Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1335 E. 2025/2118 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1335
Karar No
2025/2118
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1335

KARAR NO : 2025/2118

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/04/2025

NUMARASI : 2024/515 Esas - 2025/271 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/12/2025

DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...'ın %50'şer hisse oranında ortak oldukları ... ... AŞ'nin 19.06.2023 tarihinde, 100.000- TL sermaye ile dava dışı ... tarafından kurulduğunu, %50 hisselerini 21.07.2023 tarihinde pay devri ile müvekkiline ve davalı ...'a devredildiğini, 03.08.2023 tarih ve 10885 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde de yayınlandığı üzere ... şirketinin ana faaliyet konusunun bilgi teknolojileri konusunda faaliyet göstermek olduğu 21.07.2023 tarihli genel kurul kararı ile müvekkilinin 21.07.2026 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olacak şekilde ...'ya YK Başkanı; ...'ın ise Başkan Vekili olarak seçildiğini, 2 Temmuz 2024 tarihli RGde yayınlanan 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Sermaye Piyasası Kanununa Kanunun 35/B maddesinin 1.fıkrasında kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kurulabilmesi ve faaliyete başlaması için Kuruldan izin alınmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, Kanunun 35/B maddesi ile geçici 11.maddesi birlikte değerlendirildiğinde kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerini yerine getirmesi için Kuruldan izin almaları gerektiği, izin başvurusunun ise kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde, bir başka deyişle 02.08.2024 tarihine kadar yerine getirilmesi gerekliliğinin düzenlendiğini, düzenleme sonrası davalının bir yandan müvekkilinin hissesini ...'na devretmesi için baskı yaparken bu arada ... ile birlikte ... ... ... AŞ'nin paylarını devralarak %50 ortak olduğunu ve ayrıca yönetim kuruluna üye seçildiğini, Davalı ...'nın kurula başvuru yapmasına engel olduğunu,rekabet yasağına aykırı ve haksız rekabet teşkil eden davalı ortağın / yönetim kurulu üyesinin davranışları 531.madde gereğince haklı sebeple şirketi feshini isteme hakkını verdiğini,davalı ortak ve yönetim kurulu üyesinin müvekkili pay sahibine ve şirkete zarar verecek iş, işlem ve davranışlarına engel olmak amacıyla davalı ortağın yönetim kurulundan azlini; davalının münferiden temsil yetkisinin kaldırılması ile birlikte imza ile şirketi yönetim temsil ve ilzama yetkili kılınmasına, bu kararın ticaret sicil müdürlüğünce tescil ve ilanına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili; SPK başvuruları için başvuru sahibinin adli sicil kaydının temiz olması gerektiğinin açık olduğunu, davacının ise ... suçlarından kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davalı yöneticinin eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve davalı yöneticinin temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılmasının şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda bilirkişi heyet raporu alındığı, bilirkişi kurulunun raporunda "davalı şirket için SPK'ya herhangi bir başvuru yapılmadığı halde, ... AŞ için SPK'ya başvuru yapılarak lisans alınmış olması birlikte ortak oldukları ... AŞ'nin işlevsiz kalmasının TTK nın 396/1 deki yasağı ihlal ettiğinden davalının şirketi münferit imza ile temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlandırılmasının koşullarının oluştuğunun kabul edilebileceği,davalının sabıka kaydının bulunması halinde lisans başvurusu yapılamadığı, yapılsa dahi reddedileceği gözönüne alındığında talebin reddi gerekeceği ." şeklinde görüş bildirildiği davalı ...'ın aynı sektörde faaliyet gösteren diğer şirketin (...) temsilcisi/ yönetim kurulu üyesi olarak davalı şirketin markası ve web adresiyle lisans başvurusu yaptığı, listeye girdiği,davalı ...' ın müşterek imza yetkilisi olarak yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı ... AŞ için SPK'ya başvuru yapılmış olması, lisans alınmış olması ve akabinde şirkette unvan değişikliği yapılmış olması ile davalı ...'ın eş zamanlı olarak, aynı sektörde faaliyet gösteren şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi, o şirket üzerinden lisans başvurusu yapması, rakip şirket için başvuru yaparken, davacı ile birlikte ortak oldukları ... şirketinin markası ve internet adresinin vs. gösterilmesi rekabet yasağına aykırılık oluşturabilecek işlemler olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılsa da; davacı ...'nun çıkarılan sabıka kaydına göre 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.35/B f3'de sayılan suçlardan sabıka kaydının bulunduğu, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davacının bu durumu sebebiyle SPK'ya lisans başvurusu yapılamadığı, yapılsa dahi reddedileceği ve davalı tarafın hisse devri veya yönetim kurulu değişikliği yaparak SPK'ya başvurma çabalarının davacının buna yanaşmaması sebebiyle mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında ki davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ:Davacı vekili; Bilirkişi Raporu’nda davalı ortak ve yönetim kurulu üyesi ...’ın TTK m. 396/1 kapsamında rekabet yasağına aykırı davrandığı tespit edilmesine rağmen, dosyaya davalı tarafından sunulan imzasız genel kurul karar ve pay devir taslakları esas alınarak ve davalının TMK'nın 2 maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı ve hakkını kötüye kullanan davranışları görmezden gelinerek davanın reddedildiği, işbu davanın hukuki dayanağı, TTK nın 531 maddesi olduğu,mahkemece de TTK nın 531 maddesi kapsamında dava ele alınmalı ve karar verilmesi gerektiğini , TTK’nda yönetim kurulu üyesinin doğrudan azlini istemeye imkân tanıyan bir hüküm bulunmadığını ,dava dilekçesinde,işbu davanın hukuki dayanağı olan TTK nın 531 maddesi hükmünün , açıkça ifade edilip yazıldığını , Mahkemenin, davanın reddine ilişkin gerekçeli kararında bu hususu hiç göz önünde tutmamış ve değerlendirmediğini ,İstanbul 19 ATM’nin, TTK nın 531 maddesi kapsamında açılan bu davada alternatif çözüm önerisi olarak sunulan yönetim kurulu üyesinin azli talebini, söz konusu hüküm kapsamında uygun bir çözüm olarak kabul etmemesi halinde, ya şirketin feshine karar vermesi ya da madde de belirtildiği üzere davacı müvekkilin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davalı şirketten çıkarılmasına hükmetmesi gerektiğini ,mahkemenin fesih yerine yönetim kurulunun azli talebini reddetmesine rağmen, alternatif başkaca uygun bir çözüm hususunu tartışmaması kanuna açıkça aykırı olduğunu , müvekkil ortağın işbu davayı açmasından sonra, davalı ortak ... davalı ...deki paylarını bedelsiz olarak devretmeyi teklif ederek, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ve ...'dan hiçbir beklentisi kalmadığını gösterdiğini , ... A.Ş.nin davacı ve davalının %50 oranında pay sahibi olarak devam ettirilmesinde ortakların bir yararı / beklentisi kalmadığı gibi; davalı ortağın ... A.Ş.de münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olmasında da bir yarar / beklenti / umut kalmadığını ,müvekkilin talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi lazım gelirken, Mahkemenin kanuni dayanağı olmayan, kanuna aykırı davranan (rekabet yasağına aykırı davranan – TTK 396) davalının kendi hatasından hak kazandığı bir karar verilmesi kabul edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın kaldırılarak" TTK nın 531 maddesi gereğince davalı ortak ...’ın ... A.Ş.'deki yönetim ve şirketi münferiden temsil etme hakkının kaldırılmasının kabul edilmemesi halinde, davalı şirketin feshi veya fesih yerine davacı müvekkil ortağın karar tarihine en yakın tarihteki paylarının gerçek değerinin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE; Açılan davanın, TTK nın 531 maddesi kapsamında alternatif çözüm yolu olarak davalı ...'ın, ... Teknoloji AŞ' nde yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması; bu mümkün olmadığı takdirde davalının münferiden temsil yetkisinin kaldırılması ile birlikte imza ile şirketi yönetim temsil ve ilzama yetkili kılınması taleplerine ilişkindir.

