Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/686 E. 2025/1544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/686
Karar No
2025/1544
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/686 Esas KARAR NO : 2025/1544 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2023 NUMARASI : 2023/65 Esas, 2023/283 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1968 yılında kurulduğunu, davalının ...Kalkınma Kooperatifinde bir süre denetim kurulu üyeliği yaptığını, halen de kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkili yetkililerinin tescilinden çok sonra davalının, müvekkili kooperatifinin ticaret unvanını TPMK nezdinde 2016/31933 sayılı marka ile tescil ettirdiğini, keza herhangi bir üretim belgesi olmamasına rağmen bu marka tescilini kullanarak zeytin üretmek suretiyle haksız kazanç sağlandığını, davalının emlak sektörü ile uğraştığını, normalde tarımsal bir faaliyetinin bulunmadığını, bu halde müvekkilinin ticaret unvanını TPMK nezdinde kendi adına marka tescili almasının kötü niyet göstergesi olduğunu iddia ederek, davalı adına 2016/31933 sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Selimpaşa köyünde doğduğunu, büyüdüğünü ve mesleğini, hayatını bu köyde devam ettirdiğini, Selimpaşa köyünün kendine has, üretimlerinin bu topraklarda yapıldığı ürünleri marka olarak tescil ettiren biri olduğunu, davacının Selimpaşa köyünde faaliyet gösteren küçük bir kooperatif olduğunu, asıl kötü niyetli tarafın davacı olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait olduğunu yıllardır bilmesine rağmen hükümsüzlük davası açılması için aranan 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasına 3 gün kala huzurdaki davayı açtığını, davacı kooperatifin faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanının aynı olmadığını, davacı iddiaların gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının davacı kooperatifin üyesi olup, bir dönem denetim kurulu üyesi olduğu, kooperatifin izni olmadan tescil önceliği bulunan davacı kooperatifin unvanıyla aynı olacak şekilde 07/04/2016 tarihinde başvuru yapıp 08/03/2017 tarihinde tescilini sağladığı, davalı markasının tescilli olduğu 29, 30, 31. sınıflar ve bu emtia sınıflarını içeren 35. sınıfta mağazacılık hizmeti, davacının anasözleşmesinin tescilli olduğu çalışma konuları ile aynı/benzer olup, davalı markasının ve bu marka altında sunulan emtia ve hizmetlerin, olağan alıcılar-tüketiciler nezdinde davacı kooperatife ait olduğu izlenimi doğuracağı, davacı kooperatifin, fiili olarak, işletmesine ait dış mekan tabelasında 2014 yılındaki kullanımı (Selimpaşa Tarımsal Kalkınma Kooperatif Marketi), 35. sınıf kapsamındaki mağazacılık hizmeti niteliğinde bir kullanım yani markasal niteliği de haiz olan bir kullanım olduğu, davacı kooperatifin tescilli ticaret unvanının ve aynı zamanda markasal nitelikteki kullanımının, davacı unvanını ihtiva eden ve bu sebeple iltibas tehlikesi doğuran davalı markasının koruma tarihinden önceye dayandığı tespit edilmekle, davacı kooperatifin üyesi ve bir dönem denetim kurulu üyesi olan davalının tescilin yedekleme ve şantaj amaçlı olduğu, SMK m.6/9, SMK m.25/1 maddelerine dayalı hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu, marka tescil tarihinin 08/03/2017, davanın ise 05/03/2022 tarihinde açıldığı, 5 yıllık hak düşürücü süre söz konusu olmadığı gibi, kötü niyetli tescil söz konusu olduğundan davalının hak düşürücü süreye dayanmasının kabul edilmediği, kötü niyet bölünemeyeceğinden markanın tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2016/31933 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki savunmalarını tekrar ederek; ilk derece mahkemesi kararında hükme esas alınan 09/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun, hukuka aykırı ve hatalı tanzim edildiğini, müvekkiliniz dava konusu markanın tescil işleminin yapılması gerektiğini olağan genel kurul toplantılarında defalarca kez beyan ettiğini, davacının marka tescili ile ilgilenmemesi neticesinde markanın kooperatif ile ilgisi bulunmayan kişiler tarafından isminin tescil edilmesinin önlenilmesi amacıyla markanın müvekkili tarafından tescil edildiğini, ilk derece mahkemesi kararında gerekli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkemesi kararında tescilin yedekleme ve şantaj amaçlı olduğu gibi bir beyan ile adete müvekkilinin suçlandığı kararın kabul edilemez olmadığını, davacının 5 yıl dolmasına 3 gün kala işbu davayı açmasında asıl kötü niyetli taraf olduğu, markayı bilmediğinden bahsedilemeyeceği ve dahi usul ekonomisine aykırı olarak işbu davayı ikame ettiğini, bu hususun ve müvekkili tarafından davacıya gönderilen ihtarnamenin gerekçeli kararda ve yargılama esnasında hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece verilen hükmün masrafı davalıya ait olmak üzere ülke çapında yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı kooperatifin halen üyesi ve eski denetim kurulu üyesi olan davalının; davacı kooperatifin markasal kullanımı ve unvanı olan "...KALKINMA KOOPERATİFİ" ibaresini şekil unsuru ile birlikte adına tescil ettirdiği, davalı markasının, davacı kooperatifin ana sözleşmesinin tescilli olduğu çalışma konuları ile aynı/benzer olduğu, davacının ünvan tescilinin ve markasal kullanımının davalının marka başvurusundan önce olduğu, davalının halen üyesi ve eski denetim kurulu olduğu kooperatifin ünvanını kendi adına marka olarak tescilinin kötü niyetli olduğu, somut olayda SMK'nın 25/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşulları oluştuğu, davanın davalı marka tescili üzerinden 5 yıl geçmeden süresinde açıldığı gibi kötü niyetli tescil nedeniyle davacının hak düşürücü süreye dayanamayacağı; hükümsüzlük davalarında hüküm özetinin ilanına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/12/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/686, K. 2025/1544, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-686-e-2025-1544-k-023b3f45f003