Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/279 E. 2026/459 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/279
- Karar No
- 2026/459
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/279 - 2026/459 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/279 KARAR NO : 2026/459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2023 NUMARASI : 2023/142 E. - 2023/571 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2023 tarih ve 2023/142 E. - 2023/571 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarını 2003 yılından beri kullandığını, davalı Kuruma yapılan tanınmışlık başvurusunun incelenmekte olduğunu, müvekkilinin markalarını mesnet göstererek davalı şirketin 2021/077644 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2023-M-751 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğunu, nitekim müvekkilinin tescili için başvurduğu "... ..." markasının EUIPO tarafından dava dışı bir kuruluşa ait "..." markasına benzer bulunarak reddedildiğini, bu kararın somut uyuşmazlığa emsal nitelikte bir karar olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, müvekkilinin "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, bu ibareyi ticaret unvanında da kullandığını, SMK'nın 6/3 ve 6/6. maddesi hükümleri gereğince de ibarenin müvekkili adına korunması gerektiğini, müvekkilinin ciddi yatırım ve emekleri neticesinde "..." markasının tanınmış hale geldiğini, davalı şirketin müvekkilinin markasından haksız yararlanmayı amaçladığını ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, ... YİDK’nın 2023-M-751 sayılı kararının iptalini ve 2021/077644 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirleriyle benzer olmadıklarını, markalarda yer alan "..." ve "..." ibarelerinin iki farklı anlama gelen, birbirinden tamamen bağımsız ibareler olduğunu, tüketicilerin markaları ilişkilendirmeyeceğini, zira müvekkilinin markasının "... ..." şeklinde ayrıştırılabildiğini, ayrıca davalının markasında "m" harfinin oldukça farklı ve özgün bir şekilde tasarlanıp kullanıldığını, bu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adında da kullanıldığını, davacının "..." markasının tanınmış bir marka da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, marka işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürüldüğünden, ilk olarak söz konusu def'inin ön sorun olarak incelendiği; kullanmama def’ine muhatap markaların dava konusu edilen markanın başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerektiği; davacının 2000/10880 ve 2008/52488 sayılı markalarının bu şartı karşıladığı görülmekle birlikte, davacının 2014/28590 sayılı markası 07.11.2018 tarihinde tescil edildiğinden kullanım ispatı talebine muhatap olamayacağı; davacının marka işlem dosyasına sunduğu çok sayıdaki belge ve delillerden, markalarını, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önceki son 5 yıl içinde, Türkiye sınırları içerisinde, "kürk, deri, manto, kaban gibi dış giysiler", "deriden mamul cüzdan, çanta, şapka, cep telefonu kılıfı gibi ürünler" ve bunların satışı/mağazacılık hizmetlerinde ciddi/pazar payı yaratabilecek bir biçimde kullandığını yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile tevsik edilebildiği; davacının 2014/28590 sayılı markası özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği; taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; başvuru markası "..." ibaresinin birleşik yazıldığı, "M" harfinin sol yarısında bulunan kesikli stilize basit figürasyonun markanın genel görünümünün birleşik olarak yazılı "..." ibaresi olarak algılanmasını etkilemediği, davacıya ait markaların esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, "..." ve "..." ibareleri arasında ilk beş harfin birebir aynı olduğu, bu nedenle markaların görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan gerek makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, gerekse daha dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varıldığı; davacının tescilli markalarının kullanımı haricinde, tescilsiz kullanımı bulunmadığından SMK'nın 6/3 hükmü uyarıca ayrıca korunmasını gerektirir bir hususun dosya kapsamında mevcut olmadığı; davacının markasının tanınmış olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı; SMK’nın 6/6 maddesine göre; tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedileceği, davacının ticaret unvanının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu ve davacının bu ticaret unvanı altında deri ve kürkten mamul kabanlar, montlar ile deriden mamul cüzdan, çanta, şapka, cep telefonu kılıfı gibi ürünlerin üretimi, satışı ve pazarlaması alanlarında faaliyet gösterdiğinin davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu delillerden anlaşıldığı; davalının markasının kapsamına alınmak istenen, 18. sınıftaki "İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar", 25. sınıfta "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış dış giysiler" ve bu emtiaların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden, somut olayda, davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün hakkının bulunduğu, bu mal ve hizmetler bakımından SMK'nın 6/6. maddesi hükmü koşulunun somut olayda gerçekleştiği; davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2023-M-751 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/6. maddesine ilişkin yapılan değerlendirmenin kabulünün de mümkün olmadığını, itiraz aşamasında 6. fıkranın itiraz gerekçesi yapılmadığını, YİDK kararında da bu fıkra uyarınca bir değerlendirmenin yer almadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, iltibas değerlendirmesinin bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, aralarında iltibas ihtimali de bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu markasının "..." ve "..." şeklinde ayrıştırılabilecek biçimde oluşturulduğunu, tarafların farklı ürünler üzerinde faaliyet gösterdiğini, yeni bir rapor veya ek rapor aldırılması taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, zira, davacının mesnet markasının tamamının dava konusu markanın tüketiciler tarafından daha çok dikkat edilen başlangıç kısmında aynen yer aldığı; başvurunun sonunda yer alan "..." harflerinin ise markaları yeterince uzaklaştıracak bir etki yaratmadığı; işaret benzerliği yanında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği; öte yandan, davacı şirket işlem dosyasındaki itirazında ve dava dilekçesinde SMK'nın 6/6. maddesine de dayanmış olup, mahkemenin anılan fıkra kapsamındaki kabulünün davacıya SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca sağlanan korumadan fazla bir koruma sağlamadığı, zaten tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin oluştuğu dikkate alındığında SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin sonuca da etkili olmadığı; davalı şirket vekili ek rapor ya da yeni bir rapor alınması taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.