Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2025/1809 E. 2025/2036 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1809
Karar No
2025/2036
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1809

KARAR NO : 2025/2036

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 31/10/2024

NUMARASI : 2021/451 Esas - 2024/718 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... T.A.Ş.'den döviz kredisi kullandığını, borcun geri ödenmediğini, hesabın kat edildiğini, daha sonra ... tarafından BK 162.madde gereğince alacağın kuruma temlik edildiğini, borcun halen ödenmediğini, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 16.03.2015 tarihinde 4.185.079,33.-TL toplam takip tutarı üzerinden takibe geçildiğini, davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağı bedelini ...'a ödeyerek devraldığını, davacının ...'ın batık kredilerini bankaya ödediğini, Danıştay tarafından ... ile ilgili verilen kararın ... hakkında değil BDDK hakkında olduğunu, ...'nin söz konusu davada taraf olmadığını, dolayısıyla müvekkili hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceğini, alacağı temlik edenin hukuki durumunun sonradan değişmesinin bedeli ödenerek sahip olunan hakkı ortadan kaldırmayacağını, alacağın temlikinin sebepten mücerret bir hak devri olduğunu, davadaki zamanaşımının yirmi yıl olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen icra takibinin iptal edildiğini, davacının bu davayı açmak konusunda aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, daha önce açılan davalarda davacının tasarruf yetkisinin bulunmadığının kabul edildiğini, alacağın temlikinin sebebe bağlı olduğunu, ... tarafından daha önce aynı kredi sözleşmesine dayanılarak takip yapıldığını, mükerrer takip söz konusu olduğunu, genel zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin borcu bulunmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Alacağın fon alacağı olmamasının en önemli sonucu ise Yargıtay 11.HD'nin kararlarında da belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin tespitinde ortaya çıkaracaktır. Zira fon alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiş olan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin somut davada uygulanma imkanı artık kalmamıştır. Buna göre asıl davadaki somut olayda, hesabın 29/03/2001 tarihinde kat olunduğu, alacağın bu tarihten itibaren muaccel hale geldiği dayanak kayıtlar ve bilirkişi rapor içeriği ile sabittir. Bu tarih itibariyle yürürlükte olan 818 yılı BK 125.maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin işleyeceği, buna mukabil takip tarihinin ise somut olayda 2015 tarihi olduğu, bu tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, buna göre bu süre içinde 818 yılı BK.nun 132,133 ve 6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi ve durması hallerinin somut olayda gerçekleştiğinin yapılan tüm araştırmalara göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde davacının, davalı aleyhine açmış olduğu dava zamanaşımına uğramıştır. Bilindiği üzere İİK.m.67/f.2 hükmüne göre itirazın iptali davalarında davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi karşısında borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli olması halinde ise alacaklı tazminata mahkum edilir. Ne var ki somut olayda davanın reddi karşısında davacının icra inkar tazminat talebinin ret olunması gerektiği gibi davacının kötü niyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından davalının tazminat talebi dahi ret olunmuştur. Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davalı aleyhine açmış olduğu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının, icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davalının, kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı kurum dava konusu alacağı karşılıksız değil, bedeli mukabilinde temlik almıştır vealacağı devralırken ödenen bedel kamu kaynağı olup dolayısıyla işbu davanın müddeabihi kamu alacağı sayıldığını, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün... E. dosyasının imha tarihi ve dosyanın imha tutanağı, alacağın borçlar hukuku hükümlerine göre dahi zamanaşımına uğramamış olduğunun kanıtı olduğunu, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ihya edilen... sayılı dosyasında ödeme emri fotokopisi dışında takibe dair hiçbir belge bulunmadığını, bu haliyle dosyanın ihya edilmiş olduğundan söz etmek mümkün olmadığını, ihya işleminin 4473 sayılı "yangın, yersarsıntısı, seylap veya heyelan sebebiyle mahkeme ve adliye dairelerinde ziyaa uğrayan dosyalar hakkında yapılacak muamelelere dair" kanunun 18. