Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3323 E. 2024/5474 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3323
Karar No
2024/5474
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1043 KARAR NO: 2024/1940 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 26/11/2021 NUMARASI: 2017/67 Esas - 2021/1142 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ile; 22/12/2015 tarihinde Zeytinburnu ... Mah. ... Cd. üzerinde davalılardan ...'in kullandığı ... plakalı taksinin cadde üzerinde bölünmüş tek yönlü yolda kurallara aykırı şekilde ters yönden seyri esnasında karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkiline çarptığını, çarpma sonucu müvekkilinin sağ ayağında kırık meydana geldiğini, Bakırköy 47.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/118 Esas 2016/320 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalı ...'in somut fiil nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin olay yerinden hastaneye götürülmüş olması nedeniyle yokluğunda kaza tespit tutanağı tanzim edilmediğini, davacının 45 gün boyunca işe gidemediğini, müvekkiline bu 45 günde bakıcı masrafı yapıldığını, ilaç ve ulaşım giderleri olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazada tam kusurlu ve sorumlu olduğunu, davalılardan ...'nın araç sahibi olarak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ... plakalı aracın sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS poliçesi uyarınca maddi zararlardan sorumlu olduğunu belirterek tedavi ve ilaç giderleri için 100, ulaşım ve sağlık giderleri için 100 TL, refakatçi giderleri için 100 TL , bakım ve bakıcı masrafları için 100 TL, davacının işe gidemediğinden mahrum kaldığı gelir için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 2.900,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile müvekkilinin manevi zararlarına karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen davalı sigorta şirketleri açısından talebin poliçe limitleri ile sınırlı kabul edilerek tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporuna göre kazaya karışan her iki tarafın da kusurlu olduğunun mütalaa edildiğini ve sigortalı araç sürücüsüne %70 oranında kusur izafe olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin kusur oranında sorumluluğu gözetilerek doğan zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu tutulmasına karar verilmesini, tedavi giderleri ve tedavi giderleri kapsamında sayılan ulaşım giderleri, refakatçi giderleri, bakım ve bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatından KTK'nın 98. maddesi düzenlemesi gereği, müvekkili sigorta şirketinin değil Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin olmadığının tespit olunduğunu, bu nedenle bu konuda herhangi bir itirazın bulunmadığını, yargılamanın ilerleyen aşamalarında davacının böyle bir talebi olması halinde bu duruma muvafakat etmediklerini, davacının kazancını kanıtlaması gerektiğini, faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ...'nın cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacının geçici iş göremezlikten kaynaklı zararı nedeniyle 296,27-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüd tarihi olan 28/12/2016 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 3.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan haksız fiil tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara dayanak yapılan kusur ve hesap bilirkişisi raporları eksik araştırmaya dayalı olup maddi gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiğini, müvekkilinin olayda bir kusurunun olmadığını, müvekkilinin tali derecede %30 oranında kusurlu olduğu şeklindeki kusur raporunun hatalı olduğunu, davaya konu kazada müvekkilinin sağ ayak orta kemiğinin kırıldığı Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesince tespit edildiğini, ATK raporu incelendiğinde sadece yumuşak doku zedelenmesi açısından değerlendirme yapılmış, kırık açısından değerlendirme yapılmadığını, mahkeme hüküm kurarken ATK raporuna dayandığını, müvekkilinin ayağında oluşan kırığın gözardı edildiğini ve hatalı ATK raporuna binaen karar verildiğini, cismani zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanması gerektiğini, karar gününe en yakın zarar durumunun belirlenmesi, en yeni duruma göre rapor alınarak zararın tespiti ve hükme varılırken bu tespitin temel alınması gerektiğini, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararında bakım, bakıcı, ulaşım ve ilaç giderleri de hatalı hesaplanarak hükme bağlandığını, bakım, bakıcı, ulaşım ve ilaç giderlerinin istemlerinde iyileşme süresi öngörülen müvekkilinin bu süreç içerisindeki asgari olarak bakım, bakıcı, ulaşım ve ilaç masraflarının da hesaplanması gerektiğini, bu açıdan kararın eksik ve hatalı olduğunu, manevi tazminatın 3.000,00 TL olarak takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin olayın etkisi ile acı ve korku yaşadığını, dava dilekçesinde davalı sigorta şirketine yönelik taleplerin sigorta limitleri ile sınırlandırıldığı halde, mahkemenin poliçede bulunmayan manevi tazminat klozu için davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 22.12.2015 günü saat 11.30 sıralarında, ... plakalı davalı ticari taksi sürücüsünün tek yönlü bölünmüş yolda yolu tersten kullanarak seyri sırasında anılan noktaya geldiğinde, yolun her iki yönünü de dikkatle kontrol etmeksizin karşıya geçmek üzere taşıt yoluna çıkmış bulunan davacı yaya ...'e çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağının bulunmadığı, Ceza Mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücünün asli ve %70 oranında, davacının tali ve %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Mahkemece tek kişi bilirkişiden alınan raporda da aynı belirlemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporları dosya kapsamı ile uyumlu ve birbirlerinin doğrular nitelikte olduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince 19/10/2018 tarihli celsede davacı vekilinin ATK'dan alınan maluliyet raporuna itirazı üzerine İstanbul Tıp Fakültesinden re'sen seçilecek 3 kişilik bilirkişi heyetinden maluliyet raporu alınmasına karar verilerek ve bilirkişi ücreti belirlenerek yatırmak üzere davacı vekiline mehil verilmiş, davacı vekili ise 02/11/2028 tarihli beyan dilekçesinde müvekkilinin, mahkemece takdir edilen 3.000TL bilirkişi ücretini karşılama imkanı bulunmadığından mevcut duruma göre karar verilmesi talebinde bulunarak ATK raporu ile sunulan önceki doktor raporları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Ceza Mahkemesi dosyasında Adli tıp şube müdürlüğü raporunda davacıda trafik kazasına bağlı olarak kemik kırığı olduğu ve orta derecede etkili olduğu belirtildiği halde ATK maluliyet raporun da kırık olmadığı belirlemesi yapılmış olduğundan çelişki oluşmuştur. Bu durumda Mahkemece öncelikle ATK üst kuruldan ya da başka bir üniversitenin adli tıp ana bilimi dalı başkanlığından kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre çelişkiyi giderecek şekilde maluliyet raporu alınması gerekirken ara karardaki gibi yönetmelik hükümlerine uygun olmayan şekilde bilirkişi kurulu oluşturularak ve bilirkişi ücreti belirlenerek usule uygun olmayan ihtarat yapılması doğru olmamıştır. Mahkemece yetersiz olan ATK maluliyet raporuna göre aktüerya hesabı yaptırılmıştır. Dava dilekçesinde tedavi ve ilaç giderleri için 100, ulaşım ve sağlık giderleri için 100 TL, refakatçi giderleri için 100 TL, bakım ve bakıcı masrafları için 100 TL, talepleri de bulunmasına rağmen bu konuda doktor bilirkişiden rapor alınmadan ve bakıcı ihtiyacı ve süresi olup olmadığı konusunda da ATK'dan ek rapor almadan eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru olmamıştır. Dava dilekçesinde "davacının işe gidemediğinden mahrum kaldığı gelir" ile "...uzun süren iyileşme döneminin işten çıkarılmasına neden olmasından kaynaklanan mahrum kaldığı gelir" talepleri geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında olacağından İlk Derece Mahkemesinin de bahsi geçen talepleri geçici iş göremezlik tazminatı olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde açıkça davalılardan ... Sigorta A.Ş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi uyarınca maddi zararlardan sorumlu açıklamasına yer verilerek sigorta şirketi dışında davalılardan manevi tazminat talep edildiği halde reddedilen manevi tazminat miktarı için davalı sigorta şirketi lehine de vekalet ücretine hükmolunması doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken, Adli tıp şube müdürlüğü raporunda kemik kırığı olduğu ve orta derecede etkili olduğu belirtildiği halde dosyadan alınan ATK maluliyet raporunda kırık olmadığı belirlemesi yapılması nedeniyle oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiğinden davacının kazayla ilgili tüm tedavi evrakları temin edildikten sonra, dosyada bulunan tüm raporlar da irdelenerek, davacının muayenesi de yapılarak olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre davacıda kaza nedeni ile çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı (kalıcı iş göremezlik), geçici maluliyeti oluşmuş ise süresi, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı, varsa geçici bakıcı süresi konularında çelişkiyi giderecek ve maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığını net ve kesin olarak açıklayacak şekilde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli maluliyet raporu düzenlenmesi için ATK Üst Kurulu'ndan ya da belirlenecek bir Üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından maluliyet raporu alınması, gelen rapor sonucuna göre aktüer bilirkişiden ek rapor alınması; davacının tedavi giderleri talebi bakımından ise resen seçilecek bir doktor bilirkişiden dava dilekçesinde belirtilen tedavi, ilaç, refakatçi, ulaşım ve sağlık vs. talepleri bakımından KTK'nın 98.maddesi kapsamına girmeyen (SUT hükümleri uygulanmaksızın) belgesiz tedavi giderlerinin belirlemesi için rapor tanzimi istenmesi ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile maluliyet oranıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; maluliyet raporu alınması gerekmekte olup bu halde maluliyet netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/3323, K. 2024/5474, T. 22.12.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3323-e-2024-5474-k-9f378fb92a6a