Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/87 E. 2025/1293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/87
Karar No
2025/1293
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/87

KARAR NO : 2025/1293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/10/2022

ESAS NO : 2021/705

KARAR NO : 2022/965

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali

KARAR TARİHİ: 19/11/2025

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin 31.07.2021 tarihli genel kurul gündeminin 2. maddesinde yer aldığı halde denetim kurulu raporunun denetçilere okutturulmadığını, denetim kurulu üyesi ...’ın söz alarak kendisine makbuzların suretleri verilmediği için denetleme yapamadığını söyleyerek divana denetim raporu sunduğunu, ancak divan başkanlığı tarafından denetim kurulu raporu okutturulmadığı halde gündemin 4. maddesinde müzakereye açıldığını ve yönetim kurulunun 2017-2018-2019 ve 2020 yılları faaliyetlerinden dolayı ibrasına karar verildiğini, denetim kurulu raporu okunmadan yönetim kurulunun ibrasına karar verilmeyeceğini, esasen denetim kurulu raporunun sunulduğu ancak genel kurulda okutturulmadığını, raporda yönetim kurulunun icra takibi tehdidi ile haksız şekilde ortaklardan para topladığının, bu paraların nereye harcandığının belli olmadığının, belge ve makbuzların denetim kuruluna verilmediğinin, yönetim kurulunun ibra edilmemesi gerektiğinin açık bir şekilde belirtildiğini, usulsüz şekilde seçilmiş olan yönetim kurulunun yerine, kooperatifi olağanüstü genel kurula götürmek üzere mahkemece kayyum atanmasını, yönetim kurulunca yapılacak ferdileştirme, tapu tahsisi ve kentsel dönüşüme ilişkin işlemlerin dava sonuna kadar durdurulmasını, davalı kooperatifin 2017-2018-2019 ve 2020 yılı hesap dönemlerine ilişkin 31.07.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ve 24 yıldır sonuçlandırılmayan tasfiye kararının iptalini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 31.07.2021 tarihli genel kurul tutanağında sadece 7. ve 10. maddeye şerh düştüklerinden gündemin diğer maddelerinin iptalini istemeyeceklerini, davacıların kooperatif yönetimine husumetini anlayabilmek için taraflar arasındaki Yargıtay'da olan ceza dosyasının mahkemece celbine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların denetim raporuyla ilgili tüm iddialarının gerçek dışı ve Kooperatifler Kanununa aykırı olduğunu, davacıların rapor dedikleri bir sayfalık yazının denetim raporu niteliği taşımadığını, denetçi ...’ın bir sayfalık dilekçesinin denetim raporu olarak bakanlıkça kabul edilmediğini, genel kurul sırasındaki bakanlık temsilcisinin bu yazının rapor niteliğinde olmadığı hakkında da bilgi verdiğini, davacılardan ...'ın Uyapta Av. ... verdiği vekalet görülmediğinden, vekalet sunmadan işbu davanın açma hakları bulunmadığından ... açısından dava açma şartını gerçekleşmediğinden usulden, diğer davacıların dava dilekçesinde iptalini istedikleri maddelerle ilgili tutanağa şerh düşmediklerinden (sadece 7.ve 10. maddeye şerh düştüklerinden) 7. ve 10. madde dışındaki diğer maddeler için iptalini isteme hakları olmadığından, dava ön şartı gerçekleşmediğinden usul ve esastan, diğer davacıların) dava dilekçesinde iptalini istedikleri 7. ve 10. maddedeki kararların iptali talepleri kooperatifler kanunu, anasözleşme ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğundan esastan davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş bu davanın, davalı kooperatifin 31.07.2021 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında alınan tüm kararların ve 24 yıldır sonuçlandırılmayan tasfiye kararının iptali istemine ilişkin olduğu, dosyaya celp edilen Kooperatif kayıtları uyarınca davacıların davalı kooperatifin üyesi olduğu, üyelik hak ve sıfatına bağlı olarak genel kurul kararlarının iptali istemine dair huzurdaki davayı açma yetkisine sahip oldukları, davacılar, yönetim kurulunun seçim tarihinin üç yıl geçtiğini ve görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya davete yetkili bulunmadıklarını iddia ettiği, Kooperatifler Kanunun 98. Maddesi delaletiyle TTK m. 410/1 hükmü uyarınca görev süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya çağırabilecekleri açık şekilde düzenlenmiş olduğundan, dava konusu genel kurulun çağrı sürecine ilişkin olarak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, somut olayda davalı kooperatifin dava konusu genel kurulunda 86 üyeli yapı kooperatifi olduğu kayıt altına alındığı, ancak davacılar vekili, 11.06.2017 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında ortak sayısı 68 iken, dava konusu 31.07.2021 tarihli genel kurul toplantısında sayının 86’ya çıktığını, bir önceki hazirun listesinde yer almayan kişilerin yeni hazirun listesinde yer aldığını, kooperatif genel kurul kararı ile yeni üye kaydı kararı alınmadığı ve daire sayısı artmadığı halde bu yeni üyelerin usulsüz şekilde kooperatife kaydedilerek oylamalarda hile yapıldığını iddia ettiği, dava dosyasında mevcut 2017 yılında yapılan genel kurula ilişkin belgeler incelendiğinde, 2017 yılında yapılan genel kurulda kooperatifin 68 ortaklı olduğunun ifade edildiği anlaşıldığı, ancak 2017 yılında yapılan bu genel kuruldan sonra yapılan ilk genel kurul huzurdaki davaya konu edilen genel kurul olup, bu genel kurulda kooperatifin 86 ortaklı olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla dava konusu genel kurulda, kooperatifin ortak sayısı 68 iken, herhangi bir genel kurul kararı bulunmaksızın ortak sayısının 86 olarak gösterildiği görülmekle, ortak sayısının 18 artırıldığı, Genel kurul toplantı tutanağında toplantıya 67 ortağın katıldığı belirtilmekte olup, sonradan eklenen bu 18 ortak hiç bulunmasaydı genel kurul toplantı yeter sayısı Sağlanabileceğini, yine genel kurul kararları hakkında tutanağa geçirilen olumlu ve olumsuz oy sayıları dikkate alındığında 18 ortağın tamamının olumlu oy verdiği ihtimalde dahi bu olumlu oylar dikkate alınmaksızın değerlendirme yapıldığında yine olumlu oyların olumsuz oylardan fazla olduğu, şu halde genel kurula yetkisiz katılan bu kimselerin genel kurul kararlarının nisaplarına ilişkin etki yaratmadığı, Yani genel kurula yetkisiz katılan ve oy kullanan bu kimselerin mevcudiyeti, alınan kararların yokluğuna neden olmadığı, bu yöndeki davacıların yokluk ile tüm kararların hükümsüzlük taleplerinin yerinde görülmediği, söz konusu hukuka aykırılık KoopK m. 53/1-1 hükmü gereği kooperatif ortaklarına iptal davası açma hakkı tanımakta olup, iptal için öngörülen toplantıya katılıp olumsuz oy kullanma ve karara muhalefet şerhi düşme şartı aranmayacağı, davacılar genel kurulda alınan 2, 4, 5 ve 9 nolu kararların batıl ve yok hükmünde olduğunu iddia ettiği, Bu iddiaya dayanak olarak ise denetim raporunun genel kurulda okunmaması ve kooperatif yönetimine ilişkin faaliyetlerin denetime elverişli olarak denetim kuruluna sunulmaması gösterildiği, gündemin 2. maddesi kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmadığı, bu nedenle davacıların bu maddeye ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, davaya konu gündemin 4. maddesi ise, kooperatif yönetim kurulunun 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait faaliyet raporları ile aynı yıllara ait bilanço ve gelir-gider raporlarının onaylanmasına ilişkin olduğu, ibraya ilişkin kısımda denetim kurulunun rapor sunmadığı açık şekilde belirtildiği, hakkında denetim raporu sunulmayan finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporunun onaylanmasına dair genel kurulda alınan 4 nolu karar ile ibraya ilişkin 5 nolu kararın emredici hükümlere aykırı olması nedeniyle batıl olduğu takdir ve sonucuna varıldığı, gündemin 9. maddesi ise davalı kooperatifin yönetim ve tasfiye kurulu ile denetim kurulu üyeliklerinin seçimine ilişkin olduğu, söz konusu seçimde yukarıda belirtilen nisaplara uyulduğu, bu kişilerin seçimine dair alınan genel kurul kararının butlanını gerektirir hukuka aykırılığın bulunmadığı, davada