Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2023/521 E. 2026/318 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/521
- Karar No
- 2026/318
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/521
KARAR NO: 2026/318
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 26/10/2022
NUMARASI:2017/747 Esas - 2022/616 Karar
DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 30/07/2016 tarihinde müvekkil ...'ın, oğlu olan ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı traktörü ile Sivas Merkez istikametinden ...istikametine doğru seyir halindeyken ... yol kavşağına geldiğinde ...istikametinden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tekrar ...istikametine dönmek için ani dönüş yaptığını, ...plakalı traktör sürücüsü ...'ın tıra çarpmamak traktörün direksiyonunu sağa kırması sonucu traktör yolun sağına yan yatması ile meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın ağır yaralandığını, davacının belden aşağı felç olduğunu, hastanece tanzim edilen rapora göre davacının kaza nedeni ile % 83 oranında daimi sakat kalarak iş gücü kısıtlandığını, kaza nedeniyle ... plakalı aracın sigortasız olduğunu, sürücüsü ... hakkında soruşturma başlatıldığını, davacı maruz kaldığı kaza sonucunda daimi sakat kalmış olup bakiye ömrü boyunca artık eskisi gibi ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, eskisine oranla daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını, ekonomik geleceğinin sarsıldığını belirterek 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca şimdilik belirsiz 1.000,00-TL daimi maluliyet tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 30/07/2016 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacı malul kaldığını, bu poliçelerden dolayı sorumluluğunun davacının kusuru oranında olmak üzere yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 310.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, aktüer tarafından tespit edilen işbu 155.144,00-TL tazminat tutarı 02/08/2017 tarihinde davacıya ödenmiş olduğunu, yapılan ödeme mukabilinde davalı kurum davacılarca ibra edildiğini, ibranamenin dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı şirketçe ödenen tazminat tutarı ile mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi tarafından tespit edilecek tazminat miktarı arasında fahiş fark ödemenin yetersiz olduğunun tespiti halinde ancak ibraname hükümsüz sayılabileceğini, aksi halde davanın reddi gerektiğini, poliçe teminatına girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların tümden reddini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile avans faiz talebinin reddi ile dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi nedeninden kaynaklanan davacının maddi tazminat talebinin kısmen reddi ve kısmen kabulü ile; 154.856,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 20.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 155.144,00 TL lik istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyanın KTK. md. 97 deki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, davacıya ödeme yapılmış olup, işbu davaya konu ek tazminat talebine ilişkin olarak kuruma başvuru yapılmadığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında Güvence Hesabı tarafından yapılan ödeme yeterli olacağından KTK'nın 111. maddesine göre başvurunun reddi gerektiğini, limit aşımı söz konusu olup, kararın kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini, hesaplamalarda TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmaması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tazminat tutarından öncelikle müterafik ve hatır indirimi yapılarak elde edilen indirimli miktar üzerinden güncel tutarın düşülmesi gerektiğini, maluliyet raporunun kabulü mümkün olmadığını, maluliyet raporları çelişkili olup, söz konusu çelişkinin giderilmeden hüküm tesis edilemeyeceğini, kusur raporu denetime elverişli olmadığını, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği sağlık gideri teminatından ...'nın sorumlu olduğunu, başvuru aşamasında müvekkil tarafından ödeme yapılıp zarar giderildiğinden, müvekkil kurumun söz konusu kaza ile ilgili herhangi bir sorumluluğu kalmadığını müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faizden de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 30/07/2016 tarihinde davacının oğlu sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı traktör ile sigortasız olan dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni kalıcı iş öremezlik tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde kalıcı ve geçici bakıcı, geçici işgöremezlik ve tedavi giderine ilişkin talep olmadığı gibi İlk Derece Mahkemesince de bu tazminat kalemleri bakımından kurulan hüküm bulunmadığından bu taleplere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Kazaya karışan araç sigortasız olup davacı, Güvence Hesabına başvuru yaptıktan hatta ödeme de aldıktan sonra dava açtığına ve eksik ödeme nedeniyle tazminat talebi halinde yeniden başvuru gerekmediğine göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. 30/07/2016 tarihli kaza tespit tutanağında kazanın tek taraflı olduğuna ilişkin evrak düzenlenmiş ise de olay yerini gören kamera kayıtlarının incelenmesi ve CD ortamında dosyaya kazandırılması ve incelenmesi neticesinde ... plakalı aracın kontrolsüz şekilde dönüş yapmak için yola çıkması neticesinde ...plakalı traktörün tıra çarpmamak amacıyla manevra yapması ile kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Düzenlenen 07/06/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre ...plakalı traktör sürücüsünün %20, sigortasız ... plakalı tır sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiştir. İzlenen kamera kayıtları ile kazanın oluş şeklinin tespit edilmesine ve Mahkemece alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun düşmesine göre kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Kaldı ki yakın aile bireyleri arasındaki taşıma, hatır taşıması kapsamında değerlendirilemez. İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 20/12/2021tarihli maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine Yönetmelik hükümlerine göre % 92 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.Zarar sorumlusu davalı tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için davalının ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan miktar ile fiilen ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Yapılan ödemenin yetersiz olduğu saptandığı takdirde, hesaplamanın yapıldığı tarihteki verilere göre tazminat hesabı yapılıp zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri hesaplanan güncel tazminattan düşülerek sonuç tazminat belirlenmelidir.Davacı, dava açmadan önce davalıya başvurmuş olup davalı tarafından davacıya taraflar arasında düzenlenen ibraname uyarınca 02/08/2017 tarihinde 155.144,00 TL ödeme yapılmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, davacı için ATK tarafından tespit edilen % 92 tüm vücut engellilik oranına ve sigortasız araç sürücünün %80 kusur oranı üzerinden ödeme tarihi itibariyle 349.324,09 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı hesaplanmıştır. Rapor tarihindeki verilere göre ise davalının daha önce ödediği bedel güncelleme yapılarak düşüldüğünde 995.111,05-TL kalıcı işgöremezlik tazminatı hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunda ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ödeme yetersiz olduğu tespit edildiğinden KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptali şartları somut olayda gerçekleşmiştir. Davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre belirlenen tazminata davalının temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23.10.2017 tarih, 2016/ 9924 E. ve 2017/9413 K. sayılı kararı).Davalının traktörde yolculuk yapması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılmamış olması doğru değilse de indirim yapılsa dahi kalan poliçe limitini aşan tazminat bulunduğundan müterafik kusur indirimi yapılmamış olması sonuca etkili görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 10.578,21 TL harçtan peşin alınan 3.381,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.196,91 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026