Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2488 E. 2025/2217 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2488
- Karar No
- 2025/2217
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2488
KARAR NO : 2025/2217
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2025 Ara Karar
NUMARASI : 2025/809 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali " Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan "
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 30/12/2025
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği ...düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-Borçluya ait ..., ..., ..., ... plakalı araçlar ile 09.06.2022 -21.04.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkânı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediğini, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine Müvekkil Şirketçe; Davalı-Borçlu aleyhine İstanbul 25. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ancak Davalı-Borçlu borca, faize, tüm fer' ilere ve yetkiye itiraz ettiğini ,takibin açıldığı İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle İhtiyati haciz talebimizin teminatsız kabulüne, davanın kabulü ile Davalı-Borçlunun İstanbul 25. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile Takibin avans faiz oranlarında yapılan değişiklikler uyarınca faizin değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak takibin devamına, Davalı-Borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı-Borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince; " ..Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine,.. " şeklinde ara karar verilmiş, bu ara karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; " ..İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/809 Esas sayılı dosyası üzerinden verdiği 20/11/2025 tarihli ara karar ile; dosya kapsamındaki delillerle İİK m. 257 uyarınca yaklaşık ispat koşulu sağlanmış olmasına rağmen ihtiyati haciz talebimiz hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı bir gerekçeyle reddedilmiştir. İşbu haksız kararın kaldırılarak talebimizin kabulü amacıyla süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğmuştur. Şöyle ki; Davacı müvekkil şirket’in uğramış olduğu zararın tahsilinin tehlikeye girmemesi için davalıya ait malların borca yetecek kısmının kaydına ihtiyati haciz konulması gerekmektedir. Davacı Müvekkil Şirket’in -fazlaya ve faize ilişkin haklarımız saklı olmak üzere- takip tarihi itibariyle 17.568,67 TL alacağı bulunmaktadır. Davalıya ait araçlarının ihlalli geçişlerine ilişkin Davacı Müvekkil Şirkete ödenmesi gereken borç, Davalı tarafından hiçbir haklı gerekçe olmaksızın ödenmeyerek dava açılmasına sebep olmuştur. Davalı, Davacı Müvekkil Şirket’in alacağını ödemekten kaçabileceği, huzurdaki dava neticesinde alınacak ilamı etkisiz hale getirmek için mal varlığı değerlerini elden çıkarma yoluna gidebileceği endişesini yaratmaktadır. Ayrıca bahse konu davada Davacı Müvekkil Şirket’in alacağı rehinle temin edilmemiş olup, Davalı hiçbir açıklama göstermeksizin likit borcunun ödemekten kaçınması Davacı Müvekkilin alacağına kavuşmasını zorlaştıracağını ve hatta imkânsız hale geleceğini göstermektedir. İhtiyati haciz, bir davanın esası hakkında verilen nihai bir hüküm değil, alacaklının alacağına kavuşmasını güvence altına alan geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu nedenle kanun koyucu, ihtiyati haciz aşamasında "Tam İspat" değil "Yaklaşık İspat" ölçüsünü yeterli görmüştür. İİK'nın 258/1. maddesi; "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur" hükmünü haizdir. Buradaki "kanaat getirecek delil" ifadesi, doktrinde ve Yargıtay uygulamasında "yaklaşık ispat" olarak tanımlanmaktadır. Yerel Mahkeme'nin ret gerekçesinde belirttiği "alacağın tam ve kesin olmadığı" ifadesi, ihtiyati haciz kurumunun doğasına aykırıdır. Zira alacak zaten tam ve kesin (tartışmasız) olsa yargılamaya gerek kalmaksızın doğrudan ilamlı icra takibi yapılabilir veya kesin hüküm kurulabilirdi. İhtiyati haczin varlık sebebi yargılama süresince alacağın sonuçsuz kalmasını önlemektir. Aşağıda kısa özetleri verilen ve dilekçemiz ekinde ayrıntılı olarak sunduğumuz Yüksek Mahkeme kararları ile de haklılığımız teyit edilmektedir; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarih ile 2020/219 Esas ve 2020/291 Karar sayılı kararı ''..Somut uyusmazlıkta, davacı ihlalli geçislerden dogan alacaga yönelik ihtiyati haciz talebini, ihlalli geçis listesi, ücret ödemeksizin geçislere iliskin DVD kayıtlarını sunmuş, yapılan incelemede ihlalli geçislerin yapıldıgı 2017-2018 yıllarında ... palakalı aracın Emniyet Müdürlügü müzekkere cevabı ile davalı ... adına kayıtlı oldugu anlasılmıstır. Alacagın niteligi geregi rehinle teminat altına alınmadıgı