Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/574 E. 2024/322 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/574
- Karar No
- 2024/322
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1217 KARAR NO : 2024/1807 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2024 NUMARASI : 2023/574 E. 2024/322 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 23.10.2024 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2024 tarih 2023/574 E. 2024/322 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, İzmir İli, Bornova İlçesi'nde 07/08/2015 tarihinde meydana gelen çift taraflı, yaralamalı ve ölümlü trafik kazası neticesinde, davacı ...'in oğlu olan ...'in hayatını kaybettiğini, meydana gelen kazanın oluşumunda müteveffa ...'in asli ve tam kusurlu olduğunun yapılan ceza yargılaması sonucunda tespit edildiğini, müteveffa ...'in sevk ve idaresinde olan ... plaka numaralı aracın kaza tarihinde .... Sigorta Şirketi'nden ZMMS kapsamında sigorta ile poliçe altına alınması sebebiyle davalı kurumun işbu durumda yasal olarak sorumluluğu doğduğunu, meydana gelen kaza neticesinde İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/381 E. - 2017/661 K. Sayılı dosyası kapsamında yapılan ceza yargılama neticesinde aldırılan kusur durumuna ilişkin olan raporlar neticesinde, müteveffa ...'in tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yargılamaya konu olan kazanın 07/08/2015 tarihinde meydana geldiği göz önünde bulundurulduğunda müteveffanın vefatı nedeniyle kazanın oluşumda tam ve asli kusurlu olsa dahi annesi olan davacının destekten yoksun kalma tazminatı hak edişinin olduğunu, işbu nedenle davalı sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun doğmasına yol açtığını, destekten yoksun kalma tazminatı için ilk olarak davalı ... Sigorta Şirketi'ne başvuruda bulunulduğu, işbu başvuru neticesinde hasar dosyası oluşturulduğunu ancak davacıya hasar dosyası kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığını, tazminat taleplerinin reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile meydana gelen kaza nedeniyle, davacı ... adına 20.000,00- TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta Şirketi'nden maddi tazminat yönünden poliçe sınırları ile sorumlu tutulması ve işlemesi muhtemel olan faiz ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22.03.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, bilirkişi raporunda davacının hak edişinin 889.983,26-TL olarak tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin teminat limitindeki sorumluluğunun 290.000,00 TL olduğunu belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı alacağını 290.000,00 TL'ye çıkartmıştır. CEVAP : Davalı vekili, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 31/10/2014 - 31/10/2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin kişi başına 290.000 TL olup, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, davacının huzurdaki davayı kısmi dava şeklinde ikame ettiğini, dava türünün değiştirilmesinin mümkün olmayıp bu husus gözetilerek yargılama yapılması gerektiğini, miras bırakan sürücünün kazaya kusuru ile sebebiyet verdiğinden dolayı, davacının ZMSS poliçe teminatından yararlanabilmesinin söz konusu olmadığını, davacının desteğinin dava konusu zararlara tam kusuru ile sebebiyet verdiği nazara alındığında, davacıların, TBK md.52 (EBK md.44) ve KTK md.86/2 düzenlemeleri karşısında hiçbir maddi ve hukuki sebebe dayalı olarak trafik sigortacısının davalı şirkete taleplerini yöneltemeyeceğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun bilirkişi aracılığıyla tespitini talep ettiklerini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, hesaplama yapılması halinde, 19.06.2021 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklik ile kaza tarihinde yürürlükte olan genel şartlar doğrultusunda tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz gözetilerek yapılmasını, müteveffanın nüfus kayıt örneği bulunmamakla beraber destekten yoksun kalma tazminatına başvuranların müteveffa ile aralarındaki yakınlık durumu ve destek ölçüsünün tespiti açısından dosyaya sunulması gerektiğini, müteveffanın ”destek” olduğunun ispatlanması gerektiğini, davalı şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediği ve temerrüde düşmediğini savunarak davalı şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 07/08/2015 tarihinde dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı araç ile dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı araçlar arasında meydana gelen çift taraflı, yaralamalı ve vefatlı trafik kazasından kaynaklı kamu davasının görüldüğü, İzmir 17. ASCM'nin 2016/381 Esas ve 2017/661 Karar sayılı ilamı ile ...'