Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/896 E. 2026/277 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/896
Karar No
2026/277
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:04/12/2019 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait ... adına ... ile 02/05/2013 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmeye göre ... Şirketinin müşteri portföyünde bulunan müşterilerin tamamının 01/01/2014 tarihinde müvekkili şirkete devredeceğini, bunun karşılığında müvekkili şirketin toplamda 342.000,00.-TL tutarında senet ödemesi yapacağını, ödeme için düzenlenen bonoları müvekkilinin hem şahsı adına hem de şirketi adına imzaladığını, senedin alacaklısının ... olduğunu, tüm senetlerin ...'nun muhasebecisi ... tarafından doldurulduğunu, müvekkilinin toplamda 84.000,00.-TL tutarındaki 6 adet senedi ödeme gününde ödediğini ve ...'ndan teslim aldığını, bunların yanı sıra müvekkilinin 2 adet bakım elemanını, ... Ltd. Şti'ye devrettiğini ve sözleşmede de yazdığı ve cari hesapta da görüldüğü üzere işçilerin maaş ve sigortasının müvekkili tarafından ödendiğini, ayrıca .. Ltd. Şti'nin de 2 adet işçisinin ücretini ve sigortasını müvekkilinin ödediğini, toplamda 4 adet işçinin maaş ve SSK ve stopaj masraflarının, Mayıs 2013- Aralık 2013 tarihleri arasında müvekkili tarafından ödendiğini, ayrıca 31/12/2013 tarihine kadar ... Ltd. Şti tarafından kesilen her türlü faturanın KDV'si ve KDV hariç fatura bedelinin %20 vergisi ve geçici vergilerinin de müvekkili tarafından karşılanmasının kararlaştırıldığını ve müvekkilinin ödemesini yaptığını, ayrıca araçlara ait tüm bakım benzin ve tamirat masraflarının da müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin 02/05/2013 tanzim 25/08/2013 ödeme tarihli senedi ödeyemeyince davalının Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararı ile Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 11/12/2013 tarihinde bedelsiz senedi tahsile koyduğunu, aynı tarihte de ihtarname göndererek müvekkilini temerrüte düşürmeye çalıştığını, ayrıca ihtarname ulaşmadan müvekkilinin mal varlığına çoktan haciz konulduğunu, müvekkilinin ödeme yapmasına dahi izin verilmediğini, bu durumda böyle bir sözleşmeye dayanarak icra takibi başlatılabilmesi için ... Ltd. Şti'nin sözleşmenin kendisine yüklemiş olduğu edimini ifa etmiş olması ve ... bakımlarını müvekkili şirkete devretmiş olması gerektiğini, hem sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini hem de bedelsiz senedin icraya konulduğunu belirterek açıklanan nedenlerle, icra dosyasının durdurulmasına, başlanmış ise satış işlemlerinin durdurulmasına ve dosyaya girmiş bir bedel var ise bu bedelin ödenmemesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız takip ve kötüniyet nedeniyle davalıların % 20'den aşağı olmayan tazminata mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... davaya cevap vermemiştir. Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanan 02/05/2013 tarihli bakım anlaşması incelendiğinde söz konusu senedin teminat senedi olarak değil ödeme aracı olarak verildiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde açıkça davacı şirketin senetleri aksatmadan ödeyeceğini taahhüt ettiğini aksatması halinde ise yasal yollara başvurulacağını kabul ettiğini, dava dilekçesinde bahsedilen 6 adet 14.000,00.-TL bedelli senetlerin ödenerek teslim alınmadığını, davacıların asıl amaçlarının ödeme yapmak olmadığını, dosyayı sürüncemede bıraktıklarını, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi ve faturayı kabul etmediklerini, taraflar arasındaki ticari defterler incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin noter aracılığıyla yaptığı fesih bildiriminin davacı tarafça anlaşmaya uyulmaması sebebiyle haklı olarak feshedildiğini belirterek haksız açılan davanın reddini, davacıların % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davaya konu sözleşme her ne kadar davacı şirket ile davalı davalı ... ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilmiş ise de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 18/12/2017 tarih ... esas ... karar sayılsı ilamında da belirtildiği gibi, taraflar arasında düzenlenen sözleşme incelendiğine, davaya konu edilen bononun da dahil edildiği bir kısım bonoların davacının edim yükümü olan para ödemesi amacı ile tanzim edildiği ve teminat senedi vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket, davaya konu senedin dayanağı olan sözleşmeden döndüğü, sözleşme kaynaklı edimlerini eksiksiz ifa etmediği dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Dolayısıyla da sözleşmede bağıtlanan paraya mukabil ödeme aracı olan bononun da bu sebepten ötürü karşılıksız kaldığı anlaşıldığından davanın lehtar ... yönünden kabulüne; senette sıfatı bulunmayan davalı ... Ltd. Şti. yönünden pasif dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile, davanın davalı ... yönünden kabulü ile, davacıların Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu düzenleyici davacı ve lehtarı ... olan 02/05/2013 tanzim ve 25/08/2013 vade tarihli 100.000,00.-TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, davanın davalı Elektrik...Ltd. Şti yönünden pasif husumete ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalarının esasen özünün kabul edildiğini, davaya konu senedin alacaklısının ... olduğunu, ...'nun senedi davalı ...'ne ciroladığını, senedin dosyada fotokopisinin mevcut olduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri üzere, dosyada mevcut ödeme emrinde alacaklının ... olduğunu, ancak hüküm kurulurken davanın kabul edildiğini, haklılıklarının ispatlanmış olmasına rağmen ... yönünden husumet yokluğu yönünden davanın reddine karar verildiğini, oysa ki her iki davalının da senet alacaklısı olduğunu, ödeme emrinde senedi icra takibine koyan ve alacaklı görünenin ... olduğunu, bu nedenlerle istinaf istemlerinin kabulü ile; Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2013 tanzim ve 25/08/2013 vade tarihli 100.000,00.-TL bedelli senetten dolayı (lehtar ve ciranta/ icra dosyası alacaklısına) her iki davalıya da borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, ilk olarak ... esas sayısı üzerinden yapılan yargılama sonunda ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının senedin teminat senedi olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile, "... gerek sözleşme gerekse taraf beyanları ile bononun illetten mücerretliği olgusunun bulunmadığı anlaşıldığına göre, davacıların davalılara bono kapsamında borçlarının olup olmadığı hususu, sözleşme ilişkisi irdelenerek ortaya konulmalıdır. Ancak mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak bononun illetten mücerretliği olgusundan hareketle sonuca gidildiği anlaşılmakla ...." şeklindeki gerekçe ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra mahkemece daha önce rapor hazırlayan mali müşavir bilirkişiden ek rapor aldırılmış, ... tarihli ek raporda, davacı tarafın dosyaya sunduğu kayıt ve belgelerin tevsik edici özelliği bulunmadığı, tarafların ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre, dava konusu olan senet karşılığında bir hizmet veya mal tesliminin yapıldığı ile ilgili ve bu senede istinaden davacıların davalılara borcunun bulunduğu ile ilgili bir kanaat oluşmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, mali müşavir tarafından hazırlanan ek rapordan sonra dosyanın eser sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş ve düzenlenen raporda; Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla 11.12.2013 tarihinde takibe dayanak edilen 25.08.2013 vadeli ve 100.000,00 TL tutarlı senedin ciro yoluyla ... Ltd. Şti. firmasına devredildiği, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş dosyasından verilen ihtiyati haciz karan uyarınca takibe başlandığı, dava ile bedelsiz olduğunun tespiti istenen senedin bu olduğu, taraflar arasında 02.05.2013 tarihli sözleşme ile başlayan ticari ilişki kapsamındaki edimlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı tarafça yapılmış herhangi bir hukuki girişimin olmadığı, ticari ilişkinin davalı tarafın gönderdiği ihtarname ile 11.12.2013 tarihi itibariyle feshedildiği, sözleşmenin içeriğine ve senetlerin düzenlenme gayesine göre, sözleşmenin fesih tarihine kadar olan senetlerin ödenmesi sonrasında ise kesin hesabın yapılarak eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi, nihayetinde ise ilave ödeme veya iade suretiyle farkın giderilmesi taraflar arasındaki sözleşme ile belirlenmiş bir usul olduğunu, 25.08.2013 vadeli ve 100.000,00 TL tutarlı senedin temel ilişki kapsamında, periyodik ödeme amacıyla düzenlendiği, temel ilişkinin ortadan kalktığı tarihe kadar vadesi gelen bu türden senetlerin bedelsiz olduğundan söz edilemeyeceği, sözleşmede senetlerin mutlaka ödeneceği, eksik veya fazla ödeme varsa bunların sözleşmedeki esaslara göre dikkate alınacağı hususunda açık hüküm bulunduğu, senetlerin hukuki sıhhatinin işlerin şu veya bu şekilde yapılmasıyla doğrudan ilişkilendirilemeyeceği, senetlerle 02.05.2013 tarihli sözleşme arasında bir bağlantı varsa da, temel ilişkinin yürürlükte olduğu süreye denk düşen senetlerin ödenmesinin esas olduğunu, kaldı ki, takibe konu edilen senetten daha sonraki vadeyi taşıyan 2 adet 14.000,00 TL tutarlı senedin ödendiğinin dava dilekçesinde de belirtildiği hususunda görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkemece söz konusu bu rapordan sonra, dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edilerek rapor aldırılmasına karar verilmiş, 09.04.2019 tarihli rapora göre, Türk Borçlar Kanunu 123 ve devamı maddelerine göre davacının davaya konu bono sebebiyle davalıya her hangi bir borcunun olmadığı, Türk Borçlar Kanunu 123 ve devamı maddelerinin uygulanmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde ise, ticari defter ve kayıtlarda bono bedelinin ödendiğine dair bir kayıt ve belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(Akyol, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Somut olayda, eser sözleşmelerinde uzman bilirkişi olarak dosyada görevlendirilen bilirkişinin uzmanlık alanının "Bankacılık ve Finans" olduğu, kendisinin emekli şube müdürü olduğu görevlendirme tutanağından anlaşılmaktadır. Bilirkişinin, HMK m. 275'de düzenlenen "bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" kapsamında söz konusu husus hakkında rapor düzenlememesi gerekmekte iken rapor düzenlemesi ve mahkemece de denetim sağlanmadan, bilirkişi raporuna değer atfedilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, senette sıfatı bulunmayan davalı ... Ltd. Şti. yönünden pasif dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı ... tarafından, borçlu davacı aleyhinde 02/05/2013 tanzim 25/08/2013 vade tarihli bono yönünden 100.000,00.-TL asıl alacak, 4.397,26.-TL faiz, 300,00.-TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 104.697,26.-TL alacağa takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık % 15,00 oranında faiz üzerinden 1 adet bonoya ilişkin icra takibine girişildiği anlaşılmaktadır. ... Ltd. Şti'nin senette hamil olduğu anlaşılmakla, mahkemenin dayandığı gerekçe yerinde değildir, dosya içeriği de uymamaktadır. Dosya evrakı incelendiğinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında “... Bakım Anlaşması” adı altında bir sözleşme düzenlendiği, bu sözleşmenin ilgili şirketlerin yetkilileri tarafından imzalandığı, bu kapsamda davaya konu edilen bononun davacı ve davalı gerçek kişiler arasında tanzim edildiği, davacı tarafça davaya konu edilen bonunun sözleşmeye dayalı olarak düzenlendiğinin belirtildiği, davalı şirket vekilinin savunmasında da bu hususa temas edilerek bononun sözleşme gereğince tanzim edildiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme incelendiğinde, davaya konu edilen bononun da dahil edildiği bir kısım bonoların davacının edim yükümü olan para ödemesi amacı ile tanzim edildiği ve teminat senedi vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinde uzman bilirkişi olarak görevlendirilen bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, senetlerle 02.05.2013 tarihli sözleşme arasında bir bağlantı varsa da, temel ilişkinin yürürlükte olduğu süreye denk düşen senetlerin ödenmesinin esas olduğunu, kaldı ki, takibe konu edilen senetten daha sonraki vadeyi taşıyan 2 adet 14.000,00 TL tutarlı senedin ödendiğinin dava dilekçesinde de belirtildiği hususu belirtilse de, bu yorum dosya kapsamına uymamaktadır. İlgili senedin ödenemediği dava dilekçesinin (6) numaralı paragrafında davacı tarafça belirtilmiş iken, bunun aksi bir yorum yapılması yerinde olmamıştır. Mahkemece, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları eksik ve yetersizdir, hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacıların davalılara bono kapsamında borçlarının olup olmadığı hususu, sözleşme ilişkisi irdelenerek ortaya konulmalıdır. Mahkemece, dosyada rapor hazırlayan mali müşavir bilirkişi veya başka bir mali müşavir bilirkişi, ilgili iş sektörünü bilen ... konusunda uzman bilirkişi, borçlar mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama bilirkişisinden oluşacak bir heyetten, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı da göz önüne alınarak, tarafların kayıtları üzerinde inceleme yapılıp, yapılan veya devredilen işlere, yükümlülüklere, bunların yapılıp yapılmadığına ilişkin dayanak kayıtlar da var ise kontrol edilerek, feshin niteliği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa etkisi, davacıların davalılara bono kapsamında borçlarının olup olmadığı hususu sözleşme ilişkisi bir bütün olarak, denetime elverişli şekilde, konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile irdelenerek ortaya konulması, bononun ticari deftere kayıt zorunluluğu olmadığından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/17145 Esas, 2018/1865 Karar), tek başına ticari defterlerde kayıtlı olmamasının sonuca etkili olmadığı da dikkate alınarak, dosyadaki tüm deliller incelenerek, verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna getirildiği de göz önüne alınıp, usuli kazanılmış hak ilkesine de riayet edilerek bir sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davalılardan ...'nun karar tarihinden sonra 02/04/2022 tarihinde vefat ettiği, gerekçeli kararın mirasçılara tebliğ edildiği ve dosyanın istinaf incelemesi için gönderildiği anlaşılmaktadır. Taraf teşkili kamu düzenindendir. Dairemizce, karar ortadan kaldırıldığından, yapılacak olan yargılamada, mirasçılara tebliğ yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın görülmesi gerekmektedir. Kararın bu yönüyle de re'sen sebeple kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2019 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacı tarafa İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/896, K. 2026/277, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-896-e-2026-277-k-20d5500ee011