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemesi hakimliğince bizzat yapılması gerektiğini, olayda ise ihyanın icra hakimliğince bizzat yapılmayıp icra müdürlüğünce yapılmış olması bir yana, ihya edilen dosya ihya kararı veren icra hukuk mahkemesinin denetiminden geçmediğini, icra mahkemesinin tasdikine sunulmadığını, davacı fon alacağının amme alacağı olduğu ve 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yüksek Yargıtay'ca içtihat edildiğini, kamu kurumunun taraf olduğu davalarda vekalet ücreti maktu olarak hesap edildiğini, bu nedenle hükümde davacı kurum aleyhine nispi vekalet ücretine hükmolunması hukuka aykırı olup ayrıca dava esastan değil usulden (zamanaşımı) ret edildiğini bu durumda vekalet ücretinin nispi değil maktu olarak takdiri gerektiğini, davanın önceki 2015/677 E. sayılı dosyadan verilen hükmü istinaf mahkemesince "esas yönünden inceleme yapılmadan" usuli sebeple kaldırıldığını, istinaf sonrasında yeniden yapılan yargılamada bozma sebebi olan usuli eksiklik giderildikten sonra önceki hükmün değiştirilmesini gerektiren yeni bir hukuki durum ortaya çıkmadığını, sadece usuli reddin gerekçesi değişmiş olup hüküm yine usuli sebeple ret şeklinde olup bu durumda mahkemenin önceki hükmünün istinaf konusu olmayan hükümlerini değiştirmesi usul hukukuna aykırı olduğunu, 13.10.2022 tarihli hükümde davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi HMK'nın "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. md de aykırı olduğunu, davalının lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi HMK'nın 25.md'ndeki "taraflarca getirilme ilkesi"ne de aykırı olduğunu, hüküm bu haliyle kesinleştiği takdirde davacı kurumun ...’a ödediği temlik bedeli geri alınamayacağı gibi hükmolunan yüksek tutardaki vekalet ücreti de ayrıca davacı kurum bünyesinden ödenmek zorunda kalınacağını ve büyük kamu zararı oluşacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve temlik alınan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, temlik alınan banka alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Temlik eden ... T.A.Ş. ile davalı genel kredi sözleşmeleri imzalanmıştır.Temlik eden banka tarafından, kredi borçlusuna çekilen İstanbul 11. Noterliğinin 30/03/2001 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen ve ihtarda gösterilen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi ve ekleri, hesap ekstresi" sebebine dayalı olarak 127.327,00 TL asıl alacağın, 4.057.752,33 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 16/03/2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise diğer savunmalarının yanı sıra mükerrer takip itirazı ile zamanaşımı def'ine dayanmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama üzerine, mükerrer takip nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın bu kez zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davalının zamanaşımı def'i ve davacının, davaya konu alacağın fon alacağı olduğu ve zamanaşımının 20 yıl olarak uygulanması gerektiği yönündeki iddialarının değerlendirilmesi gerekir.01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde de, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır. 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Ancak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir.Bu aşamada 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bir alacağı Fon alacağı olarak kabul etmişse bu alacaklar, Kanun’un açık hükmü karşısında Fon alacağı statüsünü iktisap etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 108/4. ve 132/8. maddeleri Fon alacağı statüsünün bu şekilde oluşumuna ilişkindir (Tekinalp, s. 301). 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun132/8. Maddesinde, bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir, hükmünü haizdir. BDDK'nın 06.12.2000 tarihli ve 123 sayılı kararı ile, ... A.Ş temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 14/3. maddesine dayalı olarak ...'ye devredilmiştir. Fon yönetim kurulunun 06.12.2000 tarihli kararıyla ... A.Ş hakkında 4389 Sayılı Yasanın 14/5-a-b uyarınca banka hisse senetlerinin tamamının banka zararının ödenmiş sermayeye tekabül eden 275.000 milyar TL tutarındaki kısmının ... A.Ş'ye aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin banka pay defterine fon adına kaydedilmesine karar verilmiştir.Dava dışı ... T.A.Ş. İle davacı ... arasında yapılan 09/10/2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile, davalı ...'nin temlik eden lehine doğmuş ve doğacak alacakları ...'ye devir ve temlik edilmiştir. Bu kapsamda temlik edenin kredi alacağının takip edildiği İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... ve 7. İcra Müdürlüğünün ... esas(ihtiyati haciz) sayılı dosyaları ...'ye devir ve temlik edilmiştir.Tamamı ...'ye ait olan ... T.A.Ş. hisselerinin 20/10/2001 tarihinde ... Bank plc.'ye saılmış ve 21/12/2001 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan ... T.A.Ş.'nin 10/12/2001 tarihli olağanüstü genel kurulunda BDDK tarafından onaylanan ... T.A.Ş.'nin hak ve alacak, borç ve yükümlülükleriyle ve tüzel kişiliği sona ermek suretiyle ... Bank A.Ş.'ye devrine ilişkin her iki bankanın yönetim kurullarınca genel kurullarından alınan yetkiye istinaden düzenlenen ve imzalanan 22/11/2001 tarihli devir sözleşmesinin onaylanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.

