Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/99 E. 2025/1742 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/99
- Karar No
- 2025/1742
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/99 Esas 2025/1742 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/99 KARAR NO : 2025/1742
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/10/2023 NUMARASI : 2022/466 Esas 2023/1028 Karar
DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026
Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın davalı servise bakım için emanet bırakıldığını, davalı serviste park halinde olduğu sırada araçta yangın meydana geldiğini, aracın hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden kusurlu olan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 415.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın elektrik aksamında sorun olup, duman geldiğine ilişkin şikayet üzerine dava dışı başka bir servise götürüldüğünü, müvekkili tarafından yapılan bakım ve onarımın araçta meydana gelen yangınla arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, aracın elektrik aksamındaki bir arıza ya da şikayet nedeniyle kontrol için bırakılmadığını, aracın zincir değişimi ve mekanik aksamının kontrol edilip, tamir edilmesinin talep edildiğini, aracın yanmasına sebep olanın ise elektrik arızasıyla ilgili olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yangının çıkış nedeni olarak mekanik aksam kaynaklı bir olumsuzluk olmadığı, yani yangının mekanik aksamdan kaynaklanmadığı, nedensellik bağının sorumluluğun temel öğesi olup, yapılan iş ile zarar arasında uygun nedensellik bağının kurulamadığı hallerde sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, davalının sorumluluğunun sınırının ise taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin sınırı olan mekanik aksam arızasının giderilmesi talebine ilişkin olduğu, bu kapsamda dava dışı sigortalı ile davalı arasında dava konusu aracın kabul belgesi incelendiğinde 19/09/2020 tarihinde davalı şirkete dava dışı ... İnşaat firma yetkilisi tarafından mekanik (zincir değişimi-psm arızası) şikayeti olduğundan davalıdan talep edilen mekanik arıza şikayetinden kaynaklı hizmetten kaynaklı yangın meydana gelmediğinden davaya konu araçta meydana gelen yangının. elektrik arızası ile ilgili olarak. araç sahibinin herhangi bir şikayet, bakım, onarım talebi bulunmamasının davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin mekanik aksam tamirine ilişkin olduğundan sözleşme dışı elektrik aksamından kaynaklı meydana gelen zarar kapsamında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı aracın 13.10.2020 tarihinde davalı servise bakım için emanet bırakıldığını, davalı serviste park halinde olduğu sırada yangın hadisesinin meydana geldiğini, hasarın taraflarına ihbar edilmesi üzerine gecikmeksizin hasar dosyası açıldığını, dosya kapsamında müvekkili tarafından yaptırılan ekspertiz incelemeleri ile, aracın ağır hasar işlemine tabi tutulması hususunda rapor tanzim edildiğini, hasarın dava dışı sigortalı hesabına ödendiğini, davalı servisin bakım ve onarım hizmetindeki kusuru ve ihmali neticesinde zararın meydana geldiğini, davalı servisin oluşan zarardan bu yöndeki kusur ve ihmali neticesinde sorumlu bulunduğunu, AAÜT gereğince müvekkili şirket aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, kasko sigortalı araç ile yangın arasında illiyet bağı bulunmakla birlikte, bilirkişi raporunda davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini, araç sahibi ile yetkili servis sahibi arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu, kusursuz sorumluluk değil ağırlaştırılmış bir kusur sorumluluğu bulunduğunu, yüklenicinin diğer tali borçlarına nazaran daha genel nitelikte olan bu özen borcundan kurtulabilmesi için sonucun meydana gelmemesi için gereken tüm özeni göstermiş olması gerektiğini, somut olayda davalı servisin kasko sigortalı aracın yanmaması için gereken özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sigortalı araç bakım çalışması için 19.09.2020 tarihinde davalı yetkilisine bırakıldığını, bakım çalışması sonrası test ve sürüş kontrol amaçlı servis sorumlusu tarafından kullanılarak oto parkına park ettikten 5 dakika sonrasında yanmaya başladığını, kasko sigortalı aracın davalı şirket himayesinde yangına maruz kaldığının açıkça görüleceğini, kasko sigortalı araç porsche marka olmakla birlikte, özellikle yetkili servis nezaretinde kendiliğinden yanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, muayene için yetkili servise getirilen kasko sigortalı aracın, yetkili serviste yanarak tamamen kullanılamaz hale gelmesinde davalı şirketin %100 kusuru bulunduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili şirket lehine tespitler yapıldığını, 08.