Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/647 E. 2025/1211 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/647
Karar No
2025/1211
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/647 - Karar No:2025/1211 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/647 KARAR NO : 2025/1211

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/730 E-2023/769 K

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025

Davacı vekili tarafından davalı taraf aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Davalı ortaklık ile dava dışı idare arasında imzalanan Sabiha Gökçen Havalimanı Raylı Sistem Bağlantısı İnşaatı ve Elektro Mekanik Sistemleri Temin, Montaj Ve İşletmeye Alma İşleri Sözleşmesi kapsamında Hastane, Şeyhli ve Kurtköy İstasyonları Kaba İnşaat İşleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı İstasyonu Altyapı Galerisi İnşaat İşlerinin yapılması konularında taraflar arasında 03/12/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, işin tahmini bedelinin 4.199.876,50 TL olup işin süresinin Şeyhli İstasyonu için yer tesliminden itibaren 120 gün, Kurtköy İstasyonu için 120 gün, Hastane İstasyonu için 150 gün, Havalimanı Tesisat Galerisi için 90 gün olarak kararlaştırıldığını müvekkilinin işi sözleşmeye ve teknik şartnameye ve iş programına uygun yerine getirmeye başladığını, ancak işin devamında hiçbir haklı neden yok iken yazılı ve sözlü ihtar dahi yapılmaksızın davalı yanca sözleşmenin feshedildiğini ve 11/03/2017 tarihi itibariyle müvekkilinin şantiye sahasından çıkarıldığını, fesihten evvel toplam 1,2 ve 3 (kesin)nolu hakedişlerin imzalandığını, bu hakkedişlerin toplam miktarı 99.811,33 TL iken davalılarca sadece 23.682,17 TL ödeme yapıldığını belirterek ve fazla hakları saklı olmak üzere ödenmemiş bakiye hak ediş alacaklarının öncelikle tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL'nin ve haksız fesihe dayalı olarak kar kaybı alacağının tahsili ile şimdilik 10.000,00 TL'nin 09/05/2017 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri: Davacının sözleşme imzalandıktan sonra yükümlülüklerin yerine getiremeyeceğini anlayıp, işi bırakmak ve devretmek istediğini, bu anlamda yarım kalan işin tespitinin yapıldığını ve karşılıklı tutanakla imzalandığını, bu tespitlerden sonra davacının hatta işi kendisinden devir alacak taşeronla anlaşma yoluna gittiğini ve şantiye sahasındaki tüm harcamaları davacı yanın tahsil ettiğini, davacının sözleşme şartlarına uymadığını, iş programına uygun süre ve kalitede iş yapmadığını, diğer yönden makine, ekipman ve eleman sıkıntısı yaşanarak işin süresinde tamamlanmasının imkansız hale getirildiğini, davacı iddiasının aksine davacının kendi isteği ile işi bıraktığını ve müvekkilinin borçlu olmadığı gibi ortaklığın davacı şirketten 11.514,23 TL alacaklı olduğunu, sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini kabul anlamına gelmemek üzere kar kaybı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, yüklenici adi ortaklık ile davacı taşeron arasında 03/12/2016 tarihinde imzalanan bir kısım işlerin kaba inşaat ve alt yapı inşaat işlerinin yapılması konusunda düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı bir kısım hak ediş alacağı ile sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı mahrum kalınan kar talebine ilişkin olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde tesis edilen 28/02/2020 tarih ve 2017-396/139 sayılı karar sayılı davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2022 tarih ve 751/1005 sayılı ilamı ile mahkeme kararının kaldırıldığı, kaldırma ilamında belirtilen hususlar kapsamında ek tahkikat yapılarak, dosyanın ek rapor tanzimi amacıyla yeniden bilirkişilere tevdi gerektiği, davacının ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu bağlamda kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetinden 09/08/2023 tarihli raporun alındığı, kaldırma ilamı sonrasında yapılan ek tahkikat ile birlikte tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler, gerekçeli ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınması uygun bulunan 09/08/2023 tarihli ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 03/12/2016 tarihli, davacının taşeron, davalıların yüklenici sıfatına haiz olduğu "Hastane, Şeyhli ve Kurtköy