Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/343 E. 2025/1271 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/343
Karar No
2025/1271
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/343 - 2025/1271 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/343 KARAR NO : 2025/1271

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2020/363 Esas - 2023/732 Karar

DAVACI :.... VEKİLİ :.... DAVALILAR:.... :.... VEKİLİ :....

DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2016 KARAR TARİHİ : 04/07/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 17/07/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı Akbank T.A.Ş. ile davalı borçlu Şahintek Inş. Yapı Müte, San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi gereği davalı şirkete Biz Card, Ticari Artı Para ve Ticari Krediler açılıp kullandırıldığını, diğer davalı da Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup, kefalet limitleri dahilinde müvekkil bankaya karşı borçtan hukuken sorumlu hale geldiğini, davalı borçlu şirket taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı davrandığından ve kredi ödemelerini yapmadığından 05.02.2016 tarihi itibarı ile hesabın kat edildiğini, borçlulara Gebze 9. Noterliğinin 08.02.2016 tarihli ... yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarı ve kullanılan kredilere ilişkin hesap özetlerini içeren ihtarname keşide edilerek gönderildiğini, (şerhli) talep edilen muaccel borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine de , İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1198 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz karan alındığını ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2016/25560 K. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan davalı borçluların; icra takibine, takip konusu borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, asıl alacağa uygulanan işlemiş ve işleyecek faiz ile B.S.M.V. oranlan da, ilgili kanun maddelerine, tarafların imzaladığı sözleşme hükümlerine, bankacılık teamüllerine, MK m. 2' ye uygun ve yasaldır, Kredinin geri ödemesini zamanında yapmayarak icra takibi başlatılmasına sebebiyet veren borçluların takibin ferilerine yönelik itirazları da kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmeler ile; kredi miktarı, faiz ve faiz oranlan, muacceliyet ve temerrüt gibi konularda çıkan uyuşmazlıklarda bankanın defter, belge ve kayıtlanılın IIMK m. 193 gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğu da davalı tarafından kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine istinaden kredi kullanan borçlu şirket ile borçlu şirkete kefil olan ve muaccelivet ihtarına uymayan davalıların icra takibine yaptığı itirazları haklı kılacak hiçbir sebep olmadığını, dolayısıyla haksız itirazın iptali ile haksız itirazlarıyla davacının alacağına kavuşmasına engel olan davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminan ödemesi gerektiğini, davalı tarafın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2016/25560 E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, vek, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; yetki kuralarını belirleyen HMK. m. 50 gereğince itirazın iptali davalarında, davalıların yerleşim yeri mahkemeleri yetkili olduğunu, davalıların her ikisinin yerleşim yerine bakıldığında, yetkili mahkemelerin Gebze Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde açılmış olması ve yetkiye itiraz edilmemiş olması o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmeyeceğini, takip talebinde belirtilen alacak kalemlerinin dayandığı seri numaraları belirtilen kredi sözleşmeleri söz konusu takip dosyasında bulunmadığı gibi müvekkillere de ihtar edilmediğini, bu sebeple her türlü cevap ve karşı delil sunma hakkımızı saklı tuttuklarını, dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalete ilişkin, kefil müvekkil açısından azami sorumluluk miktarı yer almış alacaklının asıl borçluya daha sonradan vereceği kredilerden de kefilin sorumlu olacağının belirtildiği Yargıtay kararlarına göre ileride doğacak aynı borçlardan kefilin sorumlu tutulabilmesi, bu borçların belirli ya da en geç kefalet anında belirlenebilir olmasına bağlı olduğunu, nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2010/7084 E, 2010/8786 K sayılı kararında “ ..davalı banka tarafından 1998 ve 1999 tarihli iki ayrı kredi sözleşmesi verildiğini, davacıların bu sözleşmelerden 1998 tarihli olanını imzalamış oldukları halde 1999 tarihli kredi sözleşmesine imza koymadıklarını, her ne kadar davacıların imzasının bulunduğu 1998 tarihli krediler genel sözleşmesinin 4.1 maddesinde -banka bu sözleşmede yer alan hükümler dâhilinde bir veya birden fazla kredi hesabı açmaya, kredi hesaplarının limitlerini azaltmaya veya çoğaltmaya, bakiyesi sıfıra inen kredi hesaplarını yeniden çalıştırmaya kredi hesaplarını kapatarak dilediği miktarda yeni hesaplara açmaya veya dilediği şekillerde kredi kullandırmaya kayıtsız şartsız yetkilidir- hükmü yer almakta ise de, kullandırılan kredinin 1998 tarihli bu sözleşmeye dayanılarak mı ya da 1999 tarihli sözleşme sebebiyle mi kullandırdığı hususu açıklığa kavuşturulmadığını, kullandırılan kredinin 1999 tarihli sözleşme kapsamında kaldığının tespit edilmesi halinde, davacıların bu sözleşmeye kefaletlerinin bulunmaması sebebiyle kefalete dayalı sorumluluklarından söz edilemeyecektir." ifadelerine yer verildiğini, görüldüğü gibi, eğer kefil olunan ilk sözleşmede özel bir kayıt yoksaförneğin doğmuş ve doğacak tüm borçlara kefilim gibi) zaten, ortada hiçbir tartışma olmaksızın kefilin imzasının olmadığı sonraki GKS'lerden kefilin sorumlu tutulmasının söz konusu olmadığını, eğer, bu yönde veya bu anlama gelebilecek bir kayıt var ise, bu kaydın kendisi geçersiz olacağından (böyle kayıtlar kefaletin fer-i niteliğine aykırı olmakla geçersizdir) aynı şekilde, kefilin imzasının olmadığı sonraki tarihli GKS'lerden sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceğini, ( Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Ankara 2013, sf. 38), Borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte; takip konusu alacağa ilişkin cari hesap ektresi veya herhangi bir belge, takip tarihinden önce müvekkil şirkete tebliğ edilmediğinden her iki müvekkil de temerrüde düşürülmediğini, bu sebeple işlemiş faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine takip konusu alacağa ilişkin uygulanan akdi faiz ve işleyecek temerrüt faizinin fahiş olduğunu, davacı tarafından sunulan genel kredi sözleşmesine bakıldığında müvekkil kefil açısından uygulanacak temerrüt faizi sözleşmede belirlenmediğini, kefile uygulanacak temerrüt faiz oranı sözleşmede ö ilmemişse, banka kredilerinde 3095 sayılı kanunun 2/3 maddesi gereğince TC. Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranı üzerinden temerrüt faizi istenebileceğini, (Banka Kredi Açma Sözleşmelerinden Doğan Kredi Alacaklarına müteselsil kefalete İlişkin Bazı Sorunlar, Yrd. Doç. Dr. Ahmet TÜRK), bu sebeple müvekkil kefil açısından işletilen temerrüt faiz oranına da ayrıca itiraz ettiklerini, BSMW bankaların nakden veya hesaben tahsil ettiği paralar üzerinden alınan gider vergisi niteliğindeki bir vergiden sorumluluğunun olmadığını, davalılar hakkında usulüne uygun ihtar olmaksızın temerrüde düşürülmeden haklarında takip açıldığı, hal ve durum itibariyle davanın açılmasına sebebiyet vermediği bu sebeple haksız ve kötüniyetli açılmış olan davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine , karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçluların İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25560 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların iptaline, takibin devamına, 2-Davalı borçluların itirazlarında haksız olduklarından takip konusu asıl alacağın %20'si olan 20.121,65-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin soyutluğu ve bu soyutluğun itirazın iptali davasıyla giderilmesinin hukuken mümkün olmadığı, takip talebindeki dayanaklardan başka bir dayanağa davada dayanamayacağı dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, çerçeve sözleşme uyarınca alınan kefalet geçersiz olduğunu, ayrıca kefaletin şekilde şartlarına uyulmamış, eşin rızası alınmadığını, bu sebeple davalı ...'in kefil olduğundan bahisle ödenmeyen kredilerden sorumlu tutulması mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muaccel olabilmesi için hesabın kat edilmesi ve hesabın kat edildiğine dair ihtarın borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ şartı gerçekleştirilmediğini, bidayet mahkemesinin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporu hükme elverişli olmadığını, mahkeme tarafından 27.12.2022 tarihli celsenin (1) no.lu ara kararı uyarınca, davacıya ticari defterlerini sunmak veya ticari defterlerinin bulunduğu adresi bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmiş aksi halde ticari defterlere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş olmasına karşın davacı tarafça bildirim yapılmadığını, yetkisizlik kararı uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalılar istinaf dilekçesinde davacı şirket tarafından davanın ispat edilemediğini iddia etmişler ise de davada ispat yükünün gerçekleştirildiği tartışmadan vareste olduğunu, davacı banka, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği kendi edimlerini yerine getirmiş; borçlular ise kullanılan parayı sözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde ödemediklerini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 Tarih - 2020/363 Esas - 2023/732 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2016/25560 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalıların davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2016/25560 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde: davacı Akbank T.A.Ş., davalılar aleyhine 16.08.2016 tarihinde, ... nolu kredi için 48.711,52 TL ana para, 4.618,12 TL (işlemiş, %24,24 akdi faiz 01.04.2016-16.08.2016) ve 230,91 TL %5 BSMV toplamı 53.620,55 TL, ... nolu kredi için 19.058,57-TL ana para (Temerrüt faiz oranı %48,48), 1.606,16 TL işlemiş faiz (%24,24 akdi faiz 01/04/2016 - 16/08/2016), 80,31 TL %5 BSMV toplamı 20.745,04 TL ile ... nolu kredi için 40.500,00 TL ana para (temerrüt faiz oranı %34,44), 910,51 TL işlemiş faiz (%24,24 akdi faiz 01/04/2016-16/08/2016) ve 45,53 TL %65 BSMV toplamı 41.456,04 TL olmak üzere toplam 115.821,63 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı borçlularca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, vaki itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan 02/08/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davalının ... nolu hesabında Akbanka 48.213,29 TL olduğu ancak davalının ticari defterlerinde bankası belli olmayan kredilerin bulunduğu