Devam eden süreçte 4389 Sayılı Yasanın 14/3. maddesi uyarınca ... A.Ş'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak BDDK'nın 06.12.2000 tarihli 123 sayılı kararına karşı bankanın hakim hissedarı ... ... A.Ş tarafından Danıştay nezdinde dava açıldığı ve Danıştay 10. Dairesinin ... E. 7170 K. sayılı 05.11.2004 tarihli kararıyla bankanın ...'ye devrine ilişkin 06.12.2000 tarihli BDDK kararının iptaline karar verilmiş, bu karar safahattan geçerek 15.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir.Buna göre, davacının alacağı temlik aldığı tarih itibariyle, ... T.A.Ş.'nin ...'ye devredilmiş ve hisselerinin tamamı ...'ye ait olup, sahip olunan tasarruf yetkisine dayanılarak tüm hisselerin ... Bank'a satıldığı ve bu satış işleminin iptal edildiğine ilişkin bir delil dosyada bulunmadığı nazara alındığında, alacağın temlik ve hisselerin satışı işleminden sonra kesinleşen Danıştayın iptal kararının alacağın temliki işleminin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Bu haliyle, alacağın temliki geçerli olup, kendisine devredilen banka alacağını temlik alması nedeniyle davacı ...'nin davaya konu alacağı Fon alacağıdır. Fon alacaklarında ise zamanaşımı süresi 20 yıldır. Buna göre alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren, dava konusu icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle alacak zamanaşımına uğramamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince dava konusu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Davalının mükerrer takip bulunduğu yönündeki savunmasının Dairemizce daha önce verilen kaldırma kararı kapsamında değerlendirilmelidir.İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, temlik eden ... T.A.Ş. Tarafından, davalı ... Hakkında 264.539,39 ... alacağın tahsili istemiyle kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, hesap özeti sebebine dayanılarak 08/08/2001 tarihinde icra takibi başlatılmıştır.Ayrıca, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında ... tarafından, davalı ... Hakkında 127.327,00 TL asıl alacak ve 1.310.046,00 TL işlemiş faiz alacağın tahsili istemiyle genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı sebebine dayanılarak başlatılan takipte ödeme emri gönderilmiş ve davalı tarafından bu takibe itiraz edilmiştir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, gerek İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, gerekse İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının imha edildiği anlaşılmaktadır.... T.A.Ş. tarafıdan başlatılan İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası imha edilmiş olup, bu dosyanın ihya edildiği iddia ve ispat edilemediğine ve bu takipten vazgeçerek yeni bir takip başlatılmasının mümkün olmasına göre, davalının mükerrerlik iddiası yerinde görülmemiştir. İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının imha edildiği bildirilmiş ise de, bu takibin içeriği ve kapsamı tespit edilememiş olup, bu nedenle eldeki davaya konu icra takibi ile aynı olduğu ve mükerrerlik bulunduğunun kabulü mümkün değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/1809, K. 2025/2036, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2025-1809-e-2025-2036-k-6a117fb6197b