Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2023/600 E. 2025/1649 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/600
Karar No
2025/1649
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A RI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/12/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 19.06.2020 başlangıç tarihli bir yıl süreli kobi paket sigorta sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin iş yerinde sigorta sözleşme süresi içinde hırsızlık olayı olduğunu ve 3 adet lokum kesme makinesinin çalındığını, faturalı olan bu malın bedelinin ödenmesi için sigorta şirketine başvurulduğunu sigorta şirketinin ise olayın meydana geliş şekli ile hasar beyanı arasında çelişki olduğu gerekçesiyle teminat bedelini ödemediğini, müvekkilinin iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerini aldığını bu sebeple teminat şartlarını sağladığını belirtmiş makine bedellerinin kendilerine verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; kendilerine yapılan hasar başvurusu sonrası bir ekspertiz firmasından hizmet alındığını, buna göre düzenlenen raporda hırsızlık hadisesinin oluştuğuna dair net bir kanaatin oluşmadığının ortaya çıktığını, bu eksper raporuna göre olayın sigorta şirketinden para almak için kurgulanmış bir durum olduğunun anlaşıldığını belirtmiş davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Eldeki dava sigorta sözleşmesi kapsamında teminat bedelinin ödenmesi talebidir. Davacı vekili sigorta sözleşmesi devam ederken rizikonun gerçekleşmesine rağmen teminat bedelinin ödenmediğini öne sürmüş davalı ise sunulan belge ve beyanlara göre hasar bildiriminin sigortadan para almak için uydurulduğu bu sebeple teminatın ödenmesi talebinin yerinde olmadığını iddia etmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş ve geçerli bir sigorta sözleşmesi olduğu, yaşandığı öne sürülen riziko hadisesinin de bu sözleşme süresi içine denk geldiğinde uyuşmazlık yoktur. Sorun rizikonun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, zararın ispat edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmesinde sigortalının temel yükümlülükleri prim ödemek, sigorta konusu hakkında doğru beyanda bulunmak, rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın artmasını önlemek ve sigortacıya bildirimde bulunmaktır. Sigortacı ise sigortalıyı aydınlatma, rizikoyu taşıma ve tazminat ödeme yükümlülüğü altındadır. Buna göre sözleşmede teminat altına alınmış riziko gerçekleştiğinde belirlenen teminat kapsamında sigortalının zararı karşılanacaktır. Bu kapsamda riziko mahallinin sigorta sözleşmesine uygun olduğu, gerekli önlemlerin alındığı ve zararın doğduğunu ispat yükü sigortalıdadır. Rizikonun beyan edildiği şekliyle gerçekleşmediği, zararın mevcut olmadığı, poliçeye aykırı davranıldığı veya aşkın sigorta bulunduğu gibi sigortacının yükümlülüğünü azaltan veya ortadan kaldıran hususların ispat yükümlülüğü ise sigortacı üzerindedir. Bu kapsamda somut olay incelendiğinde iş yerinin demir korkuluk ve asma kilit ile güvenlik altına alındığı, alarm sisteminin bulunduğu, sigorta primlerinin ödendiği anlaşılmakla sigortalının üzerine düşen bu edimleri yerine getirdiği görülmektedir. Ancak, davacı sigortalının beyan yükümlülüğünü doğru yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Olaya ilişkin araştırma raporu incelendiğinde meskun bir site içerisinde asma bir kilidin amaca uygun olmayacak şekilde yan kısımda vurularak kırılmış olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira yapılan bu işlemin demir korkuluk/kafes de göz önüne alındığında etraftan rahatlıkla duyulabileceği açıktır. Diğer taraftan asma bir kilidin açılması için makul olan onu ezmek değil kilit kısmının aksi yönünde yani yukarıdan aşağı doğru bir kuvvet uygulayarak asma kilidi gövdesinden ayırmaktır. Buna göre olayın oluş şekli hayatın olağan akışına uygun değildir. Diğer yandan davacı bir mal sigortası yaptırmamış, iş yeri paket sigortası yaptırmıştır. Bu sebeple çalındığı iddia olunan malın orada olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacı her ne kadar bu mallara ilişkin fatura sunmuş ise de sunulan faturaların düzenleyeninin davacının yakın akrabası olması, emtianın herhangi bir kargocu/taşıyıcı kullanılmadan iş yerine getirilmiş olması, yine alınan raporlarda da belirtildiği şekilde ilgili makinelerin belirtilen kutulara ve binek bir araca sığmasının mümkün olmaması, ihraç edileceği iddia edilen bir makineye ilişkin herhangi bir teknik projenin olmaması, sözleşmenin hiç bir teknik detay içermemesi göz önüne alındığında malın bu haliyle iş yerinde mevcut olduğu ve rizikoya uğradığının kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca belirtilen şekliyle bu makineler hakkında düzenlenen sigorta poliçesinin malın değerleri göz önüne alındığında aşkın sigortaya vücut verdiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 1463.maddesinin ilk fıkrasında aşkın sigorta düzenlenmiş bu hükme göre aşkın kısmın geçersiz olduğu belirtilmiştir. İkinci fıkrada ise kötü niyetli aşkın sigorta düzenlenmiştir. Buna göre mali çıkar sağlamak amacıyla kötü niyetle yapılan aşkın sigorta sözleşmesi geçersizdir. İlk fıkradan farklı olarak burada sözleşmenin kısmen dahi olsa ayakta tutulması mümkün değildir. Somut olay incelendiğinde yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında davacının mevcut olmayan, kendi iştigal alanına girmeyen bir emtiayı kapsar şekilde ve işletme başlangıcından beri ilk kez ve yüksek tutarda düzenlediği sigorta sözleşmesinin TTK 1463/2.maddesi gereği