Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/569 E. 2025/849 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/569
- Karar No
- 2025/849
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/569 KARAR NO : 2025/849 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2023 NUMARASI : 2022/363 E. - 2023/17 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 Tarih ve 2022/363 Esas - 2023/17 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2020/106824 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, dava dışı ... Gıda İhtiyaç Tüketim Maddeleri İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş tarafından bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, dava dışı şirketin bu ret kararına yönelik itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini ancak müvekkili başvurusunun, SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca resen reddedildiğini, oysa müvekkilinin eğlence ve hediye sektöründe e-ticaret hizmeti veren bir firma olarak hızla büyüdüğünü, dava konusu edilen başvuruda olduğu gibi "..." ibareli markalar seçtiğini ve TÜRKPATENT nezdinde de bu markaları tescil ettirmek için usulüne uygun biçimde başvurular dosyaladığını, İngilizce veya Türkçe’de dava konusu edilen "... ..." şeklinde herhangi bir mal veya hizmeti ifade eden kullanım bulunmadığını, ayrıca İngilizce konuşulan ülkeler de dahil olmak üzere bu ibarenin dünyanın pek çok ülkesinde marka olarak sorunsuz bir biçimde tescil edilegeldiğini, müvekkilinin görselli 2021/131105 sayılı markasının 30.32.33. ve 35. sınıflara giren mallarda tescili hususunda, davalının herhangi bir sakınca görmediğini, ayrıca halihazırda TÜRKPATENT nezdinde tescilli 1612 adet "..." ibareli marka bulunduğunu, bu markaların, müvekkilinin reddedilen markasından herhangi bir farkının bulunmamasına rağmen tescile bağlandığını, müvekkili markasının yaygın ve etkin olarak kullanımı neticesinde bağımsız hale gelerek markalaştığını, ayrıca tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-2704 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca marka olarak tescil edilecek olan bir sözcüğün, hem ayırt edici niteliği olmasının hem de tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler yönünden ayırt edici bulunmasının gerektiğini, dava konusu başvurunun, redde konu mallar bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." işaretinin, başvurunun kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetlerden fonsiyonel ve anlamsal açılardan bağımsız olmaması, herkes tarafından kullanılabilecek/tercih edilebilecek yerleşik anlamlı, orijinal olmayan bir tamlama olması, bu yönüyle üzerinde kullanılacağı emtianın aynısını piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin mal ve hizmetlerinden ayıramaması, bu mal ve hizmetlerin özünden farklı olmaması, ancak ve sadece "doğum gününü kutlayan bir mesaj/dilek" olması nedenleriyle, reddedildiği mal ve hizmetler açısından marka olarak soyut ve somut ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusunu oluşturan "... ..." ibaresinin ayırt edici olmadığı kabulüne dayanan mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, kararda, SMK'nın ilgili hükümlerince markanın ayırt ediciliğinin eksik incelendiğini, "... ..." ibaresinin, ana dili İngilizce olan ülkelerde bile tescil edilmiş iken Türkiye'de ayırt edici olarak kabul edilmemesinin, hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkili markasının tescilinin, herhangi bir üçüncü kişinin hakkını da ihlal etmediğini, başvurunun, kapsamındaki 8 sınıfın tamamında ayırt edici olmadığının söylenmesinin mümkün olmadığını, dünya genelinde bu ibareyi taşıyan ve tescillenmiş yaklaşık 1500 markanın olduğunu ve hiç birinin ayırt edici olmadığı gerekçesiyle reddedilmediğini, müvekkili başvurusunun, tescili sağlanan bu markalardan kelime yapısı, anlam ve kelime bütünlüğü açısından tamamen farklı olduğunu, kullanım ile ayırt edicilik vakıasının dikkate alınması gerektiğini, bu kapsamda müvekkilinin halihazırda bir internet sitesinin bulunmasının ve Avrupa ülkelerinde faaliyete başlamak için markasını tescil ettirmesinin, tescilden önce gerçek hak sahibi olduğunu kanıtladığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 5. maddesinde marka tescilindeki mutlak ret nedenlerinin düzenlendiği, kamu düzenine ilişkin olan bu nedenlerin gerek TÜRKPATENT nezdinde ve gerekse de açılacak bir davada re'sen gözetilmesi gerektiği, bu nedenle mutlak ret nedenlerinin ilk kez YİDK aşamasında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, dava konusu başvurunun, "..