Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/435 E. 2025/505 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/435
- Karar No
- 2025/505
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...... KARAR NO : ...... KARAR TARİHİ : 27/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...... (...) ÜYE : ...... (...) ÜYE : ...... (...) KATİP : ...... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 05/11/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1-......... 2-......... VEKİLİ : Av...... DAVALILAR : 1-......... VEKİLİ : Av...... 2-......... VEKİLİ : Av...... DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/03/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 28/03/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili 24.09.2021 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; 20.05.2021 günü saat 10:45 sıralarında davalı sürücü ......... idaresindeki ......... plakalı otomobili ile Meram ilçesi Karahüyük Mahallesi ... Sokağı takiben seyredip yer işaret çizgileri ile bölünmüş yol olan ... Caddesi kavşağına geldiğinde sola dönüş yapmak için kavşağa giriş yaptığı sırada aracın sol ön yan kısmı ile solundan ......... istikametinden .../Caddesine takiben Antalya Çevreyolu Caddesi istikametine doğru seyreden sürücüsü müvekkil ......... idaresindeki motosikletin ön kısmının çarpması sonucu ......... ve küçük çocuk .........'ın yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkillerine atfı kabil bir kusurun söz konusu olmadığını, davalı .........'a ait ......... plakalı aracın ......... poliçe no ile kayıtlı Zorunlu Taşıma Sigortasının davalı ......... A.Ş.'ne yaptırıldığını, müvekkili tarafından davalı Sigorta şirketine yapılan başvuruya karşın, davalı sigorta şirketi ile yapılan görüşmelerin menfi sonuçlandığından bahisle; Fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ......... ......... için trafik kazasında müvekkilinin bedensel zarara uğraması nedeniyle, toplanacak delillere göre (6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası) maddi tazminat tutarının belirlenerek, belirlendiğinde tamamlama harcı yatırılmak üzere, şimdilik 250,00 TL geçici iş göremezlik zararının, 250,00 TL sürekli iş göremezlik zararının, 20,00 TL bakıcı giderinin, 20,00 TL sağlık giderinin (SGK sorumluluğu haricinde ki mutad tedavi giderlerinden kaynaklı) işleten/sürücü yönünden olay tarihinden; sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilden tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi birlikte davalı sürücü/işletenden müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine, davacı Küçük ......... için; Trafik kazasında müvekkilinin bedensel zarara uğraması nedeniyle, toplanacak delillere göre (6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası) maddi tazminat tutarının belirlenerek, belirlendiğinde tamamlama harcı yatırılmak üzere, şimdilik 250,00 TL geçici iş göremezlik zararının, 250,00 TL sürekli iş göremezlik zararının, 20,00 TL bakıcı giderinin, 20,00 TL sağlık giderinin (SGK sorumluluğu haricinde ki mutad tedavi giderlerinden kaynaklı) işleten/sürücü yönünden olay tarihinden; sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilden tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi birlikte davalı sürücü/işletenden müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ......... vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 13.10.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından 20.05.2021 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak tazminat talebinde bulunulduğunu, davacıların davasının ve tüm taleplerinin reddinin gerektiğini, dava konusu olayda, müvekkili davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacı ......... .........'ın kendi sevk ve idaresindeki motosiklette, müteveffa eşi ......... ve çocukları .........'ın bulunmakta iken seyir halinde olduğunu, motosikletin plakasız ve tescilsiz durumda olduğunu, tek kişilik motosiklet üzerinde bulunan üç kişinin de kasklarının bulunmadığını, davacı .........'in kendisinin de kabulünde olduğu üzere, müvekkilinin aracına, çarpanın kendisi olduğunu, davacıların, müteveffanın eşi ve oğlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduklarını, davacı .........'in, olaya kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğinden, müvekkili davalı açısından taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacıların, manevi tazminat talebinde bulunduklarını, ayrıca yine Mahkememizde ... E. sayılı dosya ile açmış bulundukları davada yine manevi tazminat talep ettiklerini, bu yönde iki ayrı dava ile manevi tazminat açısından taleplerde bulunulmasının manevi tazminatın hukukumuzdaki karşılığı açısından mümkün olmadığını, davacıların taleplerinin reddinin