Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1291 E. 2025/1506 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1291
- Karar No
- 2025/1506
- Karar Tarihi
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ...
DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI :... VEKİLLERİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 25/12/2015 tarihinde ... plakalı... marka, ... şasi nolu aracı sıfır km olarak ....'den satın aldığını, aracın 31/05/2022 tarihinde hiçbir kazaya vs. karışmadığı halde birdenbire gaz kestiğini, kaput açıldığında motorun her yanında yağ olduğunun görüldüğünü, hiç yerinden kıpırdatılmadan yetkili servise haber verilerek aracın ....'nin ...'daki yetkili servisine aynı tarihte çektirilerek teslim edildiğini, bahsi geçen aracın tüm bakımları, kontrolleri vs. alındığı günden itibaren yine aynı serviste ve servis bakım vakitlerine uygun olarak hiçbir aksama olmaksızın taraflarınca yaptırıldığını, hiçbir servis bakımında araçtaki bu durumdan bahsedilmediğini, müvekkiline böyle bir konuda uyarıda bulunulmadığını, yaşanan arıza sonrası servisten müvekkiline teknik rapor verildiğini, bu teknik raporda"yapılan teknik motor kompresyonu testleri sonucu 1. Silindirin kompresyon üretmediği, pistonda tamamıyla basınç kaybı olduğu tespit edilmiştir. Basınç kaybı nedeni olarak pistonda kırık ya da çatlak bir bölümün olduğu, bu nedenle yanmanın gerçekleşmediği düşünülmektedir" denilerek ekinde bu raporun bir maliyet proforması çıkarıldığını, bu proforma fatura ile müvekkiline tamir bedeli olarak bildirilen rakamın ise 79.850,15 TL olduğunu, bahsi geçen ve rapor edilmiş olan bu arızanın, kullanım hatası veya müvekkiline atfedilebilecek bir nedenden doğabilecek bir arıza olmadığını, tamamen üretim hatası olduğunu, zamanla ortaya çıkan gizli ayıplardan kabul edilmesi gereken bir arıza olduğunu, gizli ayıbın şifahen müvekkiline söylendikten sonra defalarca davalı ...'ye bu ayıp nedeniyle aracın yenisiyle değiştirilmesi ya da ücretsiz tamir edilmesi istemleri ile mail atıldığını, yazışmalar yapıldığını ama her seferinde olumsuz yanıtlar alındığını, aracın ücreti (79.850,15 TL) karşılığında sadece tamir edilebileceği şeklinde cevaplarla karşılaşıldığını, TTK 18/3e uygun olarak ayıp ihbarında da bulunulduğunu, aracın motorunun gizli ayıp nedeniyle bozuk olması ile ilgili teknik durumun, bundan doğan tamir, parça vs bedellerinin, araçtaki bu ayıp nedeniyle doğan zararlarının, sıfır km sinin değerinin, aracın kullanılamamasından doğan zararların vs ayıplı bu satıştan doğan tüm zararlarının tespiti istemi ... Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ilk etapta terditli olarak davaya konu aracın sıfır km olanı ile değiştirilmesine veya bunun mümkün olmaması halinde sıfır araç bedelinin müvekkiline ödenmesine ya da aracın sıfır km dengi olan başka bir model araç verilerek değiştirilmesi için şimdilik 1.000 TL, araç için aracın bozulmasından itibaren yapılan ve davanın devamı boyunca yapılan ve yapılacak tüm masraf ve harcamalar için şimdilik 1.000 TL, aracın ticari araç olması nedeniyle kullanılmamasından doğan (yerine araç tedariki, kiralama vs masraflar) doğan zararlar için şimdilik 1.000 TL, aracın yerine tedarik edilecek araç bulunamadığında uğranılan iş kaybı ve mahrum kalınan kar için olmak üzere şimdilik 1.000 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL nin (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) avans faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş ayrıca, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını, somut