Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1499 E. 2026/315 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1499
Karar No
2026/315
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1499 Esas

KARAR NO: 2026/315

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/11/2023

NUMARASI: 2022/783 Esas, 2023/845 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 26/02/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 35.000,00 TL tutarındaki senet ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, söz konusu icra takibine dayanak senet üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle davacının borçlu olmadığını, davacı ...'ın kendisine ait kimliği çaldırdığını ve bunun akabinde davacının bilgisi olmadan adına sahte senet düzenlendiğini, borçlu olmadığının tespiti ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili dilekçesinde; müvekkilinin mahallede ve tüm çevre esnafınca ... olarak bilinen kişi ile arkadaş ve esnaflar sayesinde tanıştığını, bu kişiyle zamanla aralarında bir samimiyet oluştuğunu, davacı ...'ın tekel noktası açacağını ve 35.000 TL bir açığının olduğunu, bir ay içerisinde borcun tamamını ödeyeceğini belirtmesi üzerine, kendisine borç para verdiğini ve takibe konu senedi aldığını, senedin vadesi geldiği halde ödememesi üzerine senetle ilgili ihtiyati haciz kararı aldırdıklarını ve takip başlattıklarını, müvekkilinin senedi almadan önce davacının bizzat kimliğini gösterdiğini, bizzat kendi huzurunda imzasını atarak, davacıdan senedi teslim aldığını, müvekkilinin davacının kimliğini çaldırdıktan sonra kimlik üzerinde yer alan imza ve kimlik bilgileri kullanmak suretiyle sahte olarak hazırlandığını müvekkilinin bilmesinin ve bilecek durumda olmasının mümkün olmadığını, yapılacak olan imza incelemesinde senet altındaki imzanın davacıya ait olması halinde davanın reddini, davacının iddia ettiği gibi kimliğinin çalınması sebebiyle bu senet altına atılan imzanın sahte olması halinde ise müvekkilinden kaynaklı bir sebep olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

"...1-Davanın KABULÜNE, davacının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,

2-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, " Şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Mahkemece; "...davalının davacının çalınan kimliği kullanılmak suretiyle senedi davacı zannettiği kişiden almış olması nedeniyle, kötü niyetli sayılamacağından davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine..." karar verilmişse de, dava masrafları ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin iş bu karara katılmadıklarını, Cevap dilekçesini tekrar ederek davalının uzun süreden beri yurt dışında yaşadığını, sonrasında yılın bir kısmının da yurt dışında, bir kısmını da bildirilen adreste yaşadığını, tüm çevre esnafında ... olarak bildiği kişi ile mahallede bulunan arkadaş ve esnaflar sayesinde tanıştıklarını, müvekkilinin yurt dışında yaşadığı için borç para vermeden önce iş bu kişiyi mahallede tanıdığı avukatlık bürosuna götürerek senedi hukuka uygun olarak düzenlenmesini istediğini, senedi düzenleyen avukatın huzurunda senedin düzenlendiğini, borçlunun kimliği kontrol edilip senede borçlu davacının Türkiye Kimlik Numarası ve Ad ve Soyadı kimlik kontrolü ile yazıldığını, Senet doldurma işleminin, borçlu, alacaklı, avukat ve davalı müvekkilinin arkadaşı olduğu ortamda, bizzat borçlunun imzası karşılığı 35.000TL borç verildiğini, icra takibinde, davacının adresine ve mernis adresine üç kez icra ödeme emrinin tebliği için tebligat çıkarıldığını, davacının gayrimenkulüne koyulan hacizden dolayı 103 davet mektubunun iki kez gönderildiğini, kıymet takdiri raporu gönderildiğini, tebligatların hiçbirine cevap verilmediğini,Uzman bilirkişi raporunda senetteki imza davacıya ait olmadığı görülünce itirazda bulunmadıklarını, sahteliği yapan kişiyi dava süreci içinde öğrendiklerini ve hakkında suç duyurunda bulunduklarını, Davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava başında iddianın kabulünün beklenemeyeceğin, konunun uzman raporu ile ortaya çıkacağını, bu durumun beklendiğini, aşeyhe dava masrafı ve vekalet ücreti hükmedilmesi mümkün olmadığını, icra dosyası satış aşamasına gelmesine rağmen davacının irtibat kurması üzerine, icra dosyasında hiçbir işlem yapmadıklarını, beklediklerini, kararın kaldırılarak, davacının kabul edilen davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, imza inkarına dayalı olarak açılan menfi tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalı cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiş, bilirkişi raporundan sonra beyan dilekçesi sunmamış, aşamalarda davanın kabul edildiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile birlikte yargılama giderleri, harç, vekalet ücretinden davalı tarafın sorumlu tutması yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 2.390,85TL harçtan, peşin alınan 597,71TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 258TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1499, K. 2026/315, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1499-e-2026-315-k-0cd789ac824b