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun müvekkili aleyhine hüküm kurmaya elverişli olmadığını, teknik üniversitelerden seçilecek yangın ve araç mekaniği ile hasar hesabı konularında uzman bilirkişi heyetinden, kaskolu araçtaki yangının sebebi, davalı şirket nezdinde yapılan tamir ve bakım işlemleriyle yangın arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, müvekkil şirketin talep edebileceği hasar bedelinin miktarı konularında ayrıntılı, özen yükümlülüğü ve basiretli tacir olma yönünden net bir şekilde irdeleyen, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece müvekkil şirket lehine tespitler olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, sigorta ekspertizlerinin sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlüğünü doğuran olayların nedenlerini de ortaya koyan raporlarının hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulünün zorunlu olduğunu, hasar bedeli yanı sıra hasarın neden meydana geldiğine ilişkin olarak eksper incelemesi, rücu hususunun mevcut olup olmadığının neticesi hazırlanan ekspertiz raporu iddia ve taleplerini ispatladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ödeme dekontu, kasko sigorta poliçesi, kasko ekspertiz raporu, yargılama aşamasında makine mühendisi, elektrik mühendisi, sigortacı bilirkişi heyetinden alınan 08/06/2023 tarihli rapor, sigortalı araç ruhsatı, mutabakatname, hasar fotoğrafları, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının 13/10/2020 tarihli yangın raporu, hasar faturası, davacı tarafından davalıya gönderilen rücu talep yazısı, kolluk tarafından düzenlenen 13/10/2020 tarihli tutanak, davalı şirket yetkilisinin 05/11/2020 tarihli beyanı, 19/09/2020 tarihli araç kabul ve iş emri, ... Oto müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının yangın raporunda, sigortalı aracın elektrik aksamında meydana gelen kısa devre sonucu çıkan kıvılcımların plastik aksamı tutuşturarak yaktığı, yangının da bu şekilde çıktığı tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında bilirkişi heyeti raporda, sigortalı araçtaki yangının sigortaların kısa devre anında kısa devre akımını kısa sürede kesmediğinden, sigortanın görevini yapmamasından kaynaklandığı, yangının araç ve motorun mekanik aksamlarından kaynaklanmadığı, davalının sorumluluğunda olan araç üzerinde var olan özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, koruma önlemlerini almaması sebebiyle aracın yanmasına sebebiyet verdiği, davacının sigortalısına ödediği 415.000,00 TL'yi ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle talep edebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. Tanıklar ... 05/01/2023 tarihli celsede dinlenmiştir. Araç kabul ve iş emrinden, sigortalı aracın 19/09/2020 tarihinde davalı servise bırakıldığı, kabul türünün mekanik, yapılacak işler ve müşteri şikayetlerinin zincir değişimi, psm arızası olarak gösterildiği anlaşılmıştır. ... Oto müzekkere cevabında, müşteri ifadesine göre araca özel serviste anahtar tanımlaması yaparken araçtan duman geldi şikayeti üzerine servise bırakıldığı bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın tamir için davalı servise bırakıldığını, araç serviste bulunduğu sırada araçta çıkan yangın sonucu aracın hasara uğradığını, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise araçtaki yangının elektrik aksamından çıktığını, aracın servislerine bırakılma sebebinin ise mekanik olduğunu, hasarda kusurunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın davalıya ait iş yerine tamir için bırakıldığı, araçta çıkan yangın sonucu aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren yangında davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla, davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen yangında kusurlu olması halinde mümkündür. Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen yangın raporundan, sigortalı araçtaki yangının elektrik aksamından meydana gelen kısa devre sonucu çıkan kıvılcımların plastik aksamı tutuşturarak yaktığı, yangının da bu şekilde çıktığı anlaşılmıştır. Dosyada yer alan ve davalı tarafından düzenlenen sigortalı aracın davalı servise alınmasına ilişkin araç kabul ve iş emrinde aracın mekanik nedenle servis tarafından kabul edildiği, yapılacak işin zincir değişimi ve psm arızası olduğu açıkça belirtilmiştir. Anılan iş emrinden anlaşılacağı üzere sigortalı aracın davalı servise bırakılma nedeni, aracın yanmasına sebebiyet veren elektrik aksamındaki arıza değildir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda davalının sorumluluğunda olan araç üzerinde özen yükümülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, koruma önlemlerini almadığından aracın yanmasına sebebiyet verdiği belirtilmiş ise de, taraflar arasında yangının çıkış nedeninin aracın elektrik aksamı olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı gibi, aracın davalı servise bırakılma nedeni de elektrik aksamındaki arıza değildir. Davalı tarafından araç üzerindeki yapılacak iş ve işlem aracın kabul ve iş emrindeki tanımlanan işlerle sınırlıdır. Bir başka anlatımla, davalı aracın kabul ve iş emrinde tanımlanmayan işlemlere ilişkin araç üzerinde herhangi bir tamir işlemi gerçekleştiremeyecektir. Hal böyle olunca, mahkemece sigortalı aracın elektrik aksamında meydana gelen kısa devre sonucu yandığı, aracın davalı servise elektrik arızası nedeniyle bırakılmadığı, mekanik aksamına ilişkin iş ve işler kapsamında davalı servise bırakıldığı, davalıyla sigortalı arasında elektrik arızasına ilişkin bir hizmet ilişkisi kurulmadığı, davalının hizmet ilişkisi dışında araçtaki başka bir arıza nedeniyle yanmasında kusuru bulunmadığı, TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet koşullarının oluşmadığı gözetilerek bilirkişi raporundaki aksi yönde yer alan görüşten ayrılınılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nun 49 vd. maddelerinde yer alan haksız fiil hükümleri gözetilerek hakimin kusur oranını olayın niteliğine göre belirlemesi gerektiğinden mahkemece kusur yönünden yeniden rapor alınmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, açılan işbu dava kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için ödenecek ücretin 17.900,00 TL maktu vekalet ücreti olduğu düzenlenmiştir. Davacının istinaf sebebinin davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerektiği olması karşısında aleyhe hüküm verme yasağı da gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmiştir. Aksine yorum vekalet ücretine ilişkin istinaf tarihinde haklı olan tarafın istinaf incelemesinin süresine göre haksız duruma düşmesi sonucunu doğuracaktır. Somut olayda ilk derece mahkemesi 64.100,00 TL vekalet ücretine hükmetmiş olup, istinaf karar tarihindeki vekalet ücret tarifesi uygulanırsa davacının istinaf kanun yoluna başvurma tarihi itibarı ile haklı olan istinaf sebebi istinaf karar tarihi itibarı ile haksız-etkisiz hale gelecektir ki adil yargılanma hakkının ihlali olacaktır.
Bu durumda mahkemece, açılan işbu rücuen tazminat davasının maddi tazminat davası niteliğinde bulunduğu, davanın tamamen reddi halinde yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT'nin 13/4. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında vekalet ücreti yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince vekalet ücreti yönünden KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/10/2023 tarih ve 2022/466 Esas 2023/1028 Karar sayılı kararının vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, B)1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 7.087,17 TL harçtan mahsubu fazla alınan 6.471,77 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 168,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalının yargılama aşamasında vekille temsil edildiği anlaşıldığından AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan 7.087,16 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -