Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/725 E. 2025/2370 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/725
Karar No
2025/2370
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/725 KARAR NO : 2025/2370

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/772 KARAR NO : 2025/107 DAVA TARİHİ : 06.10.2021 KARAR TARİHİ : 18.02.2025 DAVANIN KONUSU : Ecrimisil KARAR TARİHİ : 20.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2025

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.02.2025 tarihli, 2024/772 Esas ve 2025/107 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin ... İli,... İlçesi,... Mahallesi,.... Ada, ...Parsel'de kayıtlı taşınmaz maliki olduğunu,.... AŞ. tarafından 14.05.2009 tarihli kira sözleşmesi ve ek protokolleri ile müvekkili şirkete kiraya verildiğini, yıllardan beri müvekkili tarafından kiraya verildiğini, dava konusu taşınmazda yer alan ...A.Ş. ile ... AŞ.'nin müvekkilinin kiracısı olduğunu, taşınmazda yer alan bankamatikler de müvekkili tarafından kiraya verildiğini, taşınmazda davalı ... .. AŞ. tarafından bir ankesörlü telefon kulübesi kurulduğunu ve yıllarca kullanıldığını, taşınmazın kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. CEVAP : Davalı vekili, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu edilen alacak zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı definde bulunduğunu, haksız işgal tazminatının tasarrufta bulunma hak ve yetkisine sahip olmayan bir kişi tarafından, sahibinin rızası dışında kullanılması neticesinde doğan tazminat olduğunu, davacı yanın malik olmadığını, taşınmaz maliki ile davacı arasındaki kira sözleşmesine dayanarak taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin olup olmadığını değerlendirmek için ise önce aralarındaki kira sözleşmesine bakılması gerektiğini, diğer yandan davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanın beyanına göre davacı ile taşınmaz maliki arasındaki sözleşme tarihi 14.05.2009 tarihli olup müvekkil şirket tarafından ankesörün kurulma tarihinin 01.04.2009 olduğunu, ankesör kurulduktan sonra yapılan sözleşmeye dayanarak müvekkili şirketten ecrimisil talep edilemeyeceğini, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, ecrimisilin şartlarının oluşmadığını, taşınmaz sahibinin ecrimisil talep edebilmesi için, ecrimisile konu taşınmazın sahibinin rızası dışında, kötüniyetli bir kişi tarafından işgal edilmesi gerektiğini, Ankesörlü Telefonlar 5369 Sayılı Evrensel Hizmet Kanununda evrensel hizmet aracı olarak tanımlandığını, ankesörlü Telefonlar tüm dünyada bütün bireylerin erişebildiği en önemli evrensel bir iletişim ürünü olduğunu, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ile Şirketimiz arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesine göre; Ankesörlü Telefon Hizmeti Evrensel Hizmet standartlarında müvekkil şirkete görev olarak tanımlandığını, müvekkil şirket evrensel hizmet yükümlüsüdür ve verdiği kamu hizmetinde ticari kaygı taşımadığını savunarak, müvekkili şirket aleyhine açılan yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle görev yönünden reddine, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından taraf sıfatı yokluğundan yani husumetten davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahallinde 12.12.2022 tarihinde keşif icra edildiği, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ve İnşaat Mühendisi tarafından düzenlenen 17.09.2023 tarihli rapor uyarınca 5 yıllık dönemler halinde ayrı ayrı bedeller belirlendiği, her dönem için belirlenen bedelden zeminde işgal ettikleri alan dikkate alınarak 1/2 oranında indirim yapılarak bulunan bedelden konumu dikkate alınarak %30 oranında indirim yapılarak bulunan bedellerin dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın malik olmadığını, ankesör kurulduktan sonra yapılan sözleşmeye dayanarak davacının taşınmazın tasarruf yetkisine sahip olduğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ankesörü henüz davacı kiracı sıfatına sahip olmadan evvel kurulduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ankesörlü telefonların tüm dünyada bireylerin erişebildiği en önemli evrensel bir iletişim ürünü olduğunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile müvekkili şirket arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesine göre; ankesörlü telefon hizmeti evrensel hizmet standartlarında müvekkil şirkete görev olarak tanımlandığını, davacının ecri misil talep edebilmesi için o yerden sağladığı menfaatin olduğunu ve ankesör sebebiyle bu menfaatinden mahrum kaldığını ispatlaması gerektiğini, oysa müvekkili şirket ankesör kabini kaldırıldıktan sonra söz konusu yer alış veriş merkezinin ücretsiz otoparkı olarak kullanılmaya devam ettiğini, kullanımı engelleyen bir durum söz konusu olmadığı gibi davacı yan otoparktan ücret aldığını ispat etmeden müvekkili şirketten ecri misil talep edemeyeceğini, yılda yaklaşık 8 milyon dakikalık kartsız ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen Acil Yardım, Polis İhbar vb. çağrıları yaygın olarak hizmeti sunulan ankesörlü telefonlar üzerinden sağlandığını, müvekkil şirketin ankesör kabini ile dava dilekçesinde yer alan bankamatik kabininin orada bulunma sebeplerinin de birbirinden farklı olduğunu, müvekkili şirketin ankesörünü bankamatik gibi değerlendirilerek verilen karar hatalı olduğunu, davaya konu edilen ankesör kulübesi 01.04.2009 tarihinde kurulduğunu, 24.06.2021 tarihinde kaldırıldığını, davanın ise 06.10.2021 tarihinde açıldığını, yani 10 yılı aşkın süredir davacı yandan ankesörün kaldırılması yönünde herhangi bir talep gelmediğini, "zımni muvafakat"ın varlığını kabul etmek gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ankesörün kapladığı alan konusundaki çelişki giderilmeden 1,50 metrekare olarak hesaplanan rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, haksiz fiillerde zamanaşımı fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak hukukumuzda yerini aldığını, hal böyleyken bilirkişinin geriye dönük olarak 5 yıllık ecrimisil hesabının yasal dayanağı bulunmadığını, davacı taraf ankesörlü telefon için müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğinde müvekkili şirket hızlıca aksiyon alarak davaya konu ankesörlü telefonu yerinden kaldırdığını, yerel mahkemece ecrimisilin şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.Dava, şahsi hakka dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gerek mülkiyet hakkı sahibi ve gerekse başka bir hakka dayanarak mülkiyet hakkı sahibinden taşınmazı belirli bir süre elinde tutma hakkı kazanmış kişiler, mülkiyet hakkının ve sözleşme ile edindiği hakkın kendisine sağladığı yararlanmalar için üçüncü kişilerin engellemeleri karşısında yargı yolu ile hakkın korunmasını isteyebilirler. Bu hak, mülkiyet ve sözleşmeye dayanan şahsi hakkın varlığı süresince mütecavizi fiilen defetme hakkı biçiminde olabileceği gibi, müdahalenin sürekliliği halinde ecrimisil tazminatı olarak istenebilir. Somut olayda; davacı tarafından kiralanmış olan ... ada... parsel sayılı taşınmazın 1,5 m²'lik kısmının davalı tarafından ankasörlü telefon konulmak suretiyle haksız olarak kullanıldığı ileri sürülmüş, mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile 44.718,00 TL ecrimisil talep edilebileceği hesaplanmıştır. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece el atılan yerin usulüne uygun olarak tespiti ile ecrimisil bedelinin dosya kapsamına uygun, denetime ve karar vermeye elverişli bir şekilde hesaplattırılarak hüküm altına alındığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.054,68 TL’den peşin alınan toplam 763,67 TL’nin mahsubu ile bakiye 2.291,01 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/725, K. 2025/2370, T. 18.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-725-e-2025-2370-k-7b6e6956174a