iptali talep edilen kararların alındığı genel kurul toplantı tarihi 31/07/2021, dava tarihi ise 31.08.2021 olup, iş bu dava bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacıların 1163 sayılı Koperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca iptal davası açmak için gerekli olan şekli koşulları yerine getirdiği, bu açıklamalar ışığında dava konusu 3, 6, 7, 8, 9 ve 10 no'lu kararlara ilişkin kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyiniyet esaslarına aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede; Davaya konu edilen genel kurul tutanağının 3 nolu gündem maddesine ilişkin olarak herhangi bir karar alınmadığı ve herhangi bir değerlendirme yapılmadığı aynı şekilde gündemin 8. maddesi incelendiğinde de, tasfiye süreci ile ilgili bilgi verildiği, bu kapsamda da herhangi bir karar alınmadığı, dolayısıyla 3 ve 8 nolu gündem maddesine ilişkin olarak ortada alınmış bir karar bulunmadığından, davacıların bu maddelere ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, dava konusu 6 nolu gündem maddesi çerçevesinde, kooperatif yönetim kurulu tarafından hazırlanmış olan bütçenin onaylanması, 01.08.2021 tarihinden itibaren ödenmesi öngörülen aidat tutarının belirlenmesi, aidat borcunun ödenmemesi halinde uygulanacak faiz oranının tespiti ve son olarak hazırlanmış olan bütçede yönetim kuruluna bazı hususlarda değişiklik yapma yetkisi verilmesine ilişkin ayrı ayrı kararlar alındığı, mahkememizce bu husus kooperatif mali kayıtlarının teknik bilirkişiler eliyle incelenmesini gerektirdiğinden, bu hususta gerekli incelemeler yapılmış ve hazırlanan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alındığı, buna göre yönetim kurulu tarafından hazırlanan ve genel kurulda onaylanan bütçenin temelinde esasen, denetimden geçmemiş ve tutarsızlıklar içeren finansal tablolar ile yıllık faaliyet raporları yer aldığı tespit edildiği, usulüne uygun denetimden geçmeyen ve hakkında denetim raporu hazırlanmayan finansal tablolara ve yıllık faaliyet raporlarına dayanılarak hazırlanan bütçenin, bütçe kapsamında aidat tutarının belirlenmesine ilişkin alınan kararın ve son olarak yönetim kuruluna bütçede yer alan fasıllar arasında değişiklik yapılması konusunda verilen yetkiye ilişkin kararlar hukuka aykırı temele dayandığından iptal edilebilir nitelikte olduğu kabul edilerek, dava konusu 6 nolu kararın iptali gerektiği, dava konusu 7 nolu gündem maddesi çerçevesinde kooperatifin geçmiş dönemde bazı yıllarda genel kurul toplantısı yapılmadığından, bu dönemlere ilişkin olarak aidat ödemesi yönünde karar alındığı, ortakların ödemekle yükümlü oldukları aidat, ortakların menfaatlerinin korunabilmesi amacıyla kooperatiflerin genel giderlerinin karşılanması amacıyla üstlenilen bir yükümlülük olduğu, Genel kurulun bir sebeple toplanamaması halinde, en son genel kurulda belirlenen aidat tutarının devam eden yılda da geçerli olarak talep edilmesinin ortakların menfaatine olduğu, dolayısıyla bu hususta herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına kanaat getirilerek, davacıların bu maddeye ilişkin iptal taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, kooperatife denetçi olarak seçilen kişiler önceki denetçilerden ve yönetim kurulu üyelerinden farklı kişiler olduğu, önceki dönemde yönetici ya da denetçi olan kişilerin faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılsa dahi söz konusu hukuka aykırı işlemler ile yeni seçilen denetçiler arasında herhangi bir bağ bulunmadığından, bu kişilerin seçimine dair alınan genel kurul kararı hukuka aykırı olmadığından davacıların bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olarak ise; yönetim kurulu üyesi olarak seçilen üç üyeden ikisi (... ve ...) halihazırda yönetim kurulu üyesi iken yeniden üye olarak seçilmişlerdir. Şu halde, finansal tabloların ve yönetim kurulu faaliyet raporlarının onaylanması ile ibra kararlarının iptal edilebilir olmasının yönetim kurulu üyelerinin seçimini etkileyip