf bulunmadığını, sözleşmede senedin veriliş nedeni ve senet bilgilerinin açıkça yer almadığını, diğer taraftan davacı tarafça senede ilişkin iki adet ek sunulduğunu, senetler incelendiğinde iki ayrı senet örneğinin yer aldığının görüleceğini, bir senet örneğinde vade tarihi kısmında "teminattır" ibaresi yer almakta iken diğer ekte bu şekilde herhangi bir bilgi yer almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacının davalıyla imzaladıkları sözleşme nedeniyle verildiği tarafların kabulünde olan senet nedeniyle davalı hakkında Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2024/33115 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğu, davacının dava dilekçesinde açıkça dava dilekçesi ekinde bulunan senet nedeniyle icra takibi başlattığını belirtttiği, 2004 sayılı Kanun'un 58. ve 60. maddesi gereğince senet, senet yoksa borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, davacı/alacaklının borcun sebebi senet olmasına rağmen takip talebinde senede dayanması gerekirken borcun sebebi olarak "asıl alacak 1.000.000,00 TL" olarak borç sebebi gösterdiği, aksi düşüncede sözleşmeden kaynaklı alacak olarak düşünülse dahi borç sebebi olarak sözleşmenin de gösterilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu belirtildiği, bu anlamda borcun sebebinin senet olduğunun kanunun amir hükmü karşısında gösterilmemesinin usule aykırı olduğu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/5182 Esas, 2024/170 Karar sayılı ve 2024935 Esas, 2024/2653 Karar sayılı ilamları, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.12.2017 tarihli ve 2015/25167 Esas, 2017/9220 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15.01.2024 tarihli ve 2023/5182 Esas, 2024/170 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere usulüne uygun takip talebi ve ödeme emri olmadığı gerekçesiyle usulüne uygun bir icra takibi başlatılmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat senedi bir kambiyo senedi (poliçe, bono, çek) olmadığından, teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamayacağı, bunun yerine genel haciz yoluyla (ilamsız takip) yasal takip yapılabileceği, yerel mahkeme kararında gerekçe olarak icra takibinde sebebin belirtilmediği şeklinde belirtilmişse de bu hususun doğru olmadığı, icra takibi açılmadan önce müvekkillerinin iyi niyetli olarak sözlü görüşmeler yaptığı, akabinde noterliklerden ihtarnameler keşide edildiği, arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı, ayrıca icra takibi açılırken icraya konu teminat senedinin takibin dayanağı olarak dosyaya sunulduğu, karşı tarafa da tebliğ edildiği, davalı tarafın cevap dilekçesi incelendiğinde borcun sebebinin doğru şekilde anlaşıldığı, taraflar arasındaki ticaretin esasına girilerek beyanda bulunduklarını, davalının borcun sebebini bildiği, bu davada esasa yönelik savunmaların yapıldığı davada mahkemece bu hususuların dikkate almadan vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğu, icra takibinin ödeme emri ekinde gönderilen senet incelendiğinde "... 30.03.2022 tarihinde bir tarafta ankara çağ alm. diğer tarafta koçsu yapı hayat sapanca gayrimenkul tarafından yapılan sözleşmeye istinaden iltilaf durumları için teminat verilmiştir..." şeklinde açıklayıcı beyan bulunduğu, davalı tarafın anılan teminat senedini verirken zaten hangi sözleşmeye dayandığını açıkça senet suretine bildirmiş olup, anılan senedin icra takibine konulması ve ödeme emrinin ekinde gönderilmesi ile birlikte zaten davalı tarafça hangi sözleşmeye istinaden verilmiş teminat senedi olduğunun açıkça davalı borçlu tarafça anlaşıldığı, mahkemenin sadece davalı lehine karar vermesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği, borcun sebebine dair herhangi bir tereddüt bulunmayan icra takibinde zaten davalı tarafın cevap dilekçesinin de ispat niteliğinde olduğu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; kararın usule ve esasa uygun olduğunu, takibe konu teminat senedi kambiyo senedi niteliğinde olmadığı gibi bağımsız borç ikrarını da içermediği, icra takibine konu edilen teminat senedi hakkında farklı bir hukuki süreç işletilmesi gerektiğini, davacıların kötüniyetli olduklarını beyan etmiş ve kararın onanmasını talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptâli davası, müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibariyle takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan taleplerin bu davada dikkate alınamayacağı hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir (Emsal HGK 14.12.2011 tarih 2011/19-617 Esas 2011/749 Karar, 03.05.2006 tarih 2006/19-260 Esas 2006/251 Karar sayılı ilamları). Yine HMK'nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür . 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinde; takip talebinin icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılacağı ve varsa senet, senet yoksa borcun sebebinin belirtilmesi gerektiği, alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi olduğu hususunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Aynı Kanunun 60. maddesinde ise; ödeme emrinin, alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lâzım gelen kayıtları ihtiva edeceği, 61. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca da; takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı, hükümlerine yer verildiği görülmektedir.

İİK'nın 58/4. maddesinde düzenlenen ve alacaklı tarafından senet ibrazı ve borcun sebebinin gösterilmesi mecburiyetinin yerine getirilmesinin nedeni, takibin hangi borç için yapıldığını borçlu açısından belirgin hale getirmek ve böylece ya alacağı kabul etmesini ya da itiraz yoluyla takibe karşı kendisini savunmasını sağlamaktır. Buna göre, ödeme emrinin diğer ayrıntılarıyla birlikte, borçlunun takibe konan alacağın niteliğini tanımasına olarak tanıyan herhangi bir alacak sebebi belirtilmesi yeterlidir. Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olmakla birlikte senet unsurlarını taşımayan belgeler de İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 4. fıkrası'nda öngörülen "alacağın dayanağı senedi ibraz etme ve senet yoksa borcun sebebini gösterme yükümlülüğünü" yerine getirmek açısından yeterli kabul edilmekte olup, alacaklı takip talebinde senet veya belge eklemiş ise borcun sebebi gösterilmiş olacaktır. Nitekim takip dayanağına eklenen teminat senedi ile borcun sebebi doğrudan gösterilmektedir. Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde, davanın davalı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin 2024/33115 sayılı icra dosyasında başlatılan takibe karşı davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin olduğu, itiraza konu takip talebinde takip dayanağının "1.000.000,00 TL asıl alacak" olarak belirtildiği, alacağa ilişkin senedin söz konusu takibe dayanak belge olarak dosyaya eklendiği, borçluya yapılan ödeme emrine ilişkin tebliğ mazbatası incelendiğinde 1.000.000,00 TL alacağa ilişkin ödeme emri ile takibe konu senedin davalıya 27.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 29.07.2024 tarihinde verilen itiraz dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme ile teminat senedi kapsamında davalının borçlu olmadığının belirtildiği, ayrıca itiraz dilekçesinde talebe konu senedin icra dosyasına sunulmadığı ve ödeme emri ile gönderilmediği yönünde davalının bir itirazının bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça borç sebebinin İİK'nın 58/4. maddesinde düzenlenen hüküm gereği belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince HMK'nın 30. maddesi gereğince tarafların iddia ve beyanları doğrultusunda esasa girilerek inceleme yapılması, delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/04/2025 tarih ve 2025/140 E-2025/454 K

sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödenen istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince KESİN olarak 29.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/755, K. 2025/1337, T. 29.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-755-e-2025-1337-k-74d4b86dae60