Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2024/1489 E. 2024/1378 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1489
- Karar No
- 2024/1378
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BALIKESİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2024 NUMARASI :
DAVACI : DAVALI : HASIMSIZ FERİ MÜDAHİLLER : VEKİLİ : Av. DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ : 20/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/09/2024
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Konkordato talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın Ağustos 2016 yılında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı ile gerçek kişi ticari işletmesi olarak faaliyete başladığını, 31.03.2020 tarihli ve 10048 sayılı ticaret sicil gazetesi ile 16.03.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, işletme merkezinin....olduğunu, işletmenin, ahşap kapı ve mobilya imalatı ve ticareti işi ile iştigal ettiğini, gerçek kişi hüviyetinde olup sermayesinin 200.000,00 TL olduğunu, İİK madde 286’da belirtilen belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, mobilya sektöründe ahşap kapı ve mobilya imalatı ve ticareti işi ile faaliyet gösteren işletmenin genel olarak faaliyette bulunduğu sektör, özsermaye yeterlilik oranına sahip olmadan işe başlanılan bir sektör olup, özsermaye tamamlama sürecinde işletmenin bunu tamamlamadan büyüme ve yatırım trendine girdiğini, buna bağlı olarak da işletme çekleri ile finans yaratılmaya çalışıldığını, özellikle başlangıç yıllarında sektörün vadeli işlemesinden dolayı işletme bu çekleri ödeyebilmek için yabancı kaynak tarafında banka kredilerine başvurduğunu, tüm bu büyüme trendi içerisinde 2020 yılı mart ayında başlayan pandemi süreci gibi bilanço dışı faktörler de dikkate alındığında işletmenin nakit akış sisteminin olumsuz yönde etkilendiğini; gerek hammadde fiyatlarındaki yükseliş ile sektörel karlılığın düşmesi, gerekse emek yoğun çalışan bir sektör olmasından dolayı rekabetteki artış trendinin hızının yüksekliği ve buna bağlı olarak da kâr marjının hem çek valörünü hem de banka finansman yükünü karşılayamaz duruma geldiğini, ayrıca sabit yatırım sürecine girilmiş olması işletmenin finansman başta olmak üzere yüklerini arttırdığını, ekonomide yaşanan durgunluk ve mobilya sektörünün mevsimselliği göz önüne alındığında, 2020 yılı ortalarından bugüne istediği satış hacmini yakalayamadığını, işletmenin likiditesinin ve nakit akış düzeninin bozulduğunu, 2023 yılı finansal planlamaya göre ileriye dönük kesilen çeklerin ödenememesi riskinin doğduğunu; işletmenin, mevcut borçlarının cebri icra yoluyla tahsilinin önüne geçmek için konkordato talebinde bulunulduğunu, işletme varlıklarının cebri icra yoluyla satılması halinde rehinli borçları ödendikten sonra kalan varlık toplamı ile imtiyazsız banka ve piyasa borçlarının %57’lik kısmını ödeyebilecek olup, toplam borçlarının ise yine %67’lik kısmının ödenebileceğini, ancak konkordato sürecinin işletilmesi halinde borçların Şubat 2025 tarihinden itibaren 36 ay içinde tamamının ödenebileceğinin öngörülmekte olduğunu, işletmenin iflası durumunda, işletmenin aktiflerinin satılması halinde alacaklılarının iflas masasından ellerine geçmesi muhtemel tutarın; iflas halinde işletme aktiflerinin ancak rayiç bedelinin %50’si oranında satılabileceği göz önüne alındığında toplam tasfiye tutarının ancak 7.238.025 TL olabileceğini, iflas halinde İİK’nın 206’ncı maddesi uyarınca imtiyazlı alacaklılar olarak tanımlanan alacaklıların alacaklarının tamamını iflas masasından tahsil ettikten sonra kalan tutarın adi alacaklıların tamamına orantılı şekilde dağıtılabileceğini beyan ederek konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 31.12.2023 itibarıyla işletmenin öz kaynaklarının 7.040.135,58 TL olduğu ve borca batık olduğu; davacı ...’ın ... A.Ş. ile imzaladığı kredi sözleşmesi teminatı olarak, 3. Kişiye ait taşınmazlar üzerinde tesis edilen ipotek konusu taşınmazların değerinin toplamının 14.889.257,00 TL olarak tespit edildiği ancak banka alacağının 1.961.926,00 TL olarak bildirilmesi sebebi ile bu rakam yönünden borca batıklık hesabında ikili hesaplama yapılması neticesinde; rayiç değerlere göre; 31.12.2023 itibarıyla İşletmenin öz kaynaklarının (-) 7.040.135,58 TL olduğu ve borca batık olduğu, ...A.