olayda aracın 25/12/2025 tarihinde satın alındığını, dava konusu soruna ilişkin ilk şikayetin 31/05/2022 tarihinde yapıldığı gibi aracın yetkili servis bakımlarının süresinde yapılmadığını, davacının ayıp ihbar sürelerine riayet edip etmediğinin tetkik edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, zira dava konusu aracın periyodik servis bakımlarının süresinde yapılmadığını, aracın 2.periyodik bakımının Şubat 2018 yılında veya 40.000 km de yapılması gerekirken 1 yıl geçtikten sonra 50.485 km de yapıldığını, arada 1 periyodik bakımının yapılmadığını, 03/04/2020 tarihinde yapılan periyodik bakım sonrası 10/08/2021 tarihinde yine periyodik bakımın gecikmeli olarak yapıldığını, aracın tramer kaydının araştırılarak aracın kazaya karışıp karışmadığının tespit edilmesi gerektiğini, itirazları saklı kalmak kaydı ile dava konusu aracın her türlü borçtan ari bir şekilde devrine karar verilmesi gerektiğini, misliyle değişim seçimlik haklarını kullanan araç sahiplerinin, birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı olduğunu iddia ettikleri araçlarını takyidatsız biçimde teslimle yükümlü olacaklarını, ancak bu halde, satıcı, imalatçı ayıplı aracı iade almakla yükümlü tutularak, bedelin iadesi ya da aracın ayıpsız mislini teslim ile sorumlu olacağını, üzerinde takyidat bulunan ayıplı bir araç için ise, bedelde indirim ya da onarım hakkı dışında bir seçimlik hakkın kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek değişik iş dosyasından gerekse de mahkemece keşfen alınan bilirkişi raporlarında nihayetinde laboratuvar incelemesi ile gizli ayıp olup olmadığının anlaşılabileceği hususlarında kanaat bildirildiği, keşif incelemesi neticesinde makine mühendisi bilirkişi tarafından laboratuvara gönderilmek üzere alınan arızalı piston ve mukayese amaçlı sağlam pistonun laboratuvar ortamında incelenmesi amacıyla dosyanın tevdi edildiği Dokuz Eylül Üniversitesinde görevli öğretim üyesi bilirkişiden alınan raporda araçta gizli ayıp ve fabrika hatası olmadığı, arızanın yakıt kullanımından kaynaklandığı gerekçeli olarak tespit edilmekle dava konusu araçta gizli ayıp bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; her şeyden önce yerel mahkeme tarafından, yetersiz inceleme ve çelişkiler ihtiva eden 11/11/2024 tarihli laboratuvar incelemesi niteliğindeki son bilirkişi raporu dayanak alınarak değerlendirme yapılması hükme gerekçe olarak bu raporun gösterilmesinin son derece hatalı olduğunu, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin olarak dayanak almış olduğu 11/11/2024 tarihli bilirkişi raporunu veren Dokuz Eylül Üniversitesine dosyanın ve davaya konu pistonların gönderilme sebebi; ilk raporu veren Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim görevlisi ... tarafından hazırlanan 13/02/2023 tarihli ilk bilirkişi raporunda "pistonların İstanbul Teknik Üniversitesi Laboratuvarına gönderilerek, bu pistonların et kalınlıkları, mikro çatlaklar, inklüzyonlar, artık gerilmeler, alaşım elementleri vb. açılardan incelenerek, kırılma ve/veya çatlamaların sebeplerinin ne olduğu, gizli ayıp ve fabrika hatası olup olmadığı yönünde teknik bir rapor düzenlenmesinin istenilmesinin uygun olacağı" görüşünün bildirilmiş olması olduğunu, ...'in bahsi geçen raporunda özellikle "1 numaralı pistonda meydana gelen çatlağın kullanıcı hatası olamayacağı, arızanın olduğu 95.814 km de bu hasarın oluşmasının da teknik olarak hayatın olağan akışına uygun olmadığı" vurgulandığını, yerel mahkemenin dayanak aldığı raporda bu