Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1728 E. 2024/1822 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1728
- Karar No
- 2024/1822
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1728
KARAR NO: 2024/1822
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/04/2024
NUMARASI: 2023/472 E. - 2024/276 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde şifahen yapmış oldukları sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya araç kiralama ve transfer hizmeti sunduğunu, sunulan hizmete ilişkin davacı tarafından davalıya faturalar kesildiğini, faturaların davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davacının davalıya vermiş olduğu servis hizmeti ve araç kiralama hizmeti karşılığı hak etmiş olduğu ücretin, sürekli olarak gecikmeli ve parça parça halinde ödendiğini, davalı tarafından faturalara ilişkin herhangi bir itiraz gelmediğini, davalı tarafa sunulan araç kiralama ve transfer hizmetine ilişkin 2021 yılı Aralık, 2022 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait kesilmiş toplam dört adet faturaları sunduklarını, faturalara istinaden yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra, davalının bakiye borç miktarının 104.889,83 TL olduğunun tespit edildiğini, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, fatura konusu hizmetin müvekkilince sözleşmede kararlaştırılan şekilde ifa edildiğini, faturaya itiraz olmadığını, arabuluculuk başvurusunun da sonuç vermediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin e tebligat adresinin bulunduğunu, müvekkilinin 02/11/2023 tarihinde e devlet üzerinden davayı öğrendiğini, tebliğ tarihinin 02/11/2023 olarak kabulünün gerektiğini, taraflardan biri tacir değilse davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olacağını, tacir sıfatı olmadığından görevli mahkemelerin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, salt fatura düzenlenmesinin davacıya alacak hakkı vermeyeceğini, davacının müvekkilin fatura konusu hizmetin verildiğini/malların teslim edildiğini ispatlaması gerektiğini, faturalara süresi içinde itiraz edilmemesi halinde de fatura düzenleyenin taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispatlaması gerektiğini, TTK'nın 21.maddesinin faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koyduğunu, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin, düzenleyen lehine delil niteliği kazanabilmesi ve fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması ve bunun kanıtlanmış olması, faturanın da akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiğini, faturanın sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olması nedeniyle öncelikle taraflar arasında temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, davacının salt iddianın ötesine geçemediğini, iddiasının ispatına yönelik herhangi bir delil gösteremediğini, kaldı ki davalının tacir olmadığını, davacının hiçbir şekilde bu karineden Yasadaki karineden yararlanmasının mümkün olmadığını, davacı ile dava dışı şirket arasındaki hizmet akdi gereği davacının, davalı müvekkili ve dava dışı şirket adına tanımlı taşıt tanıma sistemlerinden muhtelif tarih ve miktarlarda yakıtlar aldığını, davalının esasen davacıdan alacaklı durumda olduğunu, davacının işletmekte olduğu ...,..., ...ve ... plaka nolu araçları ile davalı müvekkili ve davalı müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin ..., ... ve ... istasyonlarındaki araç tanıma sisteminden yararlanarak muhtelif tarihlerde muhtelif miktarlarda yakıtlar aldığını, açıklanan sebeple davalı müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, zira davacının dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne hizmet verdiğini, bu doğrultuda ilgili ..., ... ve ...'den celp edilecek kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davacının, davalı müvekkil ve dava dışı şirket tarafından bedeli ödenmek üzere satın aldığı yakıt bedellerinin mahsubu ile kalanın bakiye davacıya ödendiğini, davalı müvekkil ve davalı müvekkilin yetkilisi olduğu dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne ait ticari kayıtlarının incelenmesi ile de bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, davacının hak ettiği tüm bedellerin davalı müvekkil ve müvekkilin yetkilisi olduğu dava dışı şirket hesaplarından davacıya gönderilmiş olduğunu, icra inkar tazminatının da reddi gerektiğini, talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taraflar arasında kiralama sözleşmesinden kaynaklı cari hesap ekstresine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın 2004 sayılı Yasanın 67 nci maddesi uyarınca iptali ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir. Tensiple birlikte; İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası, davacı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak, 2022-2023 yıllarına ilişkin BS formları, davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak, 2022-2023 yıllarına ilişkin BA formları temin edilmiş; uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın yerinde olup olmadığı, bakiye borcun bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı ve inkâr tazminatının yasal şartlarının oluşup oluşmadığı şeklinde belirlenmiştir. İtiraz edilen takip dosyası incelendiğinde, takibin toplam tutarı 104889,83 TL olan dört (4) adet faturadan kaynaklandığı, faturalardaki hizmetin "araç kiralama ve transfer" olarak belirtildiği, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların sulh mahkemesinde görülmesi gerektiği, anlaşıldığından davanın görevsizlik (114/f.1-c) nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir...." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hem davalının hem de davacının vergi kayıtlarına göre tacir olduğunu, davacı ile davalının yöneticisi olduğu ... Ticaret Limited Şirketi arasında yine fatura alacağına ilişkin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/472 Esas sayılı itirazın iptali davasının derdest olduğunu, ilgili mahkemece müvekkilinin tacir olup olmadığına ilişkin Kocaeli İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğüne 20.10.2023 tarihinde müzekkere yazıldığını, cevabi yazıda davacının 12.03.2018 tarihinde faaliyetine başladığı, şehir içi, banliyö ve kırsal alanlarda kara yolu ile personel, öğrenci, vb. grup taşımacılığı (şehir içi personel ve okul servisleri, VB.) işi ile iştigal ettiği, faaliyete başladığı yıl olan 2018 yılı için işletme defteri esasına göre (2. sınıf tüccar), 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılları için bilanço esasına göre (1. sınıf tüccar) defter tuttuğu tespiti yapıldığını, TTK'nın 850.maddesinde taşıma işlerinin ticari işletme faaliyeti olduğunun düzenlendiğini, vergi dairesinin yazısına göre davacının taşımacılık hizmeti sunduğunun anlaşıldığını, davalının cevap dilekçesinde "Davacı işletmekte olduğu ..., ..., ... ve ... plaka nolu araçları ile davalı müvekkil ve davalı müvekkilin yetkilisi olduğu dava dışı müvekkil şirket ... Ticaret Ltd. Şti.'nin ..., ... ve ... Petrol istasyonlarındaki araç tanıma sisteminden yararlanarak muhtelif tarihlerde muhtelif miktarlarda yakıtlar almıştır. Zira davacı, dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne hizmet vermiştir. Bu doğrultuda ilgili .., ... ve ...den celp edilecek kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davacının, davalı müvekkil ve dava dışı şirket tarafından bedeli ödenmek üzere satın aldığı yakıt bedellerinin mahsubu ile kalan bakiye davacıya ödenmiştir." denildiğini, mahsup sonrası kalan bakiyenin ödendiğini kabul etmemekle birlikte, beyan edildiği üzere davacının araçlarının davalı tarafa kiralamadığını, doğrudan taşıma hizmeti sunduğunu, davacının davalı tarafa taşıma hizmeti sunduğu dönemlerde de davalı tarafın yukarıda zikredilen petrol istasyonlarındaki araç tanıma sisteminden yararlanıldığını, yakıt harcamalarını bizzat kendisinin karşıladığını, daha sonrasında davalı yan ile mahsuplaşıldığını, bu hususun bile tek başına müvekkilinin davalı tarafa taşımacılık hizmeti sunduğunu kanıtlar mahiyette olduğunu, davalı ...'ın Ticaret Sicil Gazetesinde 07/04/2022 tarihinde tür değişikliği yaptığını, eski ticaret unvanı "..." iken yeni unvanının ise "... ticaret Limited Şirketi" olduğunu, bu nedenle müvekkilince 07/04/2022 tarihinden önce " ..."a sunulan taşımacılık hizmeti karşılığında faturaların ... adına düzenlenirken, 07/04/2022 tarihinden sonra davalı tür değişikliğine gittiği için faturaların "... Limited Şirketi" adına düzenlendiğini, davalı tarafın yapmış olduğu bu tür değişikliğinden dolayı müvekkilince faturaların bu değişikliğe göre düzenlendiğini, icra takiplerinde ve itirazın iptali davalarında da faturalar kimin adına düzenlenmiş ise borçlu ve davalının buna göre belirlendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın ticaret mahkemesinde görülmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın, mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşmeye göre davacının davalıya araç kiralama ve transfer hizmeti sunduğunu, sunulan hizmete ilişkin davacı tarafından davalıya faturalar kesildiğini, faturaların davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davacının davalıya vermiş olduğu servis hizmeti ve araç kiralama hizmeti karşılığı hak etmiş olduğu fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; fatura tanziminin alacağın varlığını kanıtlamayacağını, hizmetin verilip malın tesliminin de kanıtlanması gerektiğini, davacının ispata yarar belge sunmadığını, davacının işletmekte olduğu ..., ..., ... ve ... plaka nolu araçları ile davalı müvekkili ve davalı müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin ..., ... ve ... istasyonlarındaki araç tanıma sisteminden yararlanarak muhtelif tarihlerde muhtelif miktarlarda yakıtlar aldığını, bu kapsamda asıl davalının alacaklı olduğunu, açıklanan sebeple davalı müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davacının dava dışı ... Ltd. Şti.'ne hizmet verdiğini, bu doğrultuda ilgili ..., ... ve ...'den celp edilecek kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davacının, davalı müvekkili ve dava dışı şirket tarafından bedeli ödenmek üzere satın aldığı yakıt bedellerinin mahsubu ile kalan bakiyenin davacıya ödendiğini savunmuştur. Mahkemece 05.12.2023 tarihli duruşmada taraf vekillerine aradaki sözleşme konusunun ne olduğu, tanzim edilen ve takibe esas faturaların hangi hizmete karşı düzenlendiği hususlarının sorulması üzerine davacı vekili, '' müvekkilim kendi üzerine kayıtlı olan araçları okul servisi olarak kullanılmak üzere başkalarına kiralamaktadır, yani kiraya veren konumundadır, bu doğrultuda birden çok araç davalı tarafa kiralanmıştır, araçlar davalı tarafın hakimiyetine bırakılmamakta, sadece taşıma hizmeti verilmek üzere gönderilmektedir'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekilinin ise; ''taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul etmiyoruz, husumet ve görev yönünden itirazımız vardır, taraflar tacir değildir'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalı adına düzenlenen dava ve takip konusu faturaların açıklama kısmında ''araç kiralama ve transfer bedeli'' ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Mahkemece, taraflar arasında araç kiralama ilişkisi bulunduğu ve sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin dosyaya ibraz ettiği Kocaeli İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğünün 24.10.2023 tarihli yazısında, davacının 12.03.2018 tarihinde faaliyetine başladığı, şehir içi, banliyö ve kırsal alanlarda kara yolu ile personel, öğrenci, vb. grup taşımacılığı (şehir içi personel ve okul servisleri, VB.) işi ile iştigal ettiği belirtilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasında araç kiralama mı yoksa taşıma ilişkisi mi bulunduğu, bunun sonucuna göre görevli mahkemenin hangi mahkeme olacağı noktalarında toplanmaktadır. Faturaların açıklama kısımlarına bakıldığında araç kiralama ve transfer bedeli yazılı olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı görülmektedir. Davacı vekili 05.12.2023 tarihli duruşmada davacının adına kayıtlı olan araçları okul servisi olarak kullanılmak üzere başkalarına kiraladığını, yani kiraya veren konumunda olduğunu, bu doğrultuda birden çok aracı davalı tarafa kiraladığını, araçların davalı tarafın hakimiyetine bırakılmayıp sadece taşıma hizmeti verilmek üzere gönderildiğini belirtmektedir. İddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının aradaki ilişkiyi dava dilekçesinde ve duruşmada kiralama olarak belirttiği, yazılı sözleşme bulunmadığı, takibe dayanak faturalarda araç kiralama ve transfer bedeli açıklaması bulunduğu nazara alındığında, faturaların araç kiralama sözleşmesi nedeniyle düzenlenmiş olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu temel ilişkiden kaynaklandığın kabulü gerekir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere kira ilişkisinden doğan davalarda sulh hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olup, görev dava şartı olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilecektir. Bu açıklama ışığında ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.12.2024