İstasyonları Kaba İnşaat İşleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı İstasyonu Altyapı Galerisi İnşaat İşlerinin Yapımı" konulu eser sözleşmesinin akdedildiği ihtilafsız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiği hususu, davacı tarafından dayanılan usulüne uygun deliller kapsamında kanıtlanamamış olduğundan davacının haksız feshe dayalı olarak kar kaybı alacağı talebinin reddi gerektiği, bakiye hakediş alacağı talebi bakımından ise, tarafların karşılıklı olarak incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ticari defterlerinde yer alan ancak davacı ticari defterlerine intikal etmemiş olup belgelendirilen ödemelerin davacı kayıtlarına intikal ettirilmesi sonrasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit edeceği ve son tahlilde davalılar tarafından kanıtlanan ödemeler düşüldüğünde 2017 yılı itibariyle davacının davalıya 7.284,83 TL borçlu olacağı anlaşıldığından, davacı tarafından haklılığı kanıtlanamayan bakiye hakediş alacağı talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, süresinde sundukları delil dilekçesinde tanık isimleri ve adreslerinin tek tek bildirildiğini, ancak mahkeme tarafından tanıklarına duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmediğini, tanık delilinden hiçbir aşamada vazgeçilmediğini, mahkeme kararında karşı tarafın açık rızasının yokluğu sebebiyle tanık dinleme taleplerinin reddine dair verilen kararın isabetsiz olup keza yasal süresi içerisinde bildirilen tanıkların dinlenmesinin karşı tarafın açık muvafakatına bağlı olmadığını, tanık beyanları alınmadan dosyanın bilirkişilere tevdii edilmesinin dosyanın eksik incelenmesine ve tanzim edilen raporda müspet zararın hesaplanamamasına sebep olduğunu, mahkeme kararında hükmün sadece bilirkişi raporuna dayandığının izah edildiğini, dosya genelinde hiçbir somut delil incelemesi yapılmadan davanın reddedildiğini, öncelikle bilirkişi raporu içeriği ve niteliği itibariyle, MK. 266 ve devamı maddeleri gereğince hukuki görüş bildiremeyeceği sabit olup buna ilişkin değerlendirmelerin bilirkişinin tarafsızlığına gölge düşüreceğinin açık olduğunu, raporun bu haliyle hükme esas alınamayacağını, davalı yanlarca iddia edilen taşeronluk sözleşmesinin devri nedeniyle müvekkilinin işi bıraktığı iddiası gerçeği yansıtmadığı gibi bu iddiadan etkilenerek hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmenin mümkün olmadığını, kar kaybının hesaplanmaması ve buna ilişkin hukuki yorumda bulunulmasına itiraz ettiklerini, zira fesih işleminin tek taraflı işlem neticesinde gerçekleştiğini, tanık beyanları alınmadan dosyanın bilirkişilere tevdii edilmesinin, dosyanın eksik incelenmesine ve raporda müspet zararın hesaplanamamasına sebep olduğunu, davalı yanca, işin tamamlanmadan şantiye alanının terkine ve kendi rızaları aranmadan başka bir taşeronun şantiye alanında çalışma yapmaya başladığına ilişkin iddialarının ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hakkedişlerin tesliminden hemen sonra şantiye alanından çıkarıldığının fırsat verilmesi halinde dinlenecek tanık beyanlarıyla da sabit olduğunu, müvekkilinin işi zamanında bitiremeyecek olmasının nitelikli işçi bulma sıkıntısı ve teknik donanım eksiklikleri olması bahanesi üzerinden haksız fesih için mazeret arandığını, davalı yanca, müvekkilinin malzeme tedariki ve işçi bulma sıkıntısı üzerinden yapılan iddialar mesnetsiz olup, büyük projelere ilişkin bu tür aksaklıkların akabinde gelen işleri de etkileyeceği göz önünde bulundurularak müvekkiline ihtar veya uyarıda bulunulmamasının mümkün olmadığını, davalılarca bunca aksaklığın varlığı halinde sözleşme hükümlerince yaptırım uygulanmaması hayatın olağan akışına aykırı olup yükümlülüklerden kurtulma gayreti içinde mesnetsiz iddialar oluşturulduğunu, teknik inceleme dışında yapılan değerlendirmelerin somutlaştırılması ve sağlıklı analizi bakımından tanık beyanları dinlenilmeden rapor tanzim edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bakiye alacağın hesaplanması sırasında sadece davalıların ticari defterlerinin taban alınmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dosya içerisine sunulmuş olan delillerin dikkate alınmadan anılan işlemler üzerinde hesap yapılmasının isabetsiz olduğunu, banka hesap dokümanlarının hesap