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda başkaca bir kelime ya da şekil unsuruna yer verilmediği, başvuruyu oluşturan ibarenin Türkçe'de "...", "..." anlamlarına geldiği ve bu anlamlarının toplumda yaygın olarak bilindiği, "... ..." ibaresinin, ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavrandığı ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırdığı, bu kelime öbeğinin ortalama tüketici tarafından doğrudan/ilave zihni bir çabaya gerek olmaksızın doğrudan bilinen anlamı ile algılanacağı, bu nedenle de soyut ayırt ediciliği haiz olmadığı, diğer bir deyişle başvuru konusu ibarenin, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmasının ve o ticari kaynağın mal ve hizmetlerini, diğer ticari kaynakların mal ve hizmetlerinden ayırmasının mümkün olmadığı, kapsamına giren mal ve hizmetlerin hiçbirisi yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, başvuru konusu ibarenin slogan markası olarak da ayırt ediciliği haiz olduğunun söylenemeyeceği, her ne kadar başvuru konusu ibarenin, farklı ülkelerde ve bu kapsamda ana dili İngilizce olan ülkelerde tescilli olduğu ileri sürülmüş ise de markaların ülkeselliği prensibi gereğince başvuru konusu ibarenin, yurt dışında marka olarak tescilli bulunmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, dava dilekçesinde başvuru konusu markanın, yaygın ve etkin olarak kullanılarak bağımsız hale gelip, markalaştığı ileri sürülmüş olup, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu gözetildiğinde, dava konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale getirildiği iddiasına dayanıldığının kabulü gerekmektedir. Buna rağmen, ilk derece mahkemesince bu yönden olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Somut olaya uygulanması gereken SMK'nın 5. maddesinin 2. fıkrasına göre bir marka başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise aynı maddenin birinci fıkrasının b,c ve d bentlerine göre tescili reddedilemeyecektir. Buna göre, başlangıçta marka olarak tescil edilebilmesi için gerekli koşulları taşımayan bir işaretin zamanla kullanılarak ayırt edicilik kazanması mümkündür. Ancak; buradaki kullanımla ayırt edicilik kazanma SMK'nın 5. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinde yazılı mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil edilemeyecek bir işaretin kendisine ait olduğunu ticaret alanında kabul ettirmiş olması anlamına gelmektedir. “Kendisine ait olduğunu kabul ettirme” kavramının aynı Kanun'un 5/1-b maddesinde belirtilen “ayırt etmeyi sağlamaktan” daha güçlü olduğu ve ilgili sektör bakımından da bütün Türkiye’yi kapsadığının kabulü zorunludur. SMK'nın 5 maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen kullanma ile ayırt edicilik kazanıldığını iddia eden kişinin bunu kanıtlaması gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı taraf, başvuru konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale getirildiğini ispat hususunda bir kısım internet sayfası görselleri ile yurt dışı ve TÜRKPATENT nezdindeki marka tescillerine dayanılmıştır. Sunulan bu delillerin, başvuru konusu ibarenin, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını ispata yeterli olmadığı açıktır. Nitekim dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, markasal kullanıma ilişkin yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delilin dosyaya sunulmadığı açıklanmıştır. Öte yandan, davacı adına aynı ibareli markaların bulunması ya da aynı ibarenin yurt dışında tescilli olması da anılan iddiayı ispat için yeterli görülmemiştir. Eş söyleyişle davacı, dava konusu ibareyi tescil başvurusu öncesinde çok yoğun tanıtım ve yaygın kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğini ispat edemediğinden, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/01/2023 gün ve 2022/363 Esas - 2023/17 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuranın aleyhine olacak biçimde hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...