kötüniyetli aşkın sigorta olduğu ve sözleşmenin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Bu sebeple davalı sigorta şirketinin teminat ödemesinin reddine dair işlemin yerinde olduğu, davacının davasında haksız olduğu kanaatine varılmış ve davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2020 yılında Ukraynalı iş insanları ile elektronik fitilli lokum kesme makineleri üretimi hususunda anlaştığını, bu makinelerin piyasadaki klasik makinelerden farklı ve özel yapım olduğunu, makinelerin projelerinin mahkemeye sunulduğunu ve bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, tüm fatura ve banka dekontlarının dosyada bulunduğunu, müvekkilin bu makinelerin iş yerinden çalınması nedeniyle maddi kayıp yaşadığını ve üreticiye ödemenin bir kısmını yapamadığını, ticari defterlerin incelendiğini ve usulüne uygun olduğunun tespit edildiğini, makinelerin sevkinin müvekkil tarafından bizzat yapıldığını, çalınma olayının hemen kolluğa bildirildiğini, ancak emniyet ve savcılığın delil bulamadığını, davalı tarafından sunulan araştırma raporunun taraflı ve gerçeklikten uzak olduğunu, rapordaki kilitlerin kırılması ve gürültü iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sigortalı davacının rizikonun meydana geldiğini ve zararı ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkilin tüm bilgi ve belgelerle zararı ispatladığını, ispat yükünün davalıda olmasına rağmen mahkemenin aksi yönde hüküm kurmasının yasalara aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarının bu durumu desteklediğini, sigorta poliçesinin iş yeri emtiasını kapsadığını, müvekkilin iyi niyetle sigorta yaptırdığını, sigorta bedellerinin faturalarla ve ödeme dekontlarıyla ispatlandığını, aşkın sigorta iddiasının somut delillere dayanmadığını, müvekkilin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve somut delillere dayanılmaksızın kurulan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, Kobi Paket Sigorta Sözleşmesi Poliçesi kapsamında sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamına göre davacıya ait ... Mahallesi ... Caddesi ... Apartmanı ... Muratpaşa / ANTALYA adresinde bulunan iş yeri 15/03/2021 - 25/03/2021 tarihleri arasında toplam 400.000 TL limitli olmak üzere davalı Sigorta şirketi tarafından Kobi Paket Sigorta Sözleşmesi Poliçesi ile sigortalandığı, hasara konu hırsızlık riskinin de teminat altına alındığı, davacı iş yerinde hırsızlık meydana geldiğinden bahisle hasarın tazmini için işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında özetle; sigortalanan iş yerinde asgari güvenlik önlemlerine göre demir parmaklıklar korunaklı bahçe kontrolü giriş çıkış yönünden poliçenin uygun olduğu, TTK ve VUK hükümleri çerçevesinde tutmakla yükümlü olduğu her türlü ticari defter ve mali kayıtlar ile şirket giriş çıkış kayıtlarının, stok kayıtlarının, KDV beyannamelerinin belgelenmesi ve birbiri ile esas olması gerektiği, bu belgelerin birbiri ile uyumlu olmadığını ve olayın meydana geliş şekli, hasar beyanı ve ibraz edilen belgeler arasında uyumsuzluk ve çelişkiler olduğunun görüldüğünü, yapılan ekspertiz incelemesinde yaklaşık 80.000 TL'lik emtianın olduğunu ancak poliçede 400.000 TL'lik emtia varmış gibi teminat altına alındığı, davacı şirketin 2015'ten beri faaliyet göstermesine rağmen 2020 yılına kadar hiç sigorta yaptırmadığını, 2020 de ilk defa sigorta yaptırıldığı ve hasar oluştuğu, kırılan asma kilitlerin incelenmesinde asma kilitlerin yere vurularak kırıldığının anlaşıldığının belirtildiği görülmüştür. Sigorta poliçesi kapsamında zararın tazminini isteyen sigortalı davacı, rizikonun gerçekleştiğini ve zararın miktarını, davalı sigortalı ise zararın teminat dışı kaldığını ispatla mükelleftir. TTK'nun 1429. maddesine göre sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermeyeceği düzenlenmiştir. Davacı şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelenmesinde; hasarlandığı belirtilen makinelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davacının makineleri satın aldığını belirttiği üçüncü kişi tarafından düzenlenen fatura ile projelerin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Davacı tarafından davaya konu ettiği riziko nedeniyle şikayette bulunduğu ve olay ile ilgili Antalya C. Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının bulunduğu, Mahkemece soruşturma dosyasının 27/07/2021 tarihli müzekkere ile Antalya C. Başsavcılığı'ndan incelenmek üzere istenildiği ancak UYAP üzerinden yapılan incelemede soruşturma dosyasının gönderilmemiş olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre mahkemece yapılacak iş; davacı yanın şikayeti üzerine başlatılan soruşturma dosyasının celp olunarak, bu soruşturma kapsamında dava açılıp açılmadığı araştırılarak, davacı yanın rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılması, sonucuna göre gerekli görülmesi halinde davacı tarafın bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla konusunda uzman yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olunacak sonuca göre ve davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna varılması halinde mahkemenin kabulüne göre aşkın sigorta bulunduğunun tespiti halinde de dava hemen ret olunmayarak 6102 Sayılı TTK'nun 1463.maddesindeki yasal düzenleme doğrultusunda inceleme yapılarak karar vermekten ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.31/12/2025 ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/600, K. 2025/1649, T. 31.12.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-11-hukuk-dairesi-2023-600-e-2025-1649-k-f9038003cb05