durumun dikkate dahi alınmadığını, ... tarafından laboratuvar incelemesi yapılması görüşü neticesinde davaya konu pistonlar, İstanbul Teknik Üniversitesinin laboratuvarı olmaması nedeniyle, mahkemenin yazışmaları neticesi Dokuz Eylül Üniversitesine gönderilerek, gerekçeli karara dayanak raporun alındığını, yerel mahkemenin gerekçesine dayanak aldığı bilirkişi raporunda, pistondaki çatlak kırılma yüzeyi stereo mikroskop ile çeşitli boyutlandırmalar ile incelendiğini, motor blokajının yüzeydeki bir noktada sıcaklığın yükselerek küçük bir miktar piston metalinin erozyona uğrayarak bunun devamlılığı ile çatlağın başladığı, segman sıkışması ile meydana geldiğini tespit eden bilirkişi raporunun devamında; yüzeydeki bir noktada havadaki bir toz veya metal partikülün etkisi ile oluşması için yakıt veya hava filtresinin görevini yapmamış olması gerektiği ancak bu konuda bir bulguya rastlanmadığı, hava filtresi veya yakıt filtresinin aşırı kirli olması ile ilgili herhangi bir delil bulunamadığının da açık seçik tespit edildiğini, akabinde silindir iç yüzeyine yapışmış bir kirlenme olduğu, bunun yakıt veya hava kaynaklı olabileceği büyük ihtimalle piston delindikten sonra yanma odasına yağ gitmesi sonucu olabileceğinin de belirtildiğini, raporun devamında pistonun kesitlendirilerek incelendiğini; pistonda mikro boşluklar olduğu, sıvı metal katılaşırken oluşan bu mikro boşlukların bir döküm kusuru olduğunun, açık seçik belirtildiğini, "Alaşımın içeriğindeki elementlerin firma tarafından bilinip kontrol edilebilir, firmanın özel tasarım parametreleri olduğundan bu açılardan incelenmesi kusurlu olduğu kanaatine varılamaz" diyen bilirkişinin çelişkilerle dolu raporunun dayanak alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dayanak bilirkişi raporunda başka bir makaleden alıntı ile farazi bir değerlendirme ve youtube kanalı incelemesi ile piston delinme hasarının 10 numara madeni yağ kullanılması uygun olmayan yakıt kullanımına bağlı olarak meydana geldiği kanaatine varıldığını, oysa bilirkişinin kendi raporunun önceki değerlendirme kısmında "hava filtresi veya yakıt filtresinin aşırı kirli olması ile ilgili herhangi bir delil bulunamadığını" şeklinde görüş bildirmiş, akabinde sadece farazi bir kanaatle olumsuz görüş bildirerek fabrika hatası ve gizli ayıp yoktur şeklinde görüş bildirdiğini, karara dayanak alınan raporda iddia edildiği gibi uygun olmayan yakıt kullanılmış olsaydı, hava veya yakıt filtresinin aşırı kirli olması gerekeceğini, tüm bu çelişkilerin detaylı olarak yerel mahkemeye itiraz dilekçeleri ile bildirildiğini, ancak bu itirazlarının hiç değerlendirilmeden karar verilerek davalarının haksız olarak reddedildiğini, ayrıca dosyada mevcut servis kayıtlarından da görüleceği üzere davaya konu aracın tüm bakım ve yağ değişimlerinin yetkili servis "..." tarafından yapıldığını, davalıların kendilerinin yaptığı yağ değişimine de kullanım hatası denilmesinin başka bir çelişki ve hakkaniyetsiz değerlendirme olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; 10 numara madeni yağ (ayrıca davaya konu araçta 10 numaralı madeni yağ kullanılıp kullanılmadığı öncelikle bu kayıtlardan kontrol edilmeliyken bilirkişi tarafından bu kontrol yapılmadığını, kendi kontrollerinde servis bakımların hiçbirinde 10 numara maden yağ kullanıldığına dair bir kayıt bulunmadığını) yakıtta yakıt zerreciklerinin daha büyük olmasına sebebiyet verdiği farazi yaklaşımının olsa olsa davanın davalısı yetkili servisin hizmet kusuru olarak değerlendirilebilecek bir ayıp olabileceğini, buna