Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/504 E. 2023/822 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/504
- Karar No
- 2023/822
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/915 KARAR NO: 2025/770 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/03/2025 ESAS NO: 2024/86 KARAR NO: 2025/271 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/07/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 10.02.2022 tarihinde akdedilen ... numaralı 1 yıl süre ile geçerli "İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesi" kapsamında davacıya ait ... Mah. ... Sok. No:... Ataşehir/ İSTANBUL adresindeki taşınmazın 1.050.000,00 TL bedel ile sigortalandığını, taşınmazın bodrum, zemin ve 7 kat ile çatı katı olmak üzere toplam 10 kısımdan oluştuğunu, her kısmın 105.000,00 TL bedel karşılığında teminat altına alındığını, 2023 yılı Şubat ayı içinde meydana gelen çatı katında meydana gelen su baskını nedeniyle çatı katının kullanılamaz hale geldiğini, davalıya hasar ihbar neticesinde eksper raporunda taşınmazın çatı katında meydana gelen hasarın giderilmesi ve çatı katının eski haline getirilmesi için harcanması gereken bedelin 107.000,00 TL olduğunun belirlendiğini, davalının 17.343,31 TL ödeme yaptığını, davalı şirkete bakiye bedelin ödenmesi için ihtarname gönderildiğini ancak davalı tarafından talebin reddedildiğini, bakiye bedelin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olması nedeniyle davanın yetkisizlik nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava konusu olaya ilişkin ... numaralı İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesinin düzenlendiğini, fırtına teminatının ise 1.050.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını, müvekkili tarafından dava konusu zararın karşılanmış olması nedeniyle müvekkili şirketin bakiye borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin eski-yeni ve eksik sigorta tenzili ile birlikte, hasarı tespit ederek eksiksiz biçimde 17.343,31 TL tazminat ödendiğini, poliçe düzenlenme aşamasında davacının sigorta bedelini hatalı olarak belirttiğini, ekspertiz çalışmaları sırasında hasara konu yapının gerçek değeri tespit edildiğinden meydana gelen hasarda 0,7998 çarpan oranında eksik sigorta/eksik prim proporsiyonu uygulanması gerektiğini, sel ve su basması hasarında muafiyet sigorta bedeli olan 1.050.000,00 TL üzerinden %2 oranında muafiyet uygulanması gerektiğini, davacı yanın taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, sigorta alanında uzman bir bilirkişinin yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız başlatılan takip nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin mevcut olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin faiz ödeme borcunun olmadığını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 2023 yılı Şubat ayında davacının iş yerinde meydana gelen su baskınına bağlı olarak, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında olayın neden kaynaklandığı, kusurun izafesi hususlarının aydınlatılmasına bağlı olarak davalı tarafça İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali davasında, bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, olayda, yalnızca binanın çatı katında ve kısmi şekilde bir hasar oluşması nedeniyle, binanın tüm değerini esas alarak proporsiyon kuralının uygulanmasının uygun olmadığı, bu nedenle proporsiyon kuralı uygulanmadan yapılan hesaplamaya mahkemece itibar edildiği, yapılan yargılamaya ve taleple bağlılık ilkesine bağlı olarak davacı tarafın davalı taraftan 85.556,69 TL alacağı bulunduğu, her ne kadar 3095 sayılı yasaya göre taraflar arasındaki faaliyetin ticari iş olmasına bağlı olarak avans faizi talep edilebilmesi mümkün ise de, davacı tarafça yasal faiz talebinde bulunulduğu, bu nedenle yasal faize hükmedilebileceği, 85.556,69 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan icra inkar tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ İLE, Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, toplam 85.556,69 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, 85.556,69 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, İİK 67/2. maddesi gereğince 85.556,69 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 17.111,34 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili tarafından dava konusu zararın karşılanmış olması nedeniyle müvekkili şirketin bakiye borcunun bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu alanında uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlandığını, bilirkişinin eksik sigortanın yalnızca bir kata dair bir talepte bulunulduğundan uygulanmamasına yönelik yorumunun sigorta hukukunun hiçbir noktası ile bağdaşmadığını, bilirkişinin diğer bir fahiş yaklaşım hatasının ise, çatı katında kısmi hasar olduğundan eksik sigortanın uygulanmaması gerektiğine ilişkin olduğunu, TTK uyarınca eksik sigorta kısmi hasarlarda uygulanıp tam ziyalarda uygulanmayacağından bu yorumunda hatalı olduğunu, bilirkişinin tüm binanın gerçek değerinin yüksek olmasının çatı katının değerini yükselteceğini değerlenmediğini, rapora itirazlarının mahkemece dikkate alınmayarak hükme esas alındığını, alacağın likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin faiz ödeme borcunun olmadığını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan davacıya ait iş yerinde meydana gelen hasarın tazmini istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemenin 2023/504 E. 2023/822 K. sayılı 15/06/2023 tarihli görevsizlik kararınına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 20/12/2023 Tarih ve 2023/1576 E. 2023/1807 K. sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, ardından dosyanın İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/86 esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ... Sigorta A.Ş. olduğu, 85.556,69 TL asıl alacak üzerinden 27.04.2023 tarihinde başlatılan icra takibinde sigorta poliçe kapsamında su baskını nedeniyle bakiye hasar bedelinin borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 08.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 05.05.2023 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Davacı sigortalı, kendisine ait sigortalı binanın çatı katında meydana gelen su baskını sonucu hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin hasarın tamamını karşılaması gerekirken bir kısmını karşıladığını, bakiye kısım için başlatılan takibe davalının haksız itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığını beyan etmektedir. Taraflar arasında akdedilen ... numaralı 10/02/2022 tarihli, 1 yıl süre ile geçerli "İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesi" kapsamında davacıya ait ... Mah. ... Sok. No:... Ataşehir/İstanbul riziko adresindeki işyerinin 1.050.000,00 TL bedel karşılığında sigortalandığı, fırtına teminat limitinin 1.050.000,00 TL olduğu, poliçenin 8. sayfasındaki özel notlar bölümünde ''... İş Merkezi tamamı teminat altına alınan katlar: Bodrum, Zemin 1-2-3-4-5-6-7 ve Çatı (her kat bir iş yerinden oluşmaktadır) teminat altına alınmıştır. Beher her kısım bedeli 105.000,00TL 'dir '' ibaresinin yer aldığı görülmektedir.28.02.2023 tarihli ekspertiz raporu:""..Sigortalı riziko adresinin iş merkezi olarak kullanıldığı görülmüştür.İlgili poliçede binanın bodrum + zemin + 7 kat + çatı katı olarak teminat belirtildiği görülmüştür. Tarafımızdan yapılan tespitte binanın giriş + 6 kat + çatı katından oluştuğu belirlenmiştir. Mahalde yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda İstanbul bölgesinde meydana gelen fırtına sonucu binanın teras kısmında yer alan yapının çatı bölümü kaplamasının kısmi olarak uçtuğu, çatı örtüsünün açılması ile kar ve yağmur sularının binanın içerisine dolduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen hadise sebebiyle çatı katından giren suların, çatı katında bulunan dernek olarak kullanılan işyerine ve 6.katta bulunan iş yerine sirayet ettiği belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda çatı kısmının OSB ve membran kaplamalarının zarar gördüğü anlaşılmıştır. Binanın çatı kısmında bulunan dernek olarak kullanılan bölümün alçıpan asma tavan, mutfak dolapları, laminat parkeleri ile tavan ve duvar boyalarının kabarma/şişme/lekelenme şeklinde zarar gördüğü ve aynı zamanda elektrik tesisatı ile spot aydınlatmalarının zarar gördüğü tespit edilmiştir. Yine binanın 6.katında bulunan iş yeri olarak kullanılan bölümün tavan ve duvar boyaları ile asma tavan taş yünü plakalarının zarar gördüğü anlaşılmıştır. Mahalle maliyet çalışması yapılmak üzere ... firması yönlendirilmiş olup, onarım firmasının tarafımıza göndermiş olduğu maliyet raporu üzerinden değerlendirmeye yapılmıştır. Sigorta değeri hesaplama: Yapılan tespitte her katın 160 m², çatı katının ise 70m² olduğu tespit edilmiştir.6 kat x 160m²= 960m² Çatı katı 70m² x 1= 70m² Binanın kapalı alanın toplam 1030m² olduğu belirlenmiştir.Yapılan incelemede sigortalı binanın 4/C sınıfına tabi olduğu, Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığının Eylül 2022 yılı inşaat m² birim bedellerine göre 4/C yapı sınıfı için yeniden inşa maliyet m² birim fiyatının 6.400,00 TL olduğu belirlenmiştir. 1030m² x 6.400,00 TL=6.592.000,00 TL Otopark ve açık zemin alan değeri 300.000,00 TL, asansör değeri 100.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda toplam binanın toplam sigorta değeri 6.992.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Tespit edilen bedel üzerinden %25 eskime tenzil edilmiş olup, bina rayiç bedeli 5.244.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. Söz konusu binanın 3 yıldan eski olması sebebiyle hasardan %25 eskime tenzilatı uygulanmıştır. Tespit ve incelemelerimiz kapsamında çatı katında bulunan iş yerinin mutfak kısmındaki laminat parkeleri ile mutfak dolap için raflarının kiracı dernek tarafından yaptırıldığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede mutfak laminat parkesi teminat dışı olarak değerlendirmiştir. Yine mutfak dolap rafları kiracı tarafından yaptırıldığı için mutfak gövde ve kapak kısımları değerlendirmeye alınmıştır. Çatı katı dernek tarafından 2 adet çekyat, 1 adet stor perde, 2 adet sehpa, 8 adet halı için 920,00 TL kuru temizleme masrafı talep edilmiştir. Söz konusu hasarın fırtına sonucu meydana gelmesi sebebiyle sigortalıya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden talep edilen kuru temizleme masrafı teminat dışı olarak değerlendirilmiştir." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince Avukat/Aktüer bilirkişiden aldırılan 06.08.2024 tarihli raporda:"...Bu çerçevede dava konusu olaya baktığımızda; yalnızca binanın çatı katında (bir bölümünde) ve kısmi şekilde bir hasar oluşması nedeniyle, binanın tüm değerini esas alarak proporsiyon kuralının tatbik edilmesinin sigortacılık uygulamasına ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Burada sigorta değeri, çatı katında oluşan hasara ilişkindir. Nitekim, araç kasko sigortalarında da kısmi hasar oluştuğunda sigorta bedeli ile araç değeri oranına göre değil, kısmi hasarın miktarına göre bir tazminat ödenmektedir. Olayımızda da, bir deprem söz konusu olsa ve bina tamamen hasara uğramış olsa idi, sigorta bedeli (1.050.000,00 TL) sigorta değerinden (5.244.000,00 TL) düşük olacağından, proporsiyon kuralının uygulanması mümkün olabilirdi. 1-Bilirkişiliğimiz görüşünün kabulü ve dava konusu olayda proporsiyon kuralının uygulanmayacağının kabulü halinde: Bilirkişiliğimizce de dosyada mevcut tek delil olarak tespit edilen ekspertiz raporuna iştirak edilerek; çatı katında oluşan hasarın 104.820,00 TL olduğu, eski/yeni eşya tenzili olarak uygulanan 18.202,50 TL'nin kadri maruf olduğu, buna göre davacının toplam tazminat alacağının; 104.820 (-) 18.202,50 = 86.617,50 TL olarak hesaplandığı (davacının talebinin ise 85.556,69 TL olduğu) , oluşan hasarın birinci (ana) sebebinin fırtına olması nedeniyle, sel/su basması hasarları için öngörülen %2 muafiyetin dava konusu olay açısından uygulanmasına gerek bulunmadığı, nitekim eksper görüşünün (ve hesaplamalarının) da bu yönde olduğu; Davacı taraf takip tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiğinden, bu talebinin temerrüt ve faiz hükümleriyle uyumlu ve davacıyı bağlayıcı olduğu değerlendirilmektedir. Zira, davacının taleplerinin reddi tarihi itibariyle temerrüt gerçekleşmiş olmakla birlikte, davacı daha sonra açtığı takip tarihini esas alarak temerrüt faizi talep etmiştir.2-Sayın Mahkemenin proporsiyon kuralının uygulanması gerektiğinin kabulü halinde:Bu halde, dosyada mübrez ekspertiz raporundaki hesaplamalarda bir hata tespit edilmediğinden ve hesaplanan 17.343,31 TL'nin davacıya ödendiği yönünde taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, davacının talep edebileceği bir alacağının kalmadığı değerlendirilmektedir." şeklinde olup, aynı bilirkişiden aldırılan 27.12.2024 tarihli ek raporda da kök rapordaki gibi kanaatler bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nın Eksik Sigorta'ya ilişkin 1462. maddesi:" Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder." şeklindedir.Somut olayda, poliçede riziko adresinin bina halinde tüm işyeri olarak bildirildiği, binaya ilişkin 1.050.000,00 TL bedel ile teminat limitinin belirlendiği, özel notlar kısmında yer alan açıklamanın ise her bir kat için teminat limiti teminat miktarının eşit miktarda dağılımına yönelik olduğu, 01.02.2023 tarihindeki fırtına nedeniyle riziko adresindeki bina ile çatı katındaki dernek olarak kullanılan işyeri ile 6. katta yer alan işyerinin zarar gördüğü ekspertiz raporu ile belirlenerek çatı katındaki zarara ilişkin hasara hesaplamasının yapıldığı, işyerinin bina olarak tamamına ilişkin sigorta değerinin 5.244.000,00 TL olduğu sigorta bedelinin ise 1.050.000,00 TL olması nedeniyle eksik sigorta durumunun olduğu belirtilerek oranlama yoluyla 17.343,31 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafın ise her bir kısma ilişkin bedelin 105.000,00 TL olması nedeniyle bakiye hasar bedelinin ödenmesi gerektiğinden bahisle dava konusu icra takibinde talepte bulunduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince rapor aldırılan bilirkişinin teknik hesaplama konusunda uzmanlığı bulunmadığından dolayı ekspertiz raporunda bildirilen hasar miktarı ve sigorta değeri üzerinden alternatifli hesaplama yapılmış, eksik sigorta konusunda ise her bir kat için ayrı sigorta bedeli özel not olarak poliçede belirtilmiş olması ve kısmi hasar nedeniyle uygulanamaz nitelikte olduğu belirtilerek muafiyet tenzili de yapılmaksızın bakiye poliçe bedelinin ödenmesi gerektiği yönünden ilk alternatife göre görüş bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından bilikişinin sigorta değerine yönelik hesaplamaya yargılama sırasında itiraz edildiği, davalı vekili tarafından bilirkişinin eksik sigorta görüşüne itiraz edildiği, teknik konuda hesaplamanın bu alanda uzmanlığı bulunmayan bilirkişi tarafından yapılmayacağı bildirilerek rapora itibar edilemeyeceği hususu istinaf sebebi yapılmıştır. Öncelikle mahkemece itibar edilen bilirkişi raporundaki görüşe göre kısmi hasar bulunduğundan bahisle eksik sigorta hükümlerinin uygulanamayacağına yönelik kabul TTK'nın 1462. maddesindeki açıkça bir kısmın zararı ibaresi karşısında itibar edilemez niteliktedir. Dava konusu ile sigorta poliçesinde riziko adresi olarak tüm işyeri bina halinde gösterilmiş ve tüm katlar yönünden işyeri sigorta poliçe kapsamına alınmıştır. Sigorta poliçesindeki özel not nedeniyle her bir kısım/kat için ayrıca sigorta bedeli belirlendiği yani her bir kat için 105.000,00 TL sigorta bedeli belirlenmiş olması ise yukarıdaki eksik sigorta hükümlerinin uygulanmayacağı anlamına gelmemektedir. Sigorta poliçesinde taşınmaza "Bodrum, Zemin 1-2-3-4-5-6-7 ve Çatı (her kat bir iş yerinden oluşmaktadır) teminat altına alınmıştır. Beher her kısım bedeli 105.000,00 TL" ilişkin açıklama işyerinin 10 bölüm/kat olması nedeniyle konulmuş ise de, yerinde tespit nedeniyle ekspersiz raporunda binanın giriş + 6 kat + çatı katından oluştuğu bildirilmiş, yani işyerinin 8 kat olduğu tespit edilmiştir. Bu şekilde 8 kat üzerinden işyerinin sigorta değeri hesaplaması yapılmıştır. İşyerinin bildirilen kat/kısım sayısının mevcut halinde farklı olması nedeniyle özel notta yer alan miktarın uygulanamaz nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bildirilen kat/kısım bedelinin geçerli olduğu kabulü halinde dahi sigorta değerinin de poliçedeki gibi 1/10 oranında oranlanması gerektiğinden yapılan hesaplamada bir değişiklik olmayacağı değerin fazla olması halinde eksik sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde zararın 107.000,00 TL olduğuna yönelik dosyada yer almayan ve sunulmayan ... tarafından hazırlanan ekspertiz raporuna atıf yapılmış, anlatım itibariyle 105.000,00 TL'lik limit olması nedeniyle çatı katının eski hale getirilmesi için bu yönden oluşan zarara yönelik talepte bulunulmuştur. Ekspertiz raporunda ise çatı katının teminat içi zarar 104.820,00 TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda taraflar arasında zarar miktarı, sigorta değerinin tespiti konusunda dosyada mevcut veriler ve hesaplamalar içeren ekspertiz raporundaki miktarlara davacı taraf itiraz etmiş, ekspertiz raporundaki hesaplamaları kullanan ve eksik sigorta uygulanmayacağına yönelik teknik nitelikte olmayan bilirkişi raporuna ise davalı vekili itiraz etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta hesaplamalarda itiraza uğramış olmakla dosyada mevcut denetime açık hesaplamalar içermeyen teknik nitelikte olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilemez.İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş, gayrimenkul değerleme uzmanı, inşaat mühendisi ve sigorta mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanının içerisinde bulunduğu bilirkişi heyetinden fırtına nedeniyle çatı katında meydana gelen hasar miktarının denetme açık şekilde tespiti, zarar tarihindeki sigorta değerinin tespiti amacıyla riziko adresindeki işyerinin rayiç değerinin tespiti, tespit edilen değerin sigorta bedelinden fazla olması halinde eksik sigorta hükümlerinin uygulanarak 1462. maddesi uyarınca oranlama yapılması suretiyle davacının önceki aldığı ödeme de dikkate alınarak fırtına teminatı yönünden muafiyet öngörülmemesi de dikkate alınarak talep edebileceği zararının bulunup bulunmadığı konusunda denetime elverişli hesaplamalar içeren rapor alınarak, varılacak kanaate göre hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.Kabule göre de, hasar nedeniyle davacının talep edebileceği bedelin tespiti hususu yargılama sırasında bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olup hesaplamayı gerektirdiğinden likid olmayıp İİK'nın 67/2. maddesindeki koşullar oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/86 E. 2025/271 K. sayılı 25/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/07/2025