Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/2221 E. 2026/399 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2221
Karar No
2026/399
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2221 - 2026/399 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/2221 KARAR NO : 2026/399 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2022 NUMARASI : 2021/2 E. - 2022/370 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2022 tarih ve 2021/2 E. - 2022/370 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2019/42694 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2020-M-9029 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, "..." ibaresinin müvekkillerine ait bir marka olarak algılandığını ve bu suretle ayırt edici hale geldiğini, SMK’nın 5/2 ve 25/4 maddesine atıfta bulunarak müvekkillerinin "..." esas unsurlu markalarının eskiye dayalı kullanımı sonucunda ayırt edicilik kazandığını, bu hususun davalı Kurum kararlarında da kabul edildiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait markalara ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, tüketicilerin başvuru markası ile müvekkillerinin markalarının ilişkilendirileceğini, davalı marka başvurusunun müvekkilinin bir şubesi olarak algılanacağını, başvuru kapsamındaki 41. sınıfta tüm hizmetlerin müvekkilinin markalarının tescil kapsamında yer aldığını, davalının marka başvurusuna konu olan ibarenin müvekkilinin ticaret unvanından doğan haklarını ihlal ettiğini, müvekkili aleyhine haksız rekabet yarattığını, davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-9029 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket tasfiye memuru davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamında bulunan 41. sınıf hizmetlerin davacıların tescilli markaları kapsamındaki hizmetlerle benzer olduğu; dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markada ihtilaf konusu "..." ibaresinin yer almasına rağmen, markanın esas unsurunun "..." olması, tertip tarzlarının farklılaşması ve marka bütünlüğü açısından davacıların mesnet markaları ile aralarında görsel olarak yeterli ayırt edicilik bulunduğu; davalı markasındaki "..." ibaresinin, mesnet markaların tescil kapsamında bulunan 41. sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetlerin için sıklıkla kullanıldığı; ilgili hizmetin tüketici kesimi tarafından "fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı (TDK)" olarak bilinen, ayırt ediciliği son derece düşük bir kavram olduğu, davalı ve davacı markalarının, ayırt ediciliği zayıf olan bu ibare dışında ihtiva ettiği diğer, kelime ve şekli unsurlar ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımadıkları; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli markaları ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı; dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının "..." ibaresi üzerinde eğitim sektöründe eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, ancak dava konusu markanın esas unsuru konumundaki "..." ibaresinin Türkiye’de uzun süredir dava konusu hizmetler üzerinde kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, dosya kapsamında delillerden davacının haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil bulunmadığı; davacı yan, davalının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürmekle birlikte, bunu ispata yönelik somut ve inandırıcı herhangi bir delil sunamadığı; dosya kapsamından dosya kapsamındaki faturalar, gazete haberleri, sertifikalar ve kataloglara göre davacının "..." ibareli markalarını "eğitim ve öğretim" hizmetlerinde uzun yıllardır kullandığı, 6769 sayılı SMK’nın 5/2 maddesinde düzenlenmiş olan hukuki korumadan faydalanacağı; ancak ibarenin ayırt edici niteliği çok düşük bir ibare olması nedeniyle davacılara dürüstçe kullanımlar bakımından üstün bir hak sağlamayacağı, ayırt edici niteliği bulunan ilave unsurlarla birlikte gerçekleşen kullanımlara katlanma yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markalarının tanınmışlık vasfı kazandığını, müvekkilinin eğitim ve öğretim hizmetleriyle ilgili olarak uzun süreli, yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtım sonucu, sadece "..." ibaresine dahi, gerek tescilden önce ve gerekse tescilden sonra, markasal anlamda 6769 sayılı SMK'nın 5/2 ve 25/4 maddesi hükümleri kapsamında ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili markalarının ayırt edicilik kazandığının davalı Kurum tarafından da kabul edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5725 E. - 2024/2336 K. sayılı kararı ile "..." ibaresinin ayırt edici ve markalarının esas unsuru olduğunun kesinleştiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markaları ve ticaret unvanlarıyla iltibas oluşturduğunu, müvekkillerinin "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin davacı tarafın bir kısım mesnet markalarının esas unsurunu oluşturduğu, "..." her ne kadar 41. sınıf hizmetlerde zayıf bir ibare ise de, davacı tarafın uzun yıllardır kullandığı bu ibareye SMK'nın 5/2. maddesi anlamında ayırt edicilik kazandırdığı, bununla birlikte çekişmeli ibarenin dava konusu markada esas unsur olarak değil tanımlayıcı olarak kullanıldığı, zira, dava konusu markanın esas unsurunun ilk derece mahkemesi kararında da tespit edildiği üzere "..." ibaresi olduğu, bu hale göre, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarih ve 2024/4352 E.-2025/2645 K. sayılı kararının da "... ..." ibaresinin davacı tarafın mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlık iddiasının tartışılmasının sonuca etkili olmadığı, öte yandan, "..." ibaresinin davacıların ticaret unvanıyla da benzerlik taşımadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/2221, K. 2026/399, T. 20.02.2026, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2024-2221-e-2026-399-k-51d49c0c1ad9