rağmen fabrika hatası veya gizli ayıp yoktur denilerek kanaat oluşturulmasının hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca hem 10 numara madeni yağ kullanımının yakıtın zerreciklerinde büyümeye sebep olacağını söyleyip hem de uygun olmayan yakıt kullanıldığından bahsedilmesinin de başka bir çelişki ve hatalı değerlendirme olduğunu, bu kadar çelişki ve hatalı değerlendirme içeren bir bilirkişi raporunun dayanak alınarak verilen red kararının müvekkilinin hak arama özgürlüğünü engellediğini, adil yargılanma haklarının bu red kararı ile ellerinden alındığını, istinafa konu red kararının dayanak alınan bilirkişi raporundaki çelişkiler, hatalar giderilmeden, itirazlarımız değerlendirilmeden verilmiş bir karar olduğunu, üstelik gerekçeli karara dayanak alınan bilirkişi raporunda "uygun olmayan yakıt kullanıldığı " şeklindeki farazi değerlendirmenin, dosyada mevcut yakıt alım raporu ile sabit olduğu üzere taraflarınca çürütülmüş bir değerlendirme olduğunu, müvekkili tarafından davaya konu ...plakalı aracın yakıtlarının, aracın satın alındığı tarihten itibaren ...firmasından alındığını, uygun olmayan yakıt kullanıldığı şeklindeki bilirkişinin farazi yaklaşımının bu şekilde çürütüldüğünü, bu durumun dikkate alınmamasının bir diğer istinaf nedeni olduğunu, müvekkilinin uygun olmayan yakıt kullanması söz konusu olmadığından kullanıcı hatasından da bahsedilemeyeceğini, bilirkişi tarafından raporda linkleri eklenmiş olan youtube videolarındaki piston hatalarının özellikle davaya konu ... marka araçtaki sürekliliğinin ispatı olmaktan öteye geçemeyecek bir tespit olduğunu, kaldı ki davaya konu marka model araçtaki bu piston çatlaklarının, kronik bir fabrika hatası olduğuna dair pek çok haber bulunduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesinden alınan ikinci laboratuvar raporunun, ilk raporu veren Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim görevlisi ...'e dosyanın gönderilerek asıl değerlendirmenin bu bilirkişi tarafından yapılması gerekirken, bunun atlanarak laboratuvar incelemesine istinaden karar verilmesinin ayrıca bir hukuki hata olduğunu, pistonların zaten ilk raporu veren ...'in değerlendirmesini yapabilmek için bir laboratuvar incelemesi yapılması gerektiği görüşü ile ikinci raporu veren Dokuz Eylül Üniversitesi laboratuvarına gönderildiğini, bu durumun da hukuka aykırı olduğunu, taleplerine rağmen dosyanın yerel mahkeme tarafından asıl bilirkişi ...'e gönderilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, araç satış sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle misli ile değişim ile tazminat talebine ilişkindir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesinde ''Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. '' hükmü bulunmakta olup aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. '' hükmü bulunmaktadır. Dava dilekçesinde aracın misliyle değişiminin talep edildiği, ancak dava niteliği gereği nisbi harca tabi olmasına rağmen, misliyle değişim talebi bakımından harç yatırılmadığı gibi ikmal de edilmediği görülmüştür. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince, anılan yasal düzenlemeler gözetilerek dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlattırılması için işlem yapılması, tamamlanması halinde işin esasına girilerek yargılamaya devam olunması, eksik harcın tamamlanmaması halinde HMK'nın 150.maddesi (eski HUMK 409.maddesi) hükmü uyarınca karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.... ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.