Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1464 E. 2025/248 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1464
- Karar No
- 2025/248
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1464 Esas
KARAR NO: 2025/248 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2020
NUMARASI: 2017/377 Esas, 2020/190 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ: 31/05/2016
KARAR TARİHİ: 19/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka "..." markasını 09/36 sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından 20/09/2012 tarihinden itibaren, "..." markasını 09/36 sınıfı kapsamındaki mal ve hizmetler açısından 07/01/2014 tarihinden itibaren; "..." markasını 09/36 sınıfı kapsamındaki mal ve hizmetler açısından 11/07/2012 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescil ettirdiğini, davacı banka markalarını bankacılık, kredi kartı ürünü hizmeti ve bununla bağlantılı diğer hizmetler alanında etkin olarak kullandığını, ayrıca davacı banka marka kullanımı ve verdiği hizmetleri yürütürken kullandığı www...com, www...com.tr, www...com.tr ve www...com internet alan adlarının da hak sahibi olduğunu, davacı bankanın "...", "..." ve "..." markaları adı altında yürüttüğü kredi kartı hizmetlerinin ülkesel ve uluslararası çapta bilinirliğe ve tanınmışlığa sahip olduğunu, davacı bankanın bankacılık ve kredi kartı alanında sahip olduğu pazar payı, markaları kullanarak yürüttüğü hizmetlerin parasal hacmi, markasını tanıtmak adına şimdiye dek yaptığı harcamalar, reklam, tanıtım ve hizmet faaliyetlerinin birçok faktör birlikte ele alındığında, davacının "...", "..." ve "..." markalarının tanınmış marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yapmış oldukları kontrollerde ... Mah., ... Cad., ... Apt., No... D:... Taksim/İSTANBUL adresinde mukim "... Acentesi Ltd. Şti"'nin (... Tur, ... Tur isimlerini kullanmakta olduğunu) "www....com" alan adı ile internet sitesi kurarak yurtiçi-yurtdışı, tur/otel ve rezervasyon/araç kiralama hizmetleri verdiğini, firmanın bu site dışında, www...com, www...com, www...com (site taşınmıştır uyarısı vermekte www...com adresine yönlendirme yapılmış olduğunu) adlı siteleri de kurduğu ve kullanmakta olduğunu, davalı firmanın sosyal medyada da https://www.facebook.com/..., @...(twitter), @.../...(instagram) hesaplarında paylaşımlarda bulunduğunu, sosyal medya üzerinden de tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürüttüğünün anlaşılmış olduğunu, davalı firmanın "... Ltd. Şti" (...) ticaret unvanında ve işletme adında davacının adına tescilli "..." ibaresinin bulunduğunu, görüldüğü üzere davalı firmanın unvanının davacının markasını içermekte olduğunu, davalının davacı bankaya ait markadan haksız yararlanma amacında olduğunu, davalı firma tarafından "..." markasının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için TPE nezdinde 16/11/2015 tarihinde başvuruda bulunulmuş olduğunu, davalı firmanın başvurusunun yayınlanmasına müteakip davacı banka tarafından başvuruya 01/04/2016 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz inceleme prosedürünün TPE nezdinde halen devam etmekte olduğunu, davalı firmanın daha önce "..." ve "..." markalarının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için TPE nezdinde yaptığı başvuruların davacının itirazları üzerine TPE tarafından reddedildiğini belirterek, davalının davacıya ait "...”, “..” ve “...” markalarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine, menine ve giderilmesine, davalının internet sitelerinin alan adlarının iptaline, kullanımının yasaklanmasına, sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, erişimin engellenmesine, davacının markalarının yer aldığı davalıya ait her türlü mal ve hizmetler ile belge, doküman, tanıtım materyalleri, broşürlerine el konulmasına, bunların içeriklerinin değiştirilmesine, imhasına, davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkinine, davacı markalarının tanınmış marka olduklarının tespitine, davacının bu nedenle uğradığı zararın tespiti ile davalıdan tahsiline (belirsiz alacak davası olarak), masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün ilgililere tebliğ edilmesine ve Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek iki gazetede ilan edilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının işaretleri ile davacının markalarının benzer olmadığını, davacının markalarını farklı sınıf ve hizmetlerde kullanımı ve tescili engelleyecek şekilde