ve 2017-2018 yıllarına ait alacagın 15 günlük yasal ödeme süresi geçirildiginden vadesinin geldigi ve ihlalli geçis listesi ve DVD kayıtları ile yaklasık ispat kuralı gereginin yerine getirildigi, ihtiyati haciz isteme sartlarının olustugu, sartları olusan talebin kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle reddi kararının isabetli olmadıgı anlasılmıstır. Bu itibarla, davacı vekilinin haklı istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-b-2 uyarınca kaldırılması ve davalının öncelikle varsa araç ve tasınırları aksi halde tasınmaz ve 3. kisilerdeki alacakları üzerine ... teminatsız sekilde ihtiyati haciz konulmasına karar vermek gerektigi sonuç ve kanaatine oybirligiyle varılarak asagıdaki hüküm kurulmustur...'' İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin 13.07.2023 tarihli 2023/827E. ve 2023/780K. sayılı kararı "...Davacı tarafından ihlalli geçişlere ilişkin listenin sunulduğu, buna göre İİK'nun 258. Maddesinde yer verilen, kanaat getiren delillerin gösterilmiş olduğunun kabulü ile teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken ihtiyati haciz talebinin reddi kararı yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvusurusunun kabulü..." Yargıtay 17. H.D.' nin 09.04.2015 tarihli 2015/654 E.- 2015/5589 K. sayılı kararı "...İİK'nun 257.maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3.şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun'un 258/1 maddesine göre ihtiyati haczi kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir…” Yargıtay 19. H.D.’nin 12.05.2016 tarihli 2015/8490E.-2016/8741K. sayılı kararı
“…Görüldüğü gibi anılan yasa hükmünde ihtiyati haciz için iki koşulun gerçekleşmesi gerektiğinden sözedilmiştir. Bunlardan ilki, borcun rehinle temin edilmemiş olması, diğeri ise ortada vadesi gelmiş bir para borcunun bulunmasıdır. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince, ortada taraflar arasında düzenlenen banka genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve hesabın kat'ı ile birlikte vadesi gelmiş bir para borcu bulunduğu gibi, borcun rehinle temin edilmemiş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde alacağın varlığı ve miktarı yönünden kesin ispat aranmaz. Zira, kesin ispat ancak dava sonunda gerçekleşir. İhtiyati haciz taleplerinde ise yaklaşık ispat kuralı geçerlidir. Alacağın varlığına delalet eden delil ve emareler kesin olmamakla birlikte yaklaşık ispat kuralı karşısında alacağın varlığı konusunda mahkemeye bir kanaat veriyorsa diğer şartlarında gerçekleşmesi halinde ihtiyati haciz talebi kabul edilmelidir. Bu itibarla somut olay bakımından İİK'nun 257. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşulları gerçekleştiğinden talebin kabulü gerekirken yanılgılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…” Yerel Mahkemelerin sıklıkla başvurduğu "alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden talebin reddine" şeklindeki gerekçe Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından istikrarlı bir şekilde bozulmaktadır. Her itirazın iptali davası doğası gereği bir yargılamayı gerektirir ancak bu durum geçici hukuki koruma olan ihtiyati hacze engel değildir. Dosyamızda Müvekkil Şirket; ... otoyol ve köprüden yapılan ihlalli geçişleri, tarih, saat, araç plakası ve görsel kayıtları içeren detaylı listelerle (CD/DVD ortamında) sunmuştur. Bu kayıtlar borçlu ile müvekkil arasındaki ilişkiyi ve borcun doğumu anını yaklaşık ispat kuvvetinde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak Davalı Şirketin, likit ve muayyen olan bir borca salt zaman kazanmak ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiği açıktır. Borcun rehinle temin edilmemiş olması ve borçlunun mal kaçırma ihtimalinin bulunması karşısında, müvekkil şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelmemesi için İİK m. 257 şartları oluşmuştur. Yerel Mahkemenin ret kararı borçlunun malvarlığını elden çıkarmasına zemin hazırlayarak müvekkili telafisi güç zararlara uğratma riski taşımaktadır,.. " şeklindeki beyanlarıyla istinaf etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz talebine ilişkindir.
2004 s.İİK.nun 257.m.sinde ihtiyati haciz şartları;" Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlenmiştir.
2004 s.İİK.nun 257.m.sinde sayılan İhtiyati haciz şartları muacceliyet ve temerrüt yönünden bulunmadığından,ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı istinaf talebinde haklı değildir
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosya kapsamındaki delillere göre davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurularının esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Davacıdan alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 31/12/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.