Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/211 E. 2026/439 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/211
- Karar No
- 2026/439
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/211 - 2026/439 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/211 KARAR NO : 2026/439 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2022 NUMARASI : 2021/93 E. - 2022/65 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 tarih ve 2021/93 Esas - 2022/65 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/47156, 2016/47149, 2015/15559, 2014/105639, 2014/105636, 2014/105633, 2014/105628, 2013/99202, 2013/96509, 2013/55311, 2013/55310 Sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/102251 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davacı şirketin “...” ibaresinin geçtiği pek çok markanın sahibi olduğunu, markaların çoğunda “...” ibaresinin esas unsur olarak yer aldığını, davayı konu “...” ibareli markanın da bu markalara ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, iltibasa yol açabileceğini, markalar arasındaki tek farkın dava konusu başvurudaki “a” harfi olduğunu, bu eklemenin markaları farklılaştırmaya yetmediğini, ortalama tüketicilerin bu farkı göz ardı edebileceğini, markaların başlangıç kısmına önem vereceğini, görsel ve işitsel açıdan bir fark olmadığını, genel intiba anlamında da markaların benzer olduğunu, aradaki farkın ayırt edilemeyecek kadar küçük bulunduğunu, bu farkın seri marka izlenimi verdiğini, dava konusu başvurunun kapsamındaki malların, müvekkili markalarının kapsamlarında benzer olarak yer aldığını, davacının “...” ibareli markalarının 6769s.SMK m.6/4 ve m.6/5 kapsamında tanınmış marka niteliğinde olduğunu, dolayısı ile davaya konu “...” markasının tescil edilmesinin, tüketiciler nezdinde davacı şirketin markalarından biri olduğunu düşündüreceğini, tüketicilerin markalar arasında idari-ekonomik bir bağ olduğunu zannedeceğini, davacı markasının tanınmış olmasının bu aldanmaya sebep olacağını, dava konusu markanın haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-20 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usule ve yasaya uygun olduğunu, “...” ibaresinin başvuru kapsamındaki emtia bakımından ortalama tüketici nezdinde bütün halde bıraktığı izlenim bakımından itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığını, görsel ve işitsel farklılıklar oluştuğunu, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, itiraz aşamasında davacı şirket tarafından itiraza mesnet markaların tanınmış markalardan olduğu ve madde 6/5’de sayılan koşulların mevcut olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belgenin sunulmadığını, bu nedenle markalar arasında tanınmışlık nedeni ile ilişkilendirme ihtimalinin de ortaya çıkmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibareli davacı markaları ile dava konusu "..." ibareli davalı markası arasında 6769 sayılı SMK’nun 6/1 maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaate varılmamakla birlikte, taraf markaları benzer görülmediğinden davacı markasının tanınmış olup olmadığı hususunun somut olaya etkisinin bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olduğunu, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin değerlendirmelerinin aksine, müvekkil şirket adına tescilli “...” esas unsurunun yer aldığı markaların, SMK'nın 6/4-5 maddeleri kapsamında tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, TTK'nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, başvuru konusu markanın kullanmasının, müvekkili açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, ayrıca dava konusu markanın kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, nitekim yine bu davanın tarafları arasında görülen bir başka davada verilen karara ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/06/2024 tarih, 2023/2046 Esas, 2024/4887 Karar sayılı ilamında, "davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibari ile görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı" denilerek, anılan markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığının kabul edildiği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacının diğer istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine gelince, her ne kadar davacı vekili, dava konusu markanın karşı tarafça kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, eldeki davanın konusunun ise YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü olduğu, bu tür bir davada, dava konusu olmayan markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, dolayısıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteminin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair (1) numaralı hüküm yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ YOLU açık, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair (2) numaralı hüküm yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.