Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2024/113 E. 2024/306 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/113
- Karar No
- 2024/306
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/113 KARAR NO : 2024/306 KARAR TARİHİ : 08/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2020/625 Esas ve 2023/943 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 08/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/02/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.09.2008 tarihinde müvekkil ...’ in yolcu olarak bulunduğu, sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs, sürücüsünün kusuru sonucunda takla attığı ve müvekkilinin vücudunda ciddi yaralanmalar ve kırıklar meydana geldiği, oluşan kazada ... plakalı araç sürücüsü ...2918 sayılı KTK’nın 57/1-b kuralını ihlal ettiğinden %100 kusurlu bulunduğu, kaza sonucu müvekkilde meydana maluliyet sonucunda Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 06.12.2010 tarihinde 2010/344 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, dava sonucu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda otobüs şoförü ...’ın %100 kusurlu olduğu tespit edildiği, 22.04.2014 tarihinde 2014/258 Karar numarası ile karara bağlandığı ve o dönem tespit edilen maluliyet oranına (%15.2) denk gelen tazminat bedeli 26.755,00 TL üzerinden davanın kabul edildiği, ancak müvekkilin kazaya bağlı olarak şikayetlerinde ciddi artışın olması sonucunda tekrar 18.10.2019 tarihinde müvekkil Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu ve 25.10.2019 tarihinde Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu neticesinde söz konusu kazaya bağlı olarak Maluliyet Oranının %51'e çıktığının tespit edildiği, artan maluliyet oranının öğrenildiği tarih olan 25.10.2019 tarihinden sonra, 17.12.2019 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını belirterek müvekkilde artan maluliyete ilişkin ek maluliyet tazminatı olarak 100,00-TL’nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; "...Davacının, yolcusu olduğu ... plakalı otobüsün 22/09/2008 tarihinde yaralamalı, maddi hasarlı kazaya karıştığı, davacının bu kazada yaralandığı, davacının maddi ve manevi zararlarına ilişkin olarak iş bu dava öncesinde davalı sigortaya müracaat ettiği, müracaat üzerine davalı sigortadan birden fazla kez ödeme aldığı, ayrıca davalı ..., dava dışı işleten ve sürücü aleyhinde de maddi ve manevi tazminat davası açtığı, bu davanın yukarıda belirtildiği şekilde Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/344 esas sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığı, bu yargılamada davacının 12 ay geçici iş göremez olduğu ve %15.2 oranında sürekli maluliyetinin saptandığı, bu maluliyet oranına göre zararın hesaplandığı ve hüküm altına alındığı, davacının 2019 yılında gelişen zararının bulunduğu iddiası ile Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinden maluliyet raporu alarak davalı ... aleyhinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından davacının bu başvurusunun usulden reddedildiği, bunun üzerine davacının iş bu davayı ikame ettiği ve gelişen zararının ferdi kaza ve karayolu zorunlu mali taşımacılık mesuliyet sigortası kapsamında davalı tarafından tazmini talep ettiği, davacının sigorta tahkim başvurusunda gelişen maluliyet durumu olup olmadığı saptanmadan ve iddiaları araştırılmaksızın usulden red kararı verildiğinden söz konusu başvurunun iş bu dava yönünden usuli engel oluşturmadığının kabulü gerektiği, aksi kabul ve anlayışın davacının mahkemeye erişim hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğü korumaya ilişkin haklarının ihlali sonucunu doğuracağı, bu sebeple mahkememizce davacının iş bu davaya konu gelişen zarar iddiasının incelendiği ve araştırıldığı, davalı tarafından davaya yasal süresinde cevap verilmediği, tahkikat aşamasında ileri sürülen zamanaşımı definin süresinde olmadığı, bu sebeple yerinde görülmediği, taraflar arasında dava konusu kazaya ilişkin olarak daha önce Uşak 1 Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapıldığı, bu yargılamada kusur durumunun saptandığı, söz konusu kararın kesinleştiği, bu sebeple mahkememizce kusur durumunun kesinleştiği dikkate alınarak yeniden inceleme