Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/474 E. 2025/752 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/474
- Karar No
- 2025/752
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2022 NUMARASI ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2022 Tarih ve 2021/96 Esas - 2022/185 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/50587 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2017/110504 sayılı ve "..." ibareli marka nedeniyle SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet mark arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin başvuru kapsamında 10. sınıf “Tıbbi katater, diğer tıbbi aletler ve cihazlar, bunların parça ve aksesuarları” mallarının yer aldığını, müvekkilinin hitap ettiği tüketici kitlesinin kardiyovasküler alanda anjiyo uygulamaları gerçekleştirebilecek yetkinlik düzeyinde olan tıp uzmanları olduğunu, redde mesnet marka hakkının hitap ettiği tüketici kitlesinin de medikal sektörde ticari faaliyet gösteren tıp alanında uzman kişiler olduğunu, redde mesnet markada yer alan ibarenin ayrıştırılarak yazılmış olmasının hem anlam, hem yazılış, hem de okunuş olarak markaları SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzer olmaktan çıkardığını, diğer taraftan müvekkilinin dava konusu başvuruyu oluşturan ibareyi ilk kez 2011 tarihinde yaklaşık 30 ülkede tescil ettirdiğini, müvekkilinin 2019 yılından bu yana da ülkemizde de katarer ürününün satışını gerçekleştirdiğini ileri sürerek, ....sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğununu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru konusu emtiaların tamamının, redde mesnet gösterilen markada aynen/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markaları arasında bulunan tek farkın, redde mesnet markada bulunan “-“ işareti olması, anılan işaretin marka imajında radikal bir değişiklik yaratmaması, görsel açıdan markaların ayrıştırılmasını sağlayacak başkaca bir unsurun da bulunmaması karşısında markaların SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzer olduğu, tarafların marklarını oluşturan ibarelerin Türk Dil Kurumu'nun güncel Türkçe sözlüğünde doğrudan bir karşılığının bulunmadığı, yine, redde mesnet gösterilen “...” markasının da Türk dilinde karşılığı bulunmadığı, bu nedenle markalar arasında kavramsal karşılaştırmasının yapılamayacağı, her ne kadar markalar bilinçli tüketicilere hitap etmekteyse de markalar arasındaki farklılığın bilinçli tüketiciler nezdinde dahi markaları ayırt etmek için yeterli olamayacağı, davacının başka ülkelerdeki tescillerinin varılan sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin ürünün sadece kalp cerrahları tarafından kullanılan tıkalı kalp damarlarının açılmasına kullanılan katater ürünü olduğunu, müvekkilinin markasının hitap ettiği tüketici kitlesi bakımından minimum değişikliliklerin dahi fark olarak alınacağını, markalar arasında kavramsal faklılığın da bulunduğu, zira müvekkilinin başvurunun hiçbir anlamı yok iken redde mesnet markanın "...." şeklinde algılanacağını, markaların tertip tarzlarının da farklı olduğunu ayrıca müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemi ile dava konusu başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği, malların redde mesnet marka kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür olduğu gibi "..." ibareli dava konusu başvuru ile "..." ibareli redde mesnet marka işaretlerinin de SMK'nın 5/1-ç anlamında ayırt edilmeyecek derecede benzer oldukları, dava konusu başvurunun tertip tarzının, dava konusu başvuruyu redde mesnet marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıkarmadığı, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin bilinçli olması varılan sonucu değiştirmeyeceği gibi davacının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu iddiasının da işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 534,70-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...