Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1137 E. 2025/1202 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1137
- Karar No
- 2025/1202
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1137 Esas
KARAR NO : 2025/1202
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 12/06/2025
NUMARASI : 2024/689
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN
DAVANIN KONUSU: İhtiyati haciz
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin büyük kamyon alış ve satışları yaptığını ve bu araçlara servis hizmeti verdiklerini, davalı ile bir süredir ticari ilişki içerisinde olduklarını, bu ilişki gereğince faturalar düzenlendiğini ancak davalının vade tarihleri gelmesine rağmen ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının itirazlarının alacağın sürüncemede kalmasını temin için kötü niyetle yapıldığını belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, müvekkili şirketin alacağına kavuşamaması ve davalının kötü niyetle hareket edebileceği ihtimaline binaen ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında düzenlenen herhangi bir cari hesap mutabakatı bulunmadığını, cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmadığını, yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmenin mümkün olmayacağını, davacının icra takibine konu talebine ilişkin faiz talebinin belirli olmadığını, zira ödeme emrinde hem reeskont hem avans faizi taleplerinin olduğunu ve böylelikle takip talebinin hatalı olduğunu, davacının haksız ve mesnetsiz başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin mal kaçırma gibi bir durumunun söz konusu olamayacağını, yerleşim yerinin açık ve net olduğunu, davacının alacak iddiasının yargılamaya muhtaç olduğunu ve yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını belirterek ihtiyati haciz şartları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddi ile davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sadece fatura sunulduğu, sunulan faturalarda yazılı hizmetin verildiğine ve yazılı satışın gerçekleştirilerek karşı tarafa teslim edildiğine dair yeterli delil bulunmadığı, bu doğrultuda yaklaşık ispat şartının sağlanmamış olduğu kanaatiyle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Davalının tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin durdurulmasına karar verildiğini ve ayrıca davalının tüm hesaplarının SEDDK tarafından bloke edildiğini, söz konusu durumun müvekkilinin davayı kazanması halinde dahi alacağına kavuşmama riskinin hayli yüksek olduğunu gösterdiğini, öte yandan davalı tarafın işbu davanın açılmasından sonra olan 25.11.2024 tarihinde, davaya konu olan 7 faturadan 3 tanesini ödediğini, bu durumun davalının borcunu ikrar ettiğini gösterdiğini belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili sunduğu istinafa cevap dilekçesi ile davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Davacı vekili derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup, Mahkemece talebin reddine karar verilmesi üzerine ,söz konusu ara karar, davacı tarafça ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin büyük kamyon alış ve satışları yaptığını ve bu araçlara servis hizmeti verdiğini, davalı ile yürütülen ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturanın davalı tarafından ödenmediğini iddia ederek başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. İhtiyati haciz isteyen davacı vekili alacağın dayanağı olarak faturaları ibraz etmiştir. Sunulan faturalar, hizmetin verildiğinin ve alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini göstermez. Buna göre, dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında, özellikle sunulan e-faturalar ile istinaf dilekçesi ekinde bir kısım faturaların ödendiğinden bahisle sunulan ödeme dekontlarının ihtiyati haciz için gerekli ve yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde kanaat oluşturmadığı gibi İİK'nun 257. maddesinde öngörülen diğer koşulların da mevcut olmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 12/06/2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı talep eden davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.25/09/2025