Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2025/486 E. 2025/626 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/486
- Karar No
- 2025/626
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2021 NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Dairemizden verilen 02/11/2023 tarih ve .... Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/12/2024 tarih ve .... Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 30.sınıfta tescil edilmek üzere 2019/57164 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin 2017/83169 sayılı ve "..." ibareli markasını gerekçe göstererek başvuruya yaptığı itirazının kısmen kabul edilerek, başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, bu kısmi ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin ise 2020-M-5184 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilin 1911 yılında Belçika’da kurulmuş bir şirket olduğunu, çikolata ürünleri ile kısa sürede ün kazandığını, müvekkilinin ... nezdinde tescilli ve “...” ibareli markalarının bulunduğunu, somut olayda da tescil edilmek istenilen markanın tek başına “...” kelimesinden oluşmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "..." ibaresinin müvekkili tarafından icat edilmiş çikolatanın adı olduğunu, beyaz, sütlü ve bitter çikolatadan sonra 4. çikolata türü olarak kabul edildiğini, tanımlayıcı olan bu ibarenin ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağını, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağladığını ileri sürerek, ... YİDK’nun 2020-M-3635 sayılı kararının iptaline ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden iltibas bulunduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Şirket vekili, tarafların f markaları arasında uyuşmazlık konusu mallar bakımından iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın Belçikada kullanılıyor olmasının davacı lehine bir hak sağlamayacağını, müvekkilinin 1992 yılından beri "..." markasını kullandığını ve ayırt ediciliğinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalı markasındaki münhasır olarak bulunan ve Türkçe de yer almayan "..." ibaresinin önüne -arkasına getirilen eklerle yeni başvuru yapılmasının davalı markasına yaklaşıldığının göstergesi olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu başvuru kapsamından çıkarılan emtialar için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "... ... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği , ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan, YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu açıklanan nedenlerle bilirkişi raporuna itibar edilmediği, dava konusu başvuru sahibi davacının SMK'nın 6/3 maddesine dayalı iddiasının iş bu davada dinlemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu başvurusu ile redde mesnet marka arasında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin jenerik bir ibare olduğunun mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edilmesine rağmen taraf markalarının benzer olduğuna karar verilmesinin yerinde olmadığını, "..." ibaresinin bir çikolata türünü ifade ettiğini, herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu, ayrıca müvekkilinin markalarının tanınmış olduğu ve "..." ibaresini uzun süredir kullandığı hususlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 02/11/2023 tarih ve 2021/1728 Esas, 2023/1384 Karar Karar sayılı kararıyla, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, uyuşmazlık konusu “çikolatalar, kuvertür çikolatalar; kakao tozu; kakao esaslı pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolata esaslı pastacılık ve fırıncılık mamulleri” malları bakımından tek başına tanımlayıcı bir ibare olduğundan ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığından, "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olmasının iltibasa neden olmayacağı, davacının başvuru markasında yer alan " ... ..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, bu nedenle davacının başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 16/12/2024 TARİH VE 2024/855 ESAS, 2024/9044 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, Dairemiz kararının, davalılar vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, başvuru konusu işaretin "... ... ..." ibaresinden oluştuğu, “...” kelimesinin davalı şirket markasının tek ve asıl unsuru konumunda bulunduğu, davalı tarafın, bu ibareyi tek başına marka olarak aldığı, davalı Şirketin markası tanımlayıcı bir ibare olarak kabul edilse bile davalı taraf adına tescilli bulunduğundan hükümsüz kılınmadıkça geçerli olacağı, zira, 6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca tanımlayıcı bir işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 30. sınıf mallar yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, her ne kadar markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresi bir çikolata türünü ifade etse de, davalı şirket adına 20.09.2017 tarihinden itibaren kayıtlı olup tek ve esaslı unsuru "..." olan 2017/83169 marka hükümsüz kılınmadığı sürece herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari bir hak verdiği, bu durumda taraflara ait markalarda yer alan “...” ibaresi dikkate alınarak markaları oluşturan işaretlerin benzer oldukları ve bu benzerliğin, tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer mallar yönünden ortalama tüketici kitlesinde, her iki markalı ürünün aynı veya aralarında idari/işletmesel bağlantı bulunduğu ve aynı kökenden geldiği intibasını doğurabilecek nitelikte olması nedeniyle aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulü gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE :Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu mallar bakımından, iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise taraf marka işaretleri arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığıdır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Davacıya ait dava konusu başvuru "... ... ..." redde mesnet 2017/83169 sayılı marka da "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta olup, uyuşmazlık da bu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının iltibasa sebebiyet verip vermeyeceği noktasındadır. Mahkemece aralarında gıda yüksek mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda, "..." ibaresinin, sütlü çikolata, bitter çikolata, beyaz çikolata gibi çikolata türlerinin yanında dördüncü çikolata türü olarak kabul edildiği, “...” renginden dolayı “...” yani “...” ismiyle adlandırıldığı, ... cinsi kakao çekirdeklerinden elde edilen ve bu nedenle de herhangi bir renklendirici içermemesine rağmen doğal rengi ... olan bu çikolata türevinin ülkemizde yeni de olsa yaygın bir biçimde tanınmaya başlandığı, "..." ibaresinin bir çikolata türevi, bir cins isim olduğu belirtilmiştir. "..." ibaresinin bir çikolata türünü ifade ettiği bozma ilamında da kabul edilmekle birlikte markanın tescilli olduğu sürece herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari bir hak verdiği gerekçesiyle tarafların marka işaretlerinin benzer olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, tasviri veya ticaret alanında herkes tarafından kullanılan sözcüklerden ibaret olan markaların, ayırt ediciliği zayıf marka olarak kabulü gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesi, yapılacak küçük değişikliklikler ortadan kalkacaktır. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Esasen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları da bu yöndedir. Örneğin, Yüksek Dairenin 16/12/2019 tarih, 2019/1771-8199 E.K. sayılı ilamında, "nitelik ve değer belirten işaretlerden olmakla tek başına “...” ibaresinin KHK'nın 7/1-c maddesince tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığı, davalının başvuru markasında yer alan “...” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katacağının kabul edilmesi gerektiği" denilerek, "..." asıl unsurlu markalarla "...'' ibareli marka arasında iltibas bulunmadığı kabul edilmiştir. Yine, Yüksek Dairenin 04/12/2019 tarih, 2019/578-7827 E.K. sayılı ilamda ise "Markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sesçil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalıdır. Bu anlamda markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden amaç, ... veya yöntem belirten tanımlayıcı ibareler karşılaştırmada dikkate alınmaz. Tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması gerekir. Esasen tanımlayıcı olmakla birlikte, KHK'nın 7/son maddesi uyarınca kullanım sonucu ayırt edici kılınmakla marka olarak tescili sağlanabilecek ibarelerin sadece tescilin sağlandığı gerekçesiyle kullanım tekeli de kimseye bırakılamaz." açıklamasına yer verilmiş ve ". ... " markası ile "... ..." markası arasında iltibas bulunmadığına hükmedilmiştir. O halde, anılan Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, tanımlayıcılığa yakın olan ibareleri içeren markaların koruma düzeylerinin düşük tutulması ve sadece ayırt edicilik taşımayan ekleri itibariyle oluşturdukları biçimler itibariyle korunmaları gerekmektedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu "... ... ..." ibareli başvuru ile redde mesnet 2017/83169 sayılı ve "..." ibareli marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, uyuşmazlık konusu “çikolatalar, kuvertür çikolatalar; kakao tozu; kakao esaslı pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolata esaslı pastacılık ve fırıncılık mamulleri” malları bakımından tek başına tanımlayıcı bir ibare olduğundan ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığından, "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olmasının iltibasa neden olmayacağının ve davacının başvuru markasında yer alan " "... ..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Dairemizin 02/11/2023 tarih ve 2021/1728 Esas, 2023/1384 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2021 gün ve 2020/303 Esas 2021/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile ... YİDK'nın 2020-M-3635 sayılı kararının iptaline, 4-Davacı vekilinin başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 166,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 317,50-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.746,10-TL yargılama gideri ve 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.854,90-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğine ve talebi halinde davacıya iadesine, 11-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 26/03/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.