Dava dilekçesinin 5 sayfasında "8.1 Davalı şirket eşit paya sahip müvekkil ve davalı ...'dan ibaret iki ortaklı bir anonim şirkettir. Aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan her iki ortak da münferiden şirketi temsil yetkisine sahiptir. Yukarıda teferruatlı şekilde izah ettiğimiz üzere davalı ortak ve yönetim kurulu üyesi ..., müvekkil pay sahibi ile şirketi zarara sokacak ve ortaklığın devamını da çekilmez hale getirecek iş, işlem ve davranışlar yapmış olup rekabet yasağına aykırı ve haksız rekabet teşkil eden davalı ortağın / yönetim kurulu üyesinin davranışları 531.madde gereğince haklı sebeple şirketi feshini isteme hakkını vermektedir. Mezkur maddede şirketin feshi yerine hakime duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verme yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla bu bağlamda davalı ortak ve yönetim kurulu üyesinin müvekkil pay sahibine ve şirkete zarar verecek iş, işlem ve davranışlarına engel olmak amacıyla davalı ortağın yönetim kurulundan azlini; öncelikle tedbiren mahkeme süresince münferiden temsil yetkisinin kaldırılarak müvekkil ile birlikte şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasını talep ediyoruz."denilmiştir.Dava dilekçesi içeriğinden TTK nın 531 maddesinde getirilen şirketin haklı sebeple feshi yerine alternatif çözüm yolu olarak davalı gerçek kişinin yönetimden alınması veya yönetim yetkisinin sınırlandırılması talep edilmektedir.