gerektiğini, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntülerin, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir duygu bütünü olduğunu, üzüntü ve acının karşılığı manevi tazminatın bölünmesinin, bir kısmının dava konusu yapılmasının kalanın ayrıca istenmesi gibi bir imkanın bulunmadığını, niteliği itibariyle manevi tazminat taleplerinin bölünebilir talepler olmadığını, bir defada istenilmesinin gerektiğini, manevi tazminatın fahiş tutarda talep edildiğini, davacıların taleplerinin müvekkili davalı tarafından karşılanma imkanının bulunmadığını, müvekkilinin ekonomik durumunu ciddi oranda sarsacak taleplerinin Mahkememiz'ce dikkate alınmamasının gerektiğinden bahisle; Müvekkili davalı açısından her türlü talep ve dava talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacıların davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ......... Sigorta A.Ş.'nin süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı, ancak mahkememiz dosyasına sunmuş oldukları yazılı beyan dilekçelerinde özetle; Davacıların kaza anında istiap haddini aşmak suretiyle iki yolcu ve bir sürücü olarak motosiklete bindiği tespit edildiğinden meydana gelen zarardan müterafik kusurlu kabul edilmelerinin gerektiğini, motosikletin sürücü ve yolcu olmak üzere 2 kişilik kapasitesi olduğu dolayısıyla istiap haddi aşılmak suretiyle motosiklette seyahat edildiği, dolayısıyla davacıların zararın müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek tazminat hesabından en az %20 oranında indirim yapılmasının gerektiğini, motosiklet sürücüsü .........'ın kaza anında ehliyetsiz olduğunu, davacı .........'in ehliyetsiz şekilde motosiklet sürmesi ve .........'ın ehliyetsiz sürücünün aracına binmesi gözetildiğinde davacıların meydana gelecek zararı kabul ettiklerini, dolayısıyla müterafik kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle tazminat hesabından ayrıca %20 oranında indirim yapılmasının gerektiğini, davacıların desteği olan müteveffanın kasksız şekilde, ehliyetsiz sürücünün aracına, istiap haddini aşarak binmiş olup 3 farklı zararı arttırıcı kusurlu davranışı gözetilerek tazminat oranından en az %60 oranında indirim yapılmasının gerektiğinden bahisle; Davacılar açısından hesaplamaya esas alınan sakatlık oranlarının hatalı yönetmelik hükümlerine göre alınması sebebiyle ek maluliyet raporu alınmasına, davacıların müterafik kusurlu olması sebebiyle %60 oranında indirim yapılmasına, .........'ın tazminat hesabının %75 kusur oranında yapılmasına ve geçici iş göremezlik hesaplamasının kabul edilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Davacı .........'ın 10.230,36 TL geçici iş göremezlik, 4.007.652,18 TL sürekli iş göremezlik, 4.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 14.310,00 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 4.036,192,54 TL maddi zararının bulunduğu, diğer davacı .........'ın 6.479,03 TL geçici iş göremezlik, 148.461,96 TL sürekli iş göremezlik, 1.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 2.683,13 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 159.124,12 TL maddi zararının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortası kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, kazaya karışan diğer davalı .........'ın kazaya karışan ......... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olması nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluğunun bulunduğu, davacıların KTK.97.maddesi gereğince dava açmadan önce davalı ......... A.Ş.'ye 05.07.2021 tarihinde başvuru yaptıkları, başvurularının 12.07.2021 tarihinde davalı şirkete PTT yolu ile tebliğ edildiği, davacıyana herhangi bir ödemenin yapılmadığı, KTK 97. maddesinde düzenlenen başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği ve sigorta şirketi yönünden KTK'nun 99. Maddesi gereğince 23.07.2021 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacıların yaralanmaları nedeniyle uzun süre tedavi süreci geçirdikleri, acı çektikleri ve sağlık bütünlüklerinin bozulduğu, yaralanmalarına bağlı olarak kişilik haklarının zarar gördüğü, bu nedenle davacıların manevi zarara uğradıkları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup; DAVANIN KABULÜ İLE; 1-a)Davacı ......... için; 10.230,36 TL geçici iş göremezlik, 4.007.652,18 TL sürekli iş göremezlik, 4.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 14.310,00 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 4.036,192,54 TL maddi tazminatın davalılardan ......... yönünden olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden, davalı ......... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Davacı ......... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalı .........'