tanınırlığa ulaştığını, davacının tüm markalarını özel bir yazım tarzı kullanılarak hazırlanmış logolar ve işaretlerle kullandığını, davalının satış yaptığı internet adreslerinin ve kullandığı logoların herhangi bir şekilde davacının markalarını hatırlatmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın logolarının koyu mavi el yazısı fontuyla yazılmış sözcüklerden oluştuğunu, davalının ise tüm internet adreslerinde ve logolarında kalın, dairesel kıvrımlara sahip harflerden oluşan çok farklı bir yazı fontu ve yeşil-gri renklerini kullanıldığını, davalının "..." veya "..." markasını kullandığını, davacı tarafın "..." kökünü kullanarak birçok marka başvurusunda bulunmuş olduğunu, "..." kökünün ise tek başına marka olarak tescil edilemeyerek, ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir sözcük olduğunu, davalının kullandığı "..." işareti ve ilgili alan adının ise "..." sözcüğüne "..." sözcüğünün eklenmesi suretiyle oluşturulmuş olduğunu, "...du" sözcüğü İngilizce "..." anlamına gelen "..." sözcüğünün kısaltması olduğunu, davalının düzenlendiği eğitim amaçlı turların niteliğini belirtmekte ve ayırt edici niteliğinin güçlü olduğunu, davacının ise hiçbir surette eğitim faaliyetleri veya eğitim amaçlı tur düzenleme faaliyetlerinde bulunmadığını, davalı tarafından kullanılan "..." işareti ve "www...com" alan adı ile tecavüze uğradığı ileri sürülen "..." "..." ve "..." markaları karşılaştırıldığında yalnızca biri açısından "..." ibaresinin ortak olduğunun görüleceğini, bütünlük ilkesi çerçevesinde bakıldığında davalının kullandığı işaretlerin ve internet alan adlarının davacının markalarıyla herhangi bir şekilde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, “www...com” adresinin ... Seyahat acentesi tarafından kullanıldığını, kendilerine ait olmadığını, davacı tarafından kullanılan "...", "...", VE "..." markalarının tanınmış marka kabul edilemeyeceğini, davaya konu olan "..." sözcüğünün bir çok mal ve hizmetlerde farklı firmalar tarafından tescilli marka ve unvan olarak kullanıldığını, davacının tanınmışlığını ileri sürerek tecavüze dayalı tazminat istemlerini kabul etmediklerini, davalının dava konusu işaretleri kullanması sebebiyle davacının markalarından haksız bir kazanç sağlamasının veya davacının markalarının itibarını zedelemesinin söz konusu olmadığını, davalının ticaret unvanının terkini talebinin ve ihtiyati tedbir isteminin kabul edilemez olduğunu, davalının kullandığı işaretlerin davacının markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini, davacının markalarına benzer olmadıkları için tescillerine bir engel olmadığını, bu sebeple davalının internet alan adlarının ve sosyal medya hesaplarının kullanımının yasaklanmasına gerek olmadığını, kapatılmasına veya erişimin engellenmesine yer olmadığını belirterek, davalının dava konusu işaretleri kullandığı hizmet ve tanıtım araçlarına el koyma, içeriklerinin değiştirilmesi ve imhasına ilişkin davacı taleplerinin reddini, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine yer olmadığına ve bu talep hakkının zaman aşımına uğradığına, davacının "...", "..." ve "..." markalarının KHK 8/4 anlamında tanınmışlık düzeyine ulaşmadığına, tecavüz gerçekleşmediği için davacının tazminat talebinin reddine, "..." markası açısından önceye dayanan ticari kullanım sebebiyle davalının hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarihli 2017/377 E. - 2020/190 K. sayılı kararıyla; "...davacı adına tescilli “...”, “...” ve “...” markalarının tanınmış marka olduğunun iddia edilerek, davalının internet alan adlarında, içeriğinde, sosyal medya hesaplarında ve ticaret unvanında kullandığı "...", "..." ve "..." ibarelerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi talep edilmektedir. Davalının kullandığı "...", "..." ve "..." kelimeleri ile davacının tescilli markalarının görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, davalının "..." ve "..." ibareleriyle birlikte tali olarak kullandığı "..." ve "..." kelimelerinin tanımlayıcı kelimeler olması nedeniyle, markaları farklılaştırmaya yetmediği, bu nedenle markalar arasında benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacıya ait marka kayıtları incelendiğinde, tüm markalarının 9. ve 36. sınıfta tescilli oldukları, 36. sınıfta yalnızca "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" için tescil edildikleri, davacı şirketin bankacılık faaliyeti ile tanındığı, markalarının da daha çok bankacılık hizmetleri