Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2025/753 E. 2025/850 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/753
- Karar No
- 2025/850
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/753 Esas
KARAR NO: 2025/850 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/448 Esas- 2024/910 Karar
TARİH: 18/12/2024
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacaklı olduğunu, bu alacak için açılan ve İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2023/746 Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören dava sırasında söz konusu şirketin terkin edildiğinin anlaşılması üzerine Mahkemece ihya edilmesi için taraflarına süre verildiğini beyanla şirketin 2023/746 Esas sayılı dava yönünden ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; tasfiye edilmiş bir şirketin dava ehliyeti bulunmadığından ihya davasının tasfiye edilen şirketi temsilen tasfiye memuruna yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilini davalı olarak gösterdiğini ancak tasfiye halinde olan davalı şirketin tasfiye memuru olduğunu belirtmediğini, tasfiye memurunun iddia edilen alacaktan kişisel bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı her ne kadar dilekçesinde davalı sıfatını hatalı belirtmişse de mahkemece tensip tutanağında müvekkilinin davalı şirketin tasfiye memuru sıfatı olması nedeni ile davalı olduğu belirtilerek düzeltildiğini ancak bu duruma itiraz ettiklerini, davacı taraf her ne kadar Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesine göre davalı şirketin ihyasını talep ettiğini belirtmiş olsa da somut durumda davacının böyle bir hakkının bulunmadığını, TTK`nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyasının mümkün olduğunu, geçici 7. maddenin sicilden terkinin resen Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılmış olması halini düzenlediğini, oysaki davalı şirketin TTK geçici 7. maddesi gereğince değil Türk Ticaret Kanunu'nun 636/b maddesi gereğince genel kurul kararı ile tasfiye edildiğini ve sicilden terkin edildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 541. maddesi hükmü gereğince alacaklılara yönelik çağrıların da usulüne uygun şekilde yapıldığını, sonuç itibariyle de 27.07.2023 tarihli genel kurul kararı 01 Ağustos 2023 tarihli 10883 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanarak şirketin sicilden terkin edildiğini, davacının TTK 547. maddesi gereğince de ek tasfiye ve yeniden tescil talep etmesinde menfaati bulunmadığını, şirketin aktif ve pasif bir varlığının bulunmadığını, davacı tarafın bu davayı açmasında bir hukuki yararı bulunmadığını, şirket 2020 yılında tasfiye sürecine girmiş ve 2023 yılında tasfiyesinin tamamlanmış olduğunu, şirketin davacı da dahil olmak üzere kimseye bir borcu bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilinin Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek sonuca bağladığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzerine işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanmasının gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyanla müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih 2024/448 Esas- 2024/910 Karar sayılı kararında;"Dava ticaret sicilinden tasfiyeye bağlı olarak terkin edilmiş olan ''TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'' ünvanlı şirket aleyhine açılan ve İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2023/746 Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören dava nedeniyle ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir. TTK'nin "Ek tasfiye" başlıklı 547.maddesi: "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmünü içermektedir. Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin tasfiyeye bağlı olarak 01/08/2023 tarihinde terkin edildiği, şirketin adresinin "... Mah. ... Merkezi, ... Caddesi, No:...-...-... Ataşehir/İSTANBUL" olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, temsilcisinin-tasfiye memurunun davalı ... olduğu belirlenmiştir. Gerekli kısımlarının örneği celp edilen İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2023/746 Esas dosyası üzerinden işlem gören davanın davacı tarafından söz konusu şirket aleyhine açılan dava olduğu ve 24/05/2024 tarihli ara karar ile ihya davası açılması için süre verilmiş olduğu, yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket hakkında bir dava olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden söz konusu 2023/746 Esas sayılı davanın görülebilmesi ve verilecek kararın infaz işlemlerinin yapılmasının TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi yönünden söz konusu temsilcinin tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru olarak ... tarafından yapılması uygun görülmüş olup, yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır..."gerekçesi ile, ''Davanın TTK'nin 547. maddesi uyarınca KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'' ünvanlı şirketin ticaret sicil kaydının, İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2023/746 Esas sayılı dava dosyası yönünden ve Mahkemece verilecek kararının infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere İstanbul Ticaret Siciline yeniden tesciline, Ek tasfiye işlemlerinin daha önceki tasfiye memuru davalı ... tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın şirketin ihyasını TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca talep etme hakkı bulunmamasına karşın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı taraf her ne kadar Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesine göre davalı şirketin ihyasını talep etmiş ise de somut durumda davacının böyle bir hakkı bulunmadığını, zira geçici 7. maddede de belirtildiği üzere, maddede belirtilen usule göre bir terkin yapılmış olması halinde ihya davası açılarak, terkinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması ve terkin işleminde bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde şirketin ihyasına karar verilmesinin istenebileceğini, 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyasının mümkün olduğunu, geçici 7. maddenin sicilden terkinin resen Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılmış olması halini düzenlediğini, oysaki şirketin TTK geçici 7. madde gereğince değil Türk Ticaret Kanunu 636/b maddesi gereğince genel kurul kararı ile tasfiye edildiğini ve sicilden terkin edildiğini, davalı şirketin tasfiyesine ilişkin 10.01.2020 tarihli genel kurul kararının 31 Ocak 2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlarak şirketin tasfiyeye girdiğinin ilan edildiğini, öncelikle davacının ihya talebindeki hukuki dayanağının yerinde olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gözetilmeksizin, davacının ilgili hüküm uyarınca ihya talebinde bulunamayacağına karar verilmesi yerine davanın kabul edilmiş olmasının yerinde olmadığını; Müvekkili tarafından tasfiye işlemlerinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 541. maddesi hükmü gereğince alacaklılara yönelik çağrıların da usulüne uygun şekilde yapıldığını, sonuç itibariyle 27.07.2023 tarihli genel kurul kararı 01 Ağustos 2023 tarihli 10883 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanarak şirketin sicilden terkin edildiğini; Şirketin ihyasında davacının menfaati ve hukuki yararı bulunmadığı gözetilmeksizin karar tesis edildiğini, şirketin tasfiyesi ve sicilden terkini Türk Ticaret Kanunun'da belirlenen usule uygun olarak yapılmış olup davacının TTK'nın 547. maddesi gereğince de ek tasfiye ve yeniden tescil talep etmesinde menfaati bulunmadığını, davalı şirketin yeniden tescil edilmesinin davacıya bir yarar sağlamayacağını, şirketin aktif ve pasif bir varlığının da bulunmadığını, dolayısı ile davacı açısından menfaat ve amaca ulaşma yönünden de gerekli şartlar bulunmadığını ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu; Davacı tarafın bu davayı açmasında hukuki yararının da bulunmadığını, davacı taraf tüm alacağını almış olmasına, şirketten bir alacağı kalmamasına rağmen gereksiz yere hakkı olmayan alacak iddiaları ile mahkemeyi ve kamu kurumlarını meşgul ettiğini, şirketin Mahkeme kararına uyarak karar gereğince gereken ödemeleri davacıya yaptığını, şirketin davacı da dahil olmak üzere kimseye bir borcunun bulunmadığını, davacının Anadolu 26. İş Mahkemesindeki davayı devam ettirmesinin davacıya bir yararı olmayacağını, sırf bir işçilik alacağı iddiası ile devam eden bir davadan dolayı ek tasfiye kararı verilmesinin doğru olmadığını, davacının alacağını dahi ispatlayamadığını, ispatlanamayan bir alacak iddiası ile ek tasfiye kararı verilmesinin kararın kaldırılmasını gerektiren bir diğer husus olduğunu; Yerel mahkemece eksik inceleme ile hatalı bir karar tesis edildiğini, Mahkeme tarafından itirazları gözetilerek davacının işbu davayı açmakta hukuki yarar ve menfaati olmadığının tespiti için şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi gerekirken yalnızca dosya üzerinden karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, keza müvekkilinin ek tasfiye işlemleri için tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesine karşın kendisine ücret takdir edilmediğini, davacının işbu ücreti depo etmesi yönünde bir karar tesis edilmediğini, kararın bu yönüyle de hatalı ve eksik olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/448 E., 2024/910 K. ve 18.12.2024 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kaydı 01/08/2023 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi'nin 2023/746 Esas sayılı dosyası ile 21/06/2019 tarihinde işçi alacağı davası açılmış olup, dava dosyasının derdest olduğu ve Mahkemece davacı vekiline şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davanın dayanağının TTK'nın geçici 7. maddesi olduğu beyan edilmiş ise de, hukuki nitelendirme yetkisi Mahkemeye ait olup şirketin tasfiyesinin, hakkında davacı tarafından açılmış ve derdest dava ve takip dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından, ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek TTK'nın 547. maddesi uyarınca şirketin ihyasına, davalı tasfiye memurunca tasfiye işlemleri tamamlanmadığından görevinin devamına karar verilmesi ve bu görevi kapsamında davalı tasfiye memuruna herhangi bir ücret takdir edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafın alacağının bulunup bulunmadığı, şirket tarafından ödenip ödenmediği hususları ise bu davada değil İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi'nin 2023/746 Esas sayılı dosyasında değerlendirilecek hususlardır. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.