yapılmadığı, anılan ilam uyarınca davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, mahkememizce İstanbul ATK' dan alınan 18/03/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının 14/12/2012 tarihinde saptanan %15.2 oranındaki maluliyetinden sonra 21/02/2017 tarihi itibariyle sağ kalça bölgesinde iyileşmeyen ve giderek kötüleşen sakatlığının oluştuğu ve güncel durumda maluliyetinin %45 olduğunun bildirildiği, buna göre davacının daha önce Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu ettiği %15.2 maluliyet oranı mahsup edilerek bakiye %29.8 maluliyetin gelişen zarar olarak kabulü gerektiği, davacının bu gelişen zararına ilişkin olarak kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın zmms ve ferdi kaza sigortacısı olan davalı sigortadan talepte bulunabileceği, davalı tarafından mahkememize verilen cevapta Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamı doğrultusunda 01/08/2014 tarihinde davacıya yapılan 26.775,00 TL asıl alacak ile ferileri ödemesinin ferdi kaza poliçesi, 19/12/2008 ve 26/10/2010 tarihindeki diğer ödemelerin ise zmms poliçesi kapsamında olduğu savunulmuş ise de, dosyamız kapsamı ve davalı ... tarafından sunulan hasar dosyasına göre davacıya Uşak 1 Asliye Hukuk Mahkemesi ilamı uyarınca 01/08/2014 tarihinde yapılan ödemelerin zmms poliçesine ilişkin olduğu, yine davacıya 19/12/2008 tarihinde 7.510,00 TL ve 26/10/2010 tarihinde 60.342,31 TL olarak yapılan ödemelerin de zmms poliçesine ilişkin olduğu, davacıya ferdi kaza poliçesine ilişkin yapılan tek ödemenin 26/10/2010 tarihinde yapılan 10.500,00 TL'lik ödeme olduğu, bu sebeple davalı sigortanın cevabi yazısının mahkememizce açıklandığı şekilde hesaplamalarda dikkate alındığı, mahkememizce TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Yöntemine göre %29.8 gelişen sürekli maluliyete ilişkin alınan 23/08/2023 tarihli aktüer ek raporuna göre 871.202,10 TL davacı zararının bulunduğu, davalı ... tarafından davacıya 19/12/2008 tarihinde 7.510,00 TL, 26/10/2010 tarihinde 60.342,51 TL ve 01/08/2014 tarihinde 26.775,00 TL olmak üzere toplam 94.627,51 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin zmms poliçesi kapsamında yapıldığı, kaza tarihi itibariyle zmms poliçe teminat limitinin 125.000,00 TL olduğu, yapılan bu ödemeler mahsup edildiğinde bakiye poliçe teminat limitinin 30.372,49 TL olduğu, davacının gelişen sürekli iş göremezliğe ilişkin zararı anılan aktüer ek bilirkişi raporunda 871.202,10 TL olarak saptanmakla birlikte davacının zmms poliçesi kapsamında davalıdan talep edebileceği tutarın 30.372,49 TL olduğu, yine mahkememizce doktor ve sigorta nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden alınan 13/12/2022 tarihli rapora göre davacının davaya konu maluliyetinin ferdi kaza poliçesi genel şartlarının ekindeki cetvele göre bir kalçanın hareketinin tamamen kaybı ve %30 maluliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği, kaza tarihi itibariyle ferdi kaza poliçesinin teminat limitinin 100.000,00 TL olduğu, buna göre davacının ferdi kaza poliçesi kapsamında teminat altına alınan sürekli sakatlık zararının 30.000,00 TL(%30x100.000,00) olduğu, davalı ... tarafından ferdi kaza poliçesi kapsamında gelişen zarar öncesinde davacıya 26/10/2010 tarihinde 10.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin davacının güncel durumdaki zararından mahsup edilmesi gerektiği, buna göre davacının gelişen zararına ilişkin talep edebileceği ferdi kaza poliçesi kapsamındaki alacağının ise 19.500,00 TL(30.000,00-19.500,00) olduğu, böylece davacının iş bu davaya konu gelişen zararı kapsamında davalıdan talep edebileceği zararın ferdi kaza ve karayolu zorunlu mali taşımacılık mesuliyet sigortası poliçe teminat limitlerine göre toplam 49.872,49 TL olduğu, davalı tarafından mahkememizce alınan maluliyet raporu, aktüer raporu ile sigortacı ve doktor bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş ise de Yargıtay 4 ve 17(Kapatılan). Hukuk Dairelerinin 2021 yılı ve sonrasındaki yerleşik içtihatlarına göre maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihine göre 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği, buna göre kaza tarihi olan 22/09/2008 tarihi itibariyle yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre davacının gelişen zararı olup olmadığı varsa oranının ne olduğunun tespit edilmesi gerektiği, maluliyet raporunun düzenlenmesinde rapor tarihinde mevcut evrak doğrultusunda kişide mevcut olan arıza ve hastalığa göre yapıldığı, davacının kaza sebebiyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm kayıtların mahkememizce dosyaya kazandırıldığı, davalının ATK maluliyet raporuna ilişkin beyan ve itirazlarının soyut beyanlara dayandığı, yine yerleşik Yargıtay uygulamasına göre tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosunun Progresif Rant Yöntemine göre dikkate alınması gerektiği, yine ferdi kaza poliçesi genel şartları ekinde yer alan cetvele göre saptanan maluliyet oranının da dosya kapsamına uygun olduğu, davalının söz konusu raporlara ilişkin itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı, davacının davaya konu maddi tazminat talebini 10/10/2023 tarihli dilekçesi ile arttırdığı, dilekçenin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı tarafından davalıya dava öncesinde müracaat edilmiş ise de davacının müracaatın tebliğine ilişkin belgeleri sunmadığı, bu sebeple mahkememizce temerrüdün dava tarihi ile gerçekleştiğinin kabul edildiği, ayrıca meydana gelen zararın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu, mahkememizce alınan maluliyet raporu, 23/08/2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporu ile doktor ve sigorta nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin 13/12/2022 tarihli raporlarının yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında oluşa ve dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. .." şeklinde tavzih talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda trh-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmış ise de hesaplamada progresif rant yönteminin kullanılmış olması genel şartlara aykırı olduğunu, ayrıca müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ile sorumlu olmadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek eldeki menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır. Dava, yolcu taşıma ilişkisi nedeniyle trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı olması gerekir.. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Ancak, 6502 sayılı yasanın 3/l maddesindeki "sigorta sözleşmesinden doğan davalara" ilişkin görev düzenlemesi mutlak olmayıp, bütün sigorta sözleşmelerinden doğan davaların tüketici mahkemesinde görüleceği manasına gelmemektedir. Sigorta sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin görevine girebilmesi, sigorta şirketinin karşısında bulunan tarafın tüketici olması şartına bağlıdır. Buna göre; sigorta ilişkisinden doğan bir uyuşmazlıkta, uyuşmazlığın bir tarafı sigorta şirketi, diğer tarafı ise tüketici olduğu takdirde, o uyuşmazlığa tüketici mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir. 6502 sayılı kanundaki bu görev düzenlemesi daha özel bir düzenleme olduğu için, uyuşmazlığın TTK anlamında ticari bir dava olmasının önemi kalmamaktadır. Somut olayda da davanın açıldığı 12/11/2020 tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, davacı yolcunun ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, ZMMM sigortacısı olan davalı aleyhine açılan dava yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/6670 E, 2016/5775 K. sayılı ilamı da bu yöndedir) O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüm davalılar yönünden tüketici mahkemesinin görevli olduğu, dolayısıyla istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20, 355 ve 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esasına ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/11/2023 tarihli, 2020/625 Esas 2023/943 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere İzmir Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-Karardan bir örneğinin istinaf kaydının kapatılması için kararı veren İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-İstinaf eden davalı vekilinin yatırmış olduğu; a-852,00 TL nispi karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davalıya ödenmesine, b-738,00 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine, 5-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/02/2024