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-a) Davacı ......... için; 6.479,03 TL geçici iş göremezlik, 148.461,96 TL sürekli iş göremezlik, 1.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 2.683,13 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 159.124,12 TL maddi tazminatın davalılardan ......... yönünden olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden, davalı ......... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, b) Davacı ......... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalı .........'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamına sunulan ve kusur raporu esas alınarak tanzim olunan aktüerya bilirkişi raporu ve akabinde ilgili raporların esas alınarak kurulan hükmün hatalı olduğunu, raporlara itirazlarının dikkate alınarak kararın kaldırılmasını, müvekkillerinin tazminatlarına yönelik gelir artışı dahil fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarını, maddi tazminat miktarlarının hatalı hesaplandığını, kararın müvekkilleri lehine kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ......... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; karara esas olan bilirkişi tarafından hazırlanan raporun gerçeği yansıtmadığını, bilirkişinin tazminat hesabı yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet hesaplamasının da hatalı olduğunu, davacının başvuruya konu maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, yeni genel şartlar kapsamında yapılan son yasal düzenlemeler ile sağlık hizmet bedelleri ve geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağını, kararın müvekkili şirket lehine kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece 30/12/2024 tarihinde verilen ek kararda; Tüm dosya kapsamı gereğince; Davalı ......... Sigorta A.Ş. Vekilinin 05/12/2024 tarihinde istinaf konun yoluna başvurduğu, harç ve masrafları yatırmaması nedeniyle düzenlenen ihtarnamenin kendisine 10/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen 1 haftalık kesin süre içinde harç ve masrafları karşılamadığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvuru talebinin HMK.m.344 gereğince yapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir" şeklinde "Davalı ......... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK.m.344 gereğince yapılmamış SAYILMASINA, karar verilmiştir. Davalı ......... Sigorta Şirketi 30/12/2024 tarihli ek karara ilişkin istinaf talepli dilekçesinde özetle; mahkemece eksik harcın tamamlatılması için tebliğ edilen muhtıranın usulüne uygun olmadığını, eksik ve hatalı bildirim içerdiğini, ödenmiş olan istinaf kanun yoluna başvuru harcının mükerrer şekilde talep edildiğini, usule aykırı düzenlenen ve yanıltıcı ve hatalı bildirimde bulunan muhtıra sebebiyle harcın süresinde ödenmediği gerekçesiyle verilen ek kararların kaldırılması gerektiğini, ek karara karşı istinaf taleplerin kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik,tedavi, bakıcı giderlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Davalının itirazı yönünden yapılan incelemede : Davalı istinaf kanun yoluna başvuru yaparken karşılanması gereken harç ve masrafları yatırmadığından, 6100 s. HMK.'nın 344. Maddesi gereğince mahkememizce 05/12/2024 tarihli istinaf harç ve masrafların tamamlanması için düzenlenen ihtarname davalı Davalı ......... Sigorta A.Ş. vekiline 10/12/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ancak ihtarnamede belirtilen 1 haftalık kesin süre içinde davalı tarafından harç ve masrafların yatırılmadığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı gereğince; Davalı ......... Sigorta A.Ş. Vekilinin 05/12/2024 tarihinde istinaf konun yoluna başvurduğu, harç ve masrafları yatırmaması nedeniyle düzenlenen ihtarnamenin kendisine 10/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen 1 haftalık kesin süre içinde harç ve masrafları karşılamadığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvuru talebinin HMK.m.344 gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmesi yerindedir. 2-Kusur itirazının incelenmesinde : Davacının, 20.05.2021 günü saat 10:45 sıralarında davalı sürücü ......... idaresindeki ......... plakalı otomobili ile Meram ilçesi Karahüyük Mahallesi ... Sokağı takiben seyredip yer işaret çizgileri ile bölünmüş yol olan ... Caddesi kavşağına geldiğinde sola dönüş yapmak için kavşağa giriş yaptığı sırada aracın sol ön yan kısmı ile solundan ......... istikametinden .../Caddesine takiben Antalya Çevreyolu Caddesi istikametine doğru seyreden sürücüsü davacı ......... idaresindeki motosikletin ön kısmının çarpması sonucu ......... ve küçük çocuk .........'ın yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğu davacı sürücünün tali kusurlu olduğunu tutanağa bağlandığı .Mahkemece Ankarar trafik ihtisastan alınan raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 kusurlu olduğu , kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün %25 kusurlu olduğunun rapor edildiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. 