Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/119 E. 2025/382 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/119
- Karar No
- 2025/382
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/119 Esas
KARAR NO: 2025/382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/10/2024
NUMARASI: 2023/871 Esas, 2024/893 Karar
DAVA: TAZMİNAT (4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasadan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; dava dışı ... Ltd. Şti ile davalı bankanın Elmadağ şubesi arasında 08/12/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı bankanın sözleşme kapsamında kredi verdiği iddiasıyla sözleşmenin kefili olarak kendisi hakkında takip başlattığını, ancak davalının kredi vermediğini, kredi sözleşmesinde yer alan bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağına dair düzenlemenin emredici hükümlere aykırı olduğunu, Rekabet Kurulunun 08/03/2013 tarihli kararında, aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın 21.08.2007-22.09.2011 tarihleri arasında kredi faizlerinin belirlenmesinde kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, kredi alacağının tahsili için yapılan takipte taşınmazlarına haciz uygulanması ve borcu kartel faizi ile ödemek zorunda kalması nedeniyle zararının doğduğunu, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 58. maddesi uyarınca zararının üç katı oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca yapılan takip nedeniyle manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 3.560,00 TL olmak üzere zararının üç katının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tazminat istemi haksız fiile dayandığından, taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığını, bu nedenle davada genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, kredi sözleşmesinde kefil olan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davada yetkili mahkemenin müvekkili bankanın adresi mahkemesi olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkili bankanın kusuru ve hukuka aykırı bir fiili, davacının da zararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesince; davacının davalı bankadan kullandığı 30/11/2011 tarihli ve 5.000,00 TL bedelli tüketici kredisinde, faiz oranının kartel faizi oranın altında olduğu ve davacının zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN KARAR İLAMI Dairemizin 2019/3660 Esas, 2023/754 Karar sayılı kararı ile; "Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, kefalet sözleşmesinin feri bir nitelik taşımasından yola çıkarak, asıl borçlu için geçerli olan görevli ve yetkili mahkemenin kefil için de geçerli olacağına hükmedilmektedir. Yargıtay HGK'nın 2010/19-164 Esas, 2010/208 Karar sayılı kararında bu husus "... kefalet müessesesinin feri nitelikte bir kurum olup, asıl ilişkinin tabi olduğu hükümlere göre sonuca gidilmesi gerektiği, asıl ilişkide kredi kullanan aleyhine açılacak dava genel mahkemede görüleceğinden kefil aleyhindeki davalara da genel mahkemelerde bakılması gerektiği.." şeklinde açıklanmıştır. Somut davada, davacının kefil olduğu kredi sözleşmesi, dava dışı şirket ile davalı banka arasında düzenlendiği beyan edilen Genel Kredi Sözleşmesi olup, her ikisi de tacir olan asıl borçlu şirket ile davalı banka arasındaki ilişki ticari iş niteliğindedir. Buna göre asıl borçlu için geçerli olan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna göre, kefil için görevli mahkeme de Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Bu durumda mahkemece uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak görevsizlik nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince; Rekabet Kurulu'nun rekabetin ihlaline dair kararının idari yargı sürecinde iptal edildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu nedenle rekabetin ihlal edilmemesi nedeniyle haksız fiilin oluşmadığı, aksi halin düşünülmesinde dahi davacının kefili olduğu ve dava dışı şirketi kullandırılan kredinin ticari nitelikte olduğu, ticari kredilerin Rekabet Kurulu kararı kapsamında olmadığı, davalının davacının kişilik haklarına eylemi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı istinaf nedenleri olarak; tarafların dayanaklarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin kefili olduğu kredi sözleşmesi getirtilmeden karar verildiğini, davalı bankanın % 16 faiz yerine % 99 oranında faiz uyguladığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. Davacı; dava dışı şirket ile davalı banka arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinde kefil olarak yer aldığını, kredi sözlemesinde uygulanan faiz oranının, Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek aynı Yasa'nın 59. maddesi uyarınca zararın tazminini talep edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının kefili olduğu kredi sözleşmesi kapsamında 4054 Sayılı Yasa tazminat talebinde bulunma hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının kefili olduğu genel kredi sözleşmesi ve kredi sözleşmesinde borçlu şirketin ticari şirket niteliğindeki sermaye şirketi olduğu hususlarında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. İş bu uyuşmazlıkta değerlendirilmesi gereken konu, şirketler arasındaki gerçekleştirilen sözleşmelerdeki faiz ve faiz oranıdır. 6102 sayılı TTK'nın 8. maddesinin üst başlığı ticari işlerde faizdir. 8. maddenin başlığı ise oran serbestisi ve bileşik faizin şartlarıdır. 8/1.fıkrada ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. 3. fıkrada, tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerin saklı olacağı, 4. fıkrada 2.ve 3. fıkralarına aykırı olarak işletilen faizin yok hükmünde olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 88.maddesinde ise faiz düzenlenmiş, 88/1.fıkrasında; faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği ifade edilmiştir. Aynı yasanın 120. maddesinde ise temerrüt faizi üst başlığı ile genel olarak faize yer verilmiştir. Somut davada, gerek davacının kefili olduğu şirket gerekse davalı bankanın sermaye şirketi olduğu ve TTK'nın ilgili hükümlerine tabi bulundukları kaçınılmazdır. Yasanın yukarıda ifade edildiği üzere 8. maddesi gereğince tacir olan taraflarca faiz oranı serbestçe belirlenmektedir. Tacir olan taraflar yönünden ticari faizin serbestçe belirleneceğine dair yasal düzenleme ve Rekabet Kurulu kararına konu faiz oranının ticari kredilerdeki faiz yönünden uygulama yerinin olmayacağı dikkate alındığında davacı vekilinin aksine iddialarında isabet görülmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin benzer uyuşmazlıklarda verdiği 02.12.2019 tarih ve 2019/1213 E.- 2019/7738 K. ve 08.01.2020 tarih ve 2019/1496 E.- 2020/163 K. sayılı kararları da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/871 Esas, 2024/893 Karar ve 09/10/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/03/2025