Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/9 E. 2026/108 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/9
- Karar No
- 2026/108
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/9 - 2026/108 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/9 KARAR NO : 2026/108 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2023 NUMARASI : 2022/417 E. - 2023/254 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/06/2023 tarih ve 2022/417 E. - 2023/254 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketçe “...” ibareli markasının tescili için ...’na başvurulduğunu, ancak bu markanın müvekkiline ait 2019/09837 sayılı “...” markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesi ve haksız rekabete ilişkin hükümler uyarınca başvuruya itiraz edildiğini, buna rağmen Markalar Dairesi Başkanlığı ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle itirazlarının reddedildiğini, oysa dava konusu “...” markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin tali ve tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, bu eklerin markayı farklılaştırmaya yetmediğini, ortalama tüketici nezdinde söz konusu markanın müvekkilinin “...” markasının bir serisi veya devamı olarak algılanacağını, bu nedenle markalar arasında açık bir iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca müvekkiline ait “...” markasının Türkiye’de tanınmış marka niteliğinde olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi hâlinde müvekkilin markasının ayırt edici gücünün zedeleneceğini, markadan haksız yararlanma ve sulandırma sonucunun doğacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2022/M-10846 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2020/108567 sayılı davalı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin "..." esaslı marka koleksiyonuna bağlı bir başvuru olduğunu ve bu markanın dünya çapında tanınmış marka ailesinin devamı niteliğinde bulunduğunu, davacının "..." ibareli markaya dayanarak ileri sürdüğü iltibas iddialarının mesnetsiz olduğunu, dava konusu marka başvurusunun esaslı ve baskın unsurunun "..." ibaresi/görseli olduğunu, "... ..." ibaresinin ise slogan niteliğinde tali bir unsur olduğunu, küçük puntolarla yazıldığını ve tüketici algısında belirleyici olmadığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinin "..." ibaresi üzerinden yapılmasının mümkün bulunmadığını, taraf markalarının farklı sınıf ve emtialarda tescilli olduğunu, her iki markanın da hitap ettiği tüketici kitlesinin algılama ve dikkat düzeyi yüksek tüketicilerden oluştuğunu, davacı tarafın "..." ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının da dayanaksız bulunduğunu, "..." ibaresinin sözlük anlamı itibarıyla betimleyici, yaygın kullanılan ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, bu nedenle zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, zayıf markaların koruma kapsamının dar olduğunu, bu tür ibareleri tescil ettirenlerin üçüncü kişilerce kullanımına katlanması gerektiğini, haksız rekabetten söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı markasında “... ...” ibaresinin küçük puntolarla yazıldığı, “...” ibaresinin markanın baskın ve ayırt edici unsuru olduğu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin Türkçe’de “ışıltılı, göz alıcı, büyüleyici” anlamına gelen, ilgili sektör bakımından ayırt edici gücü düşük ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzerlik bulunmadığı; davalı markasının tüm unsurlarıyla birlikte bütün olarak bıraktığı izlenimin davacı markalarından açıkça farklı olduğu, davalı markasının 25 ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri ile davacı markalarının tescilli bulunduğu 06, 08, 11, 20, 21, 24, 26, 27, 28 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olmadığı, bu itibarla ortalama tüketicinin söz konusu markaların aynı veya ekonomik bakımdan bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yönünde bir yanılgıya düşmesinin mümkün bulunmadığı, dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde, davacının “...” ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı, davalının marka başvurusunu kötü niyetle yaptığına veya davacı markalarından haksız yararlanma, yedekleme, engelleme ya da haksız rekabet oluşturacak şekilde hareket ettiğine dair somut, açık ve kesin nitelikte herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu “...” markasının başındaki "..." ibaresinin "..." ibareli davacı markasına olan benzerliğini önleyemediğini, dava konusu markayı gören tüketicinin markayı davacı markalarının bir serisi zannedeceğini, dava konusu markanın davacı markası ile yalnızca marka ibaresi konusunda değil, ürün ve hizmetler konusunda da aynı olduğunu, davalı markanın kötü niyetli bulunduğunu ve Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı markasında yer alan “... ...” ibaresinin çok küçük puntolarla yazıldığı, tertip tarzı itibariyle “...” ibaresinin başvuru markasının baskın ve ayırt edici unsuru olduğu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin Türkçe’de “ışıltılı, göz alıcı, büyüleyici” anlamına gelen, ilgili sektör bakımından ayırt edici gücü düşük ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzerlik bulunmadığı, sonuçta davalı markasının tüm unsurlarıyla birlikte bütün olarak bıraktığı izlenimin davacı markalarından açıkça farklı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.