Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2024/2645 E. 2025/1380 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2645
- Karar No
- 2025/1380
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/05/2024 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ruhsat sahibi ve araç sürücüsünün kendisi olduğu ... plakalı araç ile Denizli ili ... ilçesi ... mahallesinde kırmızı ışıkta hareket etme halinde iken 22/03/2023 tarihinde davalının sigortalısı olan ... plakalı araç sürücüsü ile maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, müvekkilinin meydana gelen kazada kusur ve sorumluluğunun olmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta parça değişimi yapıldığını, bazı parçaların boyandığını, aracın ön ve yan kısmında hasar oluştuğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen kazadan önce tramer kayıtlarına göre hiçbir kazaya karışmadığını, kural ihlalini gerçekleştirenin davalı taraf olduğunu, müvekkilinin araç değer kaybı alacağının tahsili amacıyla sigorta şirketine başvurduğunu, ancak sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını, davanın kabulü ile şimdilik 10,00 TL araç değer kaybı bedelinin davalıdan tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; poliçeden dolayı sorumluluğun sigortalısının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına kaza tarihi itibariyle azami 100.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, yapılan ödemeler sebebiyle bakiye limitin 18.832,40 TL olduğunu, müvekkilinin değer kaybı ve hasar tazminatına ilişkin ödemeleri yapmış olup davacının bakiye alacağının bulunmadığını, bir tazminata hükmedilecekse kıymet kazanma tenzilinin uygulanmasının gerektiğini, sigorta şirketi tarafından ödenecek değer kaybı tutarının maddi teminat limitinin %15'ini aşamayacağını, müvekkilinden olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; " Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartlarının “Sigortanın Kapsamı” başlığını taşıyan A.1. maddesi uyarınca sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin temin edeceği, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının gerçek zarar kalemi arasında bulunduğu, dava konusu kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı oluştuğunun tespiti halinde davalı sigorta şirketinin bundan sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği, somut olayda ise, dava konusu aracın, daha önceki kazaları ile aynı bölgeden hasarlanmış olması ve davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybına ilişkin ödeme yapılması nedeniyle talep konusu kaza ile ilgili olarak bakiye değer kaybı oluşmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak; davanın reddine" karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, dosya kapsamında sunulan fatura doğrultusunda aracın hasar bedelinin 24.241,92 TL olduğunun görüleceği, araçta bu denli yüksek miktarda hasar oluşmasına karşın değer kaybının bu kadar az hesaplanmasına dair kanaatte bulunmak hayatın olağan akışına da hukuka da aykırı olduğunu, müvekkilin sahibi olduğu aracın daha önce hiç kazaya karışmadığı, marka ve modeli, araçta meydana gelen hasarın boyutu ve tamir onarım masraflarına ilişkin faturaları da göz önüne alındığında bu durumun araçta değer kaybı meydana getireceğinin ortada olduğunu beyanla, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından aldırılan sigorta eksperi bilirkişi raporunda; kazaya konu ... Plakalı aracın geçmiş hasarlarına dair SBM incelemeleri dava dosyası kapsamında bulunan evraklar üzerinden yapılmış olup ilgili aracın iş bu kazası öncesi kayıtlı 3 ADET KAZASININ olduğu tespit edilmiş, dava dosyası kapsamında sunulan evrakları incelenmesine göre müzekkere yolu ile SBM den talep edilen evrakların incelenmesine göre ilgili aracın geçmişinde 3 adet hasar kaydının olduğu bu kayıtların içeriklerine inilmesine göre ise ... nolu ... Sigorta A.Ş tarafından açılan hasar dosyasında ön tarafından hasarlandığı (resim mevcut değil) yine dava konusu aracın ... nolu ... Sigorta A.Ş tarafından açılan 11/06/2014 kayıt tarihli kasko hasar dosyasında aracın ön tarafından darbe aldığı ve hemen hemen davaya konu 22/03/2024 tarihli kazası ile aynı parçaların zarar gördüğünü, dava konusu araç üzerinde yapılan hasar tespiti ve buna bağlı olarak değişecek parça ve işçilikler göz önüne alınarak geçiş hasar kayıtlarının da incelenmesine göre davaya konu kaza tarihinden önceki geçmiş hasarlarında aynı bölge üzerinden hasar aldığı ve hemen hemen aynı (bir iki parça hariç)parçaların değişime uğraması değer kaybı genel şartlarına göre aracın kazasının tramer kayıtlarına işlenmesi sebebi ile davalı şirket tarafından ödemesi yapılan 14.827,23 TL bedelin uygun olacağı, bakiye değer kaybı bedelinin olmadığı rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kusur ve hesap bilirkişilerin raporları, tarafların bilirkişi raporlarına itirazları ve müktesep haklar değerlendirilerek varılan sonuca göre, Yerel Mahkemenin karar gerekçesinde de belirtildiği üzere; alınan kusur raporları doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre, bilirkişinin somut veriler esas alınarak değerlendirme ve kanaat bildirildiği, raporun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporda bir usulsüzlük bulunmadığı, kazaya konu aracın Trafik Sigortası Hasar Bilgisi olarak hasar tarihlerine göre 09.09.2016'de yayaya çarpma, 24.01.2014, 29.11.2015 tarihlerinde çarpışma hasarı bulunduğu, bir iki parça hariç bu kazada aynı parçaların değiştiğini belirten ilirkişinin aynı bölgeden 3 adet çarpışma kazası nedeniyle değer kaybının 14.827,23 TL miktarın uygun olacağı, bakiye değer kaybı bedelinin olmadığı kanaatinin yerinde olduğu, çünkü aracın büyük değer kaybına önceki kazada uğradığından, son davaya konu kazada daha az değer kaybına uğrayacağının reel araç piyasasına uygun olduğu, bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine, mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde tüm istinaf taleplerinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Yapılan istinaf başvuru giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kullanılmayan avansın iadesi, kararın kesinleştirilmesi vs. gibi işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 31/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...