Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/116 E. 2026/292 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/116
- Karar No
- 2026/292
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/116
KARAR NO : 2026/292
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI : 2019/372 E. - 2023/1117 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilleri hakkında İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı çek üzerindeki imzanın müvekkillere ait olmamasına rağmen müvekkilleri tarafından itiraz süresi kaçırıldığı için icra mahkemesine başvurulamadığını, takip dayanağı olarak gösterilen 30.11.2018 keşide tarihli 40.000 TL bedelli çek üzerindeki keşideci imzası ve hiçbir yazı kesinlikle müvekkili ...'ın eli ürünü olmadığını, ayrıca ... adına yazılan ve imzalanan ciroda müvekkili şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olmadığını, müvekkilinin ne kendi adına ne de yetkilisi bulunduğu ... adına böyle bir çek keşide etmediğini ve cirolamadığını, çek üzerindeki keşidece imzası ve ciranta imzasının incelendiğinde müvekkiline ait imza arasında hiçbir benzerlik olmadığının çıplak gözle dahi görüleceğini, çekin tanzimi ile ilgili sorumlular hakkında savcılığa suç duyurusu hakkının mahfuz olduğunu iddia ederek davanın kabulünü, takibin iptalini, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı İcra Dosyasına Konu 30.11.2018 Keşide Tarihli 40.000,00 TL çek üzerindeki imzanın müvekkillerine ait olmadığının tespiti ile takibin iptalini,%20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili davaya cevaplarında özetle, iş bu dava menfi tespit davası ve imzaya itirazı davaya sürüncemede bırakmak için olduğunu, menfi tespit davasının süresinde olmadığını, davacının çek şikayetlerine konu cezaları almamak için bu davaları uzatma amacı ile bu davayı açtığını, bu çeklerin davacı mahsulü ve elinden olduğuna dair mail yazışmalarının olduğunu, yapılmış olan ticaret sonucu verilen çeklerin olduğunu, davacının haksız olduğunu savunarak; davanın reddini, icra takibinin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ve %10 oranında para cezasına hükmedilmesini, talep ve beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜ ile, davacıların İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu senetten dolayı ve anılan takipte davalıya borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,
2-Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin KABULÜ ile, takip konusu alacağın (42.624,00 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 8.524,80 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/372 Esas sayılı dosyasında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunduğunu, yerel mahkemenin kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesini göz ardı ederek ispat yükünü hatalı şekilde müvekkili şirkete yüklediğini, oysa menfi tespit davalarında ispat yükünün davacı borçluda olduğunu ve hukuki ilişkinin varlığının sorgulanmasının hukuken isabetsiz olduğunu, ayrıca müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki değerlendirmeye karşı çıkarak taraflar arasındaki diğer hukuki süreçlerde imzaların aidiyetine ilişkin farklı kararlar bulunduğunu, davacı hakkında kesinleşmiş karşılıksız çek keşide etme cezaları mevcutken müvekkilinin hak arama hürriyeti kapsamında başlattığı takibin kötü niyet tazminatına konu edilmesinin haksız olduğunu bu gerekçelerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, takip dayanağı çek üzerindeki keşideci imzası ile lehtar- ciranta sıfatıyla atılan imzaların hiçbirinin ...’a ait olmadığı, imzaların sahte olduğu ileri sürülerek icra takibinin iptali, borçlu olunmadığının tespiti ve %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi talep edilmiştir.İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 38.400,00 TL asıl alacak üzerinden başlatılan icra takibin dayanağının ... Bankası Güllük/Antalya Şubesine ait ...no.lu, 30/11/2018 keşide tarihli, 40.000 TL bedelli çek olduğu çekin keşidecisinin ..., lehtar ve 1. Cirantasının Sarıkamış şirketi , sonraki ciranta ve hamilin davalı ... şirketi olduğu, çekin bankaya ibrazında karşılıksız kaldığı görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarından keşide tarihinde davacı şirketin tek ortak ve yetkilisinin davacı ... olduğu görülmektedir. İstanbul Adli Tıp Kurumunun 28.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu çekteki keşideci imzası ile 1. ciro imzasının, ...’a ait mukayese imzalarıyla tersim biçimi, alışkanlıklar, eğim, seyir, hız ve baskı unsurları bakımından uyum göstermediği, söz konusu imzaların ...’ın eli ürünü olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Mahkemece, çek üzerindeki keşideci ve ciro imzalarının davacılara ait olmadığının sabit olduğu, davalının imzaların davacılara ait olmadığını bilebilecek durumda olduğu, bu nedenle senedi takibe koymakta kötü niyetli davrandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, borçlu olunmadığının tespitine ve takip konusu alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).
Dosya kapsamına göre dava, takip konusu edilen çekte imza inkarına dayalı olarak açılmış, , Adli Tıp Kurumu’nun 28.03.2023 tarihli raporu ile keşideci ve lehtar imzasının davacı keşideci ve davacı lehtar şirket yetkilisi olan ...'a ait olmadığı tespit edilmiş olup, imzanın sahte olduğu iddiası karşısında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, çekin geçerli imza içerdiğinin davalı yanca ispatlanamadığı, imzanın sahteliği mutlak defi olup davacıların sorumlu tutulamayacağı açıktır. Davalının ciro silsilesinde lehtar cirantadan sonra gelen konumda bulunması nedeniyle lehtar ile aralarında yüzyüzelik ilkesi gereği imzaların sahte olduğunu bilebilecek durumda olduğu, buna rağmen senedi takibe koyduğu, bu haliyle takibin haksız ve kötü niyetli olduğu yönündeki kabulün dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 tarih ve 2019/372 E. 2023/1117 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.911,64-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 722,92-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.188,72-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026