Ş.’ye ait borcun 3. Kişi rehinli mallarından karşılanması ihtimaline binaen yapılan ikinci hesaplamada; 31.12.2023 itibarıyla İşletmenin öz kaynaklarının (-) 5.078.209,58 TL olduğu ve borca batık durumda bulunduğu; davacı Kadir ATALAY’ın, 31.12.2023 tarihli mali tablolarına göre konkordato ön projesinde hedeflenen 2023 yılı için satış ve borç ödeme hedeflerinin başarıya ulaşmadığı, konkordatoyu başarıya ulaştıracak nitelikte gelir elde edebileceği bir faaliyeti ve bu faaliyet sonucunda elde edilecek gelirin dosya kapsamından tespit edilemediği için bu durumda somut ve rayiç verilere göre başarıya ulaşma şansının bulunmadığı, mali durumunu iyileştirme ve önceden doğmuş ve gelecekte doğacak borçlarını ödeyebilecek duruma geleceğine dair gerçekçi bir ihtimalin bulunmadığı, mali analizlerinin de bu yönde olduğu tespit edilmekle, bu durumda konkordato projesinin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı tespitleriyle, İİK 292/1-b maddesindeki şart gerçekleştiğinden İİK 292. Maddesi gereğince konkordato talebinin reddine, verilen kesin mühletin kaldırılmasına ve borca batık olduğu anlaşılan davacının iflasa tabi olması nedeniyle iflasına karar verilmiştir. Karara karşı, borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Borçlu vekili istinaf dilekçesi ile; bilirkişi raporlarında müvekkil işletmeye dair demirbaşların fiyat değerlemelerinin gerçek değerlerinden düşük fiyatlar üzerinden raporlandığı, yeni alınacak işlerin yeni fiyatlar üzerinden yapılacağı, kesin mühletin yasal bitiş tarihinin sektörde olumlu gelişmeler yaratacak yaz sezonuna gelmesi, borç tutarının firmanın potansiyelini ve kontrol edilebilir seviyeyi aşmış bir batıklığa sebep verecek boyutta olmaması ve müvekkilin tekil işlerle iş yapmaya devam etmek istemesi ve akabinde daha hızlı tahsilat daha yüksek kar ve daha kısa vadeli işlem yolunu tercih etmesi sebebiyle müvekkile konkordato kesin mühletinin yasal son gün süresi olan 13.08.2024 tarihine kadar süre tanınmasını ve o gün oluşan güncel veriler ile gelinmiş olan durum sonuçta oluşacak potansiyel üzerinden değerlendirilmesini talep etmiş olmalarına rağmen taleplerinin değerlendirilmeye esas alınmadığını, konkordato komiserince ilk derece mahkemesine sunulan geçici mühlete ilişkin nihai raporda müvekkilin pozitif yönde ilerlediğini, iş yapabildiğini, alacaklarına karşı yükümlülüklerinin farkında olarak sorumluluklarını yerine getirdiği, ve işletmesine dair işçilerinin maaşından, iş yerinin faturalarına kadar sorunsuz bir şekilde konkordato sürecini sağlıklı bir şekilde olumlu olarak ilerlettiği, müvekkilin kesin mühlet sürecine ihtiyacı olduğu ve bu süreci başarıya ulaştıracak kapasiteye sahip olduğunun açıkça belirlendiği, yine komiserlikçe ilk derece mahkemesine sunulan raporda açıkça belirtildiği üzere; işletme yetkilisinin konkordato geçici mühlet aşamasında dürüstlük kuralına aykırı hiç bir davranışının bulunmadığı, komiser onayının dışında işlem yapılmadığı ve komiser kararına karşı yapılan hiç bir işleminde bulunmadığının belirtildiği, yine özellikle komiser tarafından; müvekkile ait söz konusu konkordato projesinin içeriği itibariyle, parasal girişleri arttırıcı, parasal çıkışları azaltıcı önlemlerin gerçekleşmesinin imkan dahilinde olduğu, işletmenin bilançosunda en yüksek kredi kalemlerini oluşturan, ...'nda bulunan kredilerin, ipotek sahibi 3. Şahıslar tarafından konkordato süreci içinde ödeneceği düşünüldüğünde, kredi borçlarında ciddi azalma olacağının bildirildiği, ancak mahkemece söz konusu hususların değerlendirmeye esas alınmadığı, işletmenin faaliyetini idame ettirebilmesi için yeterli teknik alt yapı, makine, teçhizat ve personel gücüne sahip olduğunu, önceki yıllarda yapmış olduğu üretim ve satışlardan, piyasada iş yapabilen bir işletme olduğu, yeni işler almaya devam ettiği, üretim ve satış bakımından gelişmeye açık, tercih edilen bir işletme olduğu, dolaylı ve dolaysız