Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3323 E. 2024/5474 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3323
- Karar No
- 2024/5474
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2025/650 KARAR NO:2025/625 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:26/03/2024 NUMARASI:2014/156 Esas - 2024/231 Karar DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ:10/04/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının şehirlerarası otobüsle yaptığı seyahati sırasında, otobüsün arıza yapması dolayısıyla park halindeyken arkadan kamyon çarpması sonucu otobüsün 10 metre köprüden aşağı düşmesi sebebiyle kaburga kemiklerinin kırılması suretiyle yaralandığını, bu kaza sonucu davacının evde üzerine düşen işleri ifa edemediğinden, ayrıca psikolojik olarak yaşadığı sıkıntıdan ötürü mağduriyet yaşadığını belirterek 3.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL olmak üzere toplam 23.000,00 TL maddi-manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolu Yolcu Taşıma Poliçesi bulunan müvekkilinin sadece aşan zarardan sorumlu olduğunu, müşterek müteselsil sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"1-Maddi tazminat istemleri yönünden; a-Davanın kısmen kabulü ile; 951,96 TL geçici iş görmezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.951,96 TL maddi tazminatın ... A.Ş.,..., ..., ... ve...Tic.Ltd.Şti'den 20/06/2012 kaza tarihinden; davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden ise 22/10/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydı ile anılan davalılardan müteselsilen tahsili ile anılan davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve yine diğer davalılar aleyhine açtığı davasının ve aşan istemin reddine, 2-Manevi tazminat istemleri yönünden; a-Davacılar tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine, b- manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL'nin davalılar ... A.Ş., ..., ..., .. ve...Tic.Ltd.Şti'den 20/06/2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile anılan davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı... A.Ş. ...vekili, davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın maluliyet durumuna ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı ve müvekkilinin halen ağrılarının olduğuna dair beyanı uyarınca maluliyet durumun tespiti gerektiğinden maddi tazminat yönünden verilen karar ile herhangi bir kusuru olmayan davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olan ve yargılamanın devam ettiği 10 yıl boyunca hiçbir ödeme yapmayan davalılar için taktir edilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını, maluliyet durumun yeniden tespiti ile manevi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kusursuz davalı ... bakımından maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi ve vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat davasının reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,... vekili olmasına rağmen kararda vekil olarak gösterilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir maddi tazminat alacağının bulunmadığını, otobüs şoförünün yaşanan kazada herhangi bir kusuru olmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarının kabul edilemeyeceğini, kazanın oluş şekli ve yargılama kapsamındaki tüm hususlar birlikte göz önüne alındığında manevi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez ATK raporlarında da görüleceği üzere davacının maluliyetinin olmadığının tespit edildiğini,Mahkemece davacının itirazları sonucunda ek rapor alınmış ve ek raporda da kök rapora ilişkin değişiklik belirtilmediğini, raporlar sonrasında dosyada çıkmış olan gerekçeli kararda da davacının kaza sebebiyle sürekli maluliyetinin olmadığı yinelenmiş ve dosyada yalnızca geçici iş göremezlik ve tedavi gideri talepleri yönünden hüküm kurulduğunu, davacı yan istinafa başvuru dilekçesinde "Müvekkil bel omurunun kırıldığını belirtmesine rağmen Adli Tıp Raporlarında sol kalça grafisine göre bir değerlendirme yapıldığı yazılıdır." şeklinde beyanda bulunduğunu, soyut beyanların davacının maluliyetinin oluştuğununu ispat etmesinin mümkün olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 19/06/2012 tarihinde davalı ... ve ...'a ait ... plakalı otobüsün yol kenarında duraklama yaptığı esnada davalı ... sevk ve idaresindeki davalı ... Nakliyat şirketine ait ... (... dorseli) plakalı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında otobüste yolcu olarak bulunn davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/594 Esas ve 2019/154 Karar sayılı dosyasında hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda ...'nın, yönetimindeki çekici ile devlet karayolunda seyri sırasında olay yerine yaklaştığında,yola gereken dikkatini vermeyerek,seyrini far ışığı altındaki görüş mesafesine göre ayarlamayıp ilerisinde yolun sağında park etmiş bulunan otobüse karşı hızını zamanında azaltmayarak ve zamanında gerekli tedbire başvurmayarak, tedbirde geç kalarak dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketi ile kazaya sebebiyet vermek suretiyle olayda asli kusurlu olduğu, sürücü sanık ...'in ise, olay mahalline geldiğinde, hareket kabiliyetini sonlandıracak düzeyde olmayan arızası nedeniyle durmaya uygun olmayan yerde durmak suretiyle olayda tali kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir.İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda sürücü ...’ın idaresindeki çekici ile meskun mahaldeki seyri sırasında gereken dikkat ve özeni yola vermesi, varlığının farkında olduğu ön ilerisinde şeride taşar şekilde emniyet şeridinde bulunan araç nedeniyle zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek mevcut seyrini sürdürmesi sonucu ön ilerisindeki aracın sol arka kısımlarına çarptığı olayda %80 oranında asli kusurlu olduğunu, sürücü ...’in idaresindeki otobüs ile olay mahalli yol bölümünde şeride taşar şekilde arıza nedeniyle durduğu sırada gerisinden yaklaşmakta olan araçlar tarafından varlığının yeterli mesafeden fark edilebileceği etkin tedbirleri (reflektif/ışıklı ikaz işaretleri) alması gerekirken bu hususa riayet etmediğin gerçekleşen olayda %20 oranında tali kusurlu olduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince olayın oluş şeklinin ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olguya göre belirlendiği ATK kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davalılar ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin maddi tazminat bakımından istinaf başvurusu değerlendirildiğinde;HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında:"HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2024 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 28.250,00 TL olacaktır. Dava, tazminat istemine ilişkin olup kabul edilen maddi tazminat miktarı toplam 1.951,96 TL dir. Bu halde, kabul edilen maddi tazminat miktarı kararın verildiği tarihe göre uygulanması gereken 2024 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davalılar ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin tavzih dilekçesi vererek istinaf itirazlarında belirttiği şekilde hükümde düzeltme talebi üzerine İlk Derece Mahkemesince 05/02/2025 tarihli tavzih dilekçesi ile davalı ... vekilinin talebi kabul edilerek bu doğrultuda hüküm fıkrasında harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde düzeltmeler yapıldığından istinaf talebi konusuz kalmakla inceleme konusu yapılmamıştır. Her ne kadar karar başlığında davalı ... vekili belirtilmemiş ise de bu hususun Yerel Mahkemesince düzeltilebilecek nitelikte olduğu, kaldırma sebebi teşkil etmeyeceği sonucuna varılmış ve bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf talepleri incelendiğinde; Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 17 Eylül 2019 tarihli ATK tarafından düzenlenen maluliyet raporu ile itiraz üzerine alınan 13 Mart 2020 tarihli ATK ek maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen özellikle davacının bel omurundan yaralanmasına ilişkin tıbbi belgeleri ve dosyada bulunan sol kalça grafisi ve diğer tıbbi evrakları da incelenerek ve muayenesi de yapılarak Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dava dilekçesinde manevi tazminatın sürücü ve işletenden tahsili talep edilmiş olup İlk Derece Mahkemesince de kurulan hükümde davalı ... A.Ş. hakkında manevi tazminata hükmedilmediğinden davalı ... A.Ş. vekilinin manevi tazminat miktarına istinaf talebi inceleme konusu yapılmamıştır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince davanın kabul ve red oranına göre taraflara yüklenecek harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti belirlenmiş olup hesaplamada hata olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine, davalı ... A.Ş. vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf talebi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ...vekilinin istinaf talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-A-Davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine, davalı ... A.Ş. vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf talebi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,2-Peşin alınan istinaf karar harçları yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı ... A.Ş. ve davalı ... bakımından istinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf karar harcının istek halinde mahkemesince iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/04/2025