Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2249 E. 2023/2249 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2249
- Karar No
- 2023/2249
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2249 - 2025/2507 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2249 KARAR NO : 2025/2507 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2023/29 E. - 2023/437 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2023 Tarih ve 2023/29 Esas - 2023/437 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markların sahibi olduğunu, davalı şahsın 2020/161655 sayılı ve "...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin ve tanınmışlığının yüksek olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-15634 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, tarafların markaları arsında benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun "... (ing:phytotherapy)" kelimesinden türetildiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin "Uygun, zinde" gibi anlamlarının bulunduğu, "..." ibaresinin ifade ettiği anlamı itibariyle davaya konu gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliği zayıf nitelikte bir ibare olduğunun güncel yüksek yargı kararlarında ifade edildiği (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 23/11/2022 tarih 2021/3637 Esas 2022/8219 Karar sayılı kararı ile onanan Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi'nin 24/01/2019 tarih 2018/694 Esas 2019/75 Karar sayılı kararı, Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi'nin 22/12/2022 tarih 2021/148 Esas 2022/1637 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih 2021/1685 Esas 2022/6319 Karar sayılı kararı) buna göre yapılan değerlendirmede; davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davaya konu gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dava konusu markanın davacı markalarından farklılaştığı, yine dava konusu markanın genel görünümü içinde "..." ibaresinin ön plana çıkmadığı, "..." şeklinde bütünlük arz edecek şekilde dizayn edildiği, bu markasal mizanpaj nedeniyle söz konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı markalarından yeter derecede uzaklaştığı, davacı vekilinin dava aşamasında ibraz ettiği dokümandan; "... ..." markasını müvekkilinin "Bisküviler ve yulaf ezmesi" mallarında yoğun ve etkin olarak kullandığı anlaşılmaktaysa da, dava konusu markanın genel görünümü içinde "..." ibaresinin otonom konumda bulunmadığı, dava konusu markanın bir bütün olarak "..." şeklinde algılanacağı, dolayısıyla daha önce davacı markalarını gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama halk kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, davaya konu bir kısım emtianın hitap ettiği 18 yaşından küçük çocuk tüketicilerin satın alma tercihinde bulunurken özellikle görsel algısının, işitsel ve kavramsal algılarına göre daha ön planda olacağı, görsel olarak markaların farklı renk ve uzunlukta dizayn edilmeleri ve dava konusu markanın sonundaki "-..." ibaresinin "..." ibaresi ile bütünlük arz edecek şekilde bulunması nedeniyle söz konusu çocuk tüketicilerin de dava konusu markayı davacı markaları ile karıştırmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının "..." ibareli markalarının tanınmışlığının ispatlanmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markasının asli unsuru olan "... ibaresinin aynen dava konusu başvuruda yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği bulunduğunun mahkemece de kabul ediliğini, mahkemece ilgili tüketici kitlesinin eksik değerlendirildiğini, iltibasa etkisinin gözardı edildiğini, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliği haiz olduğunu, bunun mahkemece de kabul edildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı gibi esasen dava konusu başvurunun "bitki" ön eki anlamına gelen "fito" kelimesinden türetildiği, bu hali dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarından hem işitsel hemde anlamsal olarak yeterince farklılaştığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.06.2025 tarih ve 2025/81-4522 E.-K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 05.12.2023 tarih ve 2022/3365 E. - 2023/7083 K. sayılı kararında ise "..." ibaresinin davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından davacı tarafın tanınmışlık iddiasının tartışılmasının somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığı gibi kötüniyet iddiasının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir,
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.