olarak istihdam yarattığı, işçi sayısı yönünden hali hazırda 18 çalışanı bulunduğu, işletmenin iflas etmesi durumunda, işletmeye dahil unsurların parçalar halinde satışlarından elde edilebilecek hasılatın mevcut borçlara işleyecek faizler dikkate alındığında alacaklıların tüm alacaklarını karşılamaya yetmeyeceği, istihdam edilen işçilerin işlerini kaybedeceği ve bulunduğu bölgeye olan istihdam katkısının da ortadan kalkmış olacağı sebebiyle olumsuz sosyal etkilerinin olacağı, vergi kaynağının yok olabileceği, firmanın iflası haline göre konkordato projesinin gerçekleşmesi halinde alacaklıların alacaklarının %100'ünü alabileceği, işletmenin konkordato talep etmesinin ve bu konkordatonun başarıya ulaşmasının, alacaklıların, başvuranın iflas durumuna göre daha lehlerine olduğu hususları komiser raporunda belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece komiser raporunun görüşü aksine talebin reddi ile müvekkilin iflasına karar verilmiş olmasının, kesin mühlet süresi içerisinde yapılması gereken alacaklılar toplantısının organize edilmemesi, ayrıca müvekkilin yeni işleri yeni fiyatlara göre alacağı ve borçlu müvekkilin tekil işlerle iş yapmaya devam etmek istediği ve akabinde daha hızlı tahsilat daha yüksek kar ve kısa vadede işlem yolunu tercih etmek istediği hususlarının da hükme esas alınmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını , kesin mühlet kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK'nın 285 vd. maddelerinde düzenlenen konkordato istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince, İ.İ.K'nın 292/(1-b) bendi uyarınca, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı belirlemesi yapılarak, aynı madde uyarınca, şirketin iflasına karar verilmiş, karara karşı konkordato talep eden borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda; konkordato talep eden borçlu hakkında ilk derece mahkemesince, İİK.'nın 287. maddesi uyarınca, 13/03/2023 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet, sonrasında ise; 07/06/2023 tarihinde ise geçici mühletin bitiminden itibaren 2 ay uzatılmasına karar verildiği, geçici mühlet sürelerinin tamamlanması sonrası kesin mühlet talebinin değerlendirilmesine yönelik tayin edilen 09/08/2023 tarihli duruşmada; 13/08/2023 tarihinden itibaren 1(bir) yıl kesin mühlet kararı verilmiş, kesin mühlet süresi içerisinde yapılan 03/05/2024 tarihli duruşmada; konkordato komiseri tarafından tanzim edilen faaliyet raporları ile konkordato ön projesine göre; konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmaması ve borçlunun borca batık olması nedeniyle konkordato talebinin reddiyle, borçlunun iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince şirketin iflasına yönelik karar, İİK'nın 287-(5) maddesinin yollaması ile aynı yasanın 292. maddesine göre tesis edilmiştir. İİK'nın 287-(5) maddesinin yollaması ile uygulanan İİK'nın 292. maddesinin son fıkrasında; “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hükme göre, mahkemece İİK'nın 292. maddesinin uygulanması halinde, somut olay yönünden, konkordato talep eden borçlunun duruşmaya çağrılarak dinlenilmesi gerektiği halde, mahkemece konkordato talep eden borçlu çağrılarak dinlenilmeden borçlu hakkında yazılı şekilde karar verilmesi kamu düzenine ilişkin yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/05/2022 tarih 2022/(15)6-387 E. -2022/695 K., Yargıtay 23. HD, 25/11/2020 tarih, 2020/877 E., 2020/3824 K.) Açıklanan bu gerekçelerle; davacı borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kaldırma nedenine göre diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 355 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı borçlu vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa talep halinde ilk derce mahkemesince iadesine, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte değerlendirimesine, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/09/2024
Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ..... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ..... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ..... Katip ... ¸(e-imzalıdır)