Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/661 E. 2025/875 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/661
Karar No
2025/875
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/661 - 2025/875 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/661 KARAR NO : 2025/875 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/01/2023 NUMARASI : 2022/244 E. - 2023/16 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2023 Tarih ve 2022/244 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkiline ait www.....com web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, müvekkilinin “...” ve “...”lı markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, “...” ve “...”lı markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, aynı zamanda müvekkilinin markasının T/02598 sayı ile tanınmış marka statüsüne de alındığını, dava konusu edilen markanın müvekkilinin bu tescilli/tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, zira markalarda geçen kelime öbeklerinin “sözcük + ...” şeklindeki tertibinin birebir aynı olduğunu, dava konusu edilen markanın tüketiciler tarafından müvekkilinin seri ve tanınmış “...”lı markalarının bir devamı şeklinde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, bu bağlamda dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin bu marka altında ekolojik, doğal ürünlerin satışının yapıldığı mesajını vermekle ortalama tüketici tarafından müvekkilinin başta “...” markası olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile yarattığı marka ailesine eklenmiş yeni bir marka olarak algılanacağını ve müvekkilinin tüketicilerinin “... ... ürünleri satışa sunduğu” zannına kapılmalarına sebep olacağını, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamından 35. Sınıfa giren satış hizmetleri mutlak ret nedenleri kapsamında diğer davalı tarafından resen çıkartılmış ise de, davalı firmanın markasını tescilli olmadığı hizmetler açısından fiilen kullanılmaya devam ettiğini, buna karşılık davacının tescilli markalarının kapsamına birebir aynı hizmetlerin girdiğini, nitekim huzurdaki dava dışı uyuşmazlıklarda “sözcük + ...” tertibindeki kelime öbeklerinden oluşmuş markaların tesciline davacının dosyaladığı itirazların kabul edildiğini, bu benzerlikler ve müvekkilinin markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak müvekkilinin markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının bu markayı kendisine seçerken kötüniyetli olduğunu ve davacı ile haksız rekabet yapma saikini taşıdığını ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-3429 sayılı kararının iptalini ve 2020/86411 sayılı marka başvurusunun tescile uygun olmadığının tespitini ve işlemden kaldırılmasını veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, zira davalının markasının genel kompozisyonun markaların görünümlerini farklı kılmaya yettiğini, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin bulunmasından hareketle markaların benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, zira bu ibarenin davacı tarafından yaratılmış/fantezi bir ibare olmadığını, tüketicilerin dava konusu edilen markadaki kelime öbeğini yapay parçalara bölerek içinden sadece "..." ibaresini seçip, ön plana çıkartmasının makul ve beklenebilir olmadığını, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, ayrıca davacının SMK m. 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetle ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı yanıt vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2016 70644, 2018 121549, 2018 121553, 2018 93414, 2018 88057 ve 2014 105661 sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel kompozisyonları itibariyle benzer olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan tüm hizmetler açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu markanın kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç seviyesinin, söz konusu emtiayı satın alırken yüksek olduğu, buna rağmen davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden, karşılaştırılan markalar arasında, iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, dava konusu edilen markanın, kapsamında kalan hizmetler açısından tesciline engeli/hükmüne etkisi olacağı, davalının kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-3429 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştığını, dava konusu " ... ... şekil " ibareli marka başvurusunu bir bütün olarak ele almak gerektiğini, somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamına göre, davalı şirketin, "..." ibaresinin, 35. sınıf hizmetlerde marka olarak tescili için başvuruda bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın kararıyla reddedildiği, bu karara yönelik iş bu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın YİDK iptaline ilişkin dava yönünden, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5. maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötüniyetli olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerinin ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markaları ise "... ..." markası hariç "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı anlaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, somut uyuşmazlık için esas alınabilecek nitelikteki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında da, "getatburada.com" ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır. Her ne kadar davacı vekili müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraf markaları benzer bulunmadığından, davacı vekilini bu itirazının tartışılması sonuca etkili bulunmamıştır. Diğer yandan davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötüniyetin tespiti için yeterli olmadığı, dolayısıyla dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetli veya haksız rekabet saikiyle yapıldığının ispat olunamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca YİDK kararının iptali talepli dava yönünden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, bağımsız bir dava olan marka hükümsüzlüğü davası yönünden taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmadığından, Dairemizce hükümsüzlük davası yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve YİDK kararının iptali davası yönünden oluşan hukuki sonuç, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıtılmamış ve bu dava yönünden ilk derece mahkemesi kararı gibi yeniden hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/01/2023 gün ve 2022/244 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK'nın 2022/M-3429 sayılı kararının iptali istemine yönelik davanın REDDİNE, 3-Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından yatırılan 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve 104,00.TL posta masrafından oluşan 596,00.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 8-Davalı Şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/661, K. 2025/875, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-661-e-2025-875-k-25d208b68fc4