etkilemediğinin incelenmesi gerektiği, mevcut yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilebilmesi için finansal tabloların onaylanması ve hatta yeniden seçilecek üyelerin ibra edilmeleri şart olmadığı, bu hususta kanunen herhangi bir sınırlama bulunmamakla birlikte, bunun tek sınırını dürüstlük kuralı oluşturduğu, davalı kooperatifin finansal verileri üzerinde yapılan mali incelemeler neticesinde yönetim kurulu tarafından hazırlanan faaliyet raporu ile kooperatifin ticari kayıtları arasında uyumsuzluklar bulunduğu tespit edildiği, bu uyumsuzluğa neden olan yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi dürüstlük kuralına aykırı olduğu. Bu nedenle yönetim kurulu üyerinin seçimine ilişkin kararının iptaline karar vermek gerektiği, varılan bu sonuçla paralel olarak, bu yönetime “Kooperatif ve ortaklarının ferdileştirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarına taahhüt verilmesi, Vergi Daireleri, Tapu Müdürlükleri… yapılması konularında” yetki verilmesine dair 10 nolu genel kurul kararının da dürüstlük kuralına aykırılıktan iptaline karar vermek gerektiği, davalı kooperatifin genel kurula çağrı için davacıların izin talebine ilişkin yapılan incelemede; somut olayda genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulunun, seçim kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesine kadar görevi başında olduğu, dolayısıyla TTK'nun 410/2 fıkrası uyarınca yönetim kurulunun toplanamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı ve davacılar tarafından yeni genel kurul yapımı konusunda TTK'nun 412. maddesi uyarınca öngörülen prosedürün de işletilmemesi nedeniyle şartları oluşmadığından bu talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABUL ile; Davalı kooperatifin 31.07.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 nolu gündem maddelerinin batıl olduğunun TESPİTİNE, Dava konusu genel kurulda alınan 6-9 ve 10 nolu gündem maddelerinin ise İPTALİNE, Davacıların genel kurul kararlarının iptaline ilişkin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, Davacıların davalı ... genel kurula çağrı için izin verilmesi talebinin TTK'nun 410 ve 412. maddeleri uyarınca aranan şartların oluşmaması nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; genel kurul tutanağında 2011 yılından itibaren yazılı olan aidat rakamlarının doğru olmadığını, Genel Kurul Kararına göre 2010 yılından itibaren ödenmesi gereken aidatlar 2021 yılı hariç 8.280,00 TL olarak belirtilmiş ise de, gerçekte 3.345,33 TL olduğunu, mahkemece bu konuda ek bilirkişi raporu alınarak ona göre karar verilmesi gerektiğini, genel kurul kararına dayanmayan ödemelerin ortaklardan talep edilemeyeceğini, 2016, 2018,2019 ve 2020 yıllarında aidat toplanması ile ilgili herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığını, üstelik kararda hangi ortakların ne kadar ödeme yapması gerektiğinin de somut olarak belirtilmediğini, bu da belirsizlik nedeniyle de mükerrer ödeme taleplerinin yolunun açıldığını, geçmiş dönemde genel kurul kararı olmadan toplanan aidatlarından kimin ne kadar ödeyip, kimin ne kadar ödemediğine dair bir borç çizelgesinin genel kurul tutanağına eklenmesi gerektiğini, bu aidatlara faiz işlenemeyeceğinin kooperatifin faizli olarak talep bulunmasının kararın yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu gösterdiğini, belirterek, 31.07.2022 tarihli genel kurulda gündemin 7 maddesinde alınan kararla ilgili olarak davanın kısmen reddine dair kararın kaldırılmasına ve bu madde yönünden de davanın kabulünü talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunma ve beyanlarını tekrar etmekle, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde, davacılar vekilince davacıların her biri tarafından genel kurul kararının butlanı ve iptali istenildiği halde dava açılırken tek başvuru harcı ile maktu harç yatırıldığı, diğer davacı için harç yatırıldığına dair dosyada delil ya da belgeye rastlanamadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2012 tarih 2011/4841 Esas 2012/2972 Karar, 14/11/2019 tarih 2016/7539 Esas 2019/4737 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği gibi genel kurul kararı aleyhine açılan her bir davanın birbirinden bağımsız olduğu, davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı, her bir davacının dava dilekçesinin ayrı ayrı harçlandırılması gerektiği ifade edilmiştir.Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağı gözetilerek mahkemece; dava konusu edildiği halde harcı yatırılmayan diğer davacılar için de harcı tamamlamak üzere davacılar vekiline Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca süre verilerek, re'sen eksik harcın tamamlatılması, harç tamamlanmadığında harcı yatırılmayan davacılar ile ilgili dava dosyasının tefriki ile işlemden kaldırılması, yenilenmemesi halinde bu talebe yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harcın ikmal edilmesi halinde; her bir davacı için oluşacak uygun sonuç dairesinde ihracın iptali istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, harcı yatırılmayan diğer davacılar hakkında yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.Ayrıca Taraf ehliyeti davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetinin, medeni usul hukukunda büründüğü şeklidir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanuna göre belirlenir.( HMK m.50; MK m.8, m.48) buna göre hak ehliyetine sahip olan her gerçek (MK m.8) ve tüzel (MK m.48) kişi davada taraf (olabilme) ehliyetine de sahiptir (m.50) (Prof.Dr Baki kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı , Yetkin Yayınları Cilt I, s:296 )Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava açıldıktan sonra yani yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti MK 28 maddesi uyarınca son bulur. Bu nedenle onun adına da davaya devam edilebilmesine imkan yoktur. Yalnız mirasçıları ilgilendiren mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar mirasbırakanın ölümüyle konusuz kalmaz, bu davalara mirasçılar tarafından devam edilir .Taraflardan birinin ölümü üzerine miraçların mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunda belirlenen süreler (MK m. 605 vd) geçinceye kadar davanın ertelenmesi gerekmektedir. Mirasın reddi süresinin MK m. 606-607 uyarınca geçmesinden sonra ölen tarafın bütün mirasçıları duruşmaya çağrılmalı, miraçların duruşmaya gelmesi veya yeni bir vekili göndermesi halinde davaya devam edilmeli, ölen tarafın mirasçılarının bazısının duruşmaya gelmemesi durumunda ise gelmeyen mirasçı/mirasçılar davaya katılması, olmazsa MK 640/3 maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci atanmasını sağlamak üzere gelen mirasçıları mahkemece bir süre verilmesi gerekmektedir. Miras ortaklığına bir temsilci atanınca, miras ortaklığında, miras ortaklığı temsilcisi davaya devam eder. Bu haliyle ölen tarafın miraçları, davayı mecburi dava arkadaşlığı olarak hep birlikte takip ederler. Davaya konu uyuşmazlıkta ise; Uyap sisteminden alınan nüfus kayıt örneğinde, davacılardan ...'ın 13.01.2025 tarihli ölüm kaydı bulunduğu anlaşıldığından davalının yargılama aşamasında vefatı nedeniyle yukarıda belirtilen bilgiler ışığında taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle harç eksikliği konusunda işlem yapmadan davaya devam edip delilleri esastan değerlendiren ilk derece mahkemesi kararı hatalı olduğundan davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince esası incelemeden kararın kaldırılmasına, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜ ile, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarihli 2021/705 E. 2022/965 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Taraflarca yatırılan istinaf başvurma harçlarının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının istemi halinde ilgili tarafa iadesine,4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/87, K. 2025/1293, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-87-e-2025-1293-k-026dcbbc789a