Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1605 E. 2025/1489 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1605
Karar No
2025/1489
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2025/1605

KARAR NO : 2025/1489

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 05/12/2024

NUMARASI : 2024/204 Esas - 2024/962 Karar

DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat

KARAR TARİHİ: 16/10/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/07/2023 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda davacının yaralandığını belirterek iş görmezlik, tedavi ve bakıcı zararları olmak üzere şimdilik toplam 2.500,00 TL tazminat bedelinin kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar vermiştir.Davacı vekili, davacı asile ulaşamadığından, bu hususun duruşmada belirtilerek ek süre talep ettiklerini, müvekkiline ulaştığında eksiklerin tamamlanacağını, ancak mahkemenin hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı ayrık durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu ayrık koşullardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin, 1. fıkrasına göre; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda "yabancılık" ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava; dava şartı eksikliğinden HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının ğ bendi uyarınca reddedilir.MÖHUK'un 48. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar" hükmü yer almaktadır. Bu madde uyarınca dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden incelemesi gerekmektedir.Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri olan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17'nci maddesinde, âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. [Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/9/2022 gün ve 2021/13714 (E) - 2022/10635 (K) sayılı kararı]Eldeki davada ise, davacı vekili tarafından sunulan vekâletnamede yer alan bilgilere göre davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu, bu kişinin teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı konusunda hükme esas oluşturacak biçimde araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, öncelikle Suriye Arap Cumhuriyeti uyruğundaki davacının teminattan muaf olup olmadığının Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak, alınacak yazı yanıtına göre davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması durumunda istemin usulden reddine; yatırılması durumunda ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, doğrudan esas hakkında nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürüdüğü diğer istinaf nedenleri inceleme dışı bırakılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince geri verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/10/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1605, K. 2025/1489, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1605-e-2025-1489-k-d427ebbaaca6