Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/470 E. 2025/751 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/470
- Karar No
- 2025/751
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2022 NUMARASI : .... DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2022 Tarih ve 2020/31 Esas - 2022/190 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "....." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini oysa dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan "..." ibaresi ile dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin birebir aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının tanımış olduğunu, "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını, dava konusu başvurunun markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2020-M-83 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davaya konu marka başvurusu ile davacı yana ait markalar arasında iltibasa yol açacak nitelikte benzerlik bulunmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve anlamsal olarak benzemediğini, davacının, “... ...” markasının “...” ayrı vurgularla iki kelime olarak okunduğunu, “...” ibaresinin ise “...” bitişik tek kelime olarak okunduğunu, her iki markanın dışa yansıyan karakteristik özelliklerinin de farklı olduğunu, kullanılan yazı karakterlerinin, şekil unsurlarının birbirinden farklı bulunduğunu, davacının mesnet markalarının ayırt edici unsurunun ”...” markasının kendisi olduğunu, markayı oluşturan harflerden herhangi birinin tek başına davacı lehine ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, “...” harfinin ulusal düzeyde sadece davacı firmaya özgülenmesi talebinin korunamayacağını ve haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25. sınıf mallar bakımından, tarafların markaları arasında emtia bnerliği şartının gerçekleştiği, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, buna göre davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, iltibas tehlikesinin davacının "..." harfini yoğun ve uzun süre kullanarak maruf hâle getirmesi nedeni ile arttığı, davacının “... ...” ibareli markasının tanınmış marka olduğu, somut olayda tanınmışlığın iltibası arttıran bir unsur olduğu ve SMK’nun 6/5 maddesinde sayılan koşulların da gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2020-M-83 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2019/35227 sayılı ve "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, "..." harfinin davacıya özgülenmesinin mümkün olmadığını, tarafların markalarının tertip tarzlarının, yazım karakterlerinin, kullanılan şekillerin farklı olduğunu, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacı markalarından farklı olduğunu, "..." harfinin davacıya özgülenmesinin mümkün olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, davacının markalarının sadece "..." ibaresinden meydana gelmediğini, davacının markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuru bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşsa da başvuruda yer alan "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığı, her ne kadar tek başına harfler hiç kimsenin tekeline bırakılamaz ise de dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin tertip tarzı itibariyle davacı adına tescilli markalara benzetildiği, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, nitekim Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/3839-2024/7697 E/K sayılı ilamında da aynı kabulden hareketle "... ... ..." ibareli başvurunun davacının "..." ibareli markalarıyla benzer olduğu sonucına varıldığı, öte yandan davacı markalarının tanınmış bulundukları ve bu durumun da karıştırılma ihtimalini artırdığı gibi SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında davalı Şirket vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50'ar-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :03/05/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...