Bu halde mahkemece; anonim şirketlerde yönetim kurulunun görevden alınması, yetkilerinin kısıtlanması bakımından yasal bir düzenleme olmadığı, yönetim kurulunu görevden alma ve yetkilerinin kısıtlanmasının genel kurulun yetkisinde olduğu gözardı edilerek yönetim kurulu üyesinin azlinin mümkün olup olmadığını belirlemek üzere bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Dava dilekçesinde; haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüm olarak davalı yönetim kurulu üyesinin yetkisinin kaldırılması veya sınırlanmasını talep etmektedir. Davacı talebinin TTK m.531’e göre anonim ortaklığın haklı sebeple feshini talep ettiği dava dilekçesinde, “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözümü” de göstermek ve/veya talep etmek zorunda olup olmadığının incelenmesi gerekir. Haklı sebeple fesih davasında, davacının dava dilekçesinde duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözümden bahsetmesi mümkün olduğu gibi, mahkemeden diğer çözüme hükmetmesini de talep edebilir. Hatta davacının somut çözüm veya çözümler dile getirmesi de mümkündür. Örneğin, “anonim ortaklığın haklı sebeple feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak şirketten çıkarılmasına, bu çerçevede şirketçe paylarının iktisap edilmesine karar verilmesini” ya da “anonim ortaklığın haklı sebeple feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak şirketten çıkarılmasına, ya da davalı ... ortaklığın kâr payı dağıtmasına karar verilmesini” talep ve dava edebilir. TTK'nın 531 maddesinin getirdiği düzenleme karşısında, mahkeme davacının dava dilekçesinde dile getirdiği “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüm” talebi ile bağlı değildir. Mahkeme taraflarca ileri sürülmüş ve kanıtlanmış maddi vakıaları incelemek, değerlendirmek ve alternatif bir çözüm aramakla yükümlüdür. Bu noktada davacının sadece şirketin feshini talep etmiş olması veya fesih ile birlikte duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme hükmedilmesini talep etmiş olması yahut da alternatif bir çözüm önerisinde bulunmuş olması önem taşımamaktadır.Bu nedenle davacı vekilinin öncelikle yönetim yetkisine ilişkin talebin karara bağlanması isteği de yerinde değildir.Elde ki dava terditli taleplere müsait değildir. Açıklanan nedenlerle; TTK hükümlerine göre anonim şirket yönetim kurulunun görevden alınması veya azlinin doğrudan dava ile talep edilmesi mümkün olmadığı, TTK'nın 531 madde kapsamında böyle bir taleple hakimin bağlı olmadığı, ancak alternatif çözüm yolu olarak talep edilen yönetim kurulu üyesinin görevden alınması /yetkilerinin sınırlandırılması için öncelikle TTK'nın 531 maddesi kapsamında bir inceleme yapılması, şirket yönetim kurulunun her bir üyesi münferit yetkili ise de; davalı yönetim kurulu üyesinin hisselerinin bedelsiz devri talebi karşısında şirket yönetim kurulu üyeleri ve şirket arasında menfaat çatışması olup olmadığı,temsil kayyımı atanması gerekip gerekmediğinin somut durum itibariyle üzerinde durularak, eğer haklı sebeble fesih koşullarının gerçekleştiği kanısına varılırsa o zaman talebiyle bağlı değil ise de değerlendirilebileceği; bu yolda hiçbir inceleme yapılmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2025 Tarih 2024/515 Esas 2025/271 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;

"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"

Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1335, K. 2025/2118, T. 22.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1335-e-2025-2118-k-a36ad7c11aa7