ın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bahse konu kazanın oluşumunda her ne kadar mevcut dava dosyası üzerinden kusura ilişkin rapor alınmamış ise de, ceza dosyası arasına kazandırılan rapor ile dosya konusu kapsamında kazandırılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde bu kazanın oluşumunda dava dışı ...'ın tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacının ise ...'ın annesi olduğu anlaşılmakla birlikte davalı sigortanın da ... tarafından sevk ve idare edilen aracın kaza tarihini kapsar biçimde ZMMS sigortacısı olduğu, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde davalının ...'ın kusuru ile verdiği zarardan sorumlu olduğu, ...'ın da bu kazada tam kusurlu olduğu anlaşılmakla davalı yanın sorumluluğunun olmadığına yönelik savunmasına itibar edilmediği, ayrıca somut olayda müteveffanın kask olmadan motosiklet kullandığı kanaatine varılmakla birlikte olayın meydana gelme şekli göz önüne alındığında kask olsa da yine de vefat olayının gerçekleşebileceği kabul edilerek %20 oranında indirim yapılmasına gerek olmadığı göz önüne alındığında davacının müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, davacının bu kazadan kaynaklı 889.983,26 TL tutarında DYK talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu, kaza tarihi itibariyle davalı yanın sorumluluk limitinin konu tazminat talebi bakımından 290.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve davacının da bu tutar üzerinden talepte bulunduğu, davalı sigortanın kendisine yapılan başvuruya dair süreye 8 iş günü eklenmekle talep konusu DYK tazminatı tutarından 29/12/2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü ve neticede davalının bu kaza sebebiyle hükme esas alınan aktüer raporundan da anlaşılacağı üzere uğramış olduğu DYK tazminatına ilişkin atfedilen sorumluluk limiti kapsamında 290.000,00 TL'lik kısmından yasal faiz ile birlikte sorumlu gerekçesiyle davanın kabulü ile; konu trafik kazasından kaynaklı 290.000,00 TL DYK tazminatının davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 29/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurul'unun yeni içtihadına göre; sürücünün kendi kusuruyla sebep olduğu kazada üçüncü kişilerce destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceğinin kabul edildiğini, miras bırakan sürücünün kazaya kusuru ile sebebiyet verdiğinden dolayı, davacının ZMSS poliçe teminatından yararlanabilmesinin söz konusu olmadığını, zorunlu mali mesuliyet sigortasının, araç işleticisinin, üçüncü kişilere ödemek zorunda kalacağı maddi tazminattan dolayı mal varlığında meydana gelecek eksilmeyi güvence altına alan bir sigorta türü olduğunu, KTK. 90. maddesinin, maddi tazminatın biçimi ve kapsamı konusunda Borçlar Kanununun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığını, sorumluluğun tayini noktasında TBK.51-52 maddesinin de dikkate alınması gerektiğini, KTK md. 86/1 fıkrasının, zarar görenin kusuru nedeniyle işletenin sorumluluktan kurtulması bakımından, TBK m.51-52’ye (EBK Md.44) paralel bir düzenlenme içerdiğini, somut olayda, davacının desteğinin dava konusu zararlara tam kusuru ile sebebiyet verdiği nazara alındığında, davacıların, TBK md.52 (EBK md.44) ve KTK md.86/2 düzenlemeleri karşısında hiçbir maddi ve hukuki sebebe dayalı olarak trafik sigortacısı olan davalı şirkete taleplerini yöneltemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, hesaplama yapılması halinde tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz gözetilerek yapılmasını talep ettiklerini, müteveffanın nüfus kaydının bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatına başvuranların müteveffa ile aralarındaki yakınlık durumu ve destek ölçüsünün tespiti açısından dosyaya sunulması gerektiğini, müteveffanın destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, kaldı ki söz konusu dosyada garame hesabı yapılmadığını, SGK tarafından davacıya ödenen ve/veya ödenecek rücuya tabi ödemelerin tespiti ile işbu bedelin hesaplanacak tazminat bedelinden mahsup edilmesi gerekirken bu hususta araştırma yapılmadığını, ayrıca davacının kazadan