Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/27 E. 2025/1912 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/27
- Karar No
- 2025/1912
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/27
KARAR NO : 2025/1912
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI : 2021/63 Esas - 2022/930 Karar
DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı tereke temsilcisi vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ..., 01/07/1898 doğumlu, ... t.c. kimlik numaralı müteveffa ...nın mirasçısı olduğunu, mirasçılık belgesinin bir sureti dava dilekçesi ekinde olduğunu, müteveffa ..., cumhuriyetin ilk yıllarında Kayseri tüccarlarından olup hali vakti yerinde bir şahsiyet olduğunu, orta anadolu mensucat ... A.Ş’nin kurucusu olduğunu, Sivas – Kayseri demiryolu inşaatını yaptığını, Kayseri’de Sümerbank’ın ana temsilcisi olduğunu, Atatürk Kayseri’ye geldiğinde ilk görüştüğü kişilerden birisi de ...olduğunu, müteveffa ..., davalı ... bankası A.ş . 1924 yılında kurulurken yüklüce hisse satın alarak bankanın hissedarı (ortağı) olduğunu, müvekkil davacı ve diğer mirasçılar tarafından bu durum çok iyi bilindiğini, ..., 08/07/1969 tarihinde vefatı ile işbu hisseler halefiyet ilkesi gereğince müvekkil davacı ve diğer mirasçılara intikal ettiğini, müvekkili davacı 2020/16576 başvuru ve 2020/93925 arabuluculuk numarası ile davalı ... Bankası’nın ortaklarından olduğunun tespiti ile bu tespit neticesinde hesaplanacak kâr payı alacağının ödenmesi hususunda arabuluculuk yoluna başvurmuşsa da arabuluculuk süreci anlaşamama ile sonuçlandığını bunun üzerine de işbu tespit davasını açılmak zorunda kalındığını ileri sürerek 100,00.TL kâr payı (temettü) alacağının davalıdan tahsiline, müteveffa ...nın ... Bankası hissesi satın alıp almadığının tespitine, müteveffa ...hissedar ise müteveffa adına kaç adet kök hissesinin bulunduğunun, kök hissesinin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucunda bugün kaç adet; kurucu hisse, *a tertip hisse, *b tertip hisse *ve c tertip hisse yaptığının tespitinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm mirasçıların birlikte dava açmasının gerektiğini, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, öte yandan, kesin hüküm itirazları bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davaya müvekkili Bankanın taraf olamayacak olup, yasal mevzuata göre söz konusu dava ve dava konusu taleplerin Yatırımcı Tazmin Merkezi' ne yöneltilebileceğini, banka kayıtlarının incelenmesinde de ...isimli kişinin müvekkili Banka nezdinde her ne ad (kök hisse / kurucu hisse / A-B-C tertip hisse / hissedarlığı vb.) altında olursa olsun herhangi bir hissesi/pay senedi bulunmadığını, davacının, murisinin ... Bankası kurulurken hisse satın aldığı şeklindeki iddialarının da maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca, ... Bankası Anonim Şirketi Esas Mukavelesinin 1. Maddesinde kimlerin hisse senetleri ile şirketin kurulduğu hususu açıkça ifade edilmiş olup, davacının murisinin bu maddede sayılan şahıslar arasında olmadığından, davacının dayanaksız iddia ve taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde yer verdiği aleyhe tüm iddia, beyan anlatım, yorum ve taleplerin gerçek dışı ve dayanaktan yoksun olup, dilekçe ve içeriğine açıkça itiraz ettiklerini, davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Anayasa Mahkemesi 22.10.2015 tarih, 2015/29 E. 2015/95 K. sayılı kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi başlıklı 13. maddesinin 4. Fıkrasının, "... ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar Yatırımcıları Tazmin Merkezi (YTM)'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.” şeklindeki düzenlemesini iptal etmiştir. İptal üzerine, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13. Maddesinin 4. fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çıkarılarak, 07/09/2016 tarih ve 29824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmelik hükümleri gereğince, hak sahipliği iddiasında bulunanların Yönetmeliğinin 5. maddesinde belirtilen belgelerle birlikte YTM'nin merkez adresine başvurmaları gerekmektedir. Yüksek Mahkemenin iptal kararı ve bu karara göre çıkarılan Yönetmelik düzenlemeleri gereğince, hak sahipliğini ispat eden kişilerin sermaye piyasası aracının asılları ile birlikte artık YTM’ye başvurarak YTM’den talepte bulunması gerekmektedir. Nitekim SPK'dan gelen yazı cevabında da dava konusu payların YTM'ye aktarıldığı açıkça bildirilmiştir. Tüm yasal düzenlemeler nazara alındığında; davalıya husumet tevcih edilemeyeceği, somut olay ile birebir aynı olan bir başka dava dosyasının istinaf incelemesinde; İstanbul Bam 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/1506 Esas, 2021/1690 Karar sayılı ilamında "..." şeklinde olup, kararın iş bu dava dosyasına da uygun olduğu, tüm bu hususlar nazara alınarak, açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13. Maddesinin 4. Fıkrasını 22/10/2015 tarihli ve 2015/95 sayılı kararı ile Anayasanın Mülkiyet Hakkını güvenceye alan 35. ve "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 13. Maddelerine aykırı bulunarak iptal etmiş, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13. Maddesinin 4. Fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptali üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğu 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren "6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13. Maddesinin 4. Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulmuş olup mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğini,
anayasanın 35. maddesi mülkiyet hakkının ancak kanun ile sınırlandırılabileceğini düzenlediğine göre mülkiyet hakkının sınırlandırılması yönetmelik ile düzenlenemeyeceğini, ayrıca, ilgili yönetmelikte sınırlama değil mülkiyet hakkının açıkça yatırımcı tazmin merkezine devri söz konusu olduğu için de bu yönetmelik anayasanın 35. maddesine açıkça aykırı olduğunu, söz konusu yönetmelik insan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi 1 Nolu Protokolünün 1. Maddesindeki ‘Mülkiyetin Korunması’ başlıklı 1. Maddesindeki düzenlemeye de açıkça aykırı olduğunu, Mahkemede açılan işbu dava her ne kadar bir eda davası niteliğinde ise de aynı zamanda bir tespit davası niteliğinde olduğunu, davacıların Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurabilmeleri için öncelikle davalı bankanın pay defterlerinde muris ...adına hisse senedi olup olmadığının tespit ettirmeleri, muris ...namına hisse senedi var ise ondan sonra ellerinde fiziki hisse senetleri olmadığından zayi nedeni ile mahkemeden iptal kararı alıp ondan sonra da Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurmaları gerekeceği ortada iken Yerel Mahkemenin davalı bankanın pay defterlerinde bilirkişi marifeti ile bir inceleme yaptırmadan davayı pasif husumet yokluğu nedeni ile reddetmesi açıkça usule aykırı olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen ‘Adil Yargılanma Hakkı’ başlıklı düzenlemesine de açıkça aykırı olduğunu bu nedenle Yüksek Mahkemenin Yerel Mahkemenin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi kararını kaldırıp yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar vermesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ... Bankasından hisse alındığının ve hisse adedinin tespiti ile kar payının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı ve davacının tespit isteminde bulunup bulunamayacağı noktasındadır.Davacı taraf, kök muris ...'nın ... Bankası A.Ş'nin kuruluş aşamasında hisse senedi satın alarak bankaya ortak olduğunu beyanla kar pay alacağının tahsiline, müteveffa ...'nın ... Bankası hissesi satın alıp almadığının tespitine, hissedarı ise kaç adet kök hissesinin bulunduğunun, kök hissesinin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucunda bugün kaç adet hisse yaptığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.İlk derece mahkemesinin kararında da belirtildiği gibi Sermaye Piyasası Kanunu(SPK)'nun 13/4. Maddesi gereğince kaydileştirilmesine karar verilen ve kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM(Yatırımcı Tazmin Merkezi)’ye intikal eder. Anılan yasa maddesine ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi'nin 12/11/2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/10/2015 tarih ve 2015/29 E. - 2015/95 K. sayılı iptal kararının geçmişe etkili olmaması nedeniyle kaydileştirilmemiş paylar halen YTM nezdindedir.Benzer dosyalarda YTM tarafından mahkemeye verilen yazı cevaplarında SPK'nın 13/4. Maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen payların herhangi bir hak sahibi ve sahip olduğu pay adedi bilgisi olmaksızın toplu olarak devredildiği bilgisi verilmektedir. Buna göre, davalı İş Bankasına ait ve belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş hisselerin Yatırımcı Tazmin Merkezine devredildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Yatırımcı Tazmin Merkezine devredilen kaydileştirilmemiş hisselerle ilgili olarak davalı bankadan talepte bulunulması mümkün değildir. Dolayısıyla davalının eldeki davada pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Davacı tarafça açılan davanın eda davası yanında aynı zamanda bir tespit davası olduğunu ifade etmiş ise de, davalı bankanın davacı tarafa karşı iade ve tazmin sorumluluğu bulunmadığından tespit davasında dahi hasım olması mümkün değildir. Kar payı istemi yönünden ise bu aşamada talepte bulunulması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025