ile ilgili bilinirliği bulunduğu, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihi olan 2013 yılında davaya konu davacıya ait markaların bilinirliği olduğunun da tespit edilemediği, davalı şirketin ise markalarını "seyahat hizmetleri, yurt dışı eğitim aracılık hizmetleri" için kullandığı, markaların farklı sınıflardaki mal ve hizmetler için kullanılmasından dolayı 556 sayılı KHK'nin 8/1. maddesindeki koşulların mevcut olmadığı, bu nedenle müşterilerin markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, davacının markalarının tanınmış marka olduğunu ispatlamak için dosyaya sunduğu reklam harcamalarının tek başına markaların tanınmışlığını kanıtlamaya yeterli olmadıkları, markanın tanınmış olup olmadığını tespit için toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi, marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi, markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tescillerin ya da tescil başvurularının kapsadığı coğrafi alan, markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair başarılı uygulama örnekleri ve marka değerinin kriter olarak incelenmesi gerektiği, davacının markalarının bu kriterlere göre tanınmışlığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle, davalının markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine, davalının marka kullanımlarının davacının markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının reddine, davalı şirketin faaliyet alanının davacı şirketin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile benzer olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinin de istenemeyeceğinden terkin talebinin reddine, davalıya ait olduğu tespit edilen www...com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davasının konusuz kaldığı, ancak internet sitesinin içeriğinde yalnızca turizmle ilgili tanıtımlara yer verildiği ve davacının markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetlerle ilgili bir tanıtım bulunmadığından ve davacıya ait olan www.....com ve www...com.tr alan adları ile birebir benzer olmadığından, davacının bu davayı açmakta haksız olduğundan, bu taleple ilgili yargılama giderlerinin HMK'nun 331/1. maddesi uyarınca davacıya yükletilmesine, diğer www...com, www...com, www...com isimli alan adlarının davalıya ait olmadıkları anlaşıldığından, bu alan adlarının iptali için açılan davanın husumet nedeniyle reddine, süresi içinde harcı yatırılmadığı için işlemden kaldırılan maddi tazminat davasının ise Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ..., ..., ... markalarının müvekkiline ait tanınmış markalar olduğunu, bu hususun sunulan deliller ile sabit olduğunu, davalı şirketin ticari siciline 16/01/2013 tarihinde tescil edildiğini, markaların ise sırasıyla 11/07/2012 - 20/09/2012 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin ... ve ... markalarının lansmanlarını 2012 Aralık ayında yaptığını ve kısa sürede tanınır hale getirdiğini, karar gerekçesindeki reklam harcamalarının tek başına markaların tanınmışlığını ispatlamaya yeterli olmadığı şeklindeki gerekçede haklılık bulunmadığını, müvekkilinin bankacılık, kredi kartı ürünü hizmeti ve bununla bağlantılı diğer hizmetler alanında başta ... markası olmak üzere tanınmış markalara sahip olduğunu, müvekkilinin tescilli markaları adı altında yürüttüğü kredi kartı hizmetlerini ülkesel ve uluslararası çapta bilinir ve tanınmış olduğunu, müvekkilinin bankacılık ve kredi kartı alanında sahip olduğu pazar payı, kart sahibi, müşteri ve üye işyeri sayısı, markaları kullanarak yürüttüğü hizmetlerin parasal hacmi, markasını tanıtmak adına şimdiye dek yaptığı harcamalar, reklam, tanıtım ve hizmet faaliyetlerinin kapsamı gibi birçok faktör ele alındığında markalarının tanınmış marka olarak tanınması gerektiğini, mahkemece sadece reklam harcamalarına ilişkin kısmın dikkate alındığını, müvekkilinin reklam projeleri ve lansmanları ile "..., ... ve ..." markaları açısından bu ibareleri duyan sıradan vatandaşların müvekkilinin tanınmış kredi kartı markasının akıllara geleceğini.