Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/431 E. 2025/573 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/431
Karar No
2025/573
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/431

KARAR NO: 2025/573

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 06.01.2025

NUMARASI: 2024/852 Esas

DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair yüze karşı verilen karara yönelik olarak davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... yeni adıyla ... şirketinin İstanbul Ticaret Sicil'e kayıtlı bir sermaye şirketi olduğunu, şirketin kuruluşundaki sermayenin 1.000.000,00-TL değerinde olduğunu, müvekkilinin de şirketin %10 sermayesine sahip kurucu ortağı ve pay sahibi olduğunu, yıllardır şirketin olağan genel kurul toplantısı yapılmadığından müvekkil tarafından şirketin yöneticileri dava dışı ... ve ...'a Konya ... Noterliği 28.08.2024 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnamenin çekildiğini, keşideciler ... Şirketi ve ... tarafından Beşiktaş ... Noterliği 10.09.2024 tarih ve .. yevmiye nolu ihtarname ile müvekkilinin şirketin payı ve ortağı olmadığı, 2022 Eylül ayında müvekkilin pay devri yaptığı, 20.09.2022 tarihinde ortakların tamamının katılımıyla pay devrinin karar altına alındığı, müvekkilin şirketteki paylarının tamamının hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ... TC Kimlik numaralı ...'ye devredildiğinin bildirildiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde pay devrine ilişkin bir ilan görünmediğini, müvekkilinin şirketteki paylarının usulsüz olarak davalı ... Sütçü'ye devredildiğini, bu sebeplerle müvekkilinin davalı ... şirketinde %10 oranında pay sahibi olduğunun tespitine, verilecek tespit kararı doğrultusunda davalı şirket pay defterlerine pay sahipliğinin kaydedilmesi gerektiğinin ayrı ayrı tespitine ve kararın ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, 06.01.2025 tarihli duruşmada, tarafların yüzlerine karşı verilen ara kararıyla; "...İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüştürülmemelidir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, esas hüküm için tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil, yaklaşık ispatın yeterli olacağı HMK 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın başarılması yeterlidir. Davacının hisse devrinin önlenmesi yönündeki tedbir talebinin kısmen kabulü.... " gerekçesiyle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosunda kayıtlı davalı kozmed sağlık ürünleri anonim Şirketi'ndeki diğer davalı ... T.C. kimlik numaralı ...'nün %10 hissesi üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, takdiren 100.000,00 TL nakdi veya kesin ve süresiz teminat mektubu alınmasına, teminatın yatırılması halinde tedbir kararının bu şirketlerin sicil kayıtlarına işlenmesi ve infazı için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve davalı bu şirkete müzekkere yazılmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Yüze karşı verilen bu ihtiyati tedbir kararına karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hatalı ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, malum olunduğu üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/1.maddesi gereğince, davacı tarafça yaklaşık ispat kuralının yerine getirilmediğini, İddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 20.09.2022 tarihli yönetim kurulu kararının alınmasında esasen davacının imzasına ve katılımına ihtiyaç bulunmadığını, bu hususun herhangi bir geçerlilik şartı olmadığı. keza davacının yönetim kurulu üyeliğinin bulunmadığı izahtan varestedir. O dönemde şirket yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...'ın imzaları ile geçerli şekilde pay devrinin pay defterine işlenmesine dair karar alındığını, payların, bedellerinin ödenmiş olup olmadığına göre ikili bir ayrım yapıldığını, Yargıtay'ın uygulamasının da bu ayrıma göre şekillendiğini, bedelleri tamamen ödenmiş çıplak payların devrine, TBK 183'te yer alan alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağının ifade edildiğini, buna dair bildirim şirkete yapıldığında, şirket tarafından payların devrine dair işlemin pay defterine işlenmesi dışında herhangi bir işlem yapılması hali hazırda mümkün olmadığını, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2017 tarih ve 2016/2949 E. - 2016/5444 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, yine emsal nitelikteki bölge adliye mahkemesi kararlarını da sunduklarını, Huzurdaki dava dosyasında mevcut durum itibariyle henüz ön inceleme aşamasında verilen ihtiyati tedbir kararının, hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, yaklaşık olarak dahi ispat edilememişken verilen tedbir kararının yerinde olmadığını, Kaldı ki, kesinlikle ihtiyari tedbir kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 100.000,00 TL teminat bedeli karşılığında verilen tedbir kararı hakkaniyete aykırı niyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Diğer davalı ile aynı istinaf nedenlerini ileri sürerek, mahkemenin 06.01.2025 tarihli ara kararı ile tesis edilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tedbir kararının devamına karar verilmesi halinde ise; tedbir kararı tesis edilen şirket hisseleri bakımından hisselerin değeri dikkate alınmak suretiyle teminat bedelinin yeniden takdir edilmesine karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇEDava anonim şirketin senede bağlanmamış çıplak paylarının gerçeğe aykırı (sahte imza ile) olarak diğer davalı gerçek kişiye devri yönünde şirket nezdinde yapılan işlemlerin geçersiz olduğunun ve bu işlemlerle devir konusu yapılan payların davacıya ait olduğunun tespiti ve pay defterine tescili istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, asıl dava içinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin tarafların hazır bulunduğu duruşmada kısmen kabulüne dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, her iki davalılar vekilleri tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin şirket paylarının davalı ...'ye devredilmiş gibi görüldüğünü, devir sözleşmesi imzalamadığını, davalı ...' e sahibi olduğu %10 oranındaki şirket paylarının davalı ...'e devrinin veya herhangi bir tasarruf işlemine konu edilmesinin engellenmesi açısından ticaret sicil müdürlüğüne iletilmek üzere paylar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Dava dosyasına davalı cevapları kapsamında taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen şirket hisse devir sözleşme örneği, gerçekleşen ihtarname örnekleri, şirkete ait sicil gazete örnekleri, ve ilgili belge ve bilgiler ibraz edilmiştir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davada istenen, davacıya ait olduğu iddia edilen senede bağlanmamış çıplak payların gerçeğe aykırı olarak davalı ... ' ye devri yönünden şirket nezdinde yapılan işlemlerin geçersiz olduğu ve bu işlemlerle devir konusu yapılan payların davacıya ait olduğunun tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği ön inceleme duruşmasında, davaya konu %10 şirket hisselerinin devrinin tedbiren önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, diğer ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Tedbir kararının verildiği oturumda mahkemece davacı iddiası kapsamında sözleşmedeki imza sahteciliği yönünden imza incelemesine dair ara karar kurulduğu da gözetildiğinde, dosya kapsamı ile tarafların iddia ve savunmalarına göre, ihtiyati tedbir kararı verilmesi bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, tedbir kararı verilmediği takdirde telafisi güç zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmış, davalılar vekillerinin bu konuya yönelik istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Davalılar vekillerince mahkemece takdir edilen 100.000 TL teminat tutarının yeterli olmadığı ileri sürülerek teminat yönünden de istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 392. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararının 100.000 TL teminat karşılığı verildiği, davalı cevap dilekçesinde sunulan hisse devir sözleşmesinde de hisse devir bedelinin 100.000 TL olarak gösterildiği gözetildiğinde, teminat tutarı yönünden ilk derece mahkemesi takdirine göre teminat tutarına yönelik istinafın da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davalılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/431, K. 2025/573, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2025-431-e-2025-573-k-2d7e97c1020e