Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/620 E. 2025/733 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/620
Karar No
2025/733
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ..... KARAR NO : .....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI: ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 06/05/2025 YAZIM TARİHİ : 09/05/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan anonim şirketin haklı nedenle feshi istemli davada 05/02/2025 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin ortaklarından olduğunu, davalı şirketin 152 ortaklı olarak 05/07/1968 tarihinde kurulduğunu, şirket ana sözleşmesi gereği her biri yirmibin liraya tekabül edecek şekilde 180 adet şirket hissesinin kurucular arasında bedelsiz olarak dağıtıldığını, müvekkilinin de şirket kurucularından olup nama yazılı hisse senedinin olduğunu ve şirkette azınlık pay sahiplerinden biri olduğunu, müvekkilinin 20 yılı aşkın süredir davalı şirkette meydana gelen eylemlerden haberdar olmadığını, kendisinin azınlık hisse sahibi olması nedeniyle davalı şirket temsilcileri tarafından müvekkilinin yok sayıldığını, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davalı şirketin kaç ortaklı olduğu, şirket yetkililerinin kimler olduğu, şirket ortaklarının pay durumlarının ne olduğunun ortaya çıkacağını, yine şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile şirketin faaliyet durumunun, şirket alacak borç durumunun, şirket kayıtlarının usulünce tutulup tutulmadığının, şirketin kâr zarar durumunun, şirketin öz sermaye durumunun da ortaya çıkacağını ayrıca şirketin rayiç bilanço değerinin tespiti ile çıkma paylarının ve şirket fesih şartlarının oluşup oluşmadığının da tespit edilebileceğini, müvekkili ile şirket arasındaki güven ortamının sona erdiğini, ortaklığın devamının taraflar arasında ve ekonomi açısından herhangi bir fayda sağlamayacağını, çoğunluk pay sahibi şirket yetkilileri tarafından azınlık pay sahibi müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini, kâr dağıtım ödemesi yapılmadığını, genel kurul toplantılarının yapılmadığını, şirketin kötü yönetildiğini beyanla TTK'nun 531.maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 250.000,00TL'lik sermayesinin 249.923.600 adedinin nama yazılı, 76.400 adedinin de hamiline yazılı olmak üzere toplam 250.000.000 hisseden oluştuğunu, şirketin 1968 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, 1998 yılında şirketin borca batık olduğunu ve şirket hisselerinin devir yoluyla satıldığını, bu devirler sonucu şirketin 247.432.560 hissesinin ........ Ambalaj Şirketi adına, 89.366 hissesinin ........ A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, bu iki şirketin davaya konu şirketin %99 hissesinin sahibi olduğunu, kalan %1'lik hissenin de davacının da içinde bulunduğu 748 kişiye ait olduğunu, davacının müvekkili şirkette 100 adet nama yazılı hissesinin bulunduğunu, davacının hissesinin şirket hisselerine oranının 100/250.000.000 olduğunu, bu oranın yüzdelik dilimi karşılığının %0,0000004 olduğunu, davacının TTK'nun 531.maddesi uyarınca anonim şirketlerde fesih davası açılabilmesi için gerekli hisseye sahip olmadığını, bu nedenle öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tüm faaliyetlerinin yasalara uygun olarak yapıldığını, 1998 yılında şirket hisse devri yapılmak suretiyle borca batıklık durumundan çıktıktan sonra tüm borçlarının ödendiğini, fabrika binasının aktif olarak çalışmaya devam ettiğini, şirket feshini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Yukarıda yer verilen yasa hükmünün açık ifadesine ve emsal istinaf mahkemesi kararlarına göre, anonim şirketlerde ancak sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği 04/02/2025 tarihli cevabi yazısında görüleceği üzere, davacı, davalı şirkette azlık pay sahibi sıfatını (yüzde on payı) elinde bulundurmamaktadır. Bu itibarla davacı açısından dava açma ehliyeti, eş deyişle, aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Hal böyle olmakla dava takip ehliyetindeki eksiklik sebebiyle davanın usulden reddi gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin pay sahiplerinden biri olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasındaki güven ortamının sona erdiğini, ortaklığın devamında taraflar ve ekonomi açısından herhangi bir faydanın kalmadığını, şirketin feshi yerine müvekkilin ortaklıktan çıkarılması adına yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin gayri faal olup olmadığı ve faal olduğu dönemde sürekli olarak zarar edip etmediği hususlarında davalı şirket üzerinden davacı müvekkile herhangi bir bilgi verilip verilmediğini, çoğunluk pay sahiplerinin oluşturduğu yönetim kurulu üyelerinin haklarının sürekli ve orantısız şekilde arttığını, azlık pay sahiplerine ekonomik anlamda zarar verildiğini, azlık pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmadığını, geçerli bir sebep olmamasına rağmen kâr dağıtımı yapılmadığını, davacı müvekkile hissesi ve payı oranında herhangi bir kâr dağıtım ödemesi yapılmadığını, sürekli olarak genel kurul toplantısı yapılamadığını; şirketin kötü, ihmalkâr, bilgiye dayanmayan bir şekilde, azlığa karşı pervasızca yönetildiğini, şirketin organlarının çalışmasının engellendiğini, açıklanan nedenlerle Yargıtay'ın süreklilik kazanan yerleşik içtihatları doğrultusunda usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak, davanın ve taleplerin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Davacının 1/10 oranında payı bulunmadığından fesih talebinde bulunamayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2- Alınan harç yeterli olduğundan harç ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

.....

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/620, K. 2025/733, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2025-620-e-2025-733-k-535abd4c0239