-Mahkemenin, davalının kullandığı "..., ... ve ..." kelimeleri ile müvekkilinin tescilli markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, bu ibareler ile tali olarak kullandığı yurtdışı eğitim ve turizm kelimelerini tanımlayıcı olduğunu ve markaları farklılaştırmaya yetmediğini kabul ettiğini, davalı firmanın ünvanının bile müvekkilinin markasını içerdiğini, davalının bankanın ticaret ünvanını ve işletme adını asli unsur olarak kullandığını, haksız rekabet yarattığını, tüm stratejisini müvekkilinin ve kredi kartlarının isimlerinin tanınmışlığından yararlanma üzerine kurulduğunu, firmanın kendini ... ve ... olarak lans ettiğini, burada verilen hizmetin müvekkilinin banka ile ilgisi olduğu firmadan seyahat yada tatil satın alındığında müvekkili bankanın ... ve ... kredi kartlarına kolaylık ve avantaj sağladığı, bankanın hizmetin arkasında olduğu vb.müşterinin algısında karışıklık yaratan durumların söz konusu olduğunu. -Davalıya ait olan markaların, kullanıldığı sınıflardaki mal ve hizmetleri ile müvekkilinin mal ve hizmet sınıfları arasında farklılık bulunduğu gerekçesinde davanın reddine karar verilmişse de, davaya konu kredi kartı markalarından özellikle ... markalı kredi kartlarını, seyahat , turizm ve tatil sektöründeki kampanyalarında kullandığını, müvekkilinin bu sektörde çok sayıda üye işyeri firma müşterileri mevcut olduğunu, kredi kartlı ödeme kampanyalarını bu müşterileri ile anlaşmalar yaparak yürüttüğünü, kampanyalarının www...com, www...com.tr, www...com.tr sitelerinde ve müşterilere yönelik ekstre ve broşürlerde ilan ettiklerini, ... ve ... firmaları ile ortaklık anlaşması imzaladıklarını, sözleşmeye göre anlaşmalı firmaların seyahat telefon hattı ile www...com internet sayfası üzerinden banka müşterilerine özel satış faaliyeti yürüteceklerini ve ... kartlar ile yapılan alışverişlere ekstra avantaj (3 katı ödül ... kullanabilme) imkanı sağladığını, müvekkiline ait markaların 9.sınıfta eğitim ve öğretim malzemelerini satış ve pazarlama hizmeti ile tescil edildiğini, davalının eğitim ve öğretim hizmetlerinin benzer olduğunu, birbirlerini tamamladıklarını, davalının konaklama hizmeti sunduğunu, müvekkilinin gayrimenkul komisyonculuğu ile konaklama hizmetinin birbirlerinin benzer tamamlayan hizmetler olduğunu. -Davalının, sicile tescil tarihinin, müvekkilinin marka tescil tarihinden sonra olduğunu, bankaya ait markadan haksız yararlanma amacı güdüldüğünü, kötüniyetli unvan tescili bulunduğunu, davalının kanunun tanıdığı hak ve yetkileri dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullandığını.-Maddi tazminat istemi yönünden belirsiz alacak davası açmalarına rağmen mahkemece bu konuda araştırma yapılmadan, harç yatırmak üzere kesin süre verilmesi akabinde de tazminat miktarının somutlaştırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının dava tarihine kadar olan faaliyetinde yüksek gelir elde ettiğinin sabit olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 25/11/2022 tarih ve 2021/20 Esas, 2022/1970 Karar sayılı ilamı; davacı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabul edilerek, davanın kısmen kabulü ile; "davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ettiğine yönelik davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde internet üzerinde ve sosyal medyadaki kullanımları dahil ... ve ... markalarını kullanmasının önlenmesine, markaya tecavüzden kaynaklanan fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, davacının maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davalıya ait www...com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davası konusuz kalmakla, karar verilmesine yer olmadığına, www...com, www...com, www...com isimli alan adlarının iptaline ilişkin davanın husumet nedeniyle reddine, haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi davalarının reddine, davacının "...", "..." ve "..." markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine," karar verilmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMI: Dairemizin 25/11/2022 tarih ve 2021/20 Esas, 2022/1970 Karar sayılı ilamı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/05/2024 tarih ve 2023/372 Esas, 2024/4375 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay Dairesi bozma ilamında; "... Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalar kapsamında yer alan işaretlerle davalı yanca tescilsiz olarak kullanılan işaretler benzer olsa da davalı kullanımlarının tekabül ettiği hizmetlerle davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, davacının markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamaması sebebiyle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan da yararlanamayacağı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesine yer vermiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamında işaret edildiği şekilde yeniden değerlendirme yapılmıştır.
