Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2025/1006 E. 2025/2109 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1006
- Karar No
- 2025/2109
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1006
KARAR NO : 2025/2109
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/06/2025
NUMARASI : 2025/480 Esas - 2025/576 Karar
DAVA: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilin zilyetliğinde bulunan çekin, 18.03.2025 tarihinde kaybolduğunu veya çalındığını, bu nedenle Bakırköy 4. ATM'de zayi davası açıldığını, ödeme yasağı kararının verildiğini, çek üzerinde yer alan imza ve kaşe müvekkilin şirkete ait olmadığını, buna rağmen davalının iyi niyetli olmadığı halde çeki kullanarak icra takibi başlattığını, çek üzerinde ciro silsilesinin sahte, kopuk, ve geçersiz olduğunu, bu nedenle çekin TTK m.686 ve devamı uyarınca kambiyo vasfını yitirdiğini, davalının ödeme yasağından haberdar olmasına rağmen takibe devam ettiğini, taraflar arasında yazışmalar ve bilgilendirme yapıldığını, buna rağmen işlemin devam ettirildiğini, davacının ilgili kişiler hakkında evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilin rızası dışında elinden çıkan çekin istirdadını, müvekkilin meşru hamil sıfatının tespitini, çekin kambiyo vasfını yitirdiğinin tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinde, Yargıtay 11. HD 2024/1595 Esas ve 2024/9423 Karar sayılı ilamıyla çek istirdadının arabuluculuk dava şartına tabi olduğuna ilişkin onama kararı gereği ve çek istirdadı davasının niteliği gereği de zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, TTK’nın 5/A ve 6325 SK'nun 18/A maddesi 2.bendi son cümlesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılamayacağı, davacı tarafın arabuluculuk son tutanağını sunmadığı anlaşılmakla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hem hukuki nitelendirme hem de uygulanması gereken usul hükümleri bakımından açıkça hatalı olduğunu, dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde öngörülen zorunlu arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklar kapsamında olmadığını, bu düzenlemelerin yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini kapsadığını, ancak işbu davada esas talebin, haksız zilyetlikten doğan istirdat ve belgeye dayalı hak sahipliğinin tespiti olduğunu, bu yönüyle dava, bir borç ilişkisinin varlığına değil, hukuka aykırı fiil neticesinde ortaya çıkan çekin hukuki akıbetine yönelik olduğunu, yerel mahkemece arabuluculuğa başvuruya ilişkin tutanağın ibrazının istenmesinin usule uygun olmadığını, arabuluculuk dava şartı bulunmayan bir uyuşmazlık yönünden bu eksikliğin tamamlanması beklenemeyeceği gibi, tamamlanmaması da davanın usulden reddi sonucunu doğurmayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, TTK 792.m. uyarınca çek istirdatı, istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.28/03/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi: " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca konusu bir miktar para alacağı olan istirdat talepleri hakkındaki ticari davalarda her hangi bir istisna getirilmeksizin dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi: "(2)....... Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda ise dava TTK 792.m. uyarınca çek istirdatı davası olup, uyuşmazlık , mutlak ticari dava niteliğinde konusu bir bir miktar para alacağına ilişkin istirdat davasından kaynaklanmaktadır. Anılan yasal değişiklikten sonra açılan eldeki davada dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekili dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmamış olmasına göre ilk derece mahkemesince davanın 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olduğu kabul edilerek dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Her ne kadar Dairemiz daha önceki kararlarında çek istirdadı davasında zorunlu arabuluculuğa başvurunun dava şartı olmadığı belirtilmiş ise de anılan yasal düzenlemeden sonra uygulamadaki farklılıklar ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlılık kazanan kararları ile açıklığa kavuşturularak çek istirdadı davasının arabuluculuğa tabi olduğu yönündeki kararları doğrultusunda Dairemizce uygulama değişikliğine gidilmiştir.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf karar harcı başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2025