dolayısıyla davalının hangi bankalara ne kadar borcu olduğu ve/veya Akbanka olan borcu net olarak tespit edilemediği şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür. Dosya arasına alınan 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin yasal defterlerinde, sadece şirketin bankaya olan borcu tespit edilmiştir. Bu borç içerisinde hesabın kat edildiği tarihe kadar işlemiş faizler görülmemektedir. Akbank'a 13.04.2023 tarihinde sayın mahkeme yazı göndermiş ve borç detayının ve borca karşılık davacıların yaptığı ödemelerin dekontlarının kaşeli/imzalı örneklerini, dosyaya sunmasını istemiştir. Ancak dava dosyasına UYAP'tan dosyaya gönderilmiş evraklar olmadığından, borç/alacak tutarı tespit edilememiştir. Diğer taraftan uyuşmazlık durumlarında banka kayıtlarının geçerli olacağı yazılı olduğundan ve ayrıca davalı şirketin ve davalı şahsın sorumlu olduğu kredi borç tutarları, icra takip tarihi itibarı ile ayrı ayrı banka kayıtlarından tespit edilmelidir. Bu da bankacı bilirkişinin uzmanlık alanında olup, davalının defterleri üzerinden tespiti mümkün değildir. Dava dosyasında raporu olan bankacı bilirkişiden veya başka bir bankacı bilirkişiden davacı bankanın kayıtları üzerinden tespit yapılmasının uygun olacağı şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür. Eldeki davanın, davacı banka tarafından davalı borçlu Şahintek İnş. Yapı Müte, San. ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve bu sözleşmeyi diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olmaları ve sözleşme hükümleri gereğince davalılar tarafından ödenmeyen krediler nedeniyle davacı banka tarafından başlatılan icra takibine davalılarca itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından açılan itirazın iptali istemli dava olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılamada, "...dava dilekçesi, icra dosyası ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalının ... nolu hesabında Akbanka 48.213,29 TL borçlu olduğu ancak davalının ticari defterlerinde bankası belli olmayan kredilerin bulunduğu dolayısıyla davalının hangi bankalara ne kadar borcu olduğu ve/veya Akbanka olan borcunun net olarak tespit edilemediğinin bilirkişilerce tespit edildiği, bu durumda kendi defterlerinde borcunun olduğu, ancak kime ve ne miktarda olduğunun belirlenemediği, buna karşın banka hesabında borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmış, anılan nedenlerle davacının davasını ispatladığı anlaşıldığından davanın kabulüne..." şeklinde karar verildiği görülmüşse de, dosya arasına ilk derece mahkemesince kazandırılıp hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermek için elverişli nitelikte bulunmamalarına rağmen mahkemece hükme esas alınarak sonuca gidilmiş olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılması; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar incelemede yaptırabilir (281/3). Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi hakimin, bilirkişinin yerine geçerek hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisiyle karar verebileceği anlamına gelmez. HGK’nın 04.02.2009 tarihli 2008/4-823 Esas, 2009/50 Karar sayılı kararında da hakimin kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamayacağı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsi bilgisiyle sonuca gidemeyeceği, o konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu ve bu çelişkinin giderilmesi teknik bilgiyi gerektirdiği takdirde, hakim bu çelişkiyi giderecek rapor veya ek rapor almalıdır. Bu şekilde çelişkiyi gideren rapor almaksızın raporlardan birindeki teknik değerlendirmeler esas alınarak karar verilmesi halinde hakimin özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisiyle karar verdiği gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır. Yapılan bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; mahkemece; yukarıda açıklandığı üzere davanın kabulüne karar verilmişse de az yukarıda değinilen esaslar dikkate alındığında, mahkemece dosya arasına aldırılan ve iki ayrı bilirkişiden rapor alındığı görülen raporlarda davacının, davalılardan 23/10/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince alacaklı olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirilmiş olmasına rağmen, mahkemece davacı "banka hesaplarında alacağın var olduğu " şeklindeki soyut ve genel bir ifadeyle davanın kabulü cihetine gidilmiş olması doğru görülmemiş bu haliyle uyuşmazlık hakkında sonuca varmanın usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiştir. O halde gelinen bu aşamada, davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde nihayete erdirilmesi için mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281-(3) maddesi gereğince gerçeğin ortaya çıkması amacıyla yeni bir bilirkişiden yukarıdaki ilkeler doğrultusunda taraf ve yargı denetimine elverişli rapor alınması, sonrasında oluşacak kanaat doğrultusunda somut dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek olmalıdır. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekilleri ile davacının adresinin yazılmaması ve dava alt başlığını "Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 Tarih - 2020/363 Esas - 2023/732 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/07/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/343, K. 2025/1271, T. 04.07.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-343-e-2025-1271-k-e14c594305b4