Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1560 E. 2026/432 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1560
- Karar No
- 2026/432
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1560 Esas
KARAR NO: 2026/432
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/05/2024
NUMARASI: 2021/377 Esas, 2024/271 Karar
DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evraktan Kaynaklanan Menfi tespit
KARAR TARİHİ: 12/03/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde;Davalı ... tarafından,...... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyası ile davacı müvekkili ... hakkında icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağı olarak 16.07.2019 keşide tarihli 09.09.2019 vade tarihli, 65.000 USD bedelli bononun gösterildiğini, Takibe konu bononun düzenlendiği 16.07.2019 tarihinde davacı müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu, bono üzerindeki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, Davalının Rusya'da faaliyet gösteren..... isimli şirketin sahibi olduğunu, müvekkili davacının ise söz konusu şirketin geçmişte Genel Müdürlüğünü yaptığını, taraflar arasında müvekkili davacının davalıya borçlu olmasını gerektirecek herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, Davalı taraf, muhtemelen A4 fotokopi kağıt kullanarak müvekkiline ait imzaları taklit etmek ve diğer kısımlarını doldurmak/doldurtmak suretiyle sahte olarak hazırladığı bonoya dayalı olarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, söz konusu bono üzerindeki imzaların müvekkile ait olmadığını, Müvekkili sahte olarak düzenlenen bonoya dayalı olarak hakkında icra takibi başlatılmasını müteakip yasal süre içerisinde.... İcra hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı davasıyla imzaya itiraz ettiğini, Mahkemenin 23.03.2021 tarih, 2019/1269 esas ve 2021/168 karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, Davalı hakkında Resmi evrakta sahtecilik suçundan Bakırköy Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 2021/46484 soruşturma sayılı dosyasının halen devam ettiğini,Takip konusu bono davacı müvekkili tarafından düzenlenmediğini, keşideci ..., lehdarı ... olan 16.07.2019 keşide tarihli, 09.09.2019 vade tarihli, 65.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak başlatılan ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinde müvekkili olan davalıya borçlu olmadığının tespitini, asıl alacağın %20 oranında tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili dilekçesinde; Müvekkilinin doktora mezunu olup Rusya'da faaliyet gösteren Limited ...... adlı şirketin sahibi olduğunu, davacı ... 'nın ise işbu firmada 2017- 2020 yılları arasında müdür olarak çalıştığını, tarafların bu sebeple tanıştıklarını, Davacının müvekkilin şirketinde müdür olarak çalıştığı yıllarda; müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, müvekkili tarafından şifahi olarak uğradığı maddi zararlar defalarca talep edilmişse de, davacı tarafından karşılanmadığını, bundan sonra davacı ile müvekkil arasında borçlarına istinaden bir mutabakat imzalandığını, mutabakattaki miktarın borcun tamamını karşılamadığını, taraflar arasında görüşmeler devam ettiğini en sonunda davacının müvekkili borçlarına ilişkin bir senet düzenleyip verdiğini, tarafların görüşmeleri sonunda rakam konusunda mutabık kaldıklarını ,Davacı ... Türk Vatandaşı olmadığından, Türkçe okuma ve yazma da büyük problem yaşadığını ve senedin yazı kısımlarının müvekkili tarafından doldurulduğunu, iyi niyetli olan müvekkilinin senedi davacının yanında doldurdurup kendisine verildiğini, ancak davacının, vadesi gelmesine rağmen yapılan onca şifahi görüşmeye rağmen senedin bedelini müvekkiline ödemeye yanaşmadığını bundan dolayı .