Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1271 E. 2025/1271 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1271
- Karar No
- 2025/1271
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1271 - 2025/1653 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1271 KARAR NO : 2025/1653
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2025 NUMARASI : 2024/7 Esas - 2025/400 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29/12/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı ... Sigorta AŞ. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; rücu ödemesine konu trafik kazasının, Ankara ili Bala ilçesinde meydana geldiği ve bu nedenle Bala İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, müvekkili bulunan sigorta şirketi tarafından sigortalanmış bulunan ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucunda zarar gören dava dışı ...'ın yaralanmasından kaynaklı zararın tazmini için Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduğunu, Komisyon kararına istinaden müvekkil şirket tarafından İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesinin 2018/29953 Esas sayılı dosyasına ödeme yapıldığını; tek taraflı kazanın meydana gelmesinde, sürücü ...'ın direksiyon başında uyuması nedeniyle ağır kusurlu olduğunu ve bu durumun Bala Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/622 Sor. sayılı soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini; Sigorta Genel Şartları uyarınca, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelen olaylarda sigortacının rücu hakkının bulunduğunu ve sürücünün uyumasının açıkça ağır kusur teşkil ettiğini, davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz üzerine arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının Bala İcra Dairesinin 2018/336 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle Bala İcra Dairesinin 2018/336 E. sayılı icra takibinde yetkiye itiraz edildiği, yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yeri olan Hatay İcra Dairesi olması gerektiği ve davanın da yetkisiz mahkemede açıldığı; itirazın iptali davasının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı ve zamanaşımına uğradığı; esasa ilişkin olarak, sigorta şirketinin rücu hakkının doğmadığı, rücu için aranan şartın "kasıt veya ağır kusur" olduğu, kaza tespit tutanaklarındaki "ağır kusurludur" ibaresinin yeterli olmadığı; Yargıtay kararlarına göre uykusuz ve yorgun araç kullanmanın "dikkatsiz ve tedbirsizce, kurallara ve yasaklara aykırı" araç kullanma kapsamında olup, kasta yakın bir ağır kusur sayılamayacağı, sürücünün uyuduğuna dair kesin bir tespitin bulunmadığı, sürücünün ifadesinde bir tırın kendisini sıkıştırması sonucu kazanın meydana geldiğini beyan ettiği; soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporunun kabul edilmediği, kabul edilse dahi bu durumun Yargıtay'ın aradığı ağır kusur kapsamına girmediğini, davanın karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 21/11/2023 tarih, 2022/1485 Esas ve 2023/1516 Karar sayılı kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; olayla ilgili kesinleşen ceza dosyası kapsamında davalı şirketin sürücüsü (sanık) ...'ın tespit edilen kusurlu eyleminin hukuki temelinin "taksir" (ihmal gösterme) olduğu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4. maddesinde yer alan ve "kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusur durumunu" ifade eden ağır kusurlu olmadığı, dolayısıyla Genel Şartlardaki rücu şartlarının oluştuğu ispatlanmadığından “Davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı ... Sigorta AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirkete ZMMS ile sigortalı otobüs sürücüsünün ağır kusurlu olduğunu, rücu şartlarının oluştuğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davacı sigorta şirketi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinde bulunmuştur. Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Sigorta Şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için kasıt veya ağır kusurdan söz edilmiş olup, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartlar'ın bu maddesinde belirtilen ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmekte, aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en basit dikkat ve özenin gösterilmemesi şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara tam bir aldırmazlık söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile itirazın reddi ile kesinleşen Bala Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/113 E. - 2024/31 K. sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere, sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini bilinmeyen bir nedenle kaybetmesi sonucu davaya konu kazanın meydana geldiği ve tam kusurlu olduğu sabit ise de, sürücünün kasten veya kasta yakın kusurlu olduğuna dair delil bulunmaması, ceza mahkemesi kararının da taksire dayalı olması nazara alındığında Genel Şartların B.4-b maddesindeki rücu koşulu oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran davalıya iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.