G E R E K Ç E: Dava, davacı adına tescili bulunan "...", "..." ve "..." markalarına davalı tarafça tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi, maddi tazminat, alan adlarının iptali, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 03/11/2020 tarihli 2017/377 E. - 2020/190 K. sayılı kararıyla; "Davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi davalarının reddine, davacının maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davalıya ait www...com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davası konusuz kalmakla, karar verilmesine yer olmadığına, www...com, www...com, www...com isimli alan adlarının iptaline ilişkin davanın husumet nedeniyle reddine, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini davasının reddine, davacının "...", "..." ve "..." markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen bu kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Dairemizin 25/11/2022 tarih ve 2021/20 Esas, 2022/1970 Karar sayılı ilamı ile yukarıda yazılı şekilde, davacı vekilinin istinaf itirazı markaya tecavüz yönünden kabul edilerek, ilk derece mahkemei kararı kaldırılmış yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen bu kararın taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/05/2024 tarih ve 2023/372 Esas, 2024/4375 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yukarıda yazılı şekilde Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dairemizce, davacı markalarının ve davalı tarafça sunulan hizmetin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, dava tarihi itibarıyla davacının ... ve ... markasının belli bir bilinirlik kazandığı ve bu ismi taşıyan banka kartlarının seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde avantaj sağladığına dair tanıtımlar yapıldığının, dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı, davalı tarafça hizmetin sunulması sırasında kullanılan ibareler ile davacı tarafa ait ... ve ... markalarının ayniyet derecesinde benzerlik içerdiği, ortalama tüketicinin sunulan hizmet ile davacı markaları arasında bağ kurma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle "..." ve "..." markalarının turizm ve seyahat hizmetlerinde kullanımı yönünden markaya tecavüzün tespiti davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemiz tarafından verilen bu karar, Yargıtay tarafından; "... Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalar kapsamında yer alan işaretlerle davalı yanca tescilsiz olarak kullanılan işaretler benzer olsa da davalı kullanımlarının tekabül ettiği hizmetlerle davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, davacının markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamaması sebebiyle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan da yararlanamayacağı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı" gerekçesiyle bozulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda, davalının markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine, davalının marka kullanımlarının davacının markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının reddine, davalı şirketin faaliyet alanının davacı şirketin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile benzer olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinin de istenemeyeceğinden terkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıya ait olduğu tespit edilen www...com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davasının konusuz kaldığından, bu talep hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yine, www...com, www...com, www...com isimli alan adlarının davalıya ait olmadıkları anlaşıldığından, bu alan adlarının iptali için açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Süresi içinde harcı yatırılmadığı için işlemden kaldırılan maddi tazminat davasının ise Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,2- İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarihli 2017/377 E. - 2020/190 K. sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2,3maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi davalarının REDDİNE, 4-Davacının maddi tazminat davasının AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 5-Davalıya ait www...com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davası konusuz kalmakla, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-www...com, www...com, www...com isimli alan adlarının iptaline ilişkin davanın HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE, 7-Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini davasının REDDİNE, 8-Davacının "...", "..." ve "..." markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin REDDİNE, 9-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu bakiye 586,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç)Reddedilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, d)Açılmamış sayılmasına karar verilen maddi tazminat davası üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, e)Konusuz kalan alan adının iptali davası üzerinden davalı lehne Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL veklaet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,f)Husumet nedeniyle reddedilen dava üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, g)Reddedilen markanın ticaret unvanından terkini davası üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,ğ)Reddedilen markaların tanınmışlığının tespiti davası üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 10-İstinaf yargılaması yönünden; a)İstinaf talebi reddedildiğinden, davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)Temyiz aşamasında davalı tarafından yapılan 397,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 148,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 545,80 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d) İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.