3- Kamu düzeni ve Hesap raporuna itirazın incelenmesinde : AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından ; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, iş yerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre kusur oranı değişmesi halinde yeniden aktuerya bilirkişisinden rapor alınarak kusur oranının değişmemesi halinde (PMF 1931) Tablosu esas alınan kısma göre karar verilmesi gerekmektedir . H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) DAVANIN Kısmen KABULÜ İLE; 1-a)Davacı ......... için; 10.230,36 TL geçici iş göremezlik, 2.145.140,06 TL sürekli iş göremezlik, 4.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 14.310,00 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 2.173.680,42 TL maddi tazminatın davalılardan ......... yönünden olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden, davalı ......... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Davacı ......... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalı .........'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-a) Davacı ......... için; 6.479,03 TL geçici iş göremezlik, 130.456,35 TL sürekli iş göremezlik, 1.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri, 2.683,13 TL bakıcı gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 141.118,51 TL maddi tazminatın davalılardan ......... yönünden olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden, davalı ......... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, b) Davacı ......... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalı .........'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 3-Alınması gereken 162.222,51 TL harçtan peşin alınan 208,62 TL, ıslah harcı olarak alınan toplam 43.208,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 118.805,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (davalı sigorta şirketinin 43.007,48 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalının tamamından sorumlu olmasına,) 4-Davacı tarafça sarfına mecbur kalınan toplam 276,42 TL ilk yargılama harcı, ......... için yatırılan 5.425,69 TL tamamlama harcı ve davacı ......... için yatırılan 37.783,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 43.485,11 TL harcın davalılardan (Davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve harcın 42.319,76 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça sarfına mecbur kalınan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 945,00 TL ATK ücreti, 761,85 TL tebligat ile müzekkere gideri ile N.E.Ü.Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan 12.793,00 TL tedavi masrafı olmak üzere toplamda 17.499,85 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 9.764,91 TL'sinin davalılardan (Davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve yargılama giderinin 3.534,89 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, bakiye 7.734,94 TL'sinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan davacı ......... için 299.104,85 TL ve davacı ......... için 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (Davalı ......... Sigorta Şirketi A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı olan 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve vekalet ücretinin ......... için 60.417,98 TL'sinden, ......... için 30.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, 7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan davacı ......... için 30.000,00 TL ve davacı ......... için 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı .........'dan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, 8-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan 264.876,33 TL vekalet ücretinin davacı .........'dan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, 9-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan 18.005,61 TL vekalet ücretinin davacı .........' dan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, 10-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE, İstinaf Yargılaması Yönünden; 11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 12-Davacı tarafça yapılan 2.338,80 TL istinaf başvuru gideri ile 60,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.398,80 TL yargılama giderinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı ......... yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davacı ... ......... yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 27/03/2025
...... Başkan ... e-imzalı ...... Üye ... e-imzalı ...... Üye ... e-imzalı ...... Katip ... e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.