bilirkişi tarafından incelemeye tabi tutulmadığını, işbu sebeple menfi zarara ilişkin eksik inceleme yapıldığını, bütün sair delillerin birlikte değerlendirilmesi durumunda haklılıklarının ortaya çıkacağını, mezkur raporda tanzim edilen işçilerin tüm alacaklarının sözleşmesinin haksız feshine kadar geçen sürede müvekkili şirket tarafından ödendiğini, kaldı ki davalıların dahi aleyhe bakiye bir alacağın olduğunu ileri sürmediği bir durumda, eldeki kısıtlı verilerle hesap yapılmasıyla ortaya çıkan 7.284,83TL borcun varlığından söz edilmesi mümkün olmadığı gibi bilirkişi raporunun hazırlanırken gerekli dikkat ve özenin sergilenmediğini ortaya koyduğunu, davalıların cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu hesap hareketlerine dahi aykırı hesaplamaların bulunduğu raporun reddiyle yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilmesinin zaruri olduğunu, banka hesap dokümanlarının hesap bilirkişi tarafından incelemeye tabi tutulmadığını, işbu sebeple menfi zarara ilişkin eksik inceleme yapıldığını, fesihten önceki 31.12.2016, 31.01.2017 ve 28.02.2017 tarihli karşılıklı imza altına alınmış kesin hakedişler göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin toplam 99.811,33TL alacağının bulunduğu, davalıca yapılan 23.682,17TL kısmi ödeme sonucunda bakiye alacağın 76.129,16TL olduğunun sabit olduğunu, sadece davalı şirketlerin ticari defterleri baz alınarak hesaplamalar yapılması, banka kayıtlarının hesap işlemleri sırasında değerlendirilmemesinin eksik incelemeye sebep olduğunu, işin yükleniciliğini yapan müvekkili şirketin, işi eksiksiz ve hatasız teslim etmesine rağmen borçlu gösterilmesinin izahtan vareste olduğunu, davalıların dahi müvekkilinin belli bir hakedişe sahip olduğunu ve bu ödemeyi yaptıklarını ikrar ederken bilirkişinin sadece ticari defterler üzerinden yaptığı hesabın gerçek verileri göstermediğini, davalıların cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu hesap hareketlerine dahi aykırı hesaplamalar bulunduğunu, işbu sebeplerle hukuka, ticari teamüllere ve yerleşik içtihatlara aykırı raporun hükme esas alınacak niteliğe haiz olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında; "Sözleşmenin kurulması aşamasında davalı yana tek taraflı fesih hakkı tanındığı" göz önünde bulundurularak davalıların sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini kabul ettiğini, sözleşmenin tek taraflı fesih hakkı tanımasının, müvekkilinin gerçek hakedişlerini alamadığı ve zarara uğradığı gerçeğini değiştirmediğini, sözleşmenin feshi başlıklı 25.maddesinin Anayasaya aykırı olup hak arama özgürlüğüne engel teşkil ettiğini, kusuru bulunmayan ve noter marifeti ile kusuru kendisine bildirilmeyen müvekkili şirketin şantiye sahasından çıkartıldığını, üzerinde değişiklik yapılması mümkün olmayan, tek taraflı haklar gözeten, aşırı yarara(gabin) sebep olan haklar ihtiva eden sözleşmenin gerekçe gösterilerek tazminat ödemekten kaçınılamayacağını, kaldı ki tek taraflı feshin hakedişin ödenmesine engel teşkil etmeyeceğini, müspet zarara ilişkin eksik inceleme yapıldığını, davalıların tam kusuru sebebiyle müvekkili şirketin belli bir kardan yoksun bırakıldığını, davalılarca, işi zamanında bitiremeyecek olması, nitelikli işçi bulma sıkıntısı ve teknik donanım eksiklikleri olması bahanesi üzerinden haksız fesih için mazeret arandığını, davalı yanca, müvekkili şirketin malzeme tedariki ve işçi bulma sıkıntısı üzerinden yapılan iddialar mesnetsiz olup, büyük projelere ilişkin bu tür aksaklıkların akabinde gelen işleri de etkileyeceği göz önünde bulundurularak müvekkiline ihtar veya uyarıda bulunulmamasının mümkün olmadığını, davalılarca bunca aksaklığın varlığı halinde sözleşme hükümlerince yaptırım uygulanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olup yükümlülüklerden kurtulma gayreti içinde mesnetsiz iddialar oluşturulduğunu, davalı yanca iddia edilen taşeronluk sözleşmesinin devri nedeniyle müvekkilinin işi bıraktığı iddiası gerçeği yansıtmadığı gibi bu iddiadan etkilenerek hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmenin mümkün olmadığını, davalı yanca, işin tamamlanmadan şantiye alanının terkine ve kendi rızaları aranmadan başka bir taşeronun şantiye alanında çalışma yapmaya başladığına ilişkin iddiaların ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkilinin hakedişlerin tesliminden hemen sonra şantiye alanından çıkarıldığını, tanık beyanları dinlenilmeden rapor tanzim edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, eksik incelemeye sebep olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye hakediş alacağı ile sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemenin 2017/396 E-2020/139 K sayılı 28/02/2020 tarihli kararında özetle: Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı ve bu sözleşmeye dayalı biçimde davacının ilgili iş yerlerinde kısmen de olsa işin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece tarafların sundukları tüm delillerin toplanıldığı, dosyanın uzman İnşaat, hesap- hukukçu ve mali bilirkişiye tevdii edilerek alınan 20/05/2019 günlü bilirkişi raporunda özetle; yanlar arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alındığında sözleşmenin konusunu açıklayan 2. madde, iş tanımını ve miktarını belirleyen 4. madde, ödeme başlıklı 6. madde, işin süresine dair 8. madde, sözleşmenin feshine dair 25. madde açıklamaları dikkatle izlendikten sonra taraflar arasındaki sözleşmenin eki keşif özeti ve hak edişlere ilişkin tüm detay bilgilerinin incelendiği, ticari kayıtların ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirildiği, adi ortaklık cari hesap ilişkisi kapsamında yapılan incelemeye göre davalı adi ortaklığın davacı şirketten 11.514,23 TL alacaklı olduğu, davacı yanın ise belirlenen hak edişleri + 4.229,40 TL kesilen teminat tutarı haksız görülmekle bu kez davalı yanın hak ediş alacaklarından mahsubu neticesi davacı taraftan 7.284,83 TL alacaklı konuma geçtiğinin açıklandığı, mahkemece tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının rapor ile karşılaştırıldığı ve davacı yanın tanık dinleme talebi bu aşamada ileri sürülmüş ise de, davalı yanın davacının tanık dinlenme talebine delil ibraz süresinin tamamlandıktan çok sonra bildirilmiş olduğu ve muvafakat etmedikleri nazara alınarak yerinde görülemediği, diğer yönlerden alınan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmakla, davacının diğer rapora itiraz ve beyanlarına değer verilmediği, tahkikatın sonucunda konusunda uzman bilirkişilerin raporu dayanak alınarak davacının davalı taraftan eksik ödenmiş hak ediş alacağının olmadığı ve sözleşmenin kurulması aşamasında davalı yana tek taraflı fesih hakkı tanındığı hususu da dikkate alındığında davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/751 E- 2022/1005 K sayılı 13.10.2022 tarihli kararında özetle: “…Taraflar arasında 03.12.2016 tarihli "Hastane, Şeyhli ve Kurtköy İstasyonları Kaba İnşaat İşleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı İstasyonu Altyapı Galerisi İnşaat İşlerinin Yapımı" konulu eser sözleşmesinin akdedildiği ihtilafsız olup, davacı taşeron, davalı taraf yüklenicidir. Yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı tarafça itiraz edilmiş olmakla ve delil listesinde de davacı kendi ticari defterlerine de dayanarak, defterlerin bulunduğu yeri bildirdiği, ancak davacı defterleri incelenmeksizin bilirkişi raporunun düzenlendiği anlaşılmakla, davacı tarafın da ticari defterleri incelenmek üzere bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sözleşme kapsamında davacı taşeronun davalı taraftan talep edebileceği bakiye alacağının bulunup bulunmadığının tespitiyle, ödemeler bakımından davalı tarafça yemin deliline dayanıldığı da dikkate alınarak, toplanacak delillere ve sonucuna göre bir hükme varılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine …” karar verilmiştir. Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 03.12.2016 tarihli "Hastane, Şeyhli ve Kurtköy İstasyonları Kaba İnşaat İşleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı İstasyonu Altyapı Galerisi İnşaat İşlerinin Yapımı konulu eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı taşeron tarafından bakiye hak ediş alacağı ile sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı alacağının davalı yüklenici taraftan tahsili isteminde bulunulmuş olup mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1madde gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/647, K. 2025/1211, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-647-e-2025-1211-k-591972626ee1