sonra fiilen çalışıp çalışmadığı, çalışmaya başladığı tarihin ne olduğu, davacıya kazadan sonraki süreçte maaş ödemesi yapılıp yapılmadığı, kazadan önce aldığı ancak kaza nedeniyle alamadığı maaşı dışında ek ödemeler bulunup bulunmadığı, SGK’dan müracaatçıya herhangi bir nam altında ödeme yapılıp yapılmadığının, ödenek bağlanıp bağlanmadığının her halükarda sorulması gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla müteveffanın kask takmadığı ve koruyucu kıyafet giymediğinin sabit olduğunu, bu doğrultuda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, %20’den aşağı olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 07.08.2015 tarihinde meydana gelen çift taraflı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle kazada vefat edenin annesi tarafından ZMMS sigortasında yönelik olarak destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Poliçe tarihi olan 31.10.2014 tarihi itibariyle, 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının henüz yürürlüğe girmediği anlaşılmaktadır. Poliçe tarihi itibariyle yürürlükte bulunan eski genel şartlar, KTK hükümleri ve Yargıtay 4. ve 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre davacının desteğin mirasçısı sıfatıyla değil üçüncü kişi sıfatıyla dava açmış olması nedeniyle destek sürücünün kusuru davacıya yansıtılamayacağından davacının destek tazminatından davalı sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında sorumludur. Yargıtay 4. ve kapatılan 17. Hukuk Dairesi 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarından önce tanzim edilen poliçeler için yukarıda açıklanan görüş yönünde kararlar vermeye devam etmektedir. Nitekim Yargıtay HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, 2011/17-787 E, 2012/92 K, 4. HD 2022/682 E. 2022/8712 K., 17. H.D 2013/14063 E -2015/245 K, 17. HD 2015/11772 E, 2018/6434 K, 24.04.2018 tarih 2015/9649 E., 2018/4463 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu nedenlerle davalı sigorta vekilinin zararın teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. İstinafa gelen tarafın zamanaşımına yönelik istinaf nedeninin irdelenmesinde; 2918 Sayılı KTK'nun 109. maddesinde "(1) Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. (2) Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Davalı tarafın davaya cevaplarında süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmadığı gibi dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak belirtilmiş olmakla, (HGK 05.05.2010 gün 2010/8-231 E. 255 K. Sayılı ilamı) gerek dava açılan miktar gerekse ıslah edilen tutar yönünden davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Davacıya dair aile nüfus kayıt örneğinin incelenmesinde, vefat eden 24.01.1997 doğumlu ...'in annesi olduğu, babası ...'in davadan evvel 06.09.2017 tarihinde vefat ettiği, kardeşi ...'in evlilik sebebi ile nüfus kaydının aile hanesinde kapalı olduğu görülmüş, davacının kazada vefat edenin annesi olması sebebiyle desteğin kanıtlandığı ve vefat edenin nüfus kaydına ve dosyaya mübrez mirasçılık belgesine göre vefat eden ...'in bekar olduğu, kaza tarihinde anne ve babasının hayatta olduğu, babasının 06.09.2017 tarihinde vefat ettiği gözetildiğinde dava dışı kız kardeşi ...'nın yaşı ve evli olması nedeniyle DYKT koşullarının gerçekleşmemiş olmasına göre aktüerya raporunda garame hesabının yapılmamasında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, SGK Konak Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dosyaya gönderilen 22.12.2023 tarihli yazı cevabı dikkate alındığında tazminattan düşülmesi gereken rücu ödemesinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf nedeninin incelenmesinde, kazada vefat eden ...'in İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen 27.08.2015 tarihli otopsi raporunda ölüm sebebinin genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot, üst ve alt ekstremite, pelvis, vertegra, kafa tası kırıkları ile birlikte beyin kanaması, iç organ laserasyonlarından gelişen iç kanama ve üst ekstremite amputasyonu sonucu meydana gelmiş olduğu kanaati rapor edilmekle mahkemece müterafik kusur indiriminin yapılmamış olması isabetli bulunmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 19.809,90 TL harçtan peşin alınan 5.000,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.809,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.10.2024 tarhinde oy birliğiyle karar verildi.