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıltığını ve akabinde davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı şekilde tamamıyla müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek ve geciktirmek gayesiyle söz konusu senetteki imzaya itiraz edildiğini,yapılan yargılama neticesinde ise imzanın davacıya ait olduğu tespit edilerek davanın reddine karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişli olarak kabul edilen bilirkişi raporu neticesinde de, gerekli inceleme ve araştırmanın tümünü yapan mahkemece davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen imzaya itiraz davasının reddine karar verildiğini, Davacı tarafından dava dilekçesinde takibe konu bononun düzenlendiği tarihte davacının yurt dışında olduğu iddia edildiğini ancak dosya kapsamında işbu hususu kanıtlar nitelikte herhangi bir kayıt sunulmadığını, 14/07/2019'da Rusyaya gittiğini ve 5 ay Türkiye'ye gelmediğini iddia eden davacının, gittiğini iddia ettiği günün hemen ertesi günü olan 15/07/2019'da müvekkilinin yanına geldiğini ve borçlarının bir kısmına ilişkin mutabakat imzaladığını, davaya konu bononun, davacı- borçlu... tarafından düzenlenerek; müvekkili davalıya verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"... davalı tarafça cevap dilekçesinde davacının "....... şirketinde müdür olarak çalıştığı sırada şirketi maddi ve manevi olarak zarara uğratması neticesi yapılan mutabakat sonucu davaya konu senedin verildiği" nin açıklandığı, mahkememizce yapılan ihtara rağmen bilirkişi incelemesi için davalı tarafın sahibi olduğu şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının şirketi zarara uğrattığı ve bu zararı davalıya ait şirketin üstlendiği savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Davacının bono tarihinde... lı olarak dava dışı ... Şti de ...işyeri sicil numarası ile çalıştığı, alınan... kaydından belirlenmiştir.Sonuç olarak davacı ile davalı arasında, icra takibine konu bononun verilmesine sebep; ticari ilişki ve bu ticari ilişki sonucu nakden para borcu/para alacağı verilme işleminin bulunmadığı sabit olmuştur. Senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine alan davalının; senedin davalıya verilen borç nedeniyle düzenlendiğini ispat edemediği, savunmalarını ispat edecek nitelikte kesin delil sunamadığı sabit olmuştur.Davacının bonoya dayanan alacaktan sorumlu tutulamayacağı, menfi tespit istemekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK 72 md gereğince davacı hakkında takip başlatılıp, hacizler uygulandığından, yasal koşullar oluşmakla 65.000-USD'nin TL karşılığı 563.760,00 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline karar verilerek;
1-Davanın kabulüne, 16/07/2019 keşide tarihli 09/09/2019 vadeli 65.000 USD bedelli bononun icraya konulduğu ...icra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davacı ... ....davalıya borçlu olmadığının tespitine, 65.000-USD'nin TL karşılığı 563.760,00 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Senedin bir mal alışverişine istinaden verilmediğini, senedin davacının firmaya verdiği zararların nakdi karşılığı olarak tanzim edildiğini, kendilerinin hiçbir zaman bunun aksi iddia eti, ispat yükünün davacıda olduğunu, mahkemenin ispat yükünü hatalı değerlendirdiğini, Davalının kolluktaki ifadesinin; "firmamda çalışırken bizi çok ciddi maddi zarara uğraşmıştı. Bununla ilgili olarak borçlarının bir kısmı için karşılıklı mutabakat da yaptık. Bahsettiğim borçlarla alakalı kendisi bana bir senet verdi." şeklinde olduğunu, mal alışverişi yer almadığını, talil olmadığını, raporun hükme esas alınmayacağını, İspat yükü borçlu/davacı üzerinde olmasına ve imzanın kendisine ait olduğunun ispatlanmış olmasına rağmen senedin neye istinaden verildiğinin kendisine sorulmaması da hatalı olduğunu,kabul etmemekle birlikte senedin talil olmuş sayılması halinin ispat yükünü etkilemeyeceğini, senedin geçersiz olması sonucunu doğurmayacağını, ispat yükünün müvekkilinde olması ihtimalde dahi cevap dilekçesi ekinde sunulu sözleşmedeki imzanın hem de senetteki imzanın borçluya ait olması borcun ispatı için yeterli olduğunu,Müvekkilin kötüniyetine yorulacak hiçbir delil olmadığı gibi buna ilişkin gerekçeli kararda da hiçbir değerlendirme yapılmadığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece müvekkilinden ticari defterlerini sunması ve bunlar hakkında bilirkişi incelemesi yapılması kararı verilmişse de müvekkilinin birden fazla şirketi olduğunu, davaya konu ve Rusya'da faaliyet gösteren... adlı firması Türkiye'de faaliyet göstermediğini tüm kayıt ve evrakların Rusya'da olduğunun belirtildiğini,Davaya konu firmanın ...olmaması ve bu firmanın kayıtlarının istendiğinin tarafımıza hiçbir aşamada belirtilmemesine karşın kayıtlar sunulmadığını, ...'in yalnızca müvekkilinin Türkiye'deki başka bir firması olduğunu, asıl firmayla bir ilgisi bulunmadığını, Asıl firma da Rusya'da bulunduğundan evrakları sunulamadığını, Cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen yemin delilinin hatırlatılmadığını, Borçlu tarafından imzalanmış senetin borç ilişkisinin ispatı için yeterli olduğunu, aksini ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu 16/07/2019 keşide tarihli 09/09/2019 vadeli 65.000 USD bedelli nakden kaydı olan bonoda davacı keşideci, davalı lehtar olarak yer almaktadır.Davacı, senetteki imzasını inkar etmiş ise de, bilirkişi raporuna göre imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince davalının senetteki ihdas hanesini talil edildiği kabul edilerek karar verilmiş olmakla öncelikle davalının davaya cevabının değerlendirilmesi gerekmiştir.Davalı davaya cevabında; davacının Rusya'daki şirkette 2017-2020 arasında müdür olarak çalıştığını, kendisini maddi ve manevi zarara uğrattığını, zarar defalarca talep edilmiş ise de davacının bu duruma pek yanaşmadığı nı, "bir zaman sonra davacı ile davacının borçlarına istinaden bir mutabakat imzalanmışsa da mutabakatta yer alan miktarın uğranılan maddi zararın bir kısmı" olduğunu, tarafların görüşmelerinin devam ettiğini ve davacının borçlarına karşılık senet düzenleyip verdiğini ileri sürmüş ve bir sözleşme sureti sunmuştur. Cevap dilekçesi ekindeki "Rusya mal satış sözleşmesi" başlıklı belge incelendiğinde; alıcının..., satıcının ... olduğu, mal tür ve adetlerine yer verildiği, alt kısımda "15.07.19 ... yukarıdaki listedeki malları 2 ay içinde satacağını beyan etmiştir. 15.07.19 ....... yukarıdaki mallar bugün itibarı ile 64.454,95 USD bedel karşılığında devredilmiştir. 15.07.2019 ....ek kolaylık açısından ödemesi birkaç ay sonra başlamak üzere 2 ay taksit yapılmıştır. 15.07.2019 ... yukarıda belirtilen taksitleri belirtilen tarihte ödemekle yükümlüdür. Satılan malların iadesi yoktur" şeklinde yazılı olduğu görülmektedir.Davacı vekili 21/10/2023 Tarihli beyan dilekçesinde; sözleşmedeki imzanın ...'ya ait olduğunu, imzanın davalı tarafından hile ve desise kullanılarak alındığını, ilgili kozmetik kalemlerin hiçbir zaman davacının zilyetliğinde olmadığını, halen Moskova'daki depoda kendisi tarafından muhafaza edildiğini belirtmiştir.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer(YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta; dava konusu 65.000USD bedelli bonoda nakden kaydı yer alsa da, davalı yan senedin düzenlenme sebebinin nakden ve malen olduğunu ileri sürerek 64.454,95USD'lik kısmı yönünden mal satış sözleşmesi sunduğundan bu kısım yönünden senedin tanzim nedeninin davalı tarafça kısmen talil edildiğinin kabulü yerindedir. Ancak, davalı tarafça sunulan ve davacının da imzasını inkar etmediği "Rusya mal satış sözleşmesi" başlıklı belgede "malların devredildiği" açıkça yazılı olup davalı malen iddiasını bu yönü ile ispatlamıştır. Davacı gerçekte mal devri yapılmadığını, borç ilişkisi olmadığını ileri sürdüğünden ve delil olarak "yemin" deliline dayandığından ilk derece mahkemesince davacıya yemin delilinin hatırlatılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne,
2-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih, 